<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173</id><updated>2012-02-15T03:44:37.336+02:00</updated><category term='Tobias'/><category term='secret'/><category term='Aydınlanma'/><category term='İnsan'/><category term='İlişkiler'/><category term='Şiir'/><category term='Nefes'/><category term='korku'/><category term='Kabul'/><category term='Öykü'/><category term='tuzaklar'/><category term='YükselişYolu'/><category term='ZamansızGerçekler'/><category term='Eşzamanlılık'/><category term='arzular'/><category term='KısaDuvar'/><category term='Yaratıcılık'/><category term='SoruCevap'/><category term='video'/><category term='Ayna'/><category term='Küçük İnsan'/><category term='alıntı'/><category term='uyanış belirtileri'/><category term='uyarı'/><category term='Yeshua'/><category term='AlmakVeVermek'/><category term='eğitimler'/><category term='Bilinç'/><category term='İnayet'/><category term='Yol'/><category term='Sohbet'/><category term='Duyular'/><category term='DogumVeÖlüm'/><category term='Veçheler'/><category term='Tanrısallık'/><category term='Datça'/><category term='YeniEnerji'/><category term='Şüphe'/><category term='Doğa'/><category term='Resim'/><category term='Uygulama'/><category term='Shaumbra'/><category term='Buddha'/><category term='İçselSavaş'/><category term='Araçlar'/><category term='Kendiniİfade'/><category term='Yemek'/><category term='Farkındalık'/><category term='Bütünleşmek'/><title type='text'>Ben'im Yolu...</title><subtitle type='html'>Özgürlük İnsan Ruhunun Amacı Değil, Gerçek Doğasıdır.</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>88</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-2454936676924271097</id><published>2012-01-06T01:35:00.000+02:00</published><updated>2012-02-06T04:29:04.250+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnsan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Datça'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='DogumVeÖlüm'/><title type='text'>İki Kaderin Kesişme Anı</title><content type='html'>&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: left; margin-right: 1em; text-align: left;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-SBj9ZdXPhLg/TwYy9J_PIKI/AAAAAAAAB6M/Siw-4WNH0YE/s1600/Iki+Kaderin+Kesisme+Ani.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/-SBj9ZdXPhLg/TwYy9J_PIKI/AAAAAAAAB6M/Siw-4WNH0YE/s400/Iki+Kaderin+Kesisme+Ani.jpg" width="325" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;Iki Kaderin Kesisme Ani&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;Bahçemizdeki pergolenin ahşap aksamlarını boyamak için gelen, sonradan yirmisekiz yaşında olduğunu öğrendiğim bir gençti. James Dean'i hatırlatan saç stiline eşlik eden dövmeleri bedeninde şekle bürünmüş hayallerinin uzantıları gibiydi. İnsanın ulaşmayı, kavuşmayı arzuladığı şeyleri sahiplenmek ve kendi gerçeğinin bir parçası kılmak adına bu sembollere tutunuyor olduğunu hissettim. Bu hisse eşlik eden anılar geçmişin dehlizlerinden çıktı geldi ve ilk dövmemi yaptırdığım zamanki duygularımı şimdime getirdi. Uçan at Pegasus, özgürlüğe kanat çırpan dört ayaklı bir yeryüzü canlısı olarak bende özlem duyduğum özgürlük ateşini temsil eden bir anlama sahipti. Bu anlamı gerçeğim kılmak, görünür hale getirmek için bedenime işletmiştim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O'nun hayalleri, tutkuları nelerdi diye düşünürken bedenindeki semboller hislere dönüştü ve yaşamında canlılık, renk ve hareket arayan bir gencin sıkışmış duygularını ve öfkelerini hissettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hız yapmayı sevenlerin tarzına benzeyen bir motorsikletle birkaç gün boyunca geldi ve işini yaptı. İşini yaparken yaz ortasının sıcağına aldırmaz görünüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısa süren sohbet anına dek kendisi hakkında bu izlenimleri edinmiştim. Büyük şehirlerden birisinde hiç yaşayıp yaşamadığını sordum. Kısa süreliğine İzmir'i görmüş olduğunu anlatırken yüzünde beliren ifade ne yapacağını bilememezlikten ve çaresizlikten doğan bir hüzne büründü. Datça ona dar gelmekteydi fakat elinden birşey gelmiyordu. Sözcüklerinin ardında gizli duyguların izini sürerken onu anlamama yardımcı olan şeyin yüzde otuzu sözleri, geri kalanı ise onların ardında gizli duygularıydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çalıştığı marangozhane yol kenarındaydı. Araba ile oradan geçerken zaman zaman motorsikletini görürdüm. Birkaç kez de selamlaşmıştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan bir ay geçmişti ki, aynı marangozhaneden tanıdığım birisi onun motorsiklet kazasında ölmüş olduğunu söyledi. Bunu duyduğum an zaman durdu. Gençlik ve ölüm yanyana geldiği zaman denklemde bir terslik oluşuyormuş duygusu belirdi içimde. Halen yaşıyorken ölümlere tanıklık etmek, yaşam rüyanda bir süre beliren bir kişinin rüyaya başka bir boyutta devam etmek üzere buradan ayrıldığını görmek tuhaftı. İnsan için ölüm, başkalarının başına gelen bir şeymiş duygusunu verir. Sarsılsa dahi kendisini ölüm sahnesinde hayal etmekten kaçınır insan. Kendi ölümünü geleceğe iteler. Gelecek yanılsamasından uyanmak belki de ölümünü şimdiye getirmek ve onunla yüzleşmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir de sadece nefes almak ama yaşamamak vardır. Bedenin, zihnin ve egonun doymak bilmeyen dürtüleriyle bir o yana bir bu yana sürüklenen hayatlar yaşamdan nasibini ne derece alır? Bu bilinçte nefes alamazken yaşamda boğulmaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kazanın nasıl gerçekleştiğini sordum. Virajdan sonra yolun ikiye ayrıldığı sapakta karşıdan gelen bir başka motorla çarpışmış ve ikisi de ölmüş. Ölen diğer kişi de motor tutkusunu paylaştığı bir arkadaşıymış. Başka zamanlarda yanyana sürdükleri motorları virajda karşı karşıya geldiği an, belki de sessizce yapılmış bir geçiş anlaşmasının tezahürüydü. İki kaderin çakışma anı her ikisine de haz veren tutkuları vasıtasıyla oluşmuştu. Kötü bir olay gibi görünen bu çakışma anında sanki bir şiirsellik vardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Motora hareket ve hız veren yakıt asıl gücünü bu gençlerin bastırılmış duyguları, hayal kırıklıkları ve özlemlerinden alırken, adı konmamış beklentilerini kavramak isteyen elleri sürekli gaza basıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her arzunun temelinde sevgiye ulaşma ve bütünleşme isteği vardır. İçe yolculuk yapan bir insan için bu bütünleşme yolculuğu birçok ölüm eşiği barındırır. Bu ölümler daha çok manevi anlamda içte yaşanan güçlü bırakışlardır. Her ölüm varlığı daha geniş bir bilinç düzeyine taşıma potansiyelini barındırır. En kuvvetli ölüm deneyimi ise, kendine doğmak üzere kendine ölmektir. Ben denen yanılsamanın buharlaşmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi burada olmayan bir gençle deneyimlediğim kendi kesişme anlarımı sizlerle paylaşarak onu da sizlerin (bu yazıyı okuyanların) yaşam rüyanızda bir ana taşımak istedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım yolu açık olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-2454936676924271097?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/2454936676924271097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2012/01/iki-kaderin-kesisme-ani.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/2454936676924271097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/2454936676924271097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2012/01/iki-kaderin-kesisme-ani.html' title='İki Kaderin Kesişme Anı'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-SBj9ZdXPhLg/TwYy9J_PIKI/AAAAAAAAB6M/Siw-4WNH0YE/s72-c/Iki+Kaderin+Kesisme+Ani.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-9026726222066955225</id><published>2011-05-31T23:28:00.000+03:00</published><updated>2012-02-06T01:05:04.545+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğitimler'/><title type='text'>Kendini Sevmek Özgürleştirir</title><content type='html'>&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-RIYcPxTq3tc/Ty8K8Imnc_I/AAAAAAAAB9A/s6jSTgpEiF4/s1600/tiger-monk.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="265" src="http://4.bp.blogspot.com/-RIYcPxTq3tc/Ty8K8Imnc_I/AAAAAAAAB9A/s6jSTgpEiF4/s400/tiger-monk.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Kendini Sevmek Özgürleştirir&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;Nedensiz yere kendini sevmek ve kendinle barışık olmak, sevginin  sebep ve koşullara bağlandığı bir dünyada çok garip bir şeymiş gibi  algılanabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiye layık olmak ve onu hak etmek için yerine getirilmesi ve  olması “gerekenlerin” listesi bilincimizin derinliklerine kazınmış  durumda. Derinlerde bir yerlerde kendimizi sevmiyor, yetersiz ve çaresiz  hissediyoruz.&amp;nbsp; İhtiyacımız olan sevgi ile tamamlanma duygusu insanları  alıyor ve çeşitli mecralarda bu eksikliği tamamlama uğruna, sonu yine  eksiklikle biten ve yine eksiklikten yola çıkılan türlü deneyimlere  sürüklüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Günlük yaşamımızda pek çok kanaldan, doğru ve yanlışlara dair  binlerce inanç kalıbının içimize işlemesi çok kolay olabiliyor. Tüm  bunlar sınırlı varlıklar olduğumuza inanmamızı&amp;nbsp; ve doğuştan sahip  olduğumuz yaratıcılığımızı ve özgürlüğümüzü unutmamızı sağlayan  katmanları daha da güçlendiriyor. &lt;a href="http://kendinedogru.com/egitimler/kendini-sevmek-ozgurlestirir"&gt;Yazının devamı&lt;/a&gt;...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-9026726222066955225?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/9026726222066955225/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2011/05/kendini-sevmek-ozgurlestirir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/9026726222066955225'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/9026726222066955225'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2011/05/kendini-sevmek-ozgurlestirir.html' title='Kendini Sevmek Özgürleştirir'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-RIYcPxTq3tc/Ty8K8Imnc_I/AAAAAAAAB9A/s6jSTgpEiF4/s72-c/tiger-monk.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-8033279225428522800</id><published>2011-04-18T00:41:00.001+03:00</published><updated>2012-02-06T01:07:53.710+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YeniEnerji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütünleşmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tanrısallık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yaratıcılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aydınlanma'/><title type='text'>Özgürleşme Yolunda Ruhsal Kimlik Engeli</title><content type='html'>&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: left; margin-right: 1em; text-align: left;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-0aUfm-s6K-g/Ty8Lm6PjoYI/AAAAAAAAB9I/Chseny5E_AE/s1600/Ruhsal+Kimlik.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="281" src="http://1.bp.blogspot.com/-0aUfm-s6K-g/Ty8Lm6PjoYI/AAAAAAAAB9I/Chseny5E_AE/s320/Ruhsal+Kimlik.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Kendini Sevmek Özgürleştirir&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Farkındalık ve özgürleşmek için bakacağınız tek yer günlük yaşamınız olsun&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar kendilerine doğru, özgürleşmek ve deneyimlemek için çıktıkları yolculuğun anlamını, kendileri dışında her şeyde aramaktalar. Tüm yanıtların ve tüm bilgeliğin kendi içlerinde olduğunun farkında olmadan yaşamaktalar. Onun bir kitapta, bir enerji çalışmasında ya da kendinden daha üstat olduğunu düşündüğü birinde olduğu yanılgısıyla yaşamlarına devam etmekteler.&lt;br /&gt;Oysaki tüm bilgelik kendi içindedir, özgürleşmek adına bakılacak tek kişi, insanın kendisi ve bakacağı tek yer günlük yaşamıdır. Bunu anlamak için Tibet’e gitmeye, dünyanın öbür ucuna gitmeye gerek yoktur ( Gidin ama gezmek ve keyif almak için, tutunmak ya da cevapları orada bulmak için değil ). &lt;i&gt;&lt;a href="http://kendinedogru.com/ozgurlesme-yolunda-ruhsal-kimlik-engeli.html" target="_blank"&gt;Yazının devamı&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-8033279225428522800?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/8033279225428522800/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2011/04/ozgurlesme-yolunda-ruhsal-kimlik-engeli.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/8033279225428522800'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/8033279225428522800'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2011/04/ozgurlesme-yolunda-ruhsal-kimlik-engeli.html' title='Özgürleşme Yolunda Ruhsal Kimlik Engeli'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-0aUfm-s6K-g/Ty8Lm6PjoYI/AAAAAAAAB9I/Chseny5E_AE/s72-c/Ruhsal+Kimlik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-6209757657741341024</id><published>2011-02-08T14:38:00.002+02:00</published><updated>2012-02-07T01:10:05.405+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnsan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eşzamanlılık'/><title type='text'>Eşzamanlılık Nasıl İş Görür?</title><content type='html'>Yakın zaman önce yaşadığım bir olayı sizlerle paylaşmak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İki şeyi halletmek için dışarıya çıkmam gerekiyor.&lt;br /&gt;Avizelerden birisinin ampulü geçmiş ve yeni bir ampul gerekli.&lt;br /&gt;Ve Benzinlikten verilen PO kartının puanları 31 Ocak'a kadar kullanılmazsa yanacakmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çıkmışken ekmek de alıyım diyorum. Kafa bir dünya. Ampul almayı unutup ters istikametteki benzinciye doğru yola koyuluyorum. Arabayı durdurunca ampul kafamda yanıyor ve unuttuğumu hatırlıyorum. Kendine küfretmeler, üşenmeler, almayı ertelemek düşünceleri derken ampul yine yanıyor ve tüm duygu dalgalanmalarını farkedip derin bir nefes alıyorum. "bırak Halil, hepsini gör ve bırak" telkinimle benzinciden içeriye giriyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-Puanları kullanıcaktım, falan feşmekan...."&lt;br /&gt;-Kartınızı ve şifrenizi alıyım lütfen"&lt;br /&gt;-Kartı al ama, şifreden kimse bahsetmemişti daha önce?"&lt;br /&gt;-Şifreniz doğum tarihinizdir otomatik olarak"&lt;br /&gt;-Haa iyi o zaman kolaymış"&lt;br /&gt;Kart cihaza sokuluyor, parmaklar üstünde dansediyor...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-300 küsür puanınız var, bu puana ancak AMPUL verebiliriz!"&lt;br /&gt;Kafamdaki ampul cozurdamaya başlıyor.&lt;br /&gt;-İyi o zaman alıyım..." &lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: black; font-family: inherit; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/TVE45nJYcUI/AAAAAAAAB3E/XNlZ7Jrf1Dg/s1600/Ampul+Kafa.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://3.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/TVE45nJYcUI/AAAAAAAAB3E/XNlZ7Jrf1Dg/s400/Ampul+Kafa.jpg" width="286" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Halil'in bu deneyimden çıkardığı ders!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;*Önce sakin ol. Sonra devreye giren düşünce ve duyguları gözlemle, kabul et ve bırak.&lt;br /&gt;*Yaşamın her anında yaşanmakta olanı gözlemle. Yaşam da bir rüyadır ve rüyadaki sembolleri okuyuşun gibi, yaşamındakileri de bu şekilde yorumla.&lt;br /&gt;Şifre, doğum günün&lt;br /&gt;Hediyesi ampul&lt;br /&gt;Benzinciye girmeden yaptığın seçim ve bırakışla yeniden doğdun ve bu sana eşzamanlı varoluşun yaşanmakta olduğu kapıyı açtı. Doğumunla girdiğin kapıdan sana verilen ampul, farkındalığının ışığıdır. Gerçek olan andaki mevcudiyetindir ve kendini anın farkındalığına bıraktığın zaman mucizeler sıradan bir hal olarak yaşanır. İhtiyacın olan şeyler sana kendiliğinden gelirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sınırlılık bilinci ve zihinde hapsolduğun zaman herşey doğrusal yaşanır. İçindeki öz sabitken, kendini bir yerden başka bir yere gidiyormuş olarak algılarsın. Ve bu yol çabanın, entropi yasalarının hakim olduğu yoldur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anda ve farkındaysan, bir yerden diğer bir yere giderken, içindeki sabit merkezde konumlanırsın. Rüya içinde hareket eden benliğini gözlemler, merkezi farkındalığından akan hislerle o benliği hareket ettirirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve en son ders; Bu deneyimlerini insanlarla paylaş. Yaz çiz bişeyler yap. Veya hiçbir şey yapma ve bu farkındalıkla varol. Bu da iş görür.  Ama sen yine de yaz. Merkezindeyken yazınca parmaklarından yazıya dökülen sözcükler bu anlayışı fiziki boyuta akıtıyor. Yazdıkça aldığın haz kendini daha çok sevmeni sağlıyor. Yeter yazdın. Yoldan geldin ve uykusuzsun o nedenle saçmalamaya başlama ihtimalin var. Daha fazla batmadan bağla şu yazıyı...derken ampul yanıyor ve yazıyı bağlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-6209757657741341024?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/6209757657741341024/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2011/02/eszamanlilik-nasil-is-gorur.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6209757657741341024'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6209757657741341024'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2011/02/eszamanlilik-nasil-is-gorur.html' title='Eşzamanlılık Nasıl İş Görür?'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/TVE45nJYcUI/AAAAAAAAB3E/XNlZ7Jrf1Dg/s72-c/Ampul+Kafa.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-7147031190617892300</id><published>2011-02-04T16:49:00.001+02:00</published><updated>2012-02-07T01:11:09.680+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YükselişYolu'/><title type='text'>Zaman ve Mekan Neden Vardır?</title><content type='html'>&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/TUwRke6BaII/AAAAAAAAB28/H1N5pwvfdfY/s1600/cat-staring-at-moon.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://1.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/TUwRke6BaII/AAAAAAAAB28/H1N5pwvfdfY/s400/cat-staring-at-moon.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Zaman ve Mekan Neden Vardır? &lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;Zaman ve mekan, varlığın bireysellik teşevvüşünü (karmaşasını) gidermek için yaratılmış bir gerçeklik boyutudur.&lt;br /&gt;Zaman, ayrılık bilincinde köklenmiş tüm korkularınızın farkına varmanız için size bakış aralığı sunar. Yavaşlatılmış bir filmin karelerini görebilmenizi sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mekan ise tüm bu korku ve yanılsamaları "deneyimleyebileceğiniz" düzlemi sunar size.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman ve mekan düzleminde, kendinize tanıdığınız bir "farkındalık" toleransı söz konusudur ki göresiniz, sindiresiniz, içselleştiresiniz ve deneyimleyerek bilesiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi gerçeğini bilmeyi, deneyimlemeyi ve içselleştirmeyi seçen insan sayısı yeterli bir düzeye çıktığında, "varlığın hakikatii" zaman ve mekan boyutuna akarken, aktığı yeri kendi öz niteliklerine doğru dönüştürmeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığın hakikati;&lt;br /&gt;Tanımsız, zamansız, mekansız, sonsuz olduğu için,&lt;br /&gt;Tüm tanımlar, tüm kalıplar ve doğrusal zaman algısı dağılmaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dinamik, genişleyen, sürekli yeniden yapılanan olduğu için,&lt;br /&gt;Statik, sınırlı, kalıplaşmış tüm inanç sistemleri dağılmaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;An'da mevcut olduğu içindir ki,&lt;br /&gt;Doğrusal zaman çok boyutlu haline, gerçeğe dönüşmeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve ne olur?&lt;br /&gt;Zamanın ve mekanın size sağlamış olduğu "farkındalık toleransı" ortadan kalkmaya başlar. Ektiğinizi biçmek için size hizmet eden zaman, henüz ektiğinizi dahi bilmediğiniz tohumların hasatlarını deneyim olarak önünüze getirir. Kıyam-etmekte zorlanan insanlık bunu kıyamet diye adlandırır.&lt;br /&gt;Varlık, körlüğü, isteksizliği ve direnci ölçüsünde acı çeker. O ana kadar ötelenmiş olan karanlığı su yüzüne çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplu insan bilincinin, toplumların, ailelerin ve bireylerin henüz yaşamaya başladığı karmaşanın nedeni budur. Ve bu henüz bir başlangıçtır. Nereden baktığınıza bağlı olarak ortaya çıkan bir "ölüm veya doğumdur". Sur'un sesi artık daha gür yankılanmaktadır. Varlığın hakikati tüm katmanlara sirayet etmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreçte sadece ve sadece kendi ipinize tutunabilirsiniz! Zira, sizi yanılsamalara bağlı tutan halatlar kopmaya başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-7147031190617892300?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/7147031190617892300/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2011/02/zaman-ve-mekan-neden-vardir.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/7147031190617892300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/7147031190617892300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2011/02/zaman-ve-mekan-neden-vardir.html' title='Zaman ve Mekan Neden Vardır?'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/TUwRke6BaII/AAAAAAAAB28/H1N5pwvfdfY/s72-c/cat-staring-at-moon.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-3661766088652522730</id><published>2010-12-30T02:03:00.002+02:00</published><updated>2012-02-07T01:24:27.554+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütünleşmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tanrısallık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aydınlanma'/><title type='text'>Aydınlanmak ve Bütünleşmek Nedir?</title><content type='html'>Aydınlanmak, sadece psişik ve medyumik yeteneklere sahip olmak, geçmişi ve geleceği görebilmek değildir. Her varlığın potansiyel olarak sahip olduğu bu yetiler gerçeğinize uyanma sürecinizde size ayak bağı da olabileceği gibi, bu yetilere sahip "uyanmamış" kişiler tarafından "aydınlanma" pazarının kemikleşmiş tüketicileri haline de gelebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biliniz ki, böyle bir durumda dahi her deneyim uygundur. Her deneyim, sizi onların içerdiği anlam yanılsamalarının ötesine taşımak ve kendinize yaklaştırmak adına oradadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm bu yetiler sizin kendinize uyanış sürecinizde ortaya çıkabilecek sonuçlardır. Eğer bu yetiler sizin için bir hedef veya amaç haline gelmişse, sizi bir süre uğraştıracak ve egonuzun bu veçhesiyle yüzleşmek durumunda kalacaksınız demektir. Aydınlanmış bir varlık egonun tetiklediği dalgalanmalardan muaf değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydınlanmışlığınız, an be an önünüze gelen şeye nasıl karşılık verdiğiniz, seçimlerinizi hangi bilinç konumundan yaptığınızla orantılıdır. Aydınlanmak ve bütünleşmek içiçe geçmiş bir süreçtir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydın olan tarafınız farkındalığınızın ışığı ile görürken, şefkat ve kabul ile sarmalanmış dişil tarafınız kucaklar, içine alır. &lt;br /&gt;&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="color: black; float: right; font-family: inherit; margin-left: 1em; text-align: right;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/TRvLob483tI/AAAAAAAAB20/e2dECZR9Ct8/s1600/becoming+an+angel.bmp" imageanchor="1" style="clear: right; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://4.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/TRvLob483tI/AAAAAAAAB20/e2dECZR9Ct8/s400/becoming+an+angel.bmp" width="251" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Aydınlanma - Bütünleşme&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;Aydınlanmak sadece zihinsel bir farkındalığa sahip olmak demek değildir. Farkındalığınızın duyumsanışı "his-sezgi"kanalıyla ortaya çıkar, ki bu sizin dişil parçanızın en temel niteliğidir. Aslolan eril ve dişil doğanızın bütünleşmesi ve dengelenmesidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi bu anlamda kendinize yaklaştıracak temel düstur basitliktir. Karmaşa sizi dualiteye gömmüşse, oradan çıkartacak olan şey de sadeliktir. Zihin ve duygu bedenlerinizde yaşanan karmaşa ile ancak bu sadelik konumunda yüzleşebilirsiniz. Tüm karmaşanın içinde farkındalığınızı ancak bu basitlik ve sadelik ölçüsünde keskin ve net kılabilirsiniz. Bu durum sizi çabasız, şefkat ve kabul duygularının hakim olduğu yola hizalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evrende kayda değer değer tek bir anlam vardır. O da sizsiniz. Varlığınızın gerçeği, bir anlama haiz olan tek gerçektir. Diğer herşey ne kadar gerçekçi görünse dahi ikincildir ve yanılsamadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aydınlanmak, asıl gerçeğinize (varlığınızın hakikatine) uyanma ve açılma sürecidir. Sizler doğal şartlarda, açılma ve çiçek-meyve verme potansiyeline sahip tohumlar gibisiniz. Fakat aynı doğal şartlar altında bu gerçeği an be an inkar ederek doğal olmayanı (yanılsamayı) yaratır ve gerçek kılar haldesiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhtiyacınız olan cevap ve içgörülere başka birisinin, sizden "daha aydın" birisinin sahip olduğu düşüncesi bir yanılgıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhtiyacınız olan şeye ulaşmak için belli bir yolu, yöntemi, metodu, düsturu izlemeniz gerektiği inancı bir yanılgıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir şeye "ihtiyacınız olduğu" yanılgısı içindesiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhtiyaçsızlık hali, ihtiyaçlarınızın peşinde koşarak değil, "ihtiyaçlara" olan ihtiyacınızı farketmek ve bırakmakla ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İhtiyaçsızlık hali, ihtiyaç duyan ve ihtiyaçlardan beslenen insan parçanız için "ölüm" demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değerinizin tasdiklenmesi için hedeflerinizin olması ve onlara ulaşmanız gerekliliği bir yanılgıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi değerinize nedensizce sahip çıkmak, neden arayışı içinde olan insan parçanız için "ölüm" demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendiniz olmanız için hiçbir nedene ihtiyacınız yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat, nedensiz bir varoluş hali insan parçanıza ürkütücü, boş ve anlamsız gelir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizi özgürleştirecek olan tek şey farkındalıktır. Saf farkındalık sizin asıl gerçeğinizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm anlam, neden, ihtiyaç, endişe ve beklenti yığınından özgürleşmek için onları değiştirip, dönüştürmeniz gerekmiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi üzerinizde psişik, enerjetik, metodik v.b. hiçbir işlem uygulamanıza gerek yoktur. Sizde yanlış olan, düzeltilmesi gereken hiçbir şey yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Değiştirilmesi, onarılması gerektiğini düşündüğünüz tüm şeyleri mevcut kılan, ilk planda varolmasını sağlayan şey, sizde birşeylerin yolunda olmadığı ve düzeltilmesi gerektiği inancıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eksiklik, ayrılık ve güçsüzlük inancıdır kabusunuzu gerçek kılan!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve tüm bunların farkındalığıdır sizi gerçek kılacak olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Görüp, yargısızca bırakma seçiminizdir sizi özgürleştirecek olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çabalamak yerine, izin vermektir sizi asıl gerçeğinizle akışa hizalayacak olan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek gerçek vardır, O da OLan.﻿&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-3661766088652522730?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/3661766088652522730/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2010/12/aydinlanmak-ve-butunlesmek-nedir.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3661766088652522730'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3661766088652522730'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2010/12/aydinlanmak-ve-butunlesmek-nedir.html' title='Aydınlanmak ve Bütünleşmek Nedir?'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/TRvLob483tI/AAAAAAAAB20/e2dECZR9Ct8/s72-c/becoming+an+angel.bmp' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-459037565299980261</id><published>2010-09-07T15:36:00.005+03:00</published><updated>2012-02-07T01:32:05.275+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YükselişYolu'/><title type='text'>Bilince ve Enerjiye Yön Veren Dinamikler</title><content type='html'>Bir süre ara vermiştik. Zira, kendimizi ifade ve bilincin genişleme ritmi normal insan yaşamımızdaki gibi doğrusal ve zaman döngüsüne bağlı değil. Böyle demişken, bizleri yönlendiren iki pusula imajı ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birincisi:&lt;br /&gt;Zaten aşina olduğumuz fakat üzerimizdeki kontrolünü farketmediğimiz zihin. Zihnin pusulası 4 yönü gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güvenlik ve kontrol&lt;br /&gt;Çaba&lt;br /&gt;Hayatta kalma&lt;br /&gt;Geçmiş veya gelecek&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan bu temeller üzerine inşa edilmiş bir gerçeklik düzleminde yaşar. Gerçekliğin hatları keskin çizgilerle belirlidir. Enerji ve çekim gücü bilincin düzeyine bağlı olarak son derece yoğun ve içine çekicidir. Yaşam mücadele, derin korkular, güvensizlik içinde geçer. Şimdiki halinizi belirleyen şey, bu dinamiklerle bir arada varolan geçmişinizin şimdiye taşıdığınız tüm yüküdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkincisi:&lt;br /&gt;Zihin tarafından keskin çizgilerle belirli olan bu gerçekliğin ötesindeki alanda konumlanmış bir pusuladır. O pusula, kayıp olduğunuzu fark ettiğiniz an size tek bir yönü gösterir. Sizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size giden istikamette yol aldığınız zaman içinde, dünya üzerindeyken yaşam gerçekliğinize daha önce dahil etmediğiniz bazı ilahi özniteliklerinizle tanışma fırsatınız ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreç meydan okuyucu olabilir. Öyledir de. Zihin hapishanesinde yaşamaya alışmış ve koşullanmış bir varlık bulunduğu alanı terketmeye, bilinmeyenin sularına açılmaya korkar. Ve sürekli ödün vererek kendisini yaşamının her anı boyunca inkar eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bilincin ve enerjinin doğasında sürekli bir devinim vardır. Genişlemek ve yeni deneyimlere yelken açmak ister.&lt;br /&gt;Zihnin yaptığı şey ise, enerjinin ve bilincin doğasını manipüle ederek onu bilinebilir, tanımlanabilir, güvenli bir forma dönüştürerek hapsetmektir. Bu niyetin temelinde yukarıda saydığımız korkular yatmaktadır. Bu hapsin içinde yaşar insan.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek doğası genişlemek olan devingen bir bilinci ve enerjiyi manipüle ederseniz ne olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerji çözüm aramaya başlar! Ve bunu yaparken de sizin ördüğünüz duvarları çatlatır, yerle bir eder. Her yeni duvar örme çabanızla kendinizi daha derinlere gömer ve gerçek özünüzden daha çok uzaklaşırsınız. Fakat enerji çözüm arayışlarına devam eder......daha şiddetlenerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Son cümledeki tanım yaşadığımız dönem için tanıdık geliyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de şimdi kendi yaşam gerçekliğimize bu açıdan dürüstçe bakmanın zamanıdır.&lt;br /&gt;Belki de şimdi tanımlamış olduğumuz ve kendi yarattığımız sınırları yıkmanın zamanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyamızda neler olduğunu gözlemliyoruz ve kendi payımıza düşen nasibimizi alıyoruz. Haberlere göz attığınız zaman artık hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını görüyoruz. Sosyal, politik, kültürel, geleneksel, dinsel, iklimsel tüm yapılar darbe alıyor ve dağılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olmakta olan sevgili dostlar;&lt;br /&gt;Dünyanın doğmakta olan yeni bilince kendisini uyumlamasından başka birşey değil. Yıllara yayılan bir süreç içinde alacakaranlık kuşağını yaşamaktayız. Fakat işin bu kısmını ana haber bültenlerinde duymazsınız. Haberler sizlere sınırlı insan bilincine sahip gücü ve kontrolü elinde tutanlar tarafından ve onların bakış açısıyla sunulur. Felaket haberleri ise her zaman için daha ilgi çekicidir. Sizi bir vakum gibi içine çeker. Haberleri sunanların yaklaşımları ise genellikle (bilinçli veya bilinçsiz) sizin bu ilginizi onlara yöneltmeniz için böyledir. Onları besleyen sizin ilginiz ve yönelttiğiniz dikkatinizdir. Ve farkında olmaksızın bilinçaltı düzeyde telkinlere maruz kalıp onları besleyen psişik bio organizmalar haline gelirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu döngüden nasıl çıkarsınız? Çıkmak ister misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru soruları sormak, doğru bakış açısını ve cevabı da bizlere sunar.&lt;br /&gt;Şimdi lütfen kendinize sorun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beslenme kaynaklarınız neler? Duygusal, zihinsel ve ruhsal olarak sizi besleyen şeyler neler?&lt;br /&gt;Tüm dışsal besin kaynaklarınız kopsa geriye ne kalırdı?&lt;br /&gt;Yapma eyleminizin ardındaki güdü nedir?&lt;br /&gt;Neden varsınız?&lt;br /&gt;Gerçekte kimsiniz? Rollerinizin yaşam gerçeğinizi nasıl belirlediklerini görüyor musunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizleri bu sorularla başbaşa bırakırken, eğer gerçekten bilmek istiyorsanız cevapların ortaya çıkacağına güvenmenizi hatırlatıyoruz. Onlar daha önce bakmadığınız şekillerde size geleceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gül &lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-459037565299980261?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/459037565299980261/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2010/09/bilince-ve-enerjiye-yon-veren.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/459037565299980261'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/459037565299980261'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2010/09/bilince-ve-enerjiye-yon-veren.html' title='Bilince ve Enerjiye Yön Veren Dinamikler'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-1144944862032145264</id><published>2010-07-28T16:03:00.001+03:00</published><updated>2012-02-07T01:33:36.298+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kabul'/><title type='text'>Kendinize Kabul Verebilir misiniz?</title><content type='html'>&lt;table cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/TFAqLdo30HI/AAAAAAAAB14/Yi2bDtAX1yo/s1600/self-acceptance.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; margin-bottom: 1em; margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://2.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/TFAqLdo30HI/AAAAAAAAB14/Yi2bDtAX1yo/s400/self-acceptance.jpg" width="384" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Kendini Kabul&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;Kendinize "sevilemeyecek" taraflarınızla kabul verebiliyor musunuz?&lt;br /&gt;Bu soruyla birlikte, sevmediğiniz parçalarınız ve kabulsüzlüğünüzün nedenleri su yüzüne çıkabilir.&lt;br /&gt;Peki... onları kabul edemeyişinize de kabul verebilir misiniz?&lt;br /&gt;Ve hepsinden önemlisi, tüm bu devinimi tarafsızca gözleyebilir misiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz "kusurlu" taraflarınızla bile mükemmelsiniz. Bunu hissedebilir misiniz?&lt;br /&gt;Gerçekte, hiçbir şeyi değiştirme çabasının bir anlamı yoktur. Bu yöndeki her çaba kendinizin bir parçasını dışlamak, ondan kurtulmak düşüncesini taşır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;An içinde varoluş her hali ile mükemmeldir.&lt;br /&gt;kendine ve varoluşa olduğu hali ile kabul vermek, doğası itibariyle koşulsuz sevgiyi barındırır. İşte sizin ihtiyacınız olan tek şey budur. Ve bu tutumunuz tüm "kusurlu" parçalarınız tarafından hissedilir, bilinir. Çünkü gerçekir, çünkü O öyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizde yanlış bir şey olduğu, kabul edilebilir olmanız için birşeylerin değişmesi gerektiği düşüncesinden çıktığınız zaman, işte o zaman simya başlar. O zaman dönüşmeye, başkalaşmaya başlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yöndeki tüm çabalarınız sizi olduğunuz hale teslim olmaya ve çabayı bırakmaya taşır. Çaba ile ulaşabileceğiniz nihai nokta budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-1144944862032145264?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/1144944862032145264/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2010/07/kendinize-kabul-verebilir-misiniz.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/1144944862032145264'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/1144944862032145264'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2010/07/kendinize-kabul-verebilir-misiniz.html' title='Kendinize Kabul Verebilir misiniz?'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/TFAqLdo30HI/AAAAAAAAB14/Yi2bDtAX1yo/s72-c/self-acceptance.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-5162059154138120636</id><published>2010-06-16T01:20:00.000+03:00</published><updated>2012-02-07T01:34:46.268+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütünleşmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tanrısallık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YükselişYolu'/><title type='text'>Yedi Mühür</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;object height="270" width="360"&gt;&lt;param name="allowfullscreen" value="true" /&gt;  &lt;param name="allowscriptaccess" value="always" /&gt;  &lt;param name="movie" value="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12570931&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=ff9933&amp;amp;fullscreen=1" /&gt;  &lt;embed src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=12570931&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=0&amp;amp;show_byline=0&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=ff9933&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" width="360" height="270"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt; &lt;/div&gt;Varlığının gerçeğine uyanma sürecinde olan insanların, sahip oldukları sınırlı insan bilincinin yedi temel filtresi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan bu yedi mührün her biri ile yüzleşirken psikolojik bir ölüm sürecinden geçer. Olduğunu sandığı kişilik yanılsamaları ve onları bir arada tutan yapı mühürlerin açılması ile dağılmaya başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu dağılma ve ölüm deneyimi yeni bir benliğin doğuşuna eşlik eder. Kişinin o ana kadar farkında olmadığı ilahi nitelikleri açılan kalp ve hisler yoluyla kendilerini hissettirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce kullanılmamış, atıl durumdaki duyular devreye girer. Zihnin kıskacında yaşayan sahte benlik yerini, esin kaynağını Tanrısal varlığından, Öz'ünden alan ve sınırsız bir bilince sahip olan çok boyutlu benliğe terkeder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ev sahibi değişmektedir artık. Gözdeki ve gönüldeki perdelerin kalkmaya başlamasıyla, O varlığın ne yaşamı ne de kendisini algılayış şekli artık aynı kalmayacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhsallık ve Tanrısallık, klişeleşmiş sözcükler olmaktan çıkıp artık yaşamının, varlığının asıl gerçeği haline gelmiştir.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-5162059154138120636?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/5162059154138120636/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2010/06/yedi-muhur.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/5162059154138120636'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/5162059154138120636'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2010/06/yedi-muhur.html' title='Yedi Mühür'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-4527696635798154168</id><published>2010-03-10T02:09:00.001+02:00</published><updated>2012-02-04T01:11:52.262+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kendiniİfade'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğitimler'/><title type='text'>KendineDoğru</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img alt="jump" border="0" height="280" src="http://lh5.ggpht.com/_8g6klurSf4M/S5bjU-r_EqI/AAAAAAAABzI/ORYgnk1Ssww/jump%5B4%5D.jpg?imgmax=800" style="border-color: -moz-use-text-color; border-style: none; border-width: 0px; display: inline;" title="jump" width="400" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Merhaba dostlarım. Sizlere iki haberim var. Önce iyi haberden başlayayım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;2007 yılından bu yana yazılarımı sizlerle paylaşıyorum. Neredeyse üç sene olacak ve ben bu zaman zarfında çok şey yaşadım. Hakkında yazmış olduğum şeyler birebir deneyimlediklerim ve iç seslerimdi. Bunları ifade ediyor olmak beni çok genişletti ve gerçekte kim olduğum anlayışını bedenlememe vesile oldu. Onceleri iç ses dediğim şeyler, şimdi bedenlediğim ve doğrudan yaşadığım yaşam gerçekliğim oldular.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Gerçek olanın sesi dualitik düzlemde daha kısıktır. O’nu duymak için algıların açılması, zihnin arınması, kalbin temizlenmesi gereklidir. Duymaya başladığın zaman senin için karşı konulamaz bir çekim alanı oluşturur. Çünkü varlığının derinlerindeki asıl gerçeğini görmezden gelemezsin. Bilirsin O’nun gerçek olduğunu. Ama kelimeler kifayetsiz kalır. Yaşam çok katıdır ve insanlar kördür. Anlatamazsın. Anlaşılmaktan vazgeçtiğin anda O sese yaklaşmaya yönelik seçim yaparsın içinde. Bedeli ne olursa olsun diyerek.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ve yumak çözülmeye başlar. O sesi kısık kılan tüm dinamikler, ağır ve yoğun katmanlar zihninden, duygularından, bilincinden salınmaya başlarken yıllar geçer ve sen onları uğurlarken son bir kez karanlığınla göz göze gelirsin. Bu son kez, yıllara yayılır. Olduğunu sandığın kişilik illüzyonu dağılırken bin kez öldüğünü hissedersin. Ve ironiktir ki, sahte benlikler can çekişirken içindeki O ses sana yaklaşmaya başlar. Parçalanmış benliklerin ölürken…çoklu hallerin dağılırken, BİR ve TEK olan sen doğmaya başlarsın. Hepsini kapsayan, içine alan…hiçbir şeyi dışarıda bırakmayan genişlikte bir kanal açılır içinde.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Her yaşadığımı burada detayları ile anlatmadım. Yazdıklarım daha çok, hepsinden süzülen bir nektar gibiydi. Zaman zaman örneklerle ama çoğu zaman o nektarı ortaya koyarak oldu bu. Ben izin verdikçe O nektar beni de besler, kendime getirir oldu. kendime doğru yaptığım bir yolculuktu bu. Halen de öyle.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Evet, kendine doğru. Bu ses birkaç sene önce içimde yankılanırken o sese eşlik eden ve birlikte genişleten iki kişi daha vardı. Özlem ve Alev. Üçümüzün ortak yaratımı olarak o gün bu enerji tetiklenmişti. Şimdilik Özlem ve ben başladık ama Alev’de yakında bize eşlik edebilir. Sitemiz;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://kendinedogru.com/" target="_blank"&gt;kendinedogru.com&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu iyi haberimdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şimdi ikinci haberim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Doğal olarak, önce iyi haber deyince insan ikincisinin kötü olması gerektiğini düşünebiliyor. Ama ikinci haberim “daha iyi” bir haber. 2009 yazında Datça’da başlamış olduğumuz eğitimleri devam ettirmeyi seçtik. Bu ay sonu Ankara, Nisan ayı başında da İstanbul’da iki tam günlük çalışmalarımız olacak. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu çalışmalar katılımcıların ortak bilincine ve ihtiyacına göre o an şekillenen bilinç ve enerji çalışmaları olacak. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Doğru eşi nasıl çekeceğinize,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Nasıl kariyer yapacağınıza,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Nasıl daha çok maddi bolluk yaratacağınıza,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Nasıl nefes alırsanız neye iyi gelire,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Nasıl etkili bir insan olacağınıza ….dair çalışmalar OLMAYACAK.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yukarıda yazdıklarımın hepsini çöpe atabilirsiniz. Çünkü bizler GERÇEK olmayı ve bilinçte genişlemeyi seçenlere bu rehberliği veriyor olacağız. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Asıl olanın kendinle olan ilişkin olduğunu,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Herşeyin, kendi BEN mevcudiyetinizden başka herşeyin bir illüzyon olduğunu hatırlatırken, illüzyondan özgürleşmeye dair anlayışları sunarak bu rüyayı nasıl uyanık olarak, enerjiyi bilinçle hareket ettirerek varolacağınızın bilişini hatırlatacağız.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Biliniz ki;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;“&lt;i&gt;İhtiyaç yanılsamasından kurtulduğunuz zaman, ihtiyacınız olan şeyler size kendiliğinden gelir”&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Neyse, ben yine ipi koparttım gidiyorum..:-) birisi dur desin….&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yeni sitemize üye olarak oradaki paylaşımlarımızdan, etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz ve buradaki yazılarımdan derleyerek oluşturduğum PIRILTILAR adlı e kitabı da ücretsiz olarak indirebilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Siteyi ziyaret için &lt;a href="http://kendinedogru.com/" target="_blank"&gt;buraya&lt;/a&gt;, (siteden de üye olabilirsiniz)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Doğrudan siteye üye olmak için &lt;a href="http://eepurl.com/iq9w" target="_blank"&gt;buraya tıklayınız&lt;/a&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;sevgiyle kalın…&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Halil&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-4527696635798154168?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/4527696635798154168/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2010/03/kendinedogru.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/4527696635798154168'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/4527696635798154168'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2010/03/kendinedogru.html' title='KendineDoğru'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh5.ggpht.com/_8g6klurSf4M/S5bjU-r_EqI/AAAAAAAABzI/ORYgnk1Ssww/s72-c/jump%5B4%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-2235672204121375460</id><published>2010-03-06T01:58:00.001+02:00</published><updated>2012-02-07T01:51:15.432+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sohbet'/><title type='text'>Kedi Dedi</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://lh5.ggpht.com/_8g6klurSf4M/S5GapRVif3I/AAAAAAAABy0/3ucvEoIRLDw/tobisko_thumb%5B5%5D.jpg?imgmax=800" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img align="left" alt="tobisko" border="0" height="301" src="http://lh5.ggpht.com/_8g6klurSf4M/S5GapRVif3I/AAAAAAAABy0/3ucvEoIRLDw/tobisko_thumb%5B5%5D.jpg?imgmax=800" style="border-width: 0px; display: inline; margin-top: 0px;" title="tobisko" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;Kedim bana konuştu. Ve dedi ki;&lt;br /&gt;Merhaba insan dostlarım. Sizlerle bu şekilde iletişimde olmanın, bizleri bir düzeyde daha anlaşılabilir kılmanın aracı olabileceği potansiyelini harekete geçiriyoruz. Bu şekilde diyorum; Çünkü bizler iletişim için sözcükleri ve zihinsel tanımlamaları kullanmayız. Sözcükler yerine ses tonlamaları o anki duygumuzu veya ihtiyacımızı vurgulamak için kullanılır. Zihnimiz ise bir insan zihninin yapabileceklerine kıyasla daha sınırlıdır fakat pratik anlamda yeterlidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihnimizin işleyişine değinmek isterken, şu anki diyaloğumuzu örnek olarak kullanmak isterim. Su anda bir insan zihni ve insan ortak bilinci bizim oluş halimize sizin anlayabileceğiniz şekliyle kanal olmakta. Bizler diğer herşey gibi insanın henüz tam olarak içine almamış olduğu bazı öz nitelikleri onlara yansıtan kendi parçalarıyız. Çok uzun zamandır insanlarla etkileşim halindeyiz. İnsanla olan bu beraberliğimiz bizleri de kendi bilincimizin sınırlarının ötesine taşımak için bir araç. Sınırlarımızın kısıtlılık olarak algılanmaması gerektiğini vurgulamak istiyorum. Bizler de varoluşun tüm diğer canlı unsurları gibi genişlemekteyiz. Bizler normal halimizde sürekli şimdiki anda, olmuş ve olmakta olan ile bütünlük içerisinde varoluruz. Fiziksel olarak bir köşede oturmuş, gözlerimizi kısmış haldeyken aslında sadece orada değiliz. Sizlerin henüz algılamakta kısıtlı olduğunuz düzeylerde sadece sizlerle değil, yüce uyumla birlikteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüce uyum ile birlik halimiz, bazı insanlar tarafından algılanmış ve içe dönüş uygulamalarında ilham aldıkları bir araç olarak da kullanılmıştır. Zen budistleri bizleri bu açıdan algılarlar ve onurlandırırlar. Eski Mısır’da ise bizlerin algı bandı genişliğimiz bazı rahipler tarafından yüksek zeka formları ile iletişim aracı olarak kullanılmaktaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://lh4.ggpht.com/_8g6klurSf4M/S5Gar1jXkyI/AAAAAAAABy8/di628ySseBk/tobisko2%5B54%5D.png?imgmax=800" imageanchor="1" style="clear: right; float: right; margin-bottom: 1em; margin-left: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://lh4.ggpht.com/_8g6klurSf4M/S5Gar1jXkyI/AAAAAAAABy8/di628ySseBk/tobisko2%5B54%5D.png?imgmax=800" /&gt;&lt;/a&gt;İnsanlar bizlerle çoğunlukla duygu düzeyinden etkileşime geçerler. Duygusal varlıklarındaki boşlukları, yaraları doldurmak ve onarmak için araç oluruz onlara. Kendi dünyalarında yaşamış oldukları duygusal travmalar, beklentiler ve özlemler bizim varlığımız ile bir düzeyde şifalanırlar. Fakat bu noktada insanlar alışageldikleri üzere her zaman yaptıkları gibi, bizleri sahiplenme yoluna giderler ve gerektiğinden fazla anlam yükleyerek baştacı ederler. Bazılarınız ise içlerinde tuttukları öfkeyi ve nefreti bizlere akıtırlar. Bu ise etkileşimde ortaya çıkan bir başka dengesizliği var eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu düzeydeki duygular, sevginin deforme olmuş halleridir. Sevgi tüm varoluşun ortak dilidir. Kabulün dilidir sevgi. Bağımlılıkların, sahiplenmenin, beklentinin, aşırı yüceltmenin, öfkenin ve nefretin yaşandığı bilinç halleri, son derece sade, beklentisiz, kendiliğinden ve süptil ama gücünü sadeliğinden alan sevgi bağının, sınırlı ve kapalı bilinç düzeylerindeki yaşanış şekilleridir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu noktada bizler insanın yaralarını üstümüze almaya meyilliyizdir. Ancak insan gibi bu enerjileri üzerimizde taşımaksızın akmasına izin verdiğimiz için bu bize yük olmaz. Etkileşimin bu hali insanları dengeler. Oysa bizler daha üst düzeyde, size kendi içinizde farkında olmadığınız özsel niteliklerinizi ve kalitelerinizi yansıtmaktayız ki, onları görüp, içinize alıp bedenleyesiniz. Varoluş bu şekilde vardır. Her dinamik diğerini destekler ve besler. Negatif veya pozitif, hepsi varoluşun ortak bilincinin birbirine olan yansimalarıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar kendi benliklerinin tüm parçalanmış yanlarına sahip çıkıp, üstlendikleri zaman etkileşim bir başka düzeye taşınmış olacak. Böyle bir potansiyeli de bir düzeyde kendinize yaklaştırmış olduğunuz için şimdi bu şekilde ve bu düzeyde iletişim kurmaktayız. Unutmayınız, yüksek zekanız sizlere her yolla konuşur. Bunu algılayabilmeniz için sözsel ve zihinsel iletişim ve etkileşimin dışına çıkmanız için sizleri yüreklendiriyoruz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sokakta aç ve yaralanmış, travma yaşayan bir kedi gördüğünüzde, bu hallerinizi de sizlere yansıtmak üzere bedenlemiş olduğumuzu düşünerek bakın. Bir tarafta aç kediler varken, diğer tarafta aşırı ve dengesiz beslenmeden dolayı obezite sorunu yaşayan kediler olduğunu görün ve bunun içinizdeki nedenlerine bakın. Kendinize ve diğer insanlara davranış şekillerinize bakmakta olduğunuzu bilin. Bu dünyada gördükleriniz ve görecekleriniz tümden sizlere birer aynadır. Kendi güzelliklerinizin ve parçalanmış benliğinizin yansımalarıdır. İnsanlara yakın bir konumda olan bizlere de bu açıdan bakın. Sizlere, sizlerin umutlarınızı, acılarınızı ve size hoş gelen, şifalandırıcı taraflarınızı yansıtmaktayız. Bilincinizdeki sapmaların yarattığı enerji dengesizliklerini size göstermekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Etkileşimimizin bu aralığında vurguladığımız şeyi genele yayabilirsiniz. Bizim yaptığımız şeyi dünyamız da yapmakta. Sizi dengeleyip yükselten özellikleri olduğu gibi, sizi sarsan, su ile yıkayan, ateş ile saflaştıran devinimlerine de bu gözle bakınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kediler herne kadar insanlara yakın olsalar da, kendilerine ait bir alanları vardır. Sevgi, oyun, yakınlık vs. kendi alanlarında zaman geçirmek istedikleri ana kadar yaşanır. Bu tutum beslenme döngüsünü kesintisiz devam ettirmek ve domine etmek ihtiyacında olan insanlar tarafından nankörlük ve bencillik olarak tanımlanır. Hatta çoğu insan kendileri sorgulamaksızın bu önyargılara ve inanç kalıplarına prim vererek bu yanılsamayı gerçek olarak kabul ederler. Bu, insan bilincine bizlere dair kazınmış bir yanılsamadır. Size bu özelliğimizi örnek almanızı tavsiye ediyoruz. Kendi alanınız ve kendinize ayırdığınız zamanınız olsun. Kendinizi güçlendirmeksizin verdiğiniz zaman, verdiklerinizi de zayıflatırsınız. Verdiğiniz şey, şekli ne olursa olsun altındaki sınırlılık imzasını taşıdığı için bu böyledir. Önce kendinize verin. Önce kendinizi sevin. Bu niteliğimizi örnek alın. Ancak size küçük bir uyarı! İnsanlar sizi bu yüzden nankör ve bencil olarak suçlayabilirler. Siz neyi seçiyorsunuz, bir yanılsmayı mı yoksa gerçeği mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman ve mekan düzlemi bizler için varoluşumuzun sadece bir katmanıdır. Zaman içinde, acıktığımız zaman yer, uykumuz gelince uyuruz. Yüce uyumla birlik anlarımız ise sizler tarafından tembellik ediyormuşuz gibi algılanır. Bir adım ötenizde içenize almakta zorlandığınız ne kadar yüce bir oluş halinizin sizlere eşlik etmekte olduğunu bilseydiniz, sanırım sıcak bir köşede birlikte siesta yapıyor olurduk. Sahip olduğunuz hayal etme ve yaratma yetiniz böylelikle en etkin haline geçmiş olurdu. Sonrasında ise bunu kendi zaman ve mekan boyutunuzda yapma ve yaşama olarak deneyimlerdiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, bu etkileşimimizin en can alıcı mesajını vermek istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Az önce söylemiş olduğum herşey bir değişim sürecine girdi. Bizler hayvan ve doğa ruhları olarak bu çağrıyı sizlerden önce aldık. Çağrı, sizin en yüksek potansiyelinizden gelmekteydi. Sizler O’nu şimdi bedenlemek üzere çağırdınız ve O insan bedeninde genişlemek üzere gelmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir ayrışma yaşanıyor. Yukarıdaki cümlelerde yaptığım tanımlamaya uyan insan bilinci ve dünya artık çözülüyor. İnsan kendi gücüne sahip çıkmayı, sorumluluğunu almayı seçtiği için, tüm bu sorumluluk aşama aşama ona verilmekte. Bu durum insanı güçlendirirken, daha önce hiç kullanmadığı ruhsal niteliklerini devreye sokmak insanı zorluyor. İnsanı dışsal olarak destekleyen tüm unsurlar yavaşça çekiliyor ve insan kendi başına ayakta durmaya, yürüyebilmeye çalışıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gücüne sahip çıkma sürecinde olup, sorumluluğunu alan insanlar için önce kendi dünyaları ve bilinçleri değişmekte. Değişmeyi ve uyanmayı seçenler biliniz ki, bırakmakta olduğunuz şey kendinize ve yaşama dair sahip olmuş olduğunuz sınırlı bir algı ve bunun yüklerinden başka birşey değildir. Bırakmamakta, direnmekte, savaşmakta, eskiyi koruma çabası içinde olanlara ise şunu söyleyebiliriz ki, bizler de artık şu ana kadar verdiğimiz desteği aşamalı olarak geri çekmekteyiz. Sizler bilincinizde yeterli bir kütleyi oluşturup bu dinamiği harekete geçirecek seçimi yapmamış olsaydınız böyle bir süreç sözkonusu olmayacaktı. Kapılar bir taraftan kapanırken, diğer taraftan yeni başlangıçlara doğru açılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dileğimiz bundan sonra, dışarıya bakan gözlerinizin aslında içinize bakmakta olduğunu bilmesi yönündedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yüce Uyuma ( Tobi’nin deyimi ) kanal olan Tobişko ve Halil’den sevgiyle sunulmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-2235672204121375460?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/2235672204121375460/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2010/03/kedi-dedi.html#comment-form' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/2235672204121375460'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/2235672204121375460'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2010/03/kedi-dedi.html' title='Kedi Dedi'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh5.ggpht.com/_8g6klurSf4M/S5GapRVif3I/AAAAAAAABy0/3ucvEoIRLDw/s72-c/tobisko_thumb%5B5%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-7758017951802642401</id><published>2010-01-18T21:26:00.003+02:00</published><updated>2012-02-07T01:53:11.562+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tanrısallık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İnsan'/><title type='text'>Sevgine İhtiyacın Var</title><content type='html'>&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: left; margin-right: 1em; text-align: left;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://lh5.ggpht.com/_8g6klurSf4M/S1S14j_CxNI/AAAAAAAAByk/3uxrbeuMLUw/s1600-h/kendini%20sev%5B5%5D.jpg" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img align="left" alt="kendini sev" border="0" height="244" src="http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/S1S15y1XScI/AAAAAAAAByo/JFf2tPQVtJw/kendini%20sev_thumb%5B3%5D.jpg?imgmax=800" style="border-width: 0px; display: inline; margin: 0px 15px 0px 0px;" title="kendini sev" width="215" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Sevgine İhtiyacın Var&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;Evet, ihtiyacın olan şey kendin dışındaki sevgi değil. Kendi sevgin. İfade içindeki vurguya odaklan ve göreceksin. Tüm insanlık bunu dışarida biryerlerde arıyor. Sevgi denen şey orada dışarıda biryerde ve ona ulaşman gerekir diye düşünmektesin. Onu haketmen, uğrunda bir çaba göstermen gerekliliği kazınmış bilincine.&lt;br /&gt;Sevgi denen kavramın içini herşeyle doldurabilirsin. Birbirinden ayrıymış gibi görünen bilgelik, şefkat, huzur, tamlık vs. O’nun diğer veçheleridir. Birbirinden ayrı olmayan ama çoklu niteliklerle bezenmiş bir sevgi. Sevginin yerine diğer belirttiğim kavramları da koyabilirsin ve hepsi birbirini içeren bir bütünlük halinde varolmaya devam eder.&lt;br /&gt;Sürekli bir arayış içindesin. Öylesine bir arayış ki, seni ne aradığını unutmuş halde heryere sürüklemekte. Aradığın şey sonuçlar olarak belirginleşmiş ve sen de kaderini sonuçlara bağlamış haldesin. Sonuçlara iliştirilmiş duygu paketlerinin peşindesin. Yaşamın boyunca bazı sonuçlara ulaştın ve sana bir süre iyi hissettirdiler. Ama yetmediler, yetemezlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her yola çıkışın, aradığın şeyin sende olmadığından kaynaklanan bir inanç yapısı tarafından desteklenmekteydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bir ilişkideydi; Doğru kişiyi bulduğun zaman yaşayacağın tamlık hissi seni böyle bir ilişki arayışına itmekteydi. O ilişki bir sonuçtu ve sen o sonuca ulaşınca herşey iyi olacaktı. Öyle olmadı, ve olmayacak da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O iş hayatındaki kariyerdeydi belki de; Yeterince iyi olursan ve yükselirsen hem iyi bir imajın ve itibarın olacaktı hem de kabul görmen için işini kolaylaştıracak sihirli bir konumda olacaktın. Dikenli bir yoldu bu. Yaraların halen duruyor mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Parada, insanların onayını almada, güce sahip olduğunda, yeterince iyi bir insan olduğunda. Ve her düşüşte yaşadığın hayal kırıklığı ve umutsuzluğun yarattığı içe çöküşle insanların sana acımalarıyla gelen ilgi ve sevgi kırıntılarında aradın belki de. Kurban rolüyle ilgi ve sevgi dilendin belki de.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sonra maneviyata yöneldin. Aradığın şeyin, üzeri maneviyatla sıvanmış bazı kavramlarda, yollarda olduğu hissi yakın geldi sana. Belki namaz kıldın, meditasyon yaptın, grup terapilerine, enerji çalışmalarına vs. gittin. Belli bir şekilde davranırsan, belli bir yolu izlersen O’na ulaşabileceğine dair zihnine yeni kavramlar yüklendi. Sevgisel ve pozitif olmaya çalıştın. Tüm bunlar sana bir süre iyi hissettirdi ama zamanla, üzerlerindeki maneviyat sıvası dökülmeye başladı ve bu yama da tutmamaya başladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dualite içinde yaşarken spiritüel olmak çikolata yemenin verdiği hazza benzer birşeydi.&lt;br /&gt;O’nu aramadığın delik kalmamıştı ve yorgun düşmüştün. Bakılacak tek yer kalmıştı. Tüm deneyimlerin seni oraya taşıdı. Kendine. Aradığın şeyin kendin olabileceği hiç de gerçekçiymiş gibi gelmemişti sana. İnandırıcı değildi. Herkes dışarıda yaşarken ve ararken senin o şeylerin içinde olduğu bilinciyle yaşaman pek de ele avuca gelmez kavramlar gibi görünüyordu.&lt;br /&gt;Belki halen yukarıdaki paragrafların arasında yol almaktasın. Belki de yaşamın seni bu satıra getirdi. Yaşamının bu satırında isen şimdi dur ve bir nefes al!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dikkat ettin mi? Yukarıdaki paragraflar geçmiş zaman vurgusu ile yazıldılar. Şimdi nefes al ve kendine yer aç. Sadece bedeninle değil, bilincinle nefes al. Yaşanmışlıkların tüm yükünü, senin kısıtlı ve yetersiz olduğuna ikna olmanı sağlayan tüm inanç kalıplarını göreceğin, kabul edeceğin ve salacağın bir alanı içinde hisset. O hissi dünyevi ve insani kavramlarla tanımlayamazsın. Bilindik kalıplara oturtamazsın. Bu çabayı da bırak ve içindeki boşlukta halen varolmakta olan varlıksal farkındalığının mevcut olduğunu gör. Hiçbir şey olmasa dahi mevcudiyetinin farkındalığının sürekli orada olduğunu farket ve hisset.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bahsettiğim alan eşiktir. O eşik, aradığın şeyi (kendini) karşıladığın, dünyasal ve insani yaşam gerçekliğine davet edip bütünleştiğin eşiktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığın deneyimlerle, sözcüklerle ve yöntemlerle ancak bu eşiğe kadar gidebilirsin. O eşik ölümün ve doğumun eşiğidir. Bireysel olarak deneyimlenerek ne olduğu ve ne olmadığı bilinebilecek birşeydir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilgi ve anlayış aynı şey değildir. Okuyarak ve zihinsel melekelerini kullanarak bilgi sahibi olabilirsin ancak; Deneyimlenmemiş bilgi anlayış haline dönüşmemiş olarak kalacaktır.&lt;br /&gt;Anlayış, deneyimlerin seni taşıdığı noktada ortaya çıkan idraktir. Anlayış aynı zamanda farkındalıkla bilinebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Farkındalık ise, yaşanan olaylar zincirinden çıkarak oynadığın rollere ve oyuna yargısız gözle bakabilme halidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eşikten geçerken ihtiyacın olan şey, farkındalık ve varlığının, yaşamının tam sorumluluğunu alma tutumudur. Geçmişine ve şimdine tam kabul vererek yükünü hafifletirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O eşik dünyevi taraftan bakınca çoğu insan tarafından görünmez. Görebilecek bir mesafeye kadar gelmiş olan ancak etrafında dolanıp zaman geçiren varlıklar da vardır. Görüp de korkan, içinde bulunduğu sahte konfor alanlarından beslenen, adım atmaya cesaret edemeyen varlıklar ara bölgede dolanıp durular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dolayısıyla, yaşamındaki herşey senin içindeki dinamiklerin uzantılarıdır. Aslında iç ve dış da yoktur. Herşey bir bütün halinde devinmekte. İç ve dış kavramları senin kendi bütünsel varlığını oluşturan parçaların katmanlarını zihnen algılayabilmen için bu gerçeklik düzeyinde yol gösteren işaret levhalarıdır. Sen sadece farklı bir açıdan farklı bir yere bakıyordun. Kendini ve varoluşu tek düzeyli ve doğrusal bir şey olarak algılamaktaydın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi’nin sonsuzluğa açılan eşiği içinde ve tam buradayken merkezindesindir. Merkezindeyken ise heryerde ve herşey olduğunu kavrama şansın vardır. Bu merkezde kalmak varlığının diğer uzantıları olan gölge benliklerin için veya basitçe, insan parçan için son derece risklidir. İnsan görebileceği, belirgin, algılanabilir, bilinebilir doneler olmaksızın bir sonraki adımını atmaya korkar. İnsan parçan korkuyor. O parçanla ne yapacaksın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şunu bir kenara yaz ve arasıra bak, hatırla. İnsanı aşağılamak, küçük görmek için burada değilsin. Asıl işin içindeki İnsan ve Tanrı’yı birleştirmek. Korkan parçanı ancak içindeki Tanrı’ya sahip çıkarak kucaklayabilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ama” sız bir şekilde kendine sahip çıkmaya, ihtiyacın olan şeyin SEN olduğunu anlamaya hazır mısın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-7758017951802642401?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/7758017951802642401/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2010/01/sevgine-ihtiyacn-var.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/7758017951802642401'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/7758017951802642401'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2010/01/sevgine-ihtiyacn-var.html' title='Sevgine İhtiyacın Var'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/S1S15y1XScI/AAAAAAAAByo/JFf2tPQVtJw/s72-c/kendini%20sev_thumb%5B3%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-2148734775211580079</id><published>2009-05-19T06:00:00.002+03:00</published><updated>2012-02-07T01:57:32.126+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütünleşmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tanrısallık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yaratıcılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aydınlanma'/><title type='text'>Tek Başına Bir Bütünsün !</title><content type='html'>&lt;blockquote&gt;&lt;i&gt;Yüreklerinde bir huzur vardı. Şu, herşeyini kaybetmiş olanların korkusuzluğu ile doluydular, elde etmesi kolay olmayan, ancak elde ettikten sonra hep süren korkusuzlukla.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Alexandr Solzhenitsyn&lt;/i&gt;&amp;nbsp;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Gerçeği arayan birisi iseniz, bir an gelir ve kendi bütünlüğünüzden başka sizi bu yönde destekleyecek bir şeyin var olmadığı anlayışına uyanırsınız. Çok aramış, çok çabalamış, seminerlere gitmiş, enerji çalışmaları yapmış, kitaplar okumuş, meditasyon yapmış olabilirsiniz. Bu çabalar kendinize giden yolda basamak taşları olmuşlardır, ancak yürüdüğünüz yolda esen rüzgar ve ayaklarınıza vuran dalgalar hepsini dağıtıp götürmüşlerdir. Her çözülüm beraberinde bir salıverme sürecini getirmiştir. Sonunda o idrak anı gelir ve gerçekte tek başına olduğunuzu anlarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek olana uyanmak ve hayatını bu yönde yaşamak arzusu yüreksizlere göre bir iş değildir. Bu arzu sayesinde ortaya çıkan değişimler insanı altüst eder, içini dışına çıkartır ve üzerinde durup destek aldığı sahte zemini çökertir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkuyor olmak (sınırlı insan için) kendini özgürlüğüne açmaktan daha güvenlidir. Sınırlı insan bu güven uğruna ağır bir bedel öder ve hepimize aşina olan hayatı deneyimler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü, üzerinde durduğun zemin dışa bağımlı olarak oluşmuş ilişkiler, sosyal yapılar, duygu düğümleri ve zihinsel şartlanmalar tarafından oluşturulmuştur. Kendini dışa odaklı tanımlara iliştirmişsindir. Bu zemin çökünce ne olur?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tek başınalığına giden yola yelken açarsın. Hiçbir şey eskisi gibi olmaz. Yalnızlık hissettiğin duygusal bir dönemden geçersin. Sahte benliğini besleyen bağlar kopmaya başladıkça, seni anlayan, nasıl bir süreçten geçtiğini bilen insan sayısı da azalmaya başlar. Kendi başınalığınla rahat hissetmeye başladığın an, gerçek özüne bağlanmaya başladığın andır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://lh4.ggpht.com/_8g6klurSf4M/ShIg59kCyDI/AAAAAAAABt0/zGeYGdwLfiA/s1600-h/bosluk%5B3%5D.jpg" style="margin-left: auto; margin-right: auto;"&gt;&lt;img alt="bosluk" border="0" height="240" src="http://lh5.ggpht.com/_8g6klurSf4M/ShIg6SQZNHI/AAAAAAAABt4/R031WcXIhOs/bosluk_thumb%5B1%5D.jpg?imgmax=800" style="border-width: 0px; display: inline;" title="bosluk" width="240" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Tek Başına Bütünsün&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Öz’ün Tanımsız Bir Sadeliktir&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Tek başınalığın herşeyin merkezidir. Dışarıda medet umacağın bir Tanrı yoktur. Mazeretler, suçlamalar yoktur, kurban bilinci yoktur. O halin özü sadedir, sadeliktir. Gücün sadelikten gelir. Ama o güç dünyevi anlamıyla bilinen egosal bir güç değildir. Merkezinde ve bu sadelikte durabilmek varoluşunun en meydan okuyucu deneyimidir. Özü itibariyle son derece basittir. Öylesine basit ki, O’nu tanımlamanın bir yolu yoktur. Çünkü O tanımsızdır. Peki tanımsız olan şey boşluk mudur? Boşluk dahi bir tanımlamadır. Çünkü boşluğun ne olduğu da size öğretilmiş bir kavramdır. O ancak ne olmadığı tanımlanabilir. Öyle ki, tanımlanabilen herşey O değildir. Ben kimim sorusuna cevaben içinden çıkan tanımlara bak ve hepsinin birer gölge olduğunu gör. Gölgelerin, ışığının önüne koyduğun inanç kalıpların ve düğümlenmiş duygularındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buda’ya aydınlanmanın ne olduğu sorulduğu zaman “end of suffering” (acının sonu) cevabını vermiştir. Bunu söylerken O’nun ne olduğunu söylemek yerine, ne olmadığına (acı) işaret etmiştir. Acı sona erdiğinde ne olduğu ancak yaşanarak bilinen bir şeydir. Bireysel, ancak bütüncül bir algı ile ortaya çıkan direkt deneyim ve bu deneyime eşlik eden kendiliğinden bir biliş halidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Merkezindeyken ve gölgelerinin etkilerinden özgürleşmiş ve onları bütünlüğüne almışsan…ancak o zaman, gölgelerle istediğin şekilde oynayabilirsin. Rüyayı insan bedeninde bir Tanrı olarak bilinçli yaşarsın. Rüyayı yoketmen gerekmiyor. Rüya bir illüzyondur ve ondan uyandığın zaman arkasındaki mükemmel dinamikleri bilirsin. Çünkü onu yaratan Sensin. Rüyayı ondan kurtulmak için yaratmadın. Rüyayı rüya yapan dinamikler, yarattığın düşünsel potansiyelleri bizzat deneyimlemen için oradadır. O senin üzerini özgürce çizeceğin tualindir. Ama bunun için tüm sınırlılık kalıplarını farketmen ve salıvermen gereklidir ve bu da sandığından daha meydan okuyucu olabilir. Çünkü bu ruhsal kavramlar dahi senin için bir ruhsal kaçış malzemesine dönüşebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayal gücünün de ötesinde, Tanrı’nın tüm nitelikleriyle donanmış olduğunu bilseydin ne yapardın? Tanrı’nın ne olduğuna dair bir tanımlamadan mı yola çıkardın? Veya, tanımsız merkezindeki bütünlüğünün mutlak bilişi ile ihtiyaçsız, korkusuz bir yaşamı arzu ettiğin şekilde mi deneyimlerdin?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir diğer soru da şudur; Tek başınalığın gerektirdiği cesarete ve kendine güvene sahip misin?&lt;br /&gt;Çünkü bu boyutun yoğun katmanlarından sıyrılırken bunlara ihtiyacın olacak. Ve kendin olduğun, gerçek haline uyandığın için kimse sana madalya takmayacak. Yüksek bir konumda olmayacaksın. Özel olmayacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek olacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-2148734775211580079?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/2148734775211580079/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/05/tek-basina-bir-butunsun.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/2148734775211580079'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/2148734775211580079'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/05/tek-basina-bir-butunsun.html' title='Tek Başına Bir Bütünsün !'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh5.ggpht.com/_8g6klurSf4M/ShIg6SQZNHI/AAAAAAAABt4/R031WcXIhOs/s72-c/bosluk_thumb%5B1%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-7943888989650147356</id><published>2009-05-04T00:51:00.001+03:00</published><updated>2012-01-31T21:21:48.210+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Araçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Uygulama'/><title type='text'>Farkındalığı Netleştirici Bir Uygulama</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img src="http://www.headless.org/1P%20Photos/1P-planets-big.jpg" style="display: block; float: none; margin-left: auto; margin-right: auto;" /&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu yazıda sizlerle pratik bir uygulamayı paylaşacağım. Uygulamadaki amaç, farkındalığınızı içe yöneltmek ve ortaya çıkan genişlemiş algıyla kendinize tekrar ve tekrar şu soruyu sormak olacaktır; Ben kimim?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Gerçekten de, kimsiniz? Olduğunuz kişiye dair size öğretilmiş olanların, inanç kalıplarının ve gözden geçirilmemiş varsayımların dışında baktığınız zaman gerçekte kimsiniz? Bu farkındalık uygulamasında bu sorunun cevabını doğrudan deneyim ile kendiniz açığa çıkartabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost" style="font-size: small;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Geçmişten bu yana insanlığa yol gösterenler tarafından söylenegelen bir şey vardır. Size bir çocuğun masumiyeti ve saflığı ile bakmanız söylenmiştir. Aradığınız şeyin ( ki bu kendinizsiniz ) size şah damarınızdan daha yakın olduğu söylenmiştir.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Dikkatiniz çoğunlukla ( hemen hemen sürekli olarak ) dışarıya yöneliktir. Dışarısı objelerin, anlamların, tezahür etmiş olan duygu ve inançların dünyasıdır. İnsan bu dünyanın içinde kaybolmuştur. Fakat ironik bir şekilde, O’ndan ne kadar uzakta olduğunu düşünse de gerçek özü her an yanıbaşındadır. &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Dikkatinizi dış dünyaya yönelttiğiniz zaman gördüğünüz şey objeler, şekiller ve anlamlardır. Gözlemlediğiniz şey ile sizin aranızda bir mesafe vardır. Şimdi uygulamaya başlayalım. Aşağıdaki resimler size rehberlik edebilir.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;img align="left" border="0" height="123" src="http://www.headless.org/images/pointing-plant.jpg" style="border-width: 0px; display: inline; margin: 5px 10px 0px 0px;" width="163" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;i&gt;Örneğin, parmağımı yönelttiğim alanda şekiller ve renkler görüyorum. Her biri kendime özgü, benim yüklediğim veya bana kollektif bilinç tarafından yüklenmiş anlamlar barındırıyorlar.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;img align="right" border="0" height="123" src="http://www.headless.org/images/pointing-foot.jpg" style="border-width: 0px; display: inline; margin: 0px 0px 0px 15px;" width="163" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right" style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right" style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;i&gt;Ayağımı görüyorum.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;img align="left" border="0" height="123" src="http://www.headless.org/images/pointing-knee.jpg" style="border-width: 0px; display: inline; margin: 0px 10px 0px 0px;" width="163" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;i&gt;Parmağım dizimi işaret ediyor ve gittikçe “algılayan”a yaklaşıyorum.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;img align="right" border="0" height="122" src="http://www.headless.org/images/pointing-chest.jpg" style="border-width: 0px; display: inline; margin: 0px 0px 0px 15px;" width="163" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right" style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right" style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="right" style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;i&gt;Göğsümü görüyorum. Fiziksel algı çemberim burada daralıyor. Buraya kadar dikkatim dışarıya, objelere yönelikti.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;img align="left" border="0" height="123" src="http://www.headless.org/images/pointing-home.jpg" style="border-width: 0px; display: inline; margin: 0px 10px 0px 0px;" width="163" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;       &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi parmağınızı insanların yüzünüzü gördüğü yere yöneltin.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Şimdi ne görüyorsunuz? Parmağınızın işaret ettiği yerde ne var? Şimdi, dikkatinizi dışarıya yönelttiğiniz yere, içe bakmaktasınız. Parmağınız içinizi işaret ediyor. Orada bir şekil, bir hareket, renk veya bir yüz var mı? Bunun hakkında düşünmeyin. Yaşamakta olduğunuz deneyimin algısına odaklanın. Hiçbir şey görmediğiniz yerde ne var? Bu size nasıl hissettiriyor. &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Parmağımı işaret ettiğim yerde boş, sınırsız, anlam yüklenmemiş, şekilsiz, hareketsiz, şeffaf bir farkındalık alanı ve uyanık bir gözleyen görmekteyim. Bu boşluğun içi aynı zamanda , uzantım olan beden, şekiller, hareket, sesler, duygular, düşünceler ve renkler dünyası ile dolu.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Şimdi kendimin merkezinde, herşeyin O’nun içinde olmakta olduğu sınırsız, tanımsız ve kapsayıcı olanı görüyor, hissediyorum. Kendimi bu algının hissi içinde rahat hissettikçe deneyimim derinleşiyor, genişliyor ve netleşiyor. Herşeyi hiçbir şeyin merkezinden görmekteyim. Hem hiçim, hem hepim. Uzantım bedenimle sınırlı kalmıyor. Ayağımı bastığım yer, soluduğum hava, gözümün görebildiği tüm alan Ben’im. İşaret parmağımın gösterdiği yer bir eşik. İç ve dışı ayıran bir kapıyı gösteriyor. O kapıdan geçince iç ve dış BİR oluyor.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Deneyin. Sık sık deneyin. Her deneyiminizde daha farklı bir his ve algı ile kendinizi yeniden keşfetme şansına sahip olabilirsiniz. Sizin parmağınızın işaret ettiği yerde ne var? Orada kimi görüyor, hissediyor ve deneyimliyorsunuz?&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;i&gt;Bu uygulama &lt;/i&gt;&lt;a href="http://www.headless.org/" target="_blank"&gt;&lt;i&gt;headless.org&lt;/i&gt;&lt;/a&gt;&lt;i&gt; sitesinden esinlenerek kendi özgünlüğümde paylaşıma sunulmuştur.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Halil Gül&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;a href="http://aryanon.blogspot.com/" target="_blank"&gt;aryanon.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-7943888989650147356?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/7943888989650147356/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/05/farkndaligi-netlestirici-bir-uygulama.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/7943888989650147356'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/7943888989650147356'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/05/farkndaligi-netlestirici-bir-uygulama.html' title='Farkındalığı Netleştirici Bir Uygulama'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-1536254888355037000</id><published>2009-04-19T12:26:00.002+03:00</published><updated>2012-02-07T02:00:40.625+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Araçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YükselişYolu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğitimler'/><title type='text'>Farkındalık ve Yeni Bilince Uyanış</title><content type='html'>&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;img alt="ikinin arasinda" border="0" height="294" src="http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SeruOKpYtwI/AAAAAAAABrA/n0xYhtDfBYk/ikininarasinda1.jpg?imgmax=800" style="border-width: 0px; display: inline; margin-left: auto; margin-right: auto;" title="ikinin arasinda" width="430" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Farkındalık ve Yeni Bilince Uyanış&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;Merhaba Dostlar,&lt;br /&gt;Bizler ( Özlem ve ben ) kendi yaşam yolumuzda yaşamış olduğumuz deneyimleri, açılımları, meydan okumaları ve uyanışları çevremizdeki insanlarla çeşitli şekillerde paylaşmaktaydık. Kendimize doğru yürüdüğümüz bu yolda geçmişe, zihinsel yanılsamalara, ve inanç kalıplarına dair birçok bağı saldığımız ve yeni seçimler yaparak içimizdeki yeniyi doğurmakta olduğumuz bir dönem yaşadık. Bu seçimle birlikte ortaya çıkan ilişkilerimizin, işimizin, çevremizin değiştiği süreçte edindiğimiz anlayışları ve süreç esnasında yaşanan içsel ve dışsal meydan okumalardan nasıl farkındalıkla ve kolay yolu seçerek geçilebileceğini insanlarla paylaşmayı seçtik. Sadeliğin, izin vermenin ve koşulsuz kabulün hangi kapıları açtığını, şimdinin tanımsız tazeliğinde an be an yeniden doğuşun ne olduğunu sizlerle farklı bir şekilde paylaşmayı seçtik. Yeni bir çalışma başlattık. Detaylar için &lt;a href="http://aryanon.blogspot.com/2009/04/yeni-bilince-uyanis-calismasi.html" target="_blank"&gt;bu linke tıklayınız.&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Bu seçimi yaptıktan kısa bir süre sonra doğru kişi ve kaynaklar önümüze çıktı ve şimdi tanıtımını yaptığımız çalışma şekillendi. Bu çalışma insanların arayışına, arayış zincirinin bir başka halkası olarak eklenmemesi niyetiyle ortaya çıktı. Ve bu çalışmaya çekilecek insanların da içsel düzeyde bu seçimi yapmış olduklarını, arayış zincirinin bu halkasının burada ve şimdi sunduğumuz paylaşımla kırılacağını hissettik. Buna bir çalışma demek dahi bize pek uygun gelmiyor. Buradaki birlikteliğimiz spontane bir akışla kendi şeklini kendi belirleyecek şekilde oluşacak. Evet, hakkında konuştuğumuz pek çok şey olacak. Uygulamalar, sohbetler, bilgi aktarımları olacak. Ama nihai noktada size sunacağımız hatırlayışın en sade ifadesi “ Sen de O'sun” olacaktır. Bilinçli ve bilinçsiz düzeyde her an yapmakta olduğunuz seçimlerin farkına varacağınız, kendinizle yeni bir düzeyde, yeni enerji ve yeni siz düzeyinde buluşacağınız bir alan yaratmaya niyet ettik. Bu niyet içimizden gelen bir çağrıydı ve ona kulak verdik, olmasına izin verdik.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Önünüzdeki Yol Ayrımı ve İki Seçenek&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyanış ve hatırlayış sürecinin meydan okuyucu olabileceğini bizzat kendi deneyimlerimizden biliyoruz. Yaşamın gerçekliği bizleri hem kollektif hem de bireysel düzeyde değişime zorlamakta. Zorlayış kimi varlıklar üzerinde uyandırıcı, hatırlamaya yönelik dürtücü bir etkiye sahip olurken, içlerinde bu sesi duymaya başlayanlar gerçeği sorguluyor ve değişime niyet ediyorlar. Aynı zorlayış kimi varlıklar üzerinde ise, eskiye tutunma, kapanma, korku bazlı bilinçsiz seçimlere yönelme etkisi gösteriyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;İşte bu noktada seçimlerimizin farkındalığı önem kazanıyor ve varlık önünde iki seçimin bulunduğu bir yol ayrımına geliyor;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Kendini bilmek ve yaşamının sorumluluğunu almak mı?&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/span&gt;&lt;/ul&gt;&lt;ul&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Kurban bilincine saplanıp dışta olanı (kişileri, sistemi, koşulları vs.) suçlayarak kendi dışında tutunacak (maddi-manevi ) bir dal arayışına girmek mi?&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/span&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;b&gt;Kendini Bilmenin, Uyanışın Yolu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Birinci yol, insan veçhesi için çetin görünen bir yoldur. Kesinlik ve bilinebilirlik taşlarıyla döşenmemiştir. Bu yol ileriye doğru giden bir yol değildir. Doğrusal değil, çok boyutludur. Kuralları kendinin koyduğu ve zihin tarafından bilinemeyecek olan dinamiklerin devreye girdiği bir alandır. Sadeliğin, güvenin, koşulsuz sevginin ve kendinin tüm parçalarını kucakladığın bir oluş halinin alanıdır. Zihnin katı ve dualitik zemininden, kalbin ve sezgilerin rehberliğine geçiştir. Çabanın yerini izin veriş alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Korkunun, Unutmuşluğun, Çaresizliğin Yolu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci yol, korkunun yoludur. Sürekli aynı yere çıkan bir yoldur. Mesafe katediyormuşsunuz gibi görünür ve görece bir devinim, aktivite vardır, ancak bir atlı karınca gibi olduğunuz yerde dönmekte ve önünüzdeki hedefe bir türlü ulaşamamaktasınızdır. Bu yol yanılsamaların (illüzyonların) hakim olduğu bir gerçeklik boyutudur. Yolun parke taşları korku, güvensizlik, çaresizlik harcı ile yapılmıştır. Burada rüyalar gerçekmiş gibi yaşanır. Bunun nedeni, kendi seçiminin yaratıcı faktörünü göremeyen varlığın, gerçek öz niteliklerini unutmuş olmasıdır. Bu yol çabanın ve acının yoludur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Arayışı Bırakmak&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Arayışın, ister maddi isterse manevi olsun çıkış noktası itibariyle bir ayağı sakattır. Arzulamış olduğun şeye sahip olmadığın inancıyla çıkılan bir yoldur.&lt;br /&gt;Ruhsal arayış yolunda olanlar için ise gerçeklik ikiye bölünmüş gibidir. Ruhsal olan ve olmayan. Bu arayışa ruhsal olanan keşfine yönelik olarak çıkılır ve yol üstünde bir çok durak vardır. Ruhsallığın tanımlandığı çeşitli geleneksel öğretiler ve uygulamalar sürekli olarak yenilenmekte ve çoğalmaktadır. Arayan sayısı arttıkça ruhsal vaatler de çeşitlenmektedir. Ve uygulama ve öğretiler ulaşılması hayal edilen konum ile varlık arasında bir başka tampon oluşturmaktadır. Böylelikle, ruhsal arayış dualitenin pozitif yanılsama ( illüzyon ) kutbunu oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oysaki gerçek olan, an be an tüm tanımlama ve uygulamaların ötesinde bir tazelikte doğmaktadır. O tutulacak, ulaşılabilecek bir yerde değildir. Tüm yalınlığı ve tanımsızlığı ile arayışının yaratmış olduğu yanılsamanın hemen dibindedir. Ne kadar uzaklaşsan da o kadar yakınsındır O'na. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Her arayış bir çabayı devreye sokar. Ancak tüm arayışın ve çabanın ulaşacağı nokta seni pes ettiğin bir konuma taşır. Bu teslim oluşa eşlik eden bir farkındalık varsa hakikatin ışığı çeşitli şekillerde kendisini sana hissettirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu akış içinde nerede durduğunuzu, şimdiki seçiminizin ne olacağını sorguluyor olabilirsiniz. Nedenler, nasıllar, amalar zihninizde uçuşuyor olabilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki de Birinci yola, kendinize giden yola saptınız ve yeni meydan okumaları anlama ve yeni araçları devreye sokma noktasında içinizde yeni kapıların aralanması eşiğindesinizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu çalışmada bizlere eşlik etmeyi seçerseniz;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cevapların kendi içinizde olduğunu anlamaya, yaşamınızın ve kendinizin hakimiyetini elinize alıp, kendi değerinizi bilmeye yönelik bir çalışmaya katılmış olacaksınız. Değişim ve dönüşüm sürecinde, eski bilincinize bağlı yapı fiziksel, duygusal ve zihinsel düzeylerde dağılırken bununla nasıl başa çıkacağınıza dair içgörüler edineceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-1536254888355037000?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/1536254888355037000/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/04/farkindalik-ve-yeni-bilince-uyanis.html#comment-form' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/1536254888355037000'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/1536254888355037000'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/04/farkindalik-ve-yeni-bilince-uyanis.html' title='Farkındalık ve Yeni Bilince Uyanış'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SeruOKpYtwI/AAAAAAAABrA/n0xYhtDfBYk/s72-c/ikininarasinda1.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-7141202395884712641</id><published>2009-04-19T12:18:00.001+03:00</published><updated>2012-02-04T01:26:32.985+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eğitimler'/><title type='text'>Yeni Bilince Uyanış Çalışması</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;img alt="GodsFinger" border="0" height="218" src="http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SersYnW6WRI/AAAAAAAABq0/691RUR-EHhI/GodsFinger_thumb.jpg?imgmax=800" style="border-width: 0px; display: inline;" title="GodsFinger" width="400" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;h3 align="center"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Times New Roman; font-size: large;"&gt;Farkındalık ve Yeni Bilince Uyanış Çalışması&lt;/span&gt;&amp;nbsp;&lt;/h3&gt;Dünyamız değişirken, İnsan bilinci de gelişmekte. İnsanlar uyum, barış ve sevgi içinde yaşamayı arzuluyor. Bazıları Yeni Bilinci deneyimlemeye hazır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu calışma içlerindeki sınırsız potansiyeli keşfetmeyi, asıl gerçeğine uyanmayı ve yeni bir yolu deneyimlemeyi seçenler için yaratılmıştır. Çalışma, katılımcılara yaşamlarında neyi deneyimlemek istediklerine dair seçim hakkının kendilerinde olduğunu hatırlatır. Hayat seçimlerden ibarettir.&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;    Çalışma, yaşamını yeni bir düzeyde deneyimlemeyi, içindeki gerçek benliği bedenlemeyi seçenler için, toplu bilincin sınırlılık kalıplarından özgürleşme, yaşamı dram ve çaresizlik bilincinin ötesinde deneyimleme seçeneğini hatırlatıyor ve bu yönde destekliyor. Beş gün sürecinde sabahları seminer ve pratik uygulamalar, akşamları da konuya ilişkin film ve sohbetlerle sizlerle olacağız. Kendi deneyimlerimizi ve yaşadığımız dönüşümleri sizlerle paylaşacağız. &lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;    Çalışmanın hedefini destekleyen ana unsur, rüyadan uyanma ve gerçeğini özgürce deneyimleme seçimini yapmış olmanızdır. Burada size sunulan şey bir başka inanç kalıbı veya yöntem değil, cevaplar için kendi içinizi araştırma ve yaşamınızdaki şeylerin neden olmakta olduğunun anlaşılmasına dair bir farkındalık yaratmaya yönelik araçlardır. Datça'nın sihirli havası, yaptığımız çalışma ve bizlerin yarattığı güvenli alan ise, kendinize yürüdüğünüz yolu rahat ve çabasızca size getirecek olan yardımcı unsurlardır. Bu farkındalık size bu çalışmayı bir düzeyde kendinizin yaratmış olduğunuz anlayışını sunacaktır.&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;    Bu çalışmada,&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;    &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Kurban olmaktan çıkıp, gerçek bir yaratıcı olmayı&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Kendinizi koşulsuzca sevmeyi&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Hayatınızda durmaksızın tekrarlanan acı-haz döngüsünün nedeni olan inanç kalıplarını görmeyi&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Yaşam-Ölüm, sağlık-hastalık gibi durumlara Yeni bir anlayışla bakmayı&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Dram ve çabanın ötesine geçmeyi&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Yaşamınızın tam sorumluluğunu almanın önemini&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Kendinize dürüst ve gerçek olmanın önemini&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Yaratıcılık faktörü ve önemini&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;İlahi Benliğiniz ve İnsan benliğinizi nasıl bütünleştireceğinizi&lt;/span&gt;         &lt;br /&gt;     &lt;/li&gt;&lt;/span&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;hatırlayacak ve bu hatırlayışı bedenleme sürecinde size sunulacak olan araçlardan faydalanacaksınız.&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;    Halil Gül &amp;amp; Özlem Yavuz&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;        &lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-7141202395884712641?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/7141202395884712641/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/04/yeni-bilince-uyanis-calismasi.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/7141202395884712641'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/7141202395884712641'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/04/yeni-bilince-uyanis-calismasi.html' title='Yeni Bilince Uyanış Çalışması'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SersYnW6WRI/AAAAAAAABq0/691RUR-EHhI/s72-c/GodsFinger_thumb.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-6092308928422447835</id><published>2009-04-02T11:21:00.001+03:00</published><updated>2012-02-07T02:02:58.520+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kabul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ayna'/><title type='text'>Hayat Her Şekilde Öğretir</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: left; margin-right: 1em; text-align: left;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;img align="left" alt="Kucuk_insan" border="0" height="299" src="http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SdR1jmMYepI/AAAAAAAABjo/nQAshTK0xS0/Kucuk_insan_thumb%5B3%5D.jpg?imgmax=800" style="border-width: 0px; display: inline; margin: 5px auto;" title="Kucuk_insan" width="200" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Hayat Her Şekilde Öğretir&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;Sevgi birçok kapıyı açar. Sevgi anlatmadan öğretir. Beklentisizce bir yaklaşım doğası gereği Tanrısal bir dokunuştur. Ama hayat başka şekilerde de öğretir. Yukarıda yazdıklarıma kıyaslama yapmaksızın sadece bir başka bakış açısını da sunmak istiyorum. Çünkü bu en zor kabul görenidir. Anlaşılması için biraz daha geniş bir farkındalık gerekebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayatın öğretmediği hiçbir an yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ödemekte zorlandığın bir faturayı eline aldığın anda hissettiklerin içinde birşeyleri tetikler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fatura öğretmenindir. İçindeki yoksunluk inancını sana yansıtmaktadır. Bunun içindeki hazineyi görebilirsen, bolluğun senin gerçek doğan olduğunu anlarsın. Ve bolluğu asla sadece banka hesabınla ilişkilendirmezsin. Eğer seçersen!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevdiğin insanın seni aldattığını öğrendiğin zaman yıkılırsın, isyan edersin, sevgi nefrete de dönüşebilir. İçinde birşeyler tetiklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seni aldatan "sevdiğin" öğretmenindir. Ve bunu ruhsal düzeyde seni gerçekten sevdiği için yapmıştır. Dünyevi bilinciyle bunun farkında olmasa da, ruhsal düzeyde, içinin derinliklerinde bunu bilir. Bu bilisi farketmesi kendi gerçeğine uyanışında zaman alabilir. Anladığı zaman ise sana ve kendisine karşı içinden bir şefkat duygusu yükselir. sana öğrettiği şey işe, yarım elma gibi yaşamak yerine kendi bütünlüğüne uyanmandır. Eğer seçersen!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsten çıkarıldığını öğrendiğin zaman önce patronuna isyan edersin, sonra çaresizlik içinde eve dönersin. Gelecek kaygısı, güvensizlik ve maddi güvenceye eşitlenmiş bir hayat seni dibe vurdurur. İçinde birşeyler tetiklenir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patronun sana büyük bir hediye, bir fırsat sunmuştur. Bunu o an farketmezsin. Hatta bu deneyimi ruhsal düzeyde kendinin yaratmış olduğunu da bilmezsin. Oysa bu deneyim sana varlığının derinliklerindeki güven merkezine giden kapıları açan bir deneyimdir.  Gelecek illüzyonunun seni nasıl kendinden uzaklaştirdiğini ve bu eksiklikleri kapatmak adına "mecbur" olduğun için çalışmakta olduğunu anlama şansına sahip olursun. kendinden ne şekilde ödün verdiğini görme şansın ölür. Eğer seçersen!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;En nefret ettiğin ve yargıladığın davranışlara sahip bir insanla karşılaşırsın. Hatta farkında olmadığın tepkileri en derinlere ulaşıp oralardan bilincin yüzeyine çıkartır o kısı. Çılgına dönersin. Bir kaşık suda boğmak isteyebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O kişinin sana en büyük hediye ile geldiğini görmezsin. Bilincinin derinliklerine gömdüğün, kapısını da mühürlediğin yerlere ulaşır ve onları senin önüne getirir. Kimdir bu kısı? Nasıl bir hediyedir bu? anlayabilirsin. Seçersen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Zen hocası vardır. Öğrencisini Buda heykeli önünde dua ederken görür ve kıçına şiddetli bir tekme vurur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O tekmenin yarattığı şok bir kapı açabilir. Dışarıda birşey olmadığını anlaması adına. Öğrenci bunu seçmişse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İslamda Tanrı'ya atfedilen sıfatlar içinde (esma-ül hüsna) Cemal ve Celal sıfatları vardır.&lt;br /&gt;Cemal, Tanrı'nin güzel taraflarını, zerafetini, kapsayıcılığını, yüceliğini ifade ederken,&lt;br /&gt;Celal, azametini, azabini, insana "acı ve zorluk" deneyimleten tarafını ifade eder.&lt;br /&gt;Ancak her ikisinin içinde bir diğeri de vardır. İkisi bir bütünlük içindedir. Karşıt gibi görünse de Taocu simge olan Yin ve Yang daki gibidirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçimizdeki Tanrı bize sevgiyle de dokunur, sağlam bir tokat da atabilir....ve ikisi de seni aynı yere taşımak için vardır. İkisi de kökenini sevgiden alır.&lt;br /&gt;Çünkü sevginin gerçek hali yargılamaz. Koşulsuzca izin verir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan an gelir ve büyük resmi görmeye hazırsa bu ona her yoldan yansır. Büyük resmi görebilmek için de pozitif kutba kilitlenmiş zihnin sınırlarının genişlemesi, negatif gibi görünen seyin de aslında negatif olmadığını anlaması gerekir. Seçerse!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşananlara kişisel düzeyde bakmanın bir adım ötesine geçersek "iyi davranmak iyidir, kötü davranmak kötüdür" bakışı biraz genişler ve yargılayan taraflarımızı da yargılamaksızın anlama ve kucaklama şansına sahip oluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-6092308928422447835?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/6092308928422447835/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/04/hayat-her-sekilde-ogretir.html#comment-form' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6092308928422447835'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6092308928422447835'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/04/hayat-her-sekilde-ogretir.html' title='Hayat Her Şekilde Öğretir'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SdR1jmMYepI/AAAAAAAABjo/nQAshTK0xS0/s72-c/Kucuk_insan_thumb%5B3%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-767228810740326694</id><published>2009-03-30T23:22:00.001+03:00</published><updated>2009-03-30T23:22:38.793+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Datça’da Bahar</title><content type='html'>&lt;p&gt;&amp;#160;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;Hava yumuşadı. Güneş sıcağını hissettirmeye başladı. Bunu çiçekler benden önce farketmişler. Bende de baharla birlikte açan birşeyler var ama resmi çekilecek şeyler değil.&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&amp;#160;&lt;/p&gt;  &lt;p align="center"&gt;&lt;embed type="application/x-shockwave-flash" src="http://picasaweb.google.com.tr/s/c/bin/slideshow.swf" width="450" height="297" flashvars="host=picasaweb.google.com.tr&amp;captions=1&amp;RGB=0x000000&amp;feed=http%3A%2F%2Fpicasaweb.google.com.tr%2Fdata%2Ffeed%2Fapi%2Fuser%2Fhalilgul11%2Falbumid%2F5137675946949481713%3Fkind%3Dphoto%26alt%3Drss%26authkey%3DGv1sRgCO_CiJXf8qaruwE" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-767228810740326694?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/767228810740326694/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/03/datcada-bahar.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/767228810740326694'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/767228810740326694'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/03/datcada-bahar.html' title='Datça’da Bahar'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-6326174941125987806</id><published>2009-03-27T09:28:00.001+02:00</published><updated>2012-02-06T02:31:43.686+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Veçheler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tanrısallık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Küçük İnsan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aydınlanma'/><title type='text'>Gören, Görünen ve BEN</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: left; margin-right: 1em; text-align: left;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;img align="left" alt="farkindalik" border="0" height="205" src="http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/ScyAEHMuLDI/AAAAAAAABdE/AbmhYUiimnk/farkindalik_thumb%5B9%5D.jpg?imgmax=800" style="border-width: 0px; display: inline; margin: 5px auto 0px;" title="farkindalik" width="205" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Farkındalık&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;Farkındalık algının gören gözüdür. Bu göz olmasa ortada algılayacak birşey olmadığı gibi, algılayan da olmaz. Dış ve iç dünyamızı tarayan bir gözdür farkındalık. Neyi nasıl algılıyoruz buna bir bakalım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan bedeni içindeki farkındalığımız genellikle beş duyu ile algılanan bir gerçeklik içerisinde iş görmekle sınırlıdır. Bu durum farkındalığın sınırlılığı anlamına gelmemeli. Sınırlı bilince sahip insanın görüş açısını belirleyen nedenler vardır. İnsan, ruhsal farkındalığını zihin düzeyinde bir farkındalığa indirgemiştir. İçinde bulunduğumuz dünyanın gerçekliği, sınırları zihin tarafından çizilmiş ve zihinsel dinamikler üzerine inşa edilmiş bir gerçekliktir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zihnin doğasına, işlevine ve etkilerine daha yakından bakmak nerede durduğumuzu, nasıl algıladığımızı anlamak adına faydalı olacak. Zihin, bugünlere kadar varlığımızın dayanak noktası olarak belirlediğimiz ve kendi yerimize atadığımız bir hizmetkardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizim için gerçekliği tanımlar, bilinebilir olmasını sağlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bilinemez olan ürkütücüdür. ( ürken kimdir?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kontrol mekanizmasıdır. Olmakta olanın bizim için bir tehlike içerip içermediğine bakıp yöntem belirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü güvenlik kaygısı vardır. (güvensiz hisseden kimdir?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşadığı geçmiş deneyimlerin sonuçlarını temel alarak şimdi olmakta olanı yorumlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü tanımlanamayan şey hiçbir anlam içermez. (anlam arayan kimdir?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geleceğe yönelik plan yapar ve varlığa dayanak noktası oluşturacak bir gelecek hayali yaratır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çünkü bilinemez bir gerçeklik her türlü risk barındırır ve kişiyi amaçsız bırakır. Amaç dayanaktır. (amaç arayışındaki kimdir?)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu örnekler ve daha birçoğu gerçekliği belli kalıplara sokar. Ve bir kalıp oluşturur. Şimdide yaşanmakta olana ardından bakıp tanzim ettiğimiz bir kalıptır bu. Bir gözlük gibidir ve gerçekliği ardından bakıp gördüğümüz şekilde yorumlarız. Ve gördüğünüz gibi zihin bu sınırlı algıyı oluşturmakta kullanılan bir araçtır. Peki zihni bu şekilde kullanan kimdir?&lt;br /&gt;Ürken, güvensiz hisseden, anlam arayan, amaç arayan kimdir? Zihin bunları kendi başına yapmıyor. Arkada onu yoneten bir bilinç, bir benlik var. Ve bu benlik her seferinde farklı özelliklere bürünüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazı durumlarda kendine güvenirken, bir başka durumda güvensiz bir şekle bürünüyor.&lt;br /&gt;Bazen duruma göre verici biriyken, bazen de bencil bir kişiliğe bürünüyor.&lt;br /&gt;Kimi zaman rahatken, kimi zamanlar da olan şeyi kontrol edip yönlendirmeye çalışır hale bürünüyor.&lt;br /&gt;Seven bir haldeyken, nefret eden birisine dönüşebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve zihni o anki haline uygun şekliyle kullanıyor. Kimdir bunlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, “benlik” demiştim az önce ve birden çoğaldılar. Benlikler haline geldiler. Basitçe, hepsi benliğimizin parçalarıdırlar. Parçalanmış olan benliğimizin veçheleridirler. Ruhsal varlığımızı oluşturan bilincin toplamının içinde yer alan düğümlenmiş enerjilerdir. Varoluş maceramızda birçok şeyi deneyimledik ve bu deneyimlerin sonucu olarak ortaya çıkan veçhelere sahibiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çözülmemiş bir durum, ihanete uğranan bir yaşam deneyimi, aşağılamaya maruz kalınmış bir deneyim, kendini çirkin gören bir taraf, elde etmek için güce ve manipülasyona yönelen bir parça, aldatan/aldatılan bir deneyimle ortaya çıkmış bir veche vs.vs. hepsinin varlığı halen ruhsal enerjimizin içinde mevcut. Ve yaşam deneyimimizi seçerken çoğunlukla bu enerjileri dengeye getirmek ve salıvermek üzerine inşa edilmiş hayat planlarımız olur. O hayatta bu enerjilerin bir veya birkaçının baskın olduğu bir hayat yaşarız. Seçtiğimiz veçheler kişiliğimizin baskın özelliklerini oluşturur ve gerekli deneyimleri yaratırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğünüz gibi, algıyı belirleyen en önemli faktör içerideki algılayandır. Gerçekliği yorumlayan ve bakışıyla şekillendiren bir benlik vardır devrede. Bu veçhelerin yaşamımızdaki rolünü anlayabilmek için öncelikle onların kullandığı gözlükleri çıkartmak gerekir. Bu gözlükler çoğu zaman gelen darbelerle kendileri kırılırlar ve içerideki benlik bir çeşit kriz yaşar. Yaşanan kriz varlığa ötesini görebileceği, gerçekliği yeniden sorgulayacağı bir şans yaratır. Kırılan gözlüğün ardından göremediği olasılıkların ışığı sızmaya başlar. Hayatının anlamı çöker.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu düğümlenmiş parçaların varlığımızdaki mevcudiyetini gökyüzünü kaplayan ve sürekli hareket halinde olan bulutlara benzetebiliriz. Ardında parlayan güneşin ışıkları olduğumuz yere erişemez. Güneşi de göremediğimiz için, ya karanlıkta yaşarız ya da bulutların gölgelerinin hareketlerini izleyerek oynanan oyunda yer alırız. İşte algımızı sınırlı tutan ve yaşamımızı kontrol eden dinamikler böyle iş görür. Çeşitli sınırlılık ve güçsüzlük inanç kalıpları ile önceden belirlenmiş bir gerçeklik algısı ile şimdiyi yaşar ve geleceğimizi yaratırız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu örneklere ve açıklamalara rağmen, aslında hiç de çare-siz durumda değildiriz. Güneşin açtığı zamanlar vardır. Böyle durumlarda hayat çok başka görünür ve deneyimlenir. Ama geçicidir. Seçtiğiniz yaşama gelirken, sizi destekleyecek, yolunuzu açacak dinamikleri de o plana dahil edersiniz. Belli potansiyellerin gerçekleşmesi durumunda hayatınızda yaşadığınız “rastlantısal” deneyimler sizi başka mecralara taşır. Bunlar değişim anlarıdır. Yaşamınızda birşey salınırken, gözlükler kırılmışken niyetiniz asıl olanı keşfetmekse, gerçekte kim olduğunuzu bilmekse, bu “rastlantılar” size çekilmeye başlar. Fark yaratan bir ivme oluştururlar yaşamınızda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer kendi uyanış sürecinizde belli bir farkındalık aşamasındaysanız, bu kişiliklerle özdeş olmanın gerçekliği algılayışınızı nasıl etkilediklerini görmeye başlarsınız. Bulutların ardındaki güneş sizin gerçek benliğinizdir. Varlığınızın özüdür. Yansımakta olduğu yerdeki oyunun oynanmasını sağlayan, destekleyen ve koşulsuzca her yere ve her zaman ışıyan özünüzdür. Size kendisini çeşitli şekillerde hissettirmeye başladıkça, algıladığınız gerçekliği sınırlayan kalıplar dağılmaya başlar. Bu işleyişin dinamiklerini görebilen bir farkındalık, onlarla olan ilişkisini de bir başka düzeye taşır. Ve artık, bir tarafıyla o bulutlara ışıyan güneştir o. Her hali deneyimlemeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen bulutlar gelir, sınırlı insan veçhesi devrededir. Ancak hissettiği gerçek özünün farkındalığı da o an oradadır. Her iki hali de birlikte yaşar. Dikkati öz benliğinde olduğu sürece, gerçeğinde merkezlenmeye niyet ettiğinde yaşanmakta olanı da daha geniş bir şekilde algılar. Korkular dağılmaya başladıkça eski yaşamına ve hayat planına bağlı olan şeyler kopmaya başlar. Hedef, amaç, geçmiş, gelecek gibi sahte benliklerinin varlıksal dayanakları çözülmeye başlar. Kendisini an içinde, şimdi nin hissedilen gerçek mevcudiyetinde daha rahat hissetmeye ve özüyle bağlantıya geçmeye başlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Filtrelerden arınmış bir göz, tortulardan temizlenmiş bir kalple algılamaya ve hissetmeye başlar. Zihinsel algının yerini hissedişle gelen bilişler alır. Direkt deneyimle gelen kendiliğinden bilişlerdir bunlar. Özü, sürekli ışımaya meyilli olduğu için içten dışa doğru genişler. Merkez odaklı bu genişleme insan veçhesi vasıtasıyla eyleme geçer. İşte bu durumda zihnin ardında onu araç olarak kullanan bir başka benlik vardır. Gerçek halin devrededir. Kontrol yoktur, korku yoktur. Olsa da insan olduğun için gelir ve geçerler. Hisseder, görür ve izin verirsin. Gerçeklik bir an bulanır sonra yine güneş açar. işte o zaman başka bir düzeyde kendine ve tüm varoluşa hizmet edersin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eril tarafın içindeki güneşin ışığı olur ve içten dışa yansıyan eylem olur,&lt;br /&gt;Dişil tarafın kapsar, kucaklar ve yeniyi doğurur.&lt;br /&gt;Güneşi de içine alan bir boşluk vardır ki, orada erir, kül olur, hiç olursun. Hiç olduğun anda hep olursun. Ortada TEK BİR BEN kalmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-6326174941125987806?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/6326174941125987806/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/03/goren-gorunen-ve-ben.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6326174941125987806'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6326174941125987806'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/03/goren-gorunen-ve-ben.html' title='Gören, Görünen ve BEN'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/ScyAEHMuLDI/AAAAAAAABdE/AbmhYUiimnk/s72-c/farkindalik_thumb%5B9%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-8531442163953600942</id><published>2009-03-21T03:04:00.001+02:00</published><updated>2012-01-31T21:24:15.747+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YeniEnerji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='video'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütünleşmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YükselişYolu'/><title type='text'>Bir Davet</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;Sesli izleyiniz! &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;embed allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" height="338" src="http://vimeo.com/moogaloop.swf?clip_id=3783710&amp;amp;server=vimeo.com&amp;amp;show_title=1&amp;amp;show_byline=1&amp;amp;show_portrait=0&amp;amp;color=59a5d1&amp;amp;fullscreen=1" type="application/x-shockwave-flash" width="450"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-8531442163953600942?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/8531442163953600942/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/03/bir-davet.html#comment-form' title='23 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/8531442163953600942'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/8531442163953600942'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/03/bir-davet.html' title='Bir Davet'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><thr:total>23</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-2822764185757835092</id><published>2009-03-18T02:45:00.000+02:00</published><updated>2012-02-15T03:05:17.408+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütünleşmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tanrısallık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nefes'/><title type='text'>Yarım Nefes Ötedeki Gerçeğine Hazırmısın?</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img align="left" alt="Nefes" border="0" height="244" src="http://lh6.ggpht.com/_8g6klurSf4M/ScBE8KxhRmI/AAAAAAAABaU/5owVpSWxH7A/Nefes%5B4%5D.jpg?imgmax=800" style="border-width: 0px; margin: 5px 15px 0px 0px;" width="197" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;/div&gt;Yaşam senden yarım nefes uzaklıkta tüm ihtişamıyla varolmaya devam ediyor. Onu başka yerlerde arıyorsun. Söylenecek bir söz, yapılacak birşey, ortaya çıkacak tanımlayamadığın bir mucize bekleyerek kendinden yarım nefes uzaklıkta kayıpsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varoluşun tüm macerası bu yarım nefes mesafesinde yaşanıyor. Kendini kaybettiğin yer burasıdır. Ayrı olduğun inancıyla yaşadığın deneyimlerin yeri bu zihin frekansıdır. Yaşadığın yer zihin tarafından organize ve manipüle edilen bir yanılsamadır. Sisli bir bölgedir. Önünü görebilmen için algıladığın herşeyi tanımlamak zorundasındır. Düşmemek için tutunmak zorundasındır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarım nefes ötede yaşam her an yeniden ve taze doğmakta. Bitkiler, dağlar, denizler ve hayvanlar kim ve ne olduklarını sorgulamaksızın uyum içinde varolmaktalar. Psikolojik zaman algısı onların gerçekliğinde mevcut değil. Mutlak gerçekle içgüdüsel olarak hizalanmış durumdalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Herşey sana seni yansıtıyor.&lt;br /&gt;Dağlar, mevcudiyetinin ihtişamını ve zamansızlığını,&lt;br /&gt;Denizler, engin derinliklerini ve orada barınan sırları,&lt;br /&gt;Ufkun enginliği ve gökyüzü, sınırsızlığını,&lt;br /&gt;Bir çınar ağacı, mevcudiyetinde köklenmişliği, aşağı ve yukarının şaşmaz dengesini ve uyumunu sana yansıtmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm varoluş senin bir aynan. Tüm zenginlikler senin içinde. Ancak;&lt;br /&gt;Sokaktaki dilenci de içindeki yoksun ve dışa bağımlı bir parçan.&lt;br /&gt;Bir insanın sevdiğin veya sevmediğin tüm tarafları da seni sana yansıtmakta.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varlığında mevcut olup da dışarıda tezahür etmemiş hiçbir şey yok. Öyleyse buraya ne getirdiğine bak. Senin vasıtanla bu gerçekliğe akan nedir? Ne kadarını görebiliyorsun?  Kendisini kurban gören bir kişi mi var? Eğer öyleyse çok sınırlı bakıyorsun.&lt;br /&gt;Gözle görebildiğinin ötesindekini görmek için sadece bakmaktan fazlası gerekir. Daha aşağıya, kalbe doğru inmek gereklidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrı olduğuna inandığın an kayboldun. Gerçek halinle aranda bir perde oluştu. Köklerinden koptun ve rüzgarda savrulmaya başladın. Tutunacak güvenli bir yer, birşey aramaktasın. Güveni, sevgiyi ve anlayışı arıyorsun. Aslında neyi kaybettiğinin içsel olarak farkındasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam, bulunduğun zihin frekansında çok karmaşık ve yoğundur. Oraya giriş nedenin ayrı olduğuna dair inançsa, oradan çıkış vesilen de gerçekte her zaman bir ve bütün olduğun fikrine, anlayışına kendini açmanla olacaktır. Bu şekilde sadeliğe ve gerçek sevgiye doğru kendine yol açmış olacaksın. Zaten sahip olduğun kendi gerçeğine uyanmak için izleyeceğin bir prosedür, memnun kılman gereken bir Tanrı yoktur. O hep senindir, hep seninleydi ancak sen yarım nefes uzaklıkta ve O'nun farkında olmadan yaşadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu fikre kendini açtığın zaman sana yol gösterecek araçları kendine çekersin. Bir kitap, bir insan buna vesile olabilir. Kendine doğru yol alırken geride bırakman, salıvermen gereken şeyler olacaktır. Onları bırakmak istemeyeceğin anlar olacaktır. Bu şeylerin hepsinin, senin sahte benlik illüzyonunu besleyen bağlar olduklarını anlamaya başlayınca bu konudaki farkındalığın sana yol gösterecektir. Korku ve güçsüzlük üzerine inşa edilmiş bu yapının yıkılmasından korkma. Böylelikle kendine yer açacaksın. Eski kalıpları saldıkça, gerçek benliğin sana doğru bedenlenecek. Hissetme yetinin farklı düzeylerini deneyimleyeceksin. Acı ve haz arasında gidip gelen keskin duygular dengeye geldikçe sadeleşecek ve bu sadeliğn sana sunduğu daha süptil sevgi titreşimlerini hissetmeye başlayacaksın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Küçük pratiklerle başla. Gün içerisinde kendine yer açtığın zaman aralıkları yarat. Bu işlem belli periyotlarda evinde yaptığın temizliğe veya duş almaya benzer. Temizlik sonrası yaşadığın hafiflik, rahatlık hissini biliyorsun. Şimdi bunu zihinsel ve duygusal düzeyde yapmaya başla. Buna niyetlendiğin zaman nelerin temizlenmesi ve dengeye gelmesi gerektiği gözüne daha net görünür olacak. Yaşamı ve kendini bir adım geriden gözlediğin aralıklar yarat. Nefesin ile kendine yer aç ve kendini gözle. Seni bu frekansa nelerin bağladığını daha net görür olacaksın. Onlar hep oradaydı, tıpkı Tanrısal benliğin gibi. Ancak her iki tarafı da görecek olan SEN mevcut değildin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonraki bir yazıda "güvenli alan yaratmak" konusunda paylaşımlarım olacak. Güvenli alan kendini korumaya veya savunmaya aldığın bir alan değildir. Oluşunun tüm hallerini kucaklayabileceğin bir alandır. Buna dair daha sonra yazacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sorun olduğuna inandığın birşey varsa, cevaplar da oradadır. Tanımladığın herşey karşıtıyla birlikte varolur. Ancak cevapların ortaya çıkması için bakış açının biraz genişlemesi gereklidir. Bu da, sahip olduğun yargılarının mutlak doğrular olmadığını anlamanla olur. Yargının keskin duvarları çatladığı zaman cevap oradan sızmaya başlar. Sorgulayarak aldığın yol seni tüm soruların bittiği bir oluş halinin eşiğine taşır ki, o hal sana kendiliğinden bilişi getirir. Kendini bilişi getirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yarım nefesle seni kendine taşıyan yol sırat köprüsüyle birbirine bağlanır. O köprüden geçmek için birçok şeyi geride bırakman gerekir. Bu çözülüş ölüm gibi hissettirir. Ve eğer seçersen bedenini geride bırakmaksızın kendi içinde sahte olanın ölüşünü, gerçek olanın doğumunu deneyimlersin. İçine dön ve gerçekte neyi arzuladığın hisset. Hazırsan ve niyetin kendinle bütünleşmekse, tek yapman gereken bunu seçmektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçindeki Tanrı'nın nefesi olmaya hazır mısın?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-2822764185757835092?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/2822764185757835092/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/03/yarm-nefes-otedeki-gercegine-hazrmsn.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/2822764185757835092'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/2822764185757835092'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/03/yarm-nefes-otedeki-gercegine-hazrmsn.html' title='Yarım Nefes Ötedeki Gerçeğine Hazırmısın?'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh6.ggpht.com/_8g6klurSf4M/ScBE8KxhRmI/AAAAAAAABaU/5owVpSWxH7A/s72-c/Nefes%5B4%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-6392108157776342912</id><published>2009-02-22T22:07:00.001+02:00</published><updated>2012-01-16T18:21:28.156+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Veçheler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütünleşmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Araçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YükselişYolu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nefes'/><title type='text'>Parçalanmış Benlik ve Yuvaya Dönüş</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;a href="http://aryanon.blogspot.com/2009/02/sadelige-aclan-kap-ve-araclar.html" target="_blank"&gt;&lt;b&gt;Sadeliğe Açılan Kapı Ve Araçlar&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/i&gt; &lt;span style="color: black; font-family: inherit;"&gt;başlıklı yazımdan sonra bazı okuyuculardan sorular geldi. Aktardığım bakış açısını ve enerjiyi pratik olarak, doğrudan nasıl yaşamlarına uygulayacaklarını bilmek istiyorlardı. Basitçe;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;ul style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İçimdeki yaralı çocukla nasıl bütünleşebilirim?&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Farkındalıkla nefes almak nedir?&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Akışta kalmak ve arzular arasındaki denge nedir ve nasıl sağlanır?&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost" style="font-size: small;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;h5 style="color: black; font-family: inherit;"&gt; &lt;span id="fullpost" style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;Yaralı Benlik&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h5&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;İçimizdeki yaralı çocuk varoluş deneyimi boyunca yaratmış ve deneyimlemiş olduğumuz birçok veçhenin sembolize edilmiş bir halidir. İçimizde "oluş"la birlikte ortaya çıkan ilk kopuş yanılsamasının travmasını yaşayan bir çocuk vardır. Ancak deneyimin çeşitlendiği boyutlarda bu veçhe de içindeki yaratıcı güçten temel alarak daha fazla yaralı çocuk doğurmuştur. Bu konuya değinen &lt;/span&gt;&lt;a href="http://aryanon.blogspot.com/2008/06/aydnlanma-dediin.html" target="_blank"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Aydınlanma Dediğin&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: black;"&gt; başlıklı yazımdan bir bölümü aşağıya alıntılıyorum;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span id="fullpost"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;i&gt;Mükemmel olmak düşüncesi, eksik olduğun inancının bir tepkimesidir.          &lt;br /&gt;Bu eksik olma hali, yuvadan, özünden kopuşun varlık bilincindeki ilk travmasıdır. Yolculuğun boyunca kendini “tamamlamak” için diğerlerinden enerji çalarak, onları domine ederek yataydan beslendin. Kayıp ve kazanç döngüsü içerisinde, kendi enerjinin çalındığı ve kurban olma halini deneyimlediğin hallerin oldu. Ayrı ve eksik olduğun inancından yola çıktığın bu unutmuşluk hali, yaşadığın deneyimlerle bazı yargılara varmana neden oldu ve yargılarınla harmanlanmış duygu düğümleri, kendini içlerinde daha da kaybettiğin sahte benlikleri oluşturdu. İyi-kötü, doğru-yanlış kutuplarında saçaklanan bu benlikler kendi yaratımının çocuklarıdır. Asla kaybetmediğin ve her an seninle birlikte olan bir şey vardı ki; O da sana özümden üflediğim yaratma yetisidir. Bu yeti, şimdinin sonsuzluğunda sadece bir an olan bilincindeki kaymayı ( unutmuşluk halini) bire bir deneyimlemeni sağladı. Her şey yaratılmış olduğu kaynağına döner. Olmadığın hali deneyimlerken yarattığın çocuklarını olduğun halin gerçeğinde kucakla. Gerçekte, hiçbir zaman ayrı değilsin. Aradığın şey zaten sahip olduğun kendi gerçeğin. Nefesinle birlikte bunu kabul et ve içine al. Bırak zaten senin olan şey çabasızca sana aksın. Kendini “almaya” aç. Bıraktıkça alırsın aldıkça bırakırsın. Akışta olmak budur.           &lt;br /&gt;Aydınlanma dediğin şeyin de bir illüzyon olduğunu fark ettiğin an aydınlanırsın. Ve bilirsin ki gerçek doğan zaten aydındır, aydınlığın kaynağıdır.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;h5 align="center"&gt;&lt;span id="fullpost"&gt; &lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;img alt="parcalanmis benlik" border="0" height="196" src="http://lh6.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SaGwZ7bZbrI/AAAAAAAABWY/VAJ9uK-8lpU/parcalanmis%20benlik%5B8%5D.jpg?imgmax=800" style="border-width: 0px;" width="244" /&gt; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h5&gt;&lt;h5&gt;&lt;span id="fullpost"&gt; &lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h5&gt;&lt;h5 style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost"&gt; &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;Pozitif ve Negatif kutuplarda Salınan Benlikler&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h5&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Peki bizler sadece yaralı benlikler mi yarattık?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Hayır. Yaşamın ve varoluşun güzelliğini deneyimlediğimiz hayatlarımız oldu. O veçhelerin rollerine bürünerek yaşadığımız hayatlarımız da var. Ancak bu veçheler bizler için "sorun" yaratmayacak, yuvaya ve bütünlüğe geri dönüşü daha kolay olan veçhelerdir. Bu veçheler, özgürleştiğiniz zaman uyanmış bir varlık olarak kendinizi ifade etmek istediğinizde gerçekliğinize akan bilgelik ve yetilerin kaynağıdırlar. &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Yaralı benlikler ise "kötü" çocuklar anlamına gelmemeli. Siz ne zaman bir veçhe yaratırsanız, o veçhenin varoluşunu temel alan inancın karşı kutbu ile bedenlenen başka bir veçhe de ortaya çıkar. Yani, "iyi çocuklar" ve "kötü çocuklar" birbirlerinin sayesinde varlardır.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Hatta; "kötü çocuklar" sizlere daha çok bilgelik sunarlar. Onlar, İçinizdeki Tanrı'nın deneyimin çeşitliliğini ve genişlemeyi arzulaması üzerine, bilinmeyen olasılıkların karanlığında ortaya çıkmış cesur parçalarınızdır. Kendisinin güçsüz ve yetersiz olduğuna inanan parçanız gerçekte bu deneyimi yaşamayı göze alabilecek bir cesarete sahiptir. Kendinizi ayrı ve güçsüz olarak deneyimlemenin nasıl bir hal olduğunu deneyimleyerek sizlere gerçeklik, varlığınızın potansiyelleri ve sınırsızlığınız adına en önemli bilişi sunarlar. &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;"İyi çocuklar" ise pozitif kutupta kafalarını yaşarlar! &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Pozitif-iyi, negatif-kötü değildir. Oyunun titreşimsel boyutta karşıtlarıyla salınmasını mümkün kılan dinamiklerden başka birşey değillerdir. Pozitif kutuptaki parçalarınız da aynı amaçla mevcutturlar. Aydınlanmayı deneyimlemiş bir parçanız dahi olabilir. &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;h5 style="color: black; font-family: inherit;"&gt; &lt;i&gt;Aydınlanmak Bütünleşmeye Hizmet Eder&lt;/i&gt;&lt;/h5&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Ancak "şimdi" bu yazıyı okuyorsanız, sizin bir parçanız aydınlanma halini "bir zamanda" deneyimlemiş demektir. Aydınlanmak ulaşılması gereken bir konum değildir. Aydınlanma halini yaşadığınız zaman yanılsamanın farkına varırsınız ve oluş halinizin başka bir düzeyine geçersiniz. Aydınlanmak Bütünleşmek değildir!&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;i&gt;Aydınlanmak, Bütünleşme yolunda size hizmet eden farkındalıktır&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="left" style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bütünleşme ise varoluş deneyiminizde rol almış tüm parçalarınızın, oldukları hal ile yuvaya dönüşüdür. Veçhelerinizi farketmek, sonrasında onları içinize almayı gerektirir. Kabul vermeyi ve onlara oldukları hal için şefkat göstermeyi gerektirir. Bunu yapabilecek olan ise İçinizdeki Tanrı'dır.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div align="left" style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Tobias, &lt;i&gt;&lt;a href="http://aryanon.blogspot.com/2007/12/klausun-yks.html" target="_blank"&gt;&lt;b&gt;Klaus'un Öyküsü&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;&lt;/i&gt; meselinde bu konuyu farklı bir şekilde ele almıştır.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;h5 style="color: black; font-family: inherit;"&gt; &lt;i&gt;Farkındalıkla Nefes Almak Nedir?&lt;/i&gt;&lt;/h5&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Nefes bizi an be an yaşama bağlayan şeydir. Ama gün içerisindeki genel halimize bakarsak, kendimizin farkında olmadığımız gibi, nefesimizin de farkında değilizdir. &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;Nefes=Yaşam       &lt;br /&gt;Sen&amp;nbsp; = Yaşamın kaynağı&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;Bu basit denklem bu farkındalığın mevcut olmadığı durumda kendi kaynağınla bağlantının olmadığını ortaya koyar.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;Nefesinin farkına vardığın zaman, kendinle olan bağlantının kapısını aralamış olursun. O farkındalık sana o an, içinde neler olmakta olduğunu, zihnindeki devinimi, yargılayan, etiketleyen tarafını, hisseden tarafını görme yetisini sunar. O anda yaşamı ve kendini hangi algı filtrelerinde süzerek yorumladığını görme şansını sunar.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;Gün içerisinde bunu hatırlamak ve kendinizi olmakta olan şeyden bir adım geriye çekerek gözlemek çok faydalıdır. Nefese odaklanmak size bu netliği oluşturmada yardımcı olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;a href="http://aryanon.blogspot.com/2008/11/zamann-durduu-akan-zamann-durduu.html" target="_blank"&gt;Zamanın Durduğu An Akan&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt; başlıklı yazı bu konuda rehberlik sunabilecek bir bakış açısını ve enerjiyi içinde barındırıyor.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;h5 style="color: black; font-family: inherit;"&gt; &lt;i&gt;Akışta kalmak ve arzular&lt;/i&gt;&lt;/h5&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;Arzuların içimizde hangi kaynaktan ortaya çıktıklarına bakarsak; onların çoğunlukla eksiklik ve tamamlanma duygusundan temel aldıklarını görürüz. Ego, gerçekleştikleri zaman onların sayesinde kendimizi iyi hissedeceğimiz hayali ile kişiyi "şimdi"de GERÇEKTE akmakta olan yaşamdan uzak tutar.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;Egonun arzuları ve ruh'un arzusu birbirinden farklıdır. Ruh buradaki insan vechesi ile bütünleşmek, hayatı bu bütünlük içinde korkusuzca deneyimlemek ister. İşte o zaman arzuların tonu değişir. Seçimleriniz çıkış noktasını eksiklik duygusundan, tamamlanma ihtiyacından almaz. Çünkü kendinle, yaşamın gerçek akışıyla bir bütünlük ve uyum içindesindir. O zaman soru işaretleri yoktur, acaba yoktur ve bundan dolayı daha önce içinizde olan birçok "arzu" otomatik olarak yaşamınızdan çıkar. Hayatı daha sade ve teslimiyet içinde, güvenle yaşarsınız.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;İhtiyaç yanılsamasından kurtulduğun zaman, ihtiyacın olduğunu düşündüğün şeyler yaşamına kendiliğinden girer&lt;/i&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;Yani, onlardan özgürleştiğin zaman ayrılık ve eksiklik yanılsaması sona erer ve o zaman yaşam sana kendisini SUNAR. Akışta olmak bunu getirir. Beklentisizce.....&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;İşte, nefesle gelen farkındalık tüm bunları görmenize vesile olur.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Halil Gül&lt;/div&gt;&lt;a href="http://aryanon.blogspot.com/"&gt;aryanon.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-6392108157776342912?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/6392108157776342912/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/02/parcalanms-benlik-ve-yuvaya-donus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6392108157776342912'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6392108157776342912'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/02/parcalanms-benlik-ve-yuvaya-donus.html' title='Parçalanmış Benlik ve Yuvaya Dönüş'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh6.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SaGwZ7bZbrI/AAAAAAAABWY/VAJ9uK-8lpU/s72-c/parcalanmis%20benlik%5B8%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-3147199664826233726</id><published>2009-02-14T01:11:00.001+02:00</published><updated>2009-02-14T01:11:34.849+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Datça'/><title type='text'>Datça'nın Köpekleri</title><content type='html'>&lt;p&gt;&amp;#160;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;font face="Verdana" color="#000000"&gt;Akşam &amp;#252;zeri sahilde y&amp;#252;r&amp;#252;y&amp;#252;şe &amp;#231;ıktık. Dat&amp;#231;a'da sokaklarda &amp;#231;ok k&amp;#246;pek var. Sahipleri tarafından terkedilmiş cins k&amp;#246;pekler &amp;#231;oğunlukta. Ne hoş ki Dat&amp;#231;a halkı k&amp;#246;pekleri &amp;#231;ok seviyor. Ve k&amp;#246;pekler de bunun farkında. &lt;/font&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;font face="Verdana" color="#000000"&gt;&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&lt;font face="Verdana" color="#000000"&gt;Y&amp;#252;r&amp;#252;y&amp;#252;ş esnasında yolum &amp;#252;zerinde denk gelenlerin resimlerini &amp;#231;ektim. Bir tanesini okşadım. &amp;#199;ok cana yakındı. Bu resmi sizlerle paylaşmak istedim. B&amp;#252;y&amp;#252;k boyutu g&amp;#246;rmek i&amp;#231;in resmin &amp;#252;zerine tıklayın.&lt;/font&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p&gt;&amp;#160;&lt;/p&gt;  &lt;p align="center"&gt;&lt;a href="http://lh5.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SZX-HyB0wSI/AAAAAAAABSc/mC1lcXtfLmo/s1600-h/Datca%20k%C3%B6pekleri%5B21%5D.jpg"&gt;&lt;img style="border-right: 0px; border-top: 0px; border-left: 0px; border-bottom: 0px" height="330" alt="Datca k&amp;#246;pekleri" src="http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SZX-JAp1QhI/AAAAAAAABSg/w0H6Qw_ujXw/Datca%20k%C3%B6pekleri_thumb%5B19%5D.jpg?imgmax=800" width="433" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/p&gt;  &lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-3147199664826233726?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/3147199664826233726/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/02/datca-kopekleri.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3147199664826233726'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3147199664826233726'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/02/datca-kopekleri.html' title='Datça&amp;#39;nın Köpekleri'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SZX-JAp1QhI/AAAAAAAABSg/w0H6Qw_ujXw/s72-c/Datca%20k%C3%B6pekleri_thumb%5B19%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-1738369521704888779</id><published>2009-02-13T15:04:00.001+02:00</published><updated>2012-01-16T18:16:59.387+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Duyular'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütünleşmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Araçlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YükselişYolu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nefes'/><title type='text'>Sadeliğe Açılan Kapı Ve Araçlar</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;img alt="arac kutusu" border="0" height="234" src="http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SZVv1olnh5I/AAAAAAAABSA/sC5SYsH3Zpg/arac%20kutusu%5B8%5D.jpg?imgmax=800" style="border-width: 0px; margin-left: auto; margin-right: auto;" width="240" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Spiritüel Araç Kutusu&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div align="center"&gt;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu yazıda, bu güne kadar hakkında yazmış olduğum konulara pratik anlamda bir giriş yapabilmek adına kendim için faydasını gördüğüm bazı yöntemleri sizlerle paylaşacağım. Kendi uyanış sürecim esnasında teknikleri ve yöntemleri pek önemsememiş, hatta ayakbağı olabileceklerine dair bir dikkati hep tetikte tutmuşumdur. Yöntemlerin faydası olabileceği gerçeğini saklı tutmakla birlikte hepsinin temelde birer araç olduklarını vurgulamak isterim. Burada paylaşacaklarım benim için anlam ifade eden en sade yaklaşımlardır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost" style="font-size: small;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;h4 style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Nefesle gelen farkındalık&lt;/h4&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Sizlere önereceğim araçlardan en sade, en etkili, en çabasız olanı nefestir. Nefes an be an yeninin doğuşunu ve sürekliliğini sağlayan en saf ve en doğal işlemdir. Aldığınız nefes içinde yaşamın özünü barındırır. Bu özle temasa geçmek için bilinçli bir seçim yapmanız ve beklentisizce akışa uyumlanmanız, öze dokunmanıza vesile olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Gün içinde bilinciniz çoğunlukla rüyanın yoğun katmanları içinde kayıptır ve duygu bedeniniz seçimlerinizi ve eylemlerinizi belirleyen bir kütle halinde yanıbaşınızdadır. Farkındalıkla aldığınız nefesler rüyanın katmanları arasından gerçek benliğinize bir geçiş yolu yaratır. Unutmayın, ne kadar boşsanız kendinize o kadar yer vardır. Nefes bu boşluğa açılan bir kanal yaratır ve oradan akan bilince (Size) yer verdiğiniz ölçüde rüya katmanları erimeye başlar ve nefes rüyanın içinde uyanmanıza araç olur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Nefesin bir teknik olarak kullanıldığı uygulamalar da var. Ancak nefesin etkisi onu kullanmaya niyet eden bilincin seçimleri doğrultusundadır. Nefes kendi başına kullanıldığı zaman, içinde bulunan yaşam enerjisi (prana) nedeniyle zaten kendiliğinden birçok faydaya sahiptir. Fiziksel faydaları olduğu gibi, dengesiz haldeki birçok enerjiyi uyumlama etkisine de sahiptir. Fakat ben nefesi daha çok kendini, gerçek özünü bedenleme niyetiyle kullanıyorum. Gerçek olan bedenlendiğinde, diğer sonuçları sadece ve sadece yan etkileridir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;ul style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;sağlıklı bir beden&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;arınmış bir zihin&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;çözülen ve dengeye gelen duygusal düğümler&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;net bir farkındalık&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;li&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;tazelik&lt;/span&gt; &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bunların hepsi ve daha birçoğu sadece sonuçlardır. Sonuç beklentisine odaklanarak yola çıkmayın. Beklentilerinizin farkına varın ve onlara nefes alın. Bırakın seçimleriniz nefesle gelen farkındalığınızdan kendileri tezahür etsinler. Yaşamınızın kontrolünü elinize almak zorunda değilsiniz. Kontrolü bıraktığınız zaman gerçek olanla yanılsama arasındaki duvarı yıkmış olursunuz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;h4 style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Fırtınanın Merkezine Dalın&lt;/span&gt;&lt;/h4&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bir diğer araç ise; Yaşadığınız deneyim ne olursa olsun, hayalkırıklığı, öfke, güvensizlik, umutsuzluk, çaresizlik, kıskançlık vs. gibi duygular içerisindeyken onun içine dalmaktır.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Deneyim anında yaşadıklarınızı fırtınaya kapılmak olarak sembolize edebiliriz. Yaşadığınız duygular sizi alıp sürükleyebilir. Bedeninizde basınç hissedebilirsiniz. Eğer yapabilecek birşeyiniz varsa çaresizce çıkış yolu ararken içinde bulunduğunuz enerjiyi dışa atmak için karşı tarafı acımasızca suçlar hatta zaman zaman şiddete başvurmayı dahi düşünebilirsiniz. Şiddetin fiziksel düzeyde olması gerekmez, "o kişiyi" zihninizde de şiddete maruz bırakabilirsiniz. Sadece düşüncelerinizi izleyin ve görün. "O kişinin" aslında kendi parçanız olduğunu görün.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Akan enerjiye direnç acıyı meydana getirir. Acı, yaşadığınız deneyimde akmasına izin vermediğiniz, önüne set çektiğiniz direnç duvarının sonucudur. Ve bu duvarın ardında "sizi" bekleyen birçok parçanız vardır. O duvarın ardı sizin bakmak istemediğiniz, bakmaktan korktuğunuz, hakkında çeşitli yargılara sahip olup dışladığınız kendi parçalarınızla doludur. İşte kendinizi bu duvarlarla bölersiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;İçinde bulunduğumuz dönemde gerek kollektif alanda gerekse de bireysel alanda olsun yaşanmakta olan çözülüm bu duvarın yıkılmakta oluşu ve insanlığın kendi karanlığı ile yüzleşmesidir. Birçok kaynakta buna kıyamet de denmiştir&lt;/i&gt;.&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Şimdi, yaşadığınız duyguya bu farkındalıkla teslim olun. Onun sizi savurmasına izin verin. Ne kadar korkutucu görünürse görünsün o an kendinize sunmuş olduğunuz bu hediyeye, bu bütünleşme şansına teslim olun. Bırakın fırtınanın yarattığı hortum sizi savursun. Buna izin verebildiğiniz ölçüde farkındalık alanınıza giren yeni anlayışlar olacaktır;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;ul style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;li&gt;Duyguyu yaşarken dahi halen orada olduğunuzu farkedeceksiniz. &lt;/li&gt;&lt;li&gt;İçinizde bundan etkilenmeyen bir "gören"i farkedeceksiniz. İçinizde olmakta olanı yargısızca izleyen bir "Siz" vardır. &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bu sizin hortumun merkezine yaklaştığınızın işaretidir. Bilirsiniz, hortum ne kadar kuvvetli olursa olsun merkezinde devinim yoktur. Merkezi sakindir. İçinizdeki "gören" siz acıya direnci bıraktıkça fırtınanın merkezindeki göz ile bakışmaya doğru yaklaşır.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;O an yaşadığınız süreci hortumun çeperinden merkezine doğru yapılan bir yolculuğa benzetebiliriz. Bu güne kadar merkeze hiç yaklaşmadınız. Ondan korktunuz. Ancak seçiyorsanız şimdi varoluşunuzun farklı boyutlarına adım atma zamanıdır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Duygu fırtınaları farkındalığınızı mevcut tuttuğunuz ölçüde yerini yavaşça tüm varlığınıza yayılan bir ışıkla, bilişle dolduracaktır. Hortumun merkezinde bir inançla karşılaşacaksınız. Bu inanç kendi hakkınızda sahip olduğunuz yanlış bir yargıdan oluşmuştur. Zamanın bir döneminde yaşamış olduğunuz deneyim sonucu kendini korumak üzere bir yargıya varmış ve kendisini küçük, çaresiz, güçsüz hissetmiş bir çocuk göreceksiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Kendi parçanızı nefesinizle içinize alma, onu yuvaya kabul etme zamanıdır.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bu izin verişle yapmış olduğunuz iki şey vardır.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;ul style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;li&gt;İçinizdeki yargıyla, yaralı çocukla yüzleşmek, &lt;/li&gt;&lt;li&gt;Şimdiye kadar uzağında kaldığınız "Gerçek Siz"i bedenlemek. &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Evet, bu durumda bir taşla iki kuş vurulur. Varlığınızın en uçta kalmış iki parçası göz göze gelir. Ve siz bu buluşmanın yaşandığı köprüsünüzdür aynı zamanda. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;i&gt;Cennet ve cehennemin, melek ile şeytanın, Tanrı ile insanın birleştiği merkez SİZ siniz.&lt;/i&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Ve bu bir çözülmedir. Diğer parçalarınızı da bütünleşmeye, yuvaya çağıran bir seçimdir.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;h4 style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kolay Yolu Seçmek&lt;/span&gt;&lt;/h4&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;İçinizdeki her bir duygu düğümünü teker teker yaşamak zorunda değilsiniz. Seçim gücünüzü ve belirleyiciliğinizi hatırlayın. Kolay yolu seçin. Daha çok acı çekerek yürüdükçe daha kutsal olmazsınız. İçinizde köklenmiş karmik düğümleri bir ağaca benzetirsek, ağacın dallarını tek tek budamak zorunda değilsiniz. Kolay olmasını seçerek onu gövdesinden kesebilirsiniz. Ancak burada kullandığım bazı terimlere dikkatinizi çekmek isterim! Gövdeden kesmek deyimi bir anlamda ondan kurtulmak şeklinde çağrışım yapabilir. Kurtulmak istemek bir bölümünüzü dışlamak demektir. Oysaki SİZ kendinizin parçalarıyla bütünleşmek üzere koşulsuz kabul tutumuyla kolay yola girersiniz.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İnsan olmanın en temel özelliği hissetme yetisidir. Deneyimlerinizin barındırdığı idraklere hissederek ulaşırsınız. Hisler ve duygular yoluyla "biliş" yaşarsınız. Düşünce daha seyyaldir. Evrende düşünen varlıklar çoktur ancak düşündüğünü hisler yoluyla deneyimleyerek "bilen" sadece insandır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;i&gt;Düşlediğimiz şeyi deneyimlemek için buradayız.&lt;/i&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Hisler Yoluyla Kendinizle Buluşmak&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Uzun zamandır sizlere duygularınızı bastırmanız öğretildi. Hissetme yetiniz, yani sizi siz yapan en temel özellik bastırıldı. Ve yaşamınızı düşüncelerle, inanç kalıplarıyla, kontrol mekanizmasıyla sürdürmeye çalıştınız. Bu yol sizi kendinizden uzaklaştırdığı gibi, özünüzden uzakta ve kopuk olma deneyiminin ne demek olduğunu yaşayarak "bildiniz"! Şimdi bu rüyadan uyanmayı ve gerçek halinize dönmeyi seçebilirsiniz. Çünkü oyunun bu şekli nihayete ermiş durumda.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yaşamakta olduğunuz kaba, yoğun duygu skalası yukarıda bahsettiğim sürece girmenizle beraber, yerini daha latif, zaten mevcut olan ama daha önce hissetmenizin mümkün olmadığı hiselere, sezişlere açar. Bu hisler kendi içlerinde biliş barındırırlar. İzin vererek ve direkt deneyim yoluyla doğrudan bilişe bu şekilde ulaşırsınız. Bir kütüphane dolusu bilginin yazılı olduğu tüm anlayışları çok sade bir hissin-bilişin içine sığdırabilirsiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;Büyük bir ilim adamı olan Mevlana, Şems ile tanıştıktan sonra bu mana alemine adım atmış ve tüm kitaplarını dereye dökmüştür.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Anlık Farkındalıkla Gelen Hakimiyetiniz&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Yaşamınız hayatı kaba düzeyde deneyimlemekten, içinizde olmakta olanın anlık farkındalığına doğru genişledikçe hayat sizin için daha kolay, daha akışkan hale gelecektir. Yoğun deneyimleriniz için neden oluşturan düşünceleri ve inanç kalıplarını henüz onlar düşünce ve duygu düzeyindeyken farketmeye başlayacak ve onların dışarıdan sert bir şekilde yansıyan deneyimler haline dönüşmeden yuvaya dönmelerine vesile olacaksınız. &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Düşünceleriniz, henüz fırtınaya dönüşmemiş ve atmosferde salınmakta olan potansiyeller gibidir. Daha yüksek titreştikçe onlarla kaynağında buluşuyor olacaksınız. Ve gün geçtikçe yaşamınızın hakimiyetini (kontrolünü değil) elinize alacaksınız.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu seçimi yapıp yeni bir yükseliş spiraline girerken yalnız olmadığınızı bilin. Aynı seçimi yapmış ve yolu halihazırda yürümekte olan insanlar vardır. Ve unutmayın, hakimiyetinize ve uyanışınıza yönelik tüm seçimleriniz aynı zamanda bütüne yaptığınız en yüce hizmettir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Halil Gül&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;a href="http://aryanon.blogspot.com/" target="_blank"&gt;aryanon.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-1738369521704888779?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/1738369521704888779/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/02/sadelige-aclan-kap-ve-araclar.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/1738369521704888779'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/1738369521704888779'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/02/sadelige-aclan-kap-ve-araclar.html' title='Sadeliğe Açılan Kapı Ve Araçlar'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SZVv1olnh5I/AAAAAAAABSA/sC5SYsH3Zpg/s72-c/arac%20kutusu%5B8%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-6559763836359952250</id><published>2009-01-18T04:02:00.001+02:00</published><updated>2012-02-06T01:57:55.240+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kabul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Duyular'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='arzular'/><title type='text'>Daha İyi Yanılsaması</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;img alt="Tanrı ve Sen" border="0" height="219" src="http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SXKNtBD0OVI/AAAAAAAABJA/QysDUtZcnJM/GodsFinger%5B30%5D.jpg?imgmax=800" style="border-width: 0px;" width="400" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Herşeyin daha iyi olduğu bir dünya hayali ne kadar hoş değil mi? Hatta, bırakın dünyayı bir kenara. Kendinizin daha iyi bir versiyonunu düşlemek, herşeyin daha iyisi ile çevrelenmiş bir yaşama sahip olmak.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Küçük bir çalışma yapalım sizinle. Kendinizle ilgili değişmesini, daha iyi olmasını arzuladığınız şeylerin bir listesini yapın. Listeyle uğraşamam diyorsanız, şimdi kendinize bu açıdan bakın ve düşünün. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost" style="font-size: small;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost" style="font-size: small;"&gt;Nasıl bir insan olmayı isterdiniz? &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;ul style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;li&gt;       &lt;div&gt;daha yumuşak?&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;       &lt;div align="left"&gt;sevgi dolu, anlayışlı?&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;       &lt;div align="left"&gt;verici?&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;       &lt;div align="left"&gt;bilge?&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;       &lt;div align="left"&gt;aydınlanmış?&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;li&gt;       &lt;div align="left"&gt;neşeli?&lt;/div&gt;&lt;/li&gt;&lt;/span&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Nasıl bir hayatınız olmasını arzulardınız?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;ul style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;li&gt;acıdan arınmış? &lt;/li&gt;&lt;li&gt;bolluk dolu? &lt;/li&gt;&lt;li&gt;maddi refah? &lt;/li&gt;&lt;li&gt;tutkunuzu yaşadığınız? &lt;/li&gt;&lt;li&gt;iyi bir ilişki? &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Dünyanın nasıl olmasını isterdiniz?&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;ul style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;li&gt;savaşların olmadığı? &lt;/li&gt;&lt;li&gt;adaletin hakim olduğu? &lt;/li&gt;&lt;li&gt;herşeyin bolluk içinde paylaşıldığı? &lt;/li&gt;&lt;li&gt;doğanın dengelerinin bozulmamış olduğu? &lt;/li&gt;&lt;/ul&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Yukarıda sıralanmış olan maddelere dikkat etmenizi istiyorum. hepsinde ortak olan birşey var. Temenniler çok güzel ve yerinde görünüyor. Evet, tüm bunların hepsini kim istemez? Hatta "&lt;a href="http://aryanon.blogspot.com/2007/07/secret-nedir-ne-deildir.html" target="_blank"&gt;the secret&lt;/a&gt;" kitabında tüm bu arzularınızı nasıl tezahür ettirebileceğinize dair bir sürü bilgi de verilmişti. Çekim yasası anlatılmıştı size. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Ancak sizden bu dileklerin ardına bakmanızı istiyorum. Onların ardındaki yoksunluk duygusunu, inancını görüyormusunuz? Ortak noktaları şu;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;i&gt;Olmasını arzuladığım şey şu an mevcut değil.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Arzuların doğasında ortak bir yan vardır. Çıkış noktalarındaki temel güdü &lt;i&gt;eksiklik duygusudur&lt;/i&gt;. Fakat insan psişesi üzerinde müthiş bir çekim gücüne sahiptirler. Çünkü gerçekleşmeleri olasılığı insanın içinde karşı konulamaz sahte bir tamamlanma, doyuma ulaşma etkisi yaratır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;İnsan arzularının bir başka ortak yanı ise, arzu edilen şey ne olursa olsun istenilen şeyin bir tamamlanma, doyuma ulaşma, iyi hissetme, bütünleşme gibi benzerlikleri olmasıdır. İnsan bu duyguları varlığının derinliklerinde bilir. Çünkü onlar varlığın en temel, öz niteliği olan tanrısallığının renkleridirler. İnsan neyden koptuğunu, ayrı kaldığını bilincinin derinliklerinde bilir. Bu biliş zihinsel bir bilişten çok, varlıksal bir biliştir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Ve insanın her eylemini yönlendiren güdü ( bilinçsiz olsa dahi ) bir zamanlar sahip olduğu o tamlık haline yöneliktir. Fakat insan kendi gerçek haline uyanma yolunda kendisini dışarıda arar. O hali belli şartlara bağlar ve oluşturmak için çaba gösterir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;"Daha iyi" bir yanılsamadır. Olduğun hali yadsımaktır. Aradığın tamlığa giden yol kendini olduğun halinle kabul etmeye başladığın an belirir. Bu kabul, yargının ötesine geçmekle gelen bir tavırdır. &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;İçindeki karanlığın "daha iyi" ile yamanmak istemiyor. Karanlığının arzuladığı şey, senin arzuladığın şey ile aynı; yuvaya dönmek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Yuvaya açılan kapı ise sensin. Sen yuvanın kendisisin. Bu idrake varmak için karanlığın ile yüzleşmek, içindeki karanlık tünelden geçmek zorundasın. O tünelde dışladığın parçalarını bulacaksın, kimi zaman da onlar seni bulacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Zihnindeki yanılsamalardan özgürleştikçe kendinle bütünleşirsin. Önce, zaten özgür olduğun, arzuladığın şeylerin sana sunacağı tatminin asıl kaynağının kendin olduğunun farkına varmalısın. Kendini iyi hissetmen için yapılacak hiçbir şey yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;İyinin ve kötünün neden varolduğunu, onları besleyen, varolmalarını ve devamlılıklarını sağlayan dinamikleri gör. İyi neden iyidir, kötü neden kötüdür?&amp;nbsp; Asıl arzun özgürleşmek olsun! Ve bil ki, seni özgürleştirecek olan farkındalıktır. İyinin ve kötünün ötesinde bir bilinç hali vardır. Oradan bakınca Tanrı'nın gözüyle görürsün. İki Tek olur. Zihin ve kalp birleşir ve yeni bir algı oluştururlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Özgürleşmeksizin yaptığın seçimler seni aynı döngüde tutar. Ulaştığını sandığın şey içindeki eksiklik inancından dolayı hep eksik kalacaktır, yetmeyecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Niyetin özgürleşmekse, evren seni bu amacına taşıyacak şekilde değişecek ve sana bu fırsatları sunacaktır. Özgürleştiğin zaman algıladığın dünyada savaşlar, açlık, acı, adaletsizlik vs. aynı düzlemlerinde varolmaya devam edeceklerdir. Ancak senin için açılmış olan farklı bir bilinç boyutu mevcut olacaktır ve oradan baktığın zaman neyin neden yaşanmakta olduğunu anlayacaksın. İnsanlara ve dünyaya olduğu gibi olma kabulünü verecek ve herkesin seçimlerine şefkatle izin vereceksin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Ve anlayacaksın; su kendi yolunu bulur. Okyanusa kavuşacak yolu bir şekilde bulur. Onu kontrol edemezsin, onun doğal akışı zaten bu yöndedir. Sen de su gibi, kaynağına akmaktasın. Herkes ve herşey O yöne akar. Kendi zamanlamasıyla, kendi uygunluğunda akar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İnsan bedenindeyken bir tarafınla bu ayrılığın, dualitenin yaşandığı boyutun her zaman farkında olacaksın. Kendini tamlığına açman çok boyutlu olan gerçek varlığının farkına varmanı sağlayacak ve hayatı bir bütün olarak yaşayacaksın. İçindeki Tanrı devreye girdiği zaman aradığın bolluğun ve tatminin ulaşılması değil, sahip çıkılması ve izin verilmesi gereken bir şey olduğunu anlayacaksın. Çabasız ve güven içinde, geçmiş ve gelecek yanılsamasından özgürleşmiş bir bilinç halinde olacaksın. Ve bu şekilde hem kendine hem de evrene yaşayan bir örnek olarak hizmet etmiş olacaksın. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Yanılsama&amp;nbsp; içindeyken arzuladığın bolluk, huzur, sevgi ve uyum onlara olan ihtiyacından özgürleşince, yaşantına kendiliğinden akacaklar. Yaşam kendini algıladığın haliyle önünde şekillenecek.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;İçinizde, savaşın olmadığı bilinç haline uyanınca;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;i&gt;Savaş biter.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;i&gt;İçinizde bolluğun kaynağına dokununca;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;i&gt;Yoksunluk duygusu çözülür.&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;i&gt;İçinizdeki karanlığı kucaklayınca;&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;i&gt;İki BİR olur. &lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;          &lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ve tüm bu potansiyelleri "arzulamayı" bırakmış, onları bedenlemiş olursunuz. İşte, öncelikle kendi dünyanız böyle dönüşür. Ve bunu bir kişi dahi bedenleyince, dünya artık aynı kalmaz, kalamaz. Çorbaya yeni bir çeşni katmışsınızdır ve o çeşni de yemeğe gerçek tadını veren sihirli formüldür.        &lt;br /&gt;        &lt;br /&gt;        &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Halil Gül&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;a href="http://aryanon.blogspot.com/" target="_blank"&gt;aryanon.blogspot.com&lt;/a&gt;          &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-6559763836359952250?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/6559763836359952250/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/01/daha-iyi-yanlsamas.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6559763836359952250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6559763836359952250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/01/daha-iyi-yanlsamas.html' title='Daha İyi Yanılsaması'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh3.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SXKNtBD0OVI/AAAAAAAABJA/QysDUtZcnJM/s72-c/GodsFinger%5B30%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-9155688177175572287</id><published>2009-01-13T18:37:00.000+02:00</published><updated>2012-02-09T01:03:16.624+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='korku'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öykü'/><title type='text'>Çöldeki Dört Adam</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/SWzF9gx6znI/AAAAAAAABIk/0vUwxmGALhQ/korku%5B4%5D.gif" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/SWzF9gx6znI/AAAAAAAABIk/0vUwxmGALhQ/korku%5B4%5D.gif" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Tobias: Hikayemiz bir çölde kendi kendilerini bir çeşit zindana hapsetmiş dört adamla başlıyor. Dört adam dışarıda, neresi olduğu bilinmeyen bir yerdeler ve güneş hergün tepelerine vurmakta.&lt;br /&gt;Bu dört adamdan ilki toprağın derinliklerine batmış bir direğe bağlıydı. Uzun bir direkti ve adamın bilekleri bir zincirle direğe bağlıydı. Zincir aşağı yukarı iki metre uzunluğundaydı. Ayaklarını bağlamış olan bu zincir nedeniyle hiçbir yere kaçamıyordu. Kaçmayı denediği her seferinde, zincirin onu esir ettiğini bir kez daha farkediyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İkinci adamın yanında da bir direk vardı, ancak onun bacaklarına bağlı bir zincir yoktu. Bunun yerine, direğin etrafını saran bir hendek ve ortasında durabileceği topraktan ibaret küçük çölü vardı. Hendeğin içi timsahlarla doluydu ve bu yüzden kaçamıyordu. Günden güne kızgınlıkla, şikayet ederek ve kendi kendisiyle tartışarak çölün ortasındaki bu küçük adasının etrafında daireler çiziyordu. Timsah korkusu onu orada tutmaktaydı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Üçüncü adam bir Yeni Çağ takipçisiydi. Onun yanında da bir direk vardı, büyük metal bir direk. Direğin etrafına sarılı uzun bir lastik bant vardı ve bu lastik kayış onun beline sıkıca bağlıydı. Orada olduğu süre içinde her gün kaçmayı denemişti. Lastik kayışın uzanabileceği mesafeye kadar kendisini zorlayarak çekiyor, çekiyor ve çekiyordu ve uzanabileceği son noktaya gelince lastik kayış onu sert bir şekilde direğe gerisin geriye yapıştırıyordu. Her gün uyandığında başını sallayıp düşünüyordu “ Bu hiç de eğlenceli değildi, ama kendimi genişletmeyi tekrar denemem gerekiyor.” Ve hergün aynı şeyi deneyerek kayışın izin verdiği mesafeye kadar kendisini zorluyor ve sert bir şekilde tekrar direğe yapışıyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dördüncü bir adam daha vardı. Onun etrafında da derine gömülü uzunca bir metal direk vardı. Ancak ne ayağına bağlı bir zincir, ne direğin etrafında bir hendek, ne de beline bağlı bir lastik kayış vardı. Fakat sesler duyuyordu. Sesler ona “ Sakın o direkten uzaklaşmaya kalkma, yoksa kötü ruhlar seni mahvederler.” Ne zaman direkten beş veya on adım uzaklaşsa sesleri tekrar duyuyor ve hızlıca direğin oradaki güvenli ve konforlu alana geri dönüyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dört adam çöldeki bu hapishanelerinde günden güne, geceden geceye perişan ve öfkeli bir şekilde yaşadılar. Ta ki bir gün bir melek onlara gelene dek. Melek “ O zincir neden ayaklarına bağlı?” diye sorar. Ve zincirli adam “ Bunu başkaları yaptı, benim işim değil. Başkaları beni buraya bağladılar. Bu benim büyümemi engelliyor, sınırlı kalmama neden oluyor.” der. Melek başını sallar ve “ Hmmm, ilginç.” der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melek ikinci adama, içi timsahlarla dolu hendeğin ortasındakine gider ve “ Neden böyle birşeyi seçiyorsun? Neden etrafında timsahlar var?” der ve ikinci adam “ Bunlar hayattaki şeyler. Bunlar çöldeki bu küçük zindanımı terkedersem beni mahvedecek, yiyecek olan korkular. Timsahların ağzında ölmektense burada bu çaresizlik içinde kalmayı tercih ederim.” diye cevap verir. Melek başını sallar ve “ Hmmm, ilginç.” der.&lt;br /&gt;Melek üçüncü adama yaklaşır, belinden sıkıca bir lastik kayışla direğe bağlı olan Yeni Çağ inancına sahip olana. Ve sorar: “ İşte bu çok farklı birşey, nedir bu?” “ Bu lastik bir bant, insanlığın toplu bilinci tarafından belime dolandı. Ne zaman genişlemek istesem, beni geri çekip direğe yapıştırıyor. Sanırım bu benim karmam. Yeryüzündeki hayat planım bu olmalı.” Melek başını sallar ve “ Hmmm, ilginç.” der.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melek dördüncü adama gider ve “ Senin etrafında hiçbir şey yok. Seni buraya bağlı tutan hiçbir şey yok. Neden bu çölden uzaklaşıp gitmiyorsun?” Ve adam: “Oh sevgili melek, ne zaman denesem, kafamda bu sesleri duyuyorum. Bana ileride tehlike olduğunu, görünmeyen varlıklar tarafından mahvedileceğimi söylüyorlar. O tarafta şeytanlar var, biliyormusun? Onlarla karşılaşmak istemiyorum, çünkü şeytanlarla nasıl başedeceğimi bilmiyorum. Bu yüzden bu güvenli yerde kalacağım.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Melek, “ Biliyormusun, her birinizi özgürleştirecek yetkiye sahibim. Bileğinizdeki zinciri kesebilirim; Hendekteki timsahları oradan temizleyebilirim; Belindeki o tuhaf lastiği çıkartabilirim; Kafandaki o sesleri dahi susturabilirim.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi, bunun mutlu sonla biten bir öykü olduğunu sanıyorsunuz. Oradaki insanların birden şaşıracağını ve tüm bunların ne kadar da aptalca olduğunu farkedeceklerini sanıyorsunuz. Ancak melek zincirleri çıkarıp, lastik kayışı kesip, timsahları yok edince ve sesleri durdurunca bu insanlar neredeyse çıldırdılar. Bununla başedemediler. Kendilerini orada bağlı tutan bu şeyleri öylesine seviyorlardı ki, daha öteye hareket edemediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendilerini hapsettikleri bu yerden biraz ilerideki o küçük tepenin ilerisine, çöl olarak algıladıkları bu yerden biraz öteye doğru yürümüş olsalardı, orasının bir çöl olmadığını göreceklerdi. Aslında bir golf sahasındaki “sand trap” ( bunker: golfte topu engelleyen tümsek veya çukur ) kumluk alandaydılar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok güzel çimlik alanların, ağaçların ve bir kulüp binasının olduğu, onlara istedikleri herşeyi vermeye hazır olan meleksi varlıklar ve insanların olduğu bir yerdi. Kendi golf arabalarına sahip olabilirlerdi, istedikleri kadar delik atışı yapabilirler veya tüm gün barda oturup semavi biralardan içip istedikleri herhangi birşeyi yapabilirlerdi. Ancak korkuları onları orada tuttu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu onları serbest bırakan meleğe ne kadar aptalca görünürse görünsün, dört adam için oldukça gerçekti. Çöl gerçekti; onları oraya çakılı tutan şeyler, bu korkunç yanılsamayı yaratan korkuları – içlerinden gelen korkular ve dışarıdan geldiğini algıladıkları korkular – çok güçlü, çok gerçektiler. Öylesine gerçektiler ki; Serbest bırakıldıkları zaman dahi bu özgürlükleriyle nasıl baş edeceklerini bilemediler; gerçek seçimlerle ne yapacaklarını bilemediler; yaşamın güzelliğiyle ne yapacaklarını bilemediler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendilerini kendi zindanlarına hapsetmişlerdi. Aslında hendeği başka hiçkimse timsahlarla doldurmamıştı; kimse o lastik kayışı o adamın beline bağlamış değildi; zinciri bir başka kimse bağlamamıştı o direğe; ve gerçekte konuşan sesler de yoktu. Ancak insanlar buna meyillidir! Gerçeklikleriyle ilgili yanılsamalar yaratırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylelikle Shaumbra, bu sizin herbirinize tüm korkularınızı bir kenara bırakmanız için yapılan bir davettir. Sizi geride tutan şeylere bakmanız için yapılan bir davettir. Size gelen melekleri duyun. Sizi kendinizi özgür bırakmaya, mazeretler bulmayı bırakmaya, kendi zindanınızdaki hapsinize son vermeye davet ediyorlar. Aslında kumluk alan diye de bilinen bu küçük çölün ilerisi gerçekten de çok güzel. Öylesine güzelki. İstediğiniz her türlü şeyi yaratabilirsiniz. Ancak bir direğe bağlı olduğunuz, belinizde lastik bir kayış olduğu, timsahlardan endişe ettiğiniz, veya kendi korkunuzun sesini işittiğiniz sürece, potansiyel olarak sizi bekleyen hayatın güzelliklerini gözünüzün önüne getiremezsiniz. Korku ve sınırlılık tarafından tüketildiğiniz sürece; yaşamın nasıl kolay olabileceğini ve yaşamın her anının nasıl neşe ile dolu olduğunu, nasıl muhteşem olduğunuzu hayal edemezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatta burada sandalyelerinizde otururken bile, özgürleşmek için arzu duyan diğer insanlarla onların yükünü almaksızın çalışmanın getireceği neşeyi ve doyumu bu sınırlı insan zihninnizle hayal etmeniz mümkün değildir. Biliyorsunuz, psikologlar genellikle diğer insanların yükünü alır ve en az onlar kadar aciz duruma düşerler. Ancak orada dışarıdayken ve öğretirken, Shaumbra, başka birisinin yükünü sırtlanmak zorunda değilsiniz. Oraya gelen ve dört adamı özgürleştiren melek zincirleri kendi ayağına bağlamadı, etrafında timsahlarla dolu bir hendek yaratmadı, kendisini lastik bir kayışa sarmadı ve tabii ki dışarıdaki o seslerin kendisini etkilemesine izin vermedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşinizi yaparken, başkalarının yükünü almayın. Onları onurlandırın ve saygı duyun. Ayaklarındaki zincirle o direğe bağlı kalmak istiyorlarsa, onları bunun için onurlandırın ve elbette onlara bir seçim yapmalarını söyleyin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duyduğunuz cevaplar bazen sizi çok şaşırtacak. Bazen onlara “ bacaklarına bağlı bu zinciri salıverme yönünde bir seçim yapabilirsin, neyi seçiyorsun?” dediğinizde, insanlar genellikle herşeyin nedeni olan bu kafa karışıklığı içerisinde “ ama...ama... emin değilim, bilmiyorum.” ile başlarlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu an dahi, burada oturuyorken önünüzde serilmiş olan yaşamın güzel manzaralarını hayal edemiyor olmanız mümkündür. Çöl gibi görünen şey aslında basitçe, yaşamdaki kumluk bir alandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviri: Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-9155688177175572287?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/9155688177175572287/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/01/ldeki-drt-adam.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/9155688177175572287'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/9155688177175572287'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2009/01/ldeki-drt-adam.html' title='Çöldeki Dört Adam'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/SWzF9gx6znI/AAAAAAAABIk/0vUwxmGALhQ/s72-c/korku%5B4%5D.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-6268744892538833179</id><published>2008-12-30T00:51:00.000+02:00</published><updated>2012-02-09T01:12:43.162+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütünleşmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YükselişYolu'/><title type='text'>Hikayeni Farket</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-PRrKdAFhbqc/TzMBKNP6MtI/AAAAAAAAB9o/LyptnpcUJQU/s1600/hikayeni_farket.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/-PRrKdAFhbqc/TzMBKNP6MtI/AAAAAAAAB9o/LyptnpcUJQU/s1600/hikayeni_farket.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;Dünya tüm hikayelerin sahnelendiği, deneyimlendiği bir alandır. Bireysel hikayeler olduğu gibi, kollektif hikayeler de vardır. Ailelerin, belli bir inanç etrafında toplanmış grupların, ülkelerin ve daha büyük resme bakıldığında da, insanlığın ortak bir hikayesi vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütünün bilgisinin en ufak zerrede dahi olduğundan ( mikro ve makro bütünlüğü ) yola çıkarak, aslında tüm senaryonun kendi içimizde, bireyde de yaşanmakta olduğunu görürüz. Tek fark yaşadığımız şeyi kendi versiyonumuz şeklinde, kendi özgünlüğümüzde yaşıyor olmamızdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm hikayeler bir şekilde bir diğerine bağlıdır. Yaşam dediğimiz örgü, bu iplikçiklerin birbiriyle olan bağıyla dokunmuş ve an be an dokunmakta olan bir kumaş gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayeniz, tamamen görecelidir. “Kendisini çaresiz hisseden”, “haksızlığa uğrayan”, “kilolarından rahatsız olan”, “kendisini üstün ve güçlü hisseden”, “başarılı”,”başarısız” şeklinde olabilirler. Ve bu hikayelerin baş karakteri olarak içlerinde yaşarsınız. Kendinizi muhteşem hissettiren hikayeler vardır, kimi hikayelerde hep haklı olan sizken, kimilerinde haksızlığa uğrayan olarak yer alırsınız.&lt;br /&gt;Başkalarıyla ilgili hikayeler de vardır. Eşinizin, babanızın vs. anlayışsızlığına dair, insanlığın kötü-iyi olduğuna dair.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doğru ve yanlışın hakim olduğu bakış açısından çıkarsak ve olanı olduğu haliyle görürsek, aslında hikayelerin sadece hikaye olduklarını kavrayabiliriz. Onlar ne doğrudur, ne de yanlıştır. Yaşamı algılayışınızın referans noktalarını oluşturan filtrelerdir. Herhangi bir anda ve şekilde tetiklenen scriptlerdir. Yazdığınız ve onayladığınız anda bir parçanız haline gelerek işlev görmeye başlarlar. Hikayenin içeriğine bağlı olan enerjiler, kişileri ve durumları yaşamınıza çekerler. Hatta çoğu zaman hikayeyi oluşturan temel inanç yapınızı haklı çıkartmak istercesine, “bak işte gördün mü, Tanrı hiçte adil değil” veya “dediğim doğru çıktı, paran yoksa adam yerine konmuyorsun” dedirten deneyimler yaşanır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hikayelerimizi paylaşarak birbirimizi etkileriz. İnanç yapıları bir bilinçten diğerine doğru şekillenerek akar durur. Bir başka deyişle, yaşamı yorumlayış şeklimizdir. Bakış açımızı şekillendirirler ve şekillenen yorumlardan başka hikayeler türer. Yaşanmışlıkların yarattığı enerjisel döngüler vardır. Karma denilen. Tıpkı bir atlıkarınca gibidir. Birisinden inilir, diğerine binilir. Dönüşle oluşan bir enerjinin içinde hapsolur, kaybolursun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Negatif Ve Pozitif Hikayeler&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Negatif hikayelerden bıktığınız bir an gelir ve birileri çıkıp size pozitif olanlarını yaratabileceğinizi söyler. Enerji bilince karşılık verir ve pozitif motivasyon kendinizi bir süre iyi hissetmenizi sağlayan deneyimleri yaşamınıza çeker. “Kötü” tohumları, ayrık otlarını temizlediğiniz bahçenize pozitif tohumlar ekersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak şu vardır ki, halen hikayeye bağımlısınızdır. Kendinizi hikayenizle ve onun içindeki karakterle özdeşleştirmişsinizdir. Bu sefer ortada bir “pozitif illüzyon” vardır. Sanki bir boşluğu doldurmak istercesine içeriden gelen bir dürtü sürekli yeni bir şeyler yazmak ve yaşamına katmak ister. Pozitif tohumlar da içinizdeki eksiklikten duygusundan payını alır ve otomatik bir şekilde kendi içinde karşıtını yaratır. Bilirsiniz, biri olmadan diğeri olamaz. Her biri diğerinin de içinde mevcuttur.&lt;br /&gt;Pozitif veya negatif, hepsi hikayedir. Varlığınızın gerçeği değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Dağılan Hikayeler Ve Gözlemcinin Tezahürü&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Hikayeler kuma yazılmış gibidirler. Yağmur yağar, rüzgar eser yok olurlar. Yaşamın bir anında kendinizi son derece başarılı hissederken, bir vesile ile işinizi kaybedersiniz ve o hikaye dağılır. Yıkılan hikayenizin altında kalırsınız ( aslında, hikayeye bağlı olan sahte benliktir bu darbeyi alan ). Fakat çoğu zaman, hikaye böyle bitmez. Çünkü yaşanan yıkım deneyiminden çıkan başka sonuçlarla yazılan yenileri vardır. “ kimse beni anlamadı, takdir etmedi”, “ dürüstlük işe yaramıyor, zalim olan kazanıyor” vs. tarzı yeni hikayeler yazılır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendinizi hikayeniz ve oradaki kimlikle özdeşleştirdiğiniz sürece, sürekli tehdit altındasınızdır. Hikayelerinizin daha önce çeşitli şekillerde dağıldığına şahit olduğunuz için, korku ile yaşarsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi; Yaşamınıza başka bir faktörü katabilirsiniz. İçinizde bu ana kadar gizli kalmış, rehberliğine başvurulmamış olan “gözlemci”yi çağırabilirsiniz. Gözlemci bir başka kimlik değildir. Gözlemci yargı gözlükleriyle, zihinsel filtrelerle bakmaz. Gözlemci için doğru ve yanlış yoktur. Sadece olmakta olan vardır. Olanı etiketlemeksizin bakabildiği içindir ki, yaşanmakta olanı diğer boyutları ile de görebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözlemci size, gerçek varlığınıza giriş kapısını sunar. Doğru-yanlış, iyi-kötü tohumlarından saçaklanmış tüm hikayelerinizi, içinizdeki gözlemci sayesinde “oldukları gibi”, onlarla özdeşleşmeden görebilirsiniz. Bu görüş size bir aralık yaratır. Bu alan, hikayelerin yoğun katmanları dolayısıyla bulunduğunuz gerçeğinize akamamış olan Gerçek Sizi yaşamınıza çeker. Daha önce yaşamadığınız bir hali hissetmeye ve deneyimlemeye başlarsınız. Karmik döngünün ve yoğun enerjilerin hakim olduğu varoluş boyutundan çıkmaya başlarsınız. Hikayeler yavaş yavaş, bazen de sert bir şekilde sizden kopmaya başlarlar. Olduğunuzu sandığınız kişilikler yaşamınızın sahte gerçeğinden salındıkça, Gerçek Size daha çok yer açarsınız. Ve bu alan genişler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Salınan Hikayelere Eşlik Eden Zorluklar&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Genişleyen alanda önceleri kendinizi yalnız hissedebilirsiniz. Bir ayağınız yaşamın bilindik hikayelerinin yaşandığı gerçeklikte ve devam eden bağlarla bağlı olduğunuz ilişkilerle devinmekteyken, diğer ayağınız Tanrısal alana basmaya başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşam anlamsız gelmeye başlayabilir. İlişkilerinizi sorgulamaya başlayabilirsiniz. Önceleri zevk aldığınız aktivitelerden kopmaya ve daha çok kendinizle vakit geçirmeye meyledebilirsiniz. Bu süreçte çevrenizden çok farklı tepkiler gelebilir. İçinden geçmekte olduğunuz başkalaşım sürecinizi anlamayan insanlar sizin delirmekte olduğunuzu, depresyon yaşadığınızı veya giderek anti sosyal birisi haline geldiğinizi söyleyebilirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Salınmakta olan hikayelere bağlı olan ilişkileriniz de kopmaktayken, sizden ve sizin vasıtanızla kendi hikayelerinden beslemekte olan kişiler sert tepki verebilirler. Sizi suçlayabilirler. Sizi bırakmak istememektedirler. Çünkü sizin gidiyor olmanız, onların hikayelerinin örülü olduğu yapının temelinin sarsılması demektir. Her insan değişimi arzulamaz. Hatta, insanların çoğu değişmek istemiyorlar. Yaşamlarına belli ölçülerde gelecek olan konfor dışında, köklü ve gerçek değişime yer açmaya hazır değiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Farkındalığın Farkındalığı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Ancak dikkat edilecek, farkındalığa ihtiyaç duyan başka alanlar da vardır. Hikayelerinizin toplamından oluşmuş ve zihne bağlı olarak varolan egonuz her adımınızda halen sizinle birliktedir. İçinizdeki gözlemcinin size sunmuş olduğu rahatlık, genişleme, özgürleşme hisleri, olasıdır ki bu süreçte kendinizi diğerlerinden daha üstün hissetmeye, farklılığınızın üstünlüğünüz olduğunu vs. fısıldamaya başlayabilir. Bu duygulara gerçeğinizde yer açtığınız zaman olacak olan şey, gözlemcinin de bir kimliğe dönüşmesidir. Kimliğe dönüştüğü anda zaten artık bir gözlemci olmaktan çıkar ve başka bir hikaye devreye girer. Sahte gözlemci, kendisini spiritüel ego şeklinde ortaya koyabilir. İşte böyle anlarda “sahte gözlemciyi” fark edecek daha üst bir farkındalığa ihtiyaç doğar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha sonraki yazılarımda, değişim sürecinden geçerken yaşadığınız zorluklara ve bu süreçte işinize yarayabilecek bazı araçlara değineceğim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sizin hikayeleriniz neler? İçinizdeki gözlemciye yaşamınızda yer açmayı seçiyormusunuz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni yılın, Gerçek Size yer açtığınız bir yıl olmasını diliyorum.&lt;br /&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-6268744892538833179?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/6268744892538833179/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/12/hikayeni-farket.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6268744892538833179'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6268744892538833179'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/12/hikayeni-farket.html' title='Hikayeni Farket'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-PRrKdAFhbqc/TzMBKNP6MtI/AAAAAAAAB9o/LyptnpcUJQU/s72-c/hikayeni_farket.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-3322159609386124085</id><published>2008-12-10T21:29:00.000+02:00</published><updated>2012-01-31T21:28:16.741+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YeniEnerji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kabul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütünleşmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tobias'/><title type='text'>Sessiz Dua</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;h4&gt;Geoffrey Hoppe kanalıyla Tobias tarafından aktarılmıştır:&lt;/h4&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sessiz Dua, Tüm Olan’ın bir onayı, kabulüdür. Bu duada, şimdiye kadar etmiş olduğum tüm duaların ruh tarafından duyulduğunu ve istediğim herşeyin ruh tarafından bana sunulduğunu biliyorum. Bu, Tanrı’nın lütfu ve sevgisinde Ruhumun tamlığının bir kabulüdür. Benim oluşumun ve mükemmelliğimin bir kabulüdür. Arzu ettiğim, birlikte yaratmak istediğim herşey halihazırda gerçekliğimin içindedir. Buna Sessiz Dua diyorum çünkü varlığımın zaten tamam ve bütün olduğunu biliyorum. Ruhtan herhangi birşey istememe gerek yok çünkü hepsinin zaten verilmiş olduğunu biliyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;img alt="sessizdua" border="0" height="240" src="http://lh5.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SUAZ1GwwtiI/AAAAAAAABHY/J-ywKitoQVM/sessizdua_thumb%5B2%5D.jpg?imgmax=800" style="border-width: 0px;" width="160" /&gt; &lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Varlığımın mükemmelliğini, kalbimde kabul ediyorum.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Niyet etmiş olduğum neşenin zaten yaşamımda olduğunu kabul ediyorum.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Dua ile arzuladığım sevginin zaten içimde olduğunu kabul ediyorum.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Aramış olduğum huzurun zaten gerçekliğim olduğunu kabul ediyorum.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Aradığım bolluğun zaten yaşamımı doldurduğunu kabul ediyorum.          &lt;br /&gt;          &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Varlığımın mükemmelliğini, tüm gerçekliğimde kabul ediyorum.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Kendi yaratımlarım ve yaşamımdaki herşey için sorumluluğumu alıyorum,&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Ruh’un içimdeki gücünü onaylıyorum,&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Ve herşeyin olması gerektiği gibi olduğunu biliyorum.          &lt;br /&gt;          &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Varlığımın mükemmelliğini, tüm bilgeliğimde kabul ediyorum.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Yaşam derslerim kendim tarafından dikkatle seçilmiştir,&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Ve şimdi onların içinden tüm deneyimiyle geçiyorum.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Hayat yolum, ilahi bir amaçla beni kutsal bir yolculuğa götürüyor.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Deneyimlerim Tüm Olan’ın parçası haline geliyor.          &lt;br /&gt;          &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Varlığımın mükemmelliğini, tüm bilişimde kabul ediyorum.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Bu anda, ışığın bir meleği olduğum bilişiyle altın koltuğumda oturuyorum.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Altın tepsiye – Ruh’un armağanı - bakıyorum ve tüm arzularımın şimdiden yerine getirilmiş olduğunu biliyorum.          &lt;br /&gt;          &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Varlığımın mükemmelliğini, kendime olan sevgimde kabul ediyorum.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Kendime hiçbir yargı veya yükümlülük bindirmiyorum.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Geçmişimdeki herşeyin bana sevgi ile sunulmuş olduğunu kabul ediyorum.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Şu an olmakta olan herşeyin sevgiden geldiğini kabul ediyorum.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Geleceğimdeki herşeyin daha büyük bir sevgi ile sonuçlanacağını kabul ediyorum.         &lt;br /&gt;          &lt;br /&gt;          &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Varlığımda, mükemmelliğimi kabul ediyorum.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;Ve öyledir.         &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Çeviri: Halil Gül&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;a href="http://www.aryanon.blogspot.com/"&gt;aryanon.blogspot.com&lt;/a&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-3322159609386124085?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/3322159609386124085/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/12/sessiz-dua.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3322159609386124085'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3322159609386124085'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/12/sessiz-dua.html' title='Sessiz Dua'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh5.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SUAZ1GwwtiI/AAAAAAAABHY/J-ywKitoQVM/s72-c/sessizdua_thumb%5B2%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-4604874863920922996</id><published>2008-11-19T21:19:00.000+02:00</published><updated>2012-01-31T21:28:35.196+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütünleşmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tanrısallık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YükselişYolu'/><title type='text'>Zamanın Durduğu An AKAN Zamanın Durduğu An</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;img align="left" alt="Salvador-Dali-Moment-" border="0" height="194" src="http://lh6.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SSRnR8V6omI/AAAAAAAAA9c/qkpAgNGreDQ/Salvador-Dali-Moment-_thumb%5B2%5D.jpg?imgmax=800" style="border-width: 0px;" width="240" /&gt; &lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sabah olur, gözlerini açar ve hayata kaldığın yerden devam edersin. Yıllar yılı devam edegelmiş alışkanlıklar kalıplaşmış, kemikleşmiştir. Aynaya bakınca aynı insanı görür, dişini aynı şekilde fırçalar, elbiseni aynı şekilde giyersin. Onu yaşaman için orada olan hayat ise, sorumlulukların, gerekliliklerin, beklentilerin, umutların, endişelerin ve acılarınla yüklüdür. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Onlar, sabahın tazeliğini, günün yeniden doğarken getirdiği yeni potansiyelleri hissetmene pek fırsat olmadan seni içine çekerler. Şekillendirilmiş düşünce ve inanç yapısıyla hareket eden zihnin aynı döngüde çalışmaya başlar. Zaten emilmişsindir. Sokak kapısından attığın adımla da çarklar gıcırdayarak tekrar çalışır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Dur!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost" style="font-size: small;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost" style="font-size: small;"&gt;Durmayı hatırla. Nefes almayı hatırla. Zihnindeki kurgulardan ibaret olan, sana öğretilmiş bu gerçekliğin seni yorduğunu hissediyorsan Dur!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Yaşadıklarının seni nereye götürdüğünden emin değilsen,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;Kim olduğunu sorguluyorsan,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Kim olduğunu sanıyorsan,&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Dur!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Zaman zincirinin her bir halkasına binmek zorunda değilsin. Yaşam, algılamış olduğun gibi doğrusal bir çizgide akmıyor. Evet, herkes böyle yaşıyor ve dünya bu döngü üzerine kurulmuş. Ancak, eğer seçersen varlığının şimdiye kadar uzakta kalmış olduğun parçaları seninle tekrar bütünleşebilir.        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Eğer seçersen, zincirin bir halkasını kırabilirsin. Çaba ile değil, durarak, gözlemleyerek ve izin vererek.        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Kim olduğunu bilebilmenin en etkili yolu direk deneyimdir. Varlığının atıl kalmış melekelerini devreye sokarak algılayacağın bir deneyim.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Farkındalığın mevcut değildi.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Zihnin ve yaşamın o kadar çok gürültüyle doluydu ki, sezgilerini, özünün fısıltılarını duyman zordu.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;“Şimdi”ye kadar. Eğer seçersen.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;“Şimdi”, gerçek özünü deneyimlemene açılan tek kapıdır. Düşünce ve duygu fırtınalarının ortasındayken durmayı hatırla ve nefes al. Kendine aralıklar yarat.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Sen bedeninle hareket etmiyorsun. Seni geçmişten şimdiye taşıyan, bedenin ve onun vasıtasıyla yaşadıkların değildir. &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Seni hareket ettiren, seçimlerindir.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Seçimlerinin ne olduğunu belirleyen ise; düşünceler ve inançlardır.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Düşünce ve inançları belirleyen; deneyimlerindir.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Tüm olan Öz kendisini birey olarak deneyimlemek ve öz niteliklerini tezahür alanına taşımak istedi. Onlara dokunmak, tatmak, algılamak, yaşamak istedi.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Öz’den kopan parça, ana rahminin sıcak ve güvenli ortamını bırakıp dünyaya doğan bebeğin yaşadığı benzer bir duygu ile sarsıldı. Arzuladığı tek şey, bilinmeyenin içinde tüm potansiyelleri yaşayarak bir zamanlar sahip olduğu o bütünlük haline ulaşmaktı.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bunu hatırla! Her varlığın özdeki arzusu aynıdır.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Kopuş travması bir deneyim yaşamanı sağladı. Ayrı ve kopuk olduğuna inandın. Temelini ayrılık inancından alan adımlarla yürümüş olduğun yolda, yaşadığın deneyimler ve sonuçlar, yeni inanç kalıpları yaratmanı sağladı. Ve bu hal birbirini besleyen bir döngü oluşturdu. İşte buna dualite ve enerjinin düğümlenmesiyle oluşan döngüye de karma diyorsunuz.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Savaşmaktan, çabalamaktan, üstün gelmekten, ezilmekten, enerji çalarak olduğunu sandığın sahte benlikleri beslemekten yoruldun mu?&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Yuvanın hissine, bütünlüğüne geri dönme arzunu hatırlıyor musun?&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Seçiyor musun?&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Eğer seçiyorsan okumaya devam et.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bunların hepsi, eti ve kemiğiyle, tüm canlılığıyla deneyimlenmiş bir rüya idi.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Kendini birçok farklı zihinsel formda deneyimledin. Çıkış noktan aynı idi; ayrı ve yalnız.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bu sana hizmet etmiştir. Benlik algısı kendini bireysel bir varlık olarak deneyimlemeni sağladığı gibi, yapabileceklerinin sınırsız gücünü keşfeden o benlik şimdi tanımladığınız egonun gelişmesine aracı olmuştur.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Ego yorulmaya mahkumdur. Bir an gelir ve aynı döngüdeki çaba egoyu yorar. Fakat ego o ana kadar neyi araç olarak kullanmıştır? İnandığı, düşündüğü şeyleri deneyimlemesine neden olan şey nedir? &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;O şey, yuvadan ayrıldığın yanılsamasını yaşarken dahi seninle olan Tanrısallığın ve Tanrısal gücündü.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Farklı bir açıdan bak. Eylem ve tezahür halindeki o güç vasıtasıyla neler ortaya çıkmış, neler yaşanmış ve yaşanmakta?&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Doğru ve yanlış gözlüklerini çıkart ve tanımlamaksızın bak.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Eğer seçersen,&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Hatırlamayı istiyorsun demektir.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Hatırlamak istiyorsan,&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Dur!&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Tüm bu akışa onunla savaşmaksızın, etiketlemeksizin bak.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Seni hareket ettiren ne?&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;İçindeki güdüleri gör.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Zihnindeki sesleri dinle.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Dışarıya bak. İnsanlar ne yapıyorlar? Hikayelerinin ardındaki sesiz çığlık neyi haykırıyor?&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Kendi içinde onay verdiğin değer yargılarına bak. Ve bu yargılarının seni diğerleriyle nasıl ortak bir döngüye soktuğunu gör. Ve,&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Dur!&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bunları gözlerken içlerinde kaybolursan, dur!&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Nefes al ve hislerini aç. Hislerin ince nüanslarını deneyimlemeyi seç. Gerçek varlığını o alana davet et. Bu yaptığın meditasyon değildir. O hale bir etiket koyman gerekmez.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Sadece kendin olmana izin vermekte, kendini deneyimlemeyi seçmektesin. &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Yuva sensin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Yuvaya dönüs arzunla okuduğun tüm bilgiler seni ancak bu deneyimin eşiğine kadar getirirler.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Yapmış olduğun tüm meditasyonlar ve enerji çalışmaları seni bir eşiğe kadar götüren araçlardır.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Nihai eşik seni sürekli kendisine çekmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;O an “şimdi”dir. Şimdi her an da mevcuttur. Yarın bir gün değil, belli şartlar yerine geldiğinde değil. Şimdinin eşiği sürekli “şimdi”dedir.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Yuvanın içine aktığı an “şimdi”dir.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Zaman treninden inmeyi seçersen, yaklaşacağın yer şimdiki andır.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bu bir teknik değil. Tanımlamaya çalışma.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Seçtiğin şeyin sana akması için hiçbir çaba göstermene gerek yok. Tüm çabaların seni bu çabasızca oluş haline taşımak için hizmet etmiştir.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Tanımlamaları, teknikleri, beklentileri bir kenara bırak ve kendi özüne sahip çık.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bu oluş hali bireysel olarak “deneyimlenen” birseydir. Bu yazı dahi seni sadece o eşiğe kadar götürmeye hizmet edebilir, ama o kadar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Yaşamındaki tüm deneyimleri kendi bilinçsiz seçimlerinle nasıl yarattıysan ( ki bu harikulade birşeydir ) şimdiki seçimini de bilinçli bir şekilde yapabilirsin.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;“Sen” faktörünü gör. Sen ana faktörsün. Yorulduğunu hissettiğin noktaya kadar “sen” yoktun. Olman gerektiğini söyledikleri veya olduğunu sandığın sahte benliklerin itme ve çekmesiyle bir varoluş hali deneyimledin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Komplo teorilerini, gizli gündemleri, dünyayı kontrol eden güçleri bir kenara bırak. Şimdi tüm bunların gerçekliklerinden çok daha sade ve çok daha hakiki birşey mevcut. Burada aktarılan budur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Dünyadaki varlığın ve içine akan gerçek sen bir faktördür. Dünyanın herhangi bir köşesinde, herhangi bir zamanda yaşadığın açılım, varolan tüm hikayeleri bir başka düzeye taşıyan faktördür. Kim olduğun gerçeği, içinde yaşadığın kavanoza sığmaz. Zamansız bir anda gerçek özünden yaptığın bir seçimle “gerçek sen”i, dünyanın bu en umutsuzca görünen zamanında, bunalım ve çöküş potansiyellerinin olduğu bu zamanda bedenlemeyi seçtin. Bu nedenle, kavanoz er geç kırılacaktır. Sahte olan, hakikatin ışığıyla aydınlanacaktır. Her zerre Öz’e dönecektir.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Buraya kadar okuduysan,&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;İçinde karşılığını buluyorsa,&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Öyledir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Sabah kaltığın zaman, önce dur!&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Yaşadığın hastalıklar, keyifli bir anda içine akan o huzur, bir yakınının ölümü gibi durumlar sana durduğun anları yaşattı.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Artık durmayı kendin seçebilirsin.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Çaba yolunu bırakıp, kendin olmayı ve almayı seçebilirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;İnsanları ve şartları suçlamayı bırak. Neden suçlamış olduğuna bak. Orada incinmiş bir çocuk bulacaksın. Tüm şifa kendini olduğun halinle kabul etmekle ve olduğun halleri farketmekle başlar.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bu yüzden, güne başlamadan önce dur ve seni neyin beklediğine bak. Neden beklediklerine bak. Tek boyutuyla, doğru ve yanlış gözlüğünden, gereklilikler penceresinden bakan halini gör.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bu şartsızlıktaki, tanımsızlıktaki özgürlüğü hissedebiliyor musun?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;O’nu açıklamaya çalıştığında yetersiz kalırsın, tanımlayamazsın. Bu çabanın O hisse nasıl etki ettiğine bak. Çaba varsa o yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Zihnin çabasız eylem olur mu? diye sorabilir. O eylem halindeki çabasız akıştır. &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Seçer ve izin verirsin. Yaşamın kendine özgü ve çok boyutlu bir işlevsel dinamiği vardır. Bu dinamiği anlayamazsın, anlaman da gerekmez. O hareket halindeki enerjidir ve seçimlerine cevap verir. Gündemsizce, plansızca sadece akar ve forma bürünür. Evreni anlamaya çalışma. Bırak o kendi işini görsün. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Benliğindeki parçalanmışlığın bütünlenmesini seçebilirsin. &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bu parçalanmışlığın, evrendeki çeşitlilik ve çokluk olduğunu sanma. Çeşitlilik zenginlik ve özgünlüktür. Her parça kendine has bir benzersizlikle özün tezahürüdür. Murat edilmiş olan, özgünlüğünü bütünlük içinde yaşamandır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Parçalanmışlığın, ayrılık inancı temelinde yaptığın bilinçsiz seçimlerinin sonucudur.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Senin için bilinçli seçim, bu farkındalığa ulaşma ve bütünleşme yolunda, sezgilerine güvenerek yaptığın seçimlerdir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Dikkatini içine çevirdiğinde göreceksin ki;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Onlar da “Sen”i bekliyor, “Sen” i arzuluyor. Sen, “Gerçek Sen”i arzuluyorsun.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Ve O’da senin dönüşünü arzuluyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Halil Gül&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Aryanon.blogspot.com&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-4604874863920922996?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/4604874863920922996/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/11/zamann-durduu-akan-zamann-durduu.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/4604874863920922996'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/4604874863920922996'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/11/zamann-durduu-akan-zamann-durduu.html' title='Zamanın Durduğu An AKAN Zamanın Durduğu An'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh6.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SSRnR8V6omI/AAAAAAAAA9c/qkpAgNGreDQ/s72-c/Salvador-Dali-Moment-_thumb%5B2%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-1577859921209003500</id><published>2008-11-10T18:07:00.000+02:00</published><updated>2012-01-16T17:52:14.155+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şiir'/><title type='text'>Datça'da Gelen Bir Dost</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="wlWriterSmartContent" id="scid:8747F07C-CDE8-481f-B0DF-C6CFD074BF67:af40d840-2de7-4a95-b7e7-9b6698387f4f" style="display: inline; float: none; margin: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;img border="0" src="http://lh4.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SRhdkMZfUmI/AAAAAAAAA8w/zr7ATozrODY/datca3%5B42%5D.png?imgmax=800" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="wlWriterSmartContent" id="scid:8747F07C-CDE8-481f-B0DF-C6CFD074BF67:4a22812c-e052-4311-9942-1d72e7b87d08" style="display: inline; float: none; margin: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;img border="0" src="http://lh6.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SRhf2IFZp3I/AAAAAAAAA84/YvC5RxnW3P4/datca1%5B27%5D.png?imgmax=800" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="wlWriterSmartContent" id="scid:8747F07C-CDE8-481f-B0DF-C6CFD074BF67:17044d48-6f64-4fcf-98e1-37d004d80890" style="display: inline; float: none; margin: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;img border="0" src="http://lh5.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SRhf4s76lFI/AAAAAAAAA9A/36bAu9QDwsQ/datca2%5B17%5D.png?imgmax=800" /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;Uzunca bir zamandır yazı yazma şansım olmadı. Hayatımın sahnelendiği alan ve dekoru değişmekteydi.      &lt;br /&gt;      &lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Neresi olur diye aramaktan yorulduğumuz ve arayışı bıraktığımız bir anda önümüze Datça çıkmıştı. Datça'ya yerleştik. Burada zaman başka akıyor( aktığı zamanlar ) ama çoğunlukla dingin. Zamansızlığın açtığı kapıdan Benliğin başka boyutları bedene akıyor. Zaman, olduğunu sandığın kişiliğin buharlaşmasına eşlik edercesine dağılıyor.        &lt;/span&gt;&lt;br style="color: black; font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: inherit;"&gt;        &lt;/span&gt;&lt;br style="color: black; font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Evi yerleştirirken, şimdi hayatta olmayan eski bir dostumun 94 senesinde bana yazmış olduğu bir şiiri buldum. Saklandığı yerden çıkan sararmaya yüz tutmuş bir kağıda yazılmıştı. Zaman ve mekan kavramlarını aşan bir enerjinin yazıya dökülmüş şekli kendisini bana ancak bu zamansızlıkta sunabilirdi belkide. Varlığını birkaç gün boyunca yanımda hissettiğim dostum Diler'i selamlayarak şiirini sizlerle paylaşıyorum.         &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;        &lt;/span&gt;&lt;span style="color: maroon; font-family: Brandy; font-size: x-large;"&gt;Sevgili Dost&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="color: maroon; font-family: Brandy; font-size: x-large;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yoksa Görmüyormusun?          &lt;/span&gt;        &lt;br /&gt;Sevgili dost, yoksa görmüyormusun&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;Ne varsa gördüğü gözlerimizin&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;Yansısıdır sadece, gölgesidir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;Gözle görülmeyenin.      &lt;br /&gt;      &lt;br /&gt;Sevgili dost, yoksa duymuyormusun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;Bu kulak tırmalayan uğultusu yaşamın&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;Bozulmuş bir yankısıdır sadece&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;Yüce bir uyumun.      &lt;br /&gt;      &lt;br /&gt;Sevgili dost, yoksa sezmiyormusun&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;Tüm dünyada tek bir şeyin var olduğunu&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;Yüreğin yüreğe&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;Bir dilsiz selamla söylediğidir bu.      &lt;br /&gt;      &lt;br /&gt;      &lt;br /&gt;&lt;b&gt;DİLER&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;20-10-1994&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;Onlar bilinmeyen toprakların yolcularıydılar.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;    &lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-1577859921209003500?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/1577859921209003500/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/11/data-gelen-bir-dost.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/1577859921209003500'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/1577859921209003500'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/11/data-gelen-bir-dost.html' title='Datça&amp;#39;da Gelen Bir Dost'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh4.ggpht.com/_8g6klurSf4M/SRhdkMZfUmI/AAAAAAAAA8w/zr7ATozrODY/s72-c/datca3%5B42%5D.png?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-8685448822005969908</id><published>2008-09-06T16:11:00.000+03:00</published><updated>2012-01-31T21:29:12.270+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Doğa'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Resim'/><title type='text'>Resimlerimden Derleme</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;Geçtiğimiz günlerde yaklaşık on günlüğüne Ankara dışına kaçtık. Yakın çevre köylerden birisinde, bahçede zaman geçirdik ve bol bol resim çekme fırsatım oldu. Günbatımları, bulutlar çok güzeldi. Bazı kareleri sizlerle paylaşmak istedim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;Günbatımı &lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;div class="wlWriterSmartContent" id="scid:51CF81A4-8F44-4a2c-8837-198C090B9994:d2b70e2e-e77e-4d5a-9f0c-6e721e4ef54e" style="display: inline; float: none; margin: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;embed flashvars="host=picasaweb.google.com&amp;amp;RGB=0x000000&amp;amp;feed=http%3A%2F%2Fpicasaweb.google.com%2Fdata%2Ffeed%2Fapi%2Fuser%2Fhalilgul11%2Falbumid%2F5240650137265651521%3Fkind%3Dphoto%26alt%3Drss%26authkey%3DL2Y3OODj4JE" height="192" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" src="http://picasaweb.google.com/s/c/bin/slideshow.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="288"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;Bulutlar&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;div class="wlWriterSmartContent" id="scid:51CF81A4-8F44-4a2c-8837-198C090B9994:ee47bf93-e743-424e-96b8-9095946d1105" style="display: inline; float: none; margin: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;embed flashvars="host=picasaweb.google.com&amp;amp;RGB=0x000000&amp;amp;feed=http%3A%2F%2Fpicasaweb.google.com%2Fdata%2Ffeed%2Fapi%2Fuser%2Fhalilgul11%2Falbumid%2F5240647623543751409%3Fkind%3Dphoto%26alt%3Drss%26authkey%3DFuddBqnD3Jo" height="192" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" src="http://picasaweb.google.com/s/c/bin/slideshow.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="288"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;Yakın Çekim&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;div class="wlWriterSmartContent" id="scid:51CF81A4-8F44-4a2c-8837-198C090B9994:3eb0e867-c4b8-436f-917f-3a1fd96aacde" style="display: inline; float: none; margin: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;embed flashvars="host=picasaweb.google.com&amp;amp;RGB=0x000000&amp;amp;feed=http%3A%2F%2Fpicasaweb.google.com%2Fdata%2Ffeed%2Fapi%2Fuser%2Fhalilgul11%2Falbumid%2F5240649549201611361%3Fkind%3Dphoto%26alt%3Drss%26authkey%3DuO1zRxFjrbY" height="192" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" src="http://picasaweb.google.com/s/c/bin/slideshow.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="288"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;Ortaya Karışık&lt;/u&gt;&lt;/b&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;div class="wlWriterSmartContent" id="scid:51CF81A4-8F44-4a2c-8837-198C090B9994:ae7ac542-ec7b-4554-860e-20f95da55699" style="display: inline; float: none; margin: 0px; padding-bottom: 0px; padding-left: 0px; padding-right: 0px; padding-top: 0px;"&gt;&lt;embed flashvars="host=picasaweb.google.com&amp;amp;RGB=0x000000&amp;amp;feed=http%3A%2F%2Fpicasaweb.google.com%2Fdata%2Ffeed%2Fapi%2Fuser%2Fhalilgul11%2Falbumid%2F5240652992697241777%3Fkind%3Dphoto%26alt%3Drss%26authkey%3DrQCl4_KvP4E" height="192" pluginspage="http://www.macromedia.com/go/getflashplayer" src="http://picasaweb.google.com/s/c/bin/slideshow.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="288"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;Sevgiler..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana;"&gt;Halil&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-8685448822005969908?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/8685448822005969908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/09/resimlerimden-derleme.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/8685448822005969908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/8685448822005969908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/09/resimlerimden-derleme.html' title='Resimlerimden Derleme'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-137275641666007867</id><published>2008-08-28T16:47:00.001+03:00</published><updated>2012-01-16T17:47:46.038+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uyanış belirtileri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütünleşmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinç'/><title type='text'>An’da Şekillenen Büyük Resim</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Televizyon kanallarında izliyoruz; &lt;a href="http://lh3.ggpht.com/halilgul11/SLasgB34UBI/AAAAAAAAAwI/u50bNGDwTJ4/isiga%20dogru%5B4%5D.jpg"&gt;&lt;img align="right" alt="isiga dogru" border="0" height="184" src="http://lh3.ggpht.com/halilgul11/SLashC1oLqI/AAAAAAAAAwM/UiFmK-ApBGM/isiga%20dogru_thumb%5B2%5D.jpg" style="border-width: 0px;" width="260" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;       &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Dünya yokoluşa doğru ilerliyor,&lt;/span&gt;      &lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kıtlık kapıda,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Küresel ısınma,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Su ve besin kaynakları azalıyor,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Enerji kaynaklarına sahip olmak adına ortam geriliyor,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hayvan türleri yokoluyor,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ormanlar yanıyor,&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Su kaynakları ve denizler daha çok kirleniyor.      &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;      &lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Evet, birşeyler olduğu, dünyada artık değişimin yaşandığı, hayatın geçmişteki gibi olmadığı bir gerçek.      &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;      &lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ancak, tüm bunların neden yaşanmakta olduğuna dair net bir bakış açısına sahip olabilmek büyük resmi görebilmekten geçiyor. Büyük resim aslında tek bir tablodur. İçinde insan figürlerinin de bulunduğu, insanın ve farkında olmadığı boyutlarının ortak fırça darbeleri ile hiç durmaksızın çizilmekte, değişmekte olan bir resimden bahsediyorum.      &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;      &lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İnsan bilinci yavaş yavaş, varoluşun tüm elementleri ile olan bağını keşfetmeye, aslında herşeyin birbirine bağlı olduğunu anlamaya başlıyor. Bir diğerine karşı ortaya çıkan davranışın veya tepkimenin aslında bütünü etkilediğini ve dönüp dolaşıp kendisine de tesir eder hale geldiğini anlamaya başlıyor. Düşünce, niyet ve tezahür arasındaki süreç çok daha hızlanmış durumda.      &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;      &lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost" style="font-size: small;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost" style="font-size: small;"&gt;Bu anlayışa açılan kapılar ne yazık ki öyle pekde kolay ve akışkan bir şekilde ortaya çıkmıyor. İnsan bilinci, çok uzunca bir zamandır içinde olduğu uykudan uyanması yönünde sert darbeler alarak kendisine gelmeye başlıyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span id="fullpost" style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;b&gt;Bilinci Bedenleyen ve Yansıtanlar&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Ruhsal ve Metafizik bilgilere aşina olanların bildiği gibi; Dünyada ve tüm evrende insanlık adına (insanın yerine) en temel ve dengeleyici enerjileri tutan bazı enerjiler, valıklar hep mevcut olmuştur.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Doğa ruhları ve Devalar ormanların, dağların, nehirlerin enerjisini, &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Yunus ve Balinaların bilinci astral boyut ötesindeki bilincin oluşunu ve enerjisini, &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Piramitler, daha fonksiyonel ve inisiyasyon amaçlı olarak, yüksek enerjilerin giriş kapılarını ve vortekslerini,&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Hamiler, gurular, veliler, peygamberler ise, insanlığın unutmuş olduğu ÖZ’le olan bağlarını ve kendi gerçek doğalarını onlara, yaşayan örnekler olarak hatırlatan varlıklardı.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Doğanın sükuneti ve ihtişamı, kendi gerçek doğamızın tezahür etmiş bir örneği olarak yansımakta idi.&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Her varlığın rehber melekler grubu, kopuk olduğu ruhsallığının enerjisini tutmakta idi.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;RUH’un, insan olarak deneyimlemekte olduğu oyunun, yaşanmakta olduğu alanı boyutsal olarak sabit tutmakta, beslemekte idiler.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;b&gt;İnsanın Resimdeki Yeri&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Doğada bu dengelerin tutulmasına ihtiyaç varken insan ne yapıyordu ?        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;İnsan, deneyimleri ile meşguldu. ÖZ, kendi enerjisinin bir parçasını insan bedeni içine koymuş, ayrı ve kopuk olduğu inancının derinliklerine yolculuk yapmakta ve bu alanlarda yaşadığı deneyimlerle kendi olanaklarını keşfetmekte idi.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;ÖZ’ünden, Tanrı’dan ayrı olduğu inancıyla, kendi benliğini çoklu parçalara ayırdı. Yanılsamaların kutupsal çeşitliliğinden kaynaklanan roller yarattı kendisine. Kötü bir deneyim yaşadığı haldeyken, iyi olanını ise, dengeleyen bir karşı unsur olarak yaşadı. İyi-kötü çeşitliliğinde ana gövdeden ayrılan ve saçaklanan dallar misali çoğaldı. Karma denen bir döngü, dönüşmemiş enerjileri çözümlenmesi için bir diğer hayata taşıyan mekanizma olarak ortaya çıktı.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;İnsan halen bir yaratıcıydı. Bilinçsizce olsa dahi, içinde kalbinin arzularını, zihnindeki düşünceleri birebir yaşama deneyimine sevkeden bir yaratma yetisi vardı.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Fakat bu iyi-kötü arasındaki gelgit ve savaş, enerjileri bir noktada tıkıyordu. Deneyim içindeki insan iki kutbun bütünselliğine giden yoldan uzaklaştığı noktada enerji daha da düğümleniyor ve bireysel yaşamlarda acıyı derinleştirdiği gibi, kollektif olandan yansıyan da bu acı oluyordu. İçteki tıkanmışlık, savaşlar, kirlilik, duyarsızlık, güç hırsı ve içe çöküşün tezahürlerine vesile oluyordu.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bilinçteki bu karmaşa ve hapsolmuşluk, insanları “şehir hayatı” denen şeye dahil olan, beton kutular içindeki yaşamlara, trafik karmaşasıyla tezahür eden tıkanmışlığa, hava kirliliğine, zehirli atıkların doğayı kirletmesine, yeşilin gittikçe yaşamlarımızdan çıkmasına itiyordu.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Tıkanmış olan kollektif bilinç içe çöküşle birlikte, insanın üzerinde yaşadığı kendi evini yok etme olasılığına daha yakın duruyor ve yazının başında belirttiğim örnekler ortaya çıkıyordu.        &lt;br /&gt;        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;b&gt;Hiçbir Şey Göründüğü Gibi Değildir&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Şimdi, hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Görünenin ötesindeki anlamı kavrayabilmek için, insanın kendi içinin derinliklerine nüfüz eden bir farkındalığa ihtiyacı vardır. Bunun için en temel kriterlerden bazıları;        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Global boyutta yaşanmakta olan şey her ne ise, bunu insanın kendi içinde yaşadığı halin tezahürü olarak görmek,&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bireysel ve boyutsal olanın bütünlüğünü ve bağını kabul etmek,&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Her bir varlığın içindeki yaratma gücünü farketmesi ve yaşamının sorumluluğunu alması,&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Aslında ortada, TEK bir beden, TEK bir yaşam, “çoklu görünen BİR bütün” olduğunun anlaşılması.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Dualitede en büyük değişim ve farkındalık potansiyellleri en derin düşüşlerde, dibe vuruşlarda yaşanır.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Dünyada ortaya çıkan tüm bu “olumsuzlukları” bireysel yaşamlarımızdaki ayrılıklara, depresyonlara, çöküşlere, mutsuzluğa, tatminsizliğe, öfkeye, şiddete benzetebiliriz.        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Enerji çözüm arar, genişlemek ister.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;İnsanlık olarak elimizde büyük ve yoğun, tıkanmış bir enerji kütlesi mevcut. Bu enerji salınmak ve genişlemek istiyor. Kollektif bir yaratımın sonucu olarak ortaya çıkan bu enerji, bilinçteki bir değişimle, bir farkındalık kıvılcımıyla, daha geniş bir bakış açısıyla tüm insanlığa çok daha farklı şekillerde hizmet edebilecek bir hale dönüşebilir.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;İçinde muazzam boyutta bir farkındalık ve uyanış potansiyeli barındıran bu enerji bizlerin bunu anlaması için kendi önümüze getirdiğimiz, daha derinlerdeki bir seçimin sonucudur.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bu günler geçmişte öngörülmüştü. Bilirsiniz, içinde bulunduğumuz döneme dair yıkım potansiyelini de barındıran birçok kehanet ve öngörü mevcut. Ancak yıkım potansiyeli aşılmış durumda. Bu düğümün çözülmesine dair bir ışık mevcut olmasa idi, doğum sancılarını yaşadığımız bir döneme girmemize dahi gerek kalmaksızın dünya çoktan yerle bir olmuş hale gelebilirdi. Şimdi yaşanmakta olan ise, eski olanın çöküşü, yeninin doğuş sancılarıdır. İsrafil’in ötmüş olan Sur’unu duyan insanların yaşadığı bireysel açılımların, kollektif olana etkileridir. Bu anlamda, kıyam etmiş, uyanmış olan bireylerin bütün adına bu potansiyeli dünyada yaşanabilir kılmasıdır.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Daha hassas ve farkında olanların algılamakta, bilmekte olduğu bir doğum süreci yaşanıyor dünyada. Bugünlere dek hakim olmuş olan eril enerjinin baskısı altındaki dişil prensip, kendi rahminde olgunlaşmış olan bir potansiyele gebe idi.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Haberlerde dinlediğiniz her yoruma inanmayın. Büyük resmi de algınıza dahil ederek kendi süzgecinizden geçirin. İnsanlık eskimiş ve köhneleşmiş bir evde yaşamakta idi. Eski ev yıkılıyor ve insan yeni bilinci ile yeniyi inşa edebilecek tüm Tanrısal donanıma sahip hale geliyor. Bundan ilk nasibini alan ise bireysel yaşamlarınız. Konu dünyayı kurtarmak ile ilgili değil. Kendi gerçeğinize sahip çıkmak ve uyanmakla ilgili.        &lt;br /&gt;        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;b&gt;İnsanlık Direksiyonu Devralıyor&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Türler yok olmuyorlar, türler tutmuş oldukları enerjiyi insana devrediyorlar.        &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni bilincin tezahür edişi ile birlikte, bu bilince karşılık gelen yeni türler de çıkacaktır.         &lt;/span&gt;        &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Doğa ruhları, doğada bedenlemiş oldukları enerjinin bayrağını artık insana devrediyorlar.        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Tapınaklar, kutsal yerler işlevlerini bırakıyorlar.        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Dışta olan, hep aranmış olan şey artık insanda tecelli ediyor ve bu Tanrısallık ışığı tüm sınırlılık kalıplarını çatlatıyor.        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Zaman algısı değişiyor ve insanın düşünce ve niyetleri daha hızlı kendisine yansır hale geliyor. Ve anda yaşamaya meyleden insan, zihni ve kalbinde ne varsa onlarla halleşmek zorunda kalıyor.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Yeni bilince karşılık gelen bir yeni dünya potansiyeli şimdiden mevcut. Bilinçte yaratılmış durumda. Yürünen yol zaten yaratılmış olan bir potansiyele atılan adımlardır.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;İnsan, hep dışarıda aramış olduğu huzurun, anlayışın, güvenin, sevginin ve koşulsuz kabulün kendi gerçek doğasının unsurları olduğunu anlamaya başlıyor. Bunların tezahür etmesi için insanın kendi gerçeğine sahip çıkmaktan, Tanrısal özüne teslim olmaktan başka yapması gereken bir şey yok.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Yaşanabilir bir dünya ancak, kendi Tanrısallığında, tekbaşınalığındaki bütünlüğünde yaşayabilen insan bilincinin bir yansıması olarak ortaya çıkabilir. Herşey bizim bir uzantımızdır. Bizle ilgisi olmadığını düşündüğümüz şeyler dahi BİR olan bütünün bir uzantısı olarak kendi bilincimizde mevcuttur. Ve kendini şifalandırmak bütünü şifalandırmakla BİR’dir.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bu uğurda ne yaparsanız yapın, ister meditasyon yapın, isterse varolan tüm ruhsal gelişim seminerlerine gidin, varacağınız yer şimdi deki mevcudiyetinizin farkındalığıdır. Zihnin hemen ardındaki alandır, kendinizi yaşanmakta olan döngünün ardında, sessizlikte bulacağınız bütünlüktür, doyumdur, oluşla gelen biliştir. Gerçek BEN’in, yeni bilincin, yeni dünyanın, yeni sizin alanıdır.        &lt;br /&gt;        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Bu alandaki potansiyeller, tohumlar olarak, bedeninizde, yaşamınızda, ilişkilerinizde açmak üzere olan çiçeklerin suyunu ve güneşini aldığı yerdir.        &lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Sevgiyle…&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;/div&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;    &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-137275641666007867?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/137275641666007867/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/08/anda-ekillenen-byk-resim.html#comment-form' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/137275641666007867'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/137275641666007867'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/08/anda-ekillenen-byk-resim.html' title='An’da Şekillenen Büyük Resim'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh3.ggpht.com/halilgul11/SLashC1oLqI/AAAAAAAAAwM/UiFmK-ApBGM/s72-c/isiga%20dogru_thumb%5B2%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-6279335488829405662</id><published>2008-07-24T21:41:00.003+03:00</published><updated>2010-07-24T22:08:53.853+03:00</updated><title type='text'>İletişim</title><content type='html'>&lt;form action="http://www.emailmeform.com/builder/form/D9kAPKagGQ6" enctype="multipart/form-data" id="emf-form" method="post"&gt;&lt;table bgcolor="transparent" border="0" cellpadding="2" cellspacing="0" style="text-align: left;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td colspan="2"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana; font-size: x-small;"&gt;&lt;b style="font-size: 20px;"&gt;İletişim Formu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;label style="font-size: 15px;"&gt;&lt;/label&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr valign="top"&gt;&lt;td align=""&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana; font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;İsim&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;small&gt;*&lt;/small&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;input class="validate[required]" id="element_0" name="element_0" size="30" type="text" value="" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; padding-bottom: 8px;"&gt;&lt;small&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/small&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr valign="top"&gt;&lt;td align=""&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana; font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;E Posta Adresiniz&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;small&gt;*&lt;/small&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;input class="validate[required,custom[email]]" id="element_1" name="element_1" size="30" type="text" value="" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; padding-bottom: 8px;"&gt;&lt;small&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/small&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr valign="top"&gt;&lt;td align=""&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana; font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;Konu&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;small&gt;*&lt;/small&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;input class="validate[required]" id="element_2" name="element_2" size="30" type="text" value="" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; padding-bottom: 8px;"&gt;&lt;small&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/small&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr valign="top"&gt;&lt;td align=""&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana; font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;Mesajınız&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;small&gt;*&lt;/small&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;textarea class="validate[required] " cols="60" id="element_3" name="element_3" rows="10"&gt;&lt;/textarea&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; padding-bottom: 8px;"&gt;&lt;small&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/small&gt;&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td colspan="2"&gt;&lt;table bgcolor="transparent" cellpadding="5" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr bgcolor="#0054a5"&gt;&lt;td colspan="2"&gt;&lt;span style="color: white; font-family: Verdana; font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;Görsel Doğrulama&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="padding: 2px; width: 100px;"&gt;&lt;img alt="captcha" id="captcha_image" src="http://www.emailmeform.com/builder/captcha/index/6d47b8adb3c3412008c54bdbe5ee6f2a" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;td valign="top"&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Görseldeki Yazıyı Giriniz!&lt;/span&gt;:&lt;br /&gt;&lt;input class="validate[required,funcCall[valid_captcha]]" id="captcha_code" maxlength="10" name="captcha_code" size="10" type="text" /&gt;[&lt;a href="javascript:void(0);" id="captcha_code_refresh" onclick="document.getElementById('captcha_image').src = 'http://www.emailmeform.com/builder/captcha/index/'+Math.random();get_valid_captcha();return false;"&gt;Görüntüyü Yenile&lt;/a&gt;&lt;a href="javascript:void(0);" id="captcha_code_about" onclick="window.open('http://www.emailmeform.com/captcha-instruction.html','_blank','width=400, height=500, left=' + (screen.width-450) + ', top=100');return false;"&gt;&lt;/a&gt;]&lt;/div&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td align="right" colspan="2"&gt;&lt;input name="element_counts" type="hidden" value="4" /&gt;&lt;input type="submit" value="Gönder!" /&gt;&lt;input type="reset" value="Temizle" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/form&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana; font-size: x-small;"&gt;Powered by&lt;/span&gt;&lt;span style="bottom: -5px; padding-left: 3px; position: relative;"&gt;&lt;img src="http://www.emailmeform.com/builder/images/footer-logo.png" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana; font-size: x-small;"&gt;EMF &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.emailmeform.com/" style="text-decoration: none;" target="_blank"&gt;&lt;span style="color: black; font-family: Verdana; font-size: x-small;"&gt;Form Builder&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-6279335488829405662?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6279335488829405662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6279335488829405662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/07/iletisim.html' title='İletişim'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-3048836339781914935</id><published>2008-07-22T02:49:00.002+03:00</published><updated>2012-02-15T02:31:50.401+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütünleşmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZamansızGerçekler'/><title type='text'>Sen Kimsin ?</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;img alt="Sen Kimsin ?" border="0" height="252" src="http://lh3.ggpht.com/halilgul11/SJcE6ERDdgI/AAAAAAAAAuI/yFZ2jTn9mrw/photos-13_thumb%5B1%5D.jpg" style="border: 0px none;" width="400" /&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Kim olduğunu &lt;b&gt;sanı&lt;/b&gt;yorsun ? Kim olduğuna dair tüm tanımlamalar birer sanıdan ibarettir. Kim olduğunu bilmen için çıktığın bu yolda, olmadığın halleri deneyimledin. Bu soruya, “kim olmadığından” yola çıkarak yaklaşmak, olduğun hale nefes almak gibidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Budizm’de soğan soyma meditasyonu vardır. Soğanın her bir katmanı, gerçek olan özünün üzerine sarmalanmış sahte benliklerini sembolize eder. Ben kimim ? sorusuna zihninden gelen her bir cevabı, bu değil diyerek soyarsın. Nihai noktada ulaştığın yer, soğanın merkezindeki boşluktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen tanımsızsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat zihin tanımlamak ister. Kefeye koymak, dokunmak, bilmek ister. Zihin, tanımsız olanın alanında var olamaz. Kendisinden öte bir gerçeği, oluşu kavrayamaz. Bu zihnin eksikliğinden değildir. Basitçe zihin, başka bir amaç için yaratılmıştır. Tanımsız olan Ben’e hizmet için bir araçtır. Ve tanımsız olan Ben’in yokluğunda, o vardır. Dualitede tüm yük zihnin sırtına yüklenmiştir. Zihin dualitenin başmimarıdır. Dualite yoksa, bildiğimiz anlamda zihin de yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tanımlanabilir, bilinebilir olanın dualitik gerçekliğinde zihin sana yol gösterir. Seni korur. Kontrol eder.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kim olduğunu unuttun ! Neden burada olduğunu unuttun ! Tanımsız olan Ben’liğinin sınırsızlığından koptun !&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen bedenin değilsin. Aile ve toplum tarafından sana biçilen ve kabul etmiş olduğun roller değilsin. Olman gerektiğin kişiye dair zihnine akıtılan sahte imajlar değilsin. Üzerine giydirilen, etine kemiğine yapışmış bu kimliklerden soyun ! Hiç bir şey olmaya cesaret et ki, kendini bulasın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçek halin saf farkındalıktır, saf bilinçtir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen enerji değilsin. Bilinç enerji değildir, farkındalık enerji değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Enerji, özünün kendisini ifade etmek için yarattığı oyun hamurudur. Bilince hizmeten vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Varoluş, bilincinde onayladığın “gerçeklerinin” tezahür etmiş halidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu var ki, kendini kapattığın, bakmak istemediğin karanlığın da senin yaratımındır. Gerçek halini bedenlemek için kendini karanlığına aç. Karanlığın içine tutsak olmuş yaralı benliklerini kucakla. Olduğunu sandığın olmadığın haller, kendi yaratımının çocuklarıdır. Onlar da yuvaya dönmek, koşulsuzca kucaklanmak istiyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir Japon haikusu şöyle der :&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Testiyi testi yapan içindeki boşluktur.&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen boşluksun. Testi olmayı deneyimlemeyi seçebilirsin, ancak testi olmadığını, testi olmayı deneyimleyen olduğunu bil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sen, olmayı seçtiğin şeyi deneyimleyensin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-3048836339781914935?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/3048836339781914935/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/07/sen-kimsin.html#comment-form' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3048836339781914935'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3048836339781914935'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/07/sen-kimsin.html' title='Sen Kimsin ?'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh3.ggpht.com/halilgul11/SJcE6ERDdgI/AAAAAAAAAuI/yFZ2jTn9mrw/s72-c/photos-13_thumb%5B1%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-3993426299581312338</id><published>2008-07-22T02:05:00.000+03:00</published><updated>2012-02-15T03:41:36.088+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='korku'/><title type='text'>Korku ve Sen</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: left; margin-right: 1em; text-align: left;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;img align="right" alt="Korku ve Sen" border="0" height="214" src="http://lh4.ggpht.com/halilgul11/SIURuQxtOpI/AAAAAAAAAsA/Y2CniPTQgyM/Korku_thumb%5B4%5D.jpg" style="border-width: 0px; margin: 0px auto;" width="320" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Korku ve Sen&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;div style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;/div&gt;Özünden kopuş yanılsaması ile yarattığın ayrı olma halinin travmasıdır. Bilinmeyenin sularına yol almak ve kendini tanımak istedin. Ruhunun daha önce ayak basmadığı boşlukta olmak kendini korumanı gerektirdi. Korku bu anlamda sana hizmet etmiştir. Sahte bir güvenlik alanı yaratmana ve görece bir güven duygusuna vesile olmuştur. Ayrılık yanılsaması derinleştikçe, korkularından çeşitlenen ve kendini içlerinde kaybettiğin sahte benliklerin yaşamının kontrolünü devraldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkularının neden var olduklarını gör. Tepkilerinin, bakış açının, inanç kalıplarının korkuların tarafından nasıl şekillendirildiklerini gör. İçlerinde barındırdıkları korku tohumlarına bak. Hayali bir "olması olasılığından korktukları” olasılık senaryolarının zihninde nasıl harekete geçtiğine arınmış gözlerle bak. Yaşamındaki deneyimlerin dinamiğini oluşturduklarını gör.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korkularını gözleyebileceğin farkındalık alanına merkezlenmeyi seç. Ve bu seçiminle oluşan değişime izin ver. İzin ver ve kendine, gerçek özüne yer aç. Bunu senin adına bir başkası yapamaz. Bir şeyler seni bu seçim noktasına taşımak üzere vesile olabilir ancak seçimi yapacak olan kendinsin. Yaşamının sorumluluğunu al ve kendini tüm hallerinle kucakla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Korku, aynı zamanda sevginin yokluğudur. Özünün temel niteliklerinden birisi olan sevgi, var oluşun tüm hallerini bir arada tutan ve organizmayı besleyen kan dolaşımı gibidir. Kanına karışmış olan “zehir”, bakış açındaki değişiklik ile bir panzehire dönüşebilir. Şifa, senin seçiminle ortaya çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Olduğunu sandığın şey değilsin. Sanıların, korkularının ürünüdür. Yaşam diye algıladığın şey sanılarının dansından ibarettir. Gerçek benliğin, özün, sanıların mecrasında mevcut değildi. Yanılsamanın dansını deneyimledin. İyi veya kötü değil, hepsi sadece birer deneyimdi.&lt;br /&gt;Kendine yer aç. Gerçek Sen’in yaşamına akmasına izin ver. Gerçek Sen, zihnin mevcut olamadığı bir alanda, “şimdi”de sürekli mevcuttur. Bu sana geniş ve net bir görüş sunacaktır. “Şimdi”nde aldığın derin nefesler gerçek özünü hissetmene vesile olacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu seçersen, yaşamın bir değişim sürecine girer. Bilincinin karanlık zindanlarına hapsetmiş olduğun ve yüzleşmekten kaçındığın tüm veçhelerin bu çağrıyı duyar ve sana, yaratılmış oldukları kaynağa dönerler. Değişime izin ver. Değişimden korkma. Değişimin, aynı zamanda başkalaşımındır. Sana sundukları açısından heyecanlıdır da. Kelebek olmak üzere başkalaşan tırtıl böceği bu duruma güzel bir örnektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu başkalaşım, kaçınılmazdır da. Zamanın ve mekanın ötesinde yapmış olduğun bir seçimle yaratmış olduğun bu döngü, seni kendi gerçek haline taşımaktadır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bırak ! Ve bilinebilir olanın sahte güvenlik duygusu, bilinmezliğin içindeki gerçek güven ile yer değiştirsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-3993426299581312338?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/3993426299581312338/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/07/korku-ve-sen.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3993426299581312338'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3993426299581312338'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/07/korku-ve-sen.html' title='Korku ve Sen'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh4.ggpht.com/halilgul11/SIURuQxtOpI/AAAAAAAAAsA/Y2CniPTQgyM/s72-c/Korku_thumb%5B4%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-4122383223224336281</id><published>2008-07-22T02:04:00.004+03:00</published><updated>2012-02-08T19:46:54.233+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinç'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='ZamansızGerçekler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YükselişYolu'/><title type='text'>Gerçeklik Nedir ?</title><content type='html'>&lt;img align="right" alt="27750002867001" border="0" height="320" src="http://lh6.ggpht.com/halilgul11/SIUV-tCui2I/AAAAAAAAAsI/jR5w1DF91kM/27750002867001_thumb%5B2%5D.jpg" style="border-width: 0px; margin: 0px 0px 0px 10px;" width="320" /&gt;   &lt;br /&gt;Gerçeklik, bakan göze, kişiye göre şekillenir. Gerçekliğin nasıl algılandığını belirleyen kriter, kişinin sahip olduğu değer yargılarıdır. Realite, onu gözlemleyen bir varlık olmadığı zaman, sadece bir boşluktur. Neyin ne olduğuna karar veren gözlemleyen varlıktır. Ve evren onu nasıl görüyorsak o şekli alır. Evrenin onu gözleyen varlığa tepkisi daima “ve öyledir”dir. Ve yansıtır. Yansıyan şey kendimizden başkası değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçeklik dediğin şeydeki ana faktörü gör. Sen merkezdesin. Sahip olduğun yargılar, inanç kalıpları ve duygular, içinde bulunduğun durumu yaratmakta. Tüm bunları yaratanın sen olduğunun sorumluluğunu alman, yaşamının sana, kendine dair yansıtmış olduğu şeylerin neden orada oldukları anlayışını sunmaya başlar. Bu anlayışa giden yolda durumuna uygun olan kişiler, bilgiler vs. hiç beklemediğin yollardan sana gelir ve vesile olurlar. Ve sorumluluk alma seçiminle bunu yaratan da kendinsindir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Seçimler, yaşamış olduğun deneyimlerin üst üste birikmesiyle oluşan sonuçlardan ortaya çıkarlar. Uykuda olduğun sürece başkalarının seçimleriyle yaşarsın. Neyin doğru, neyin yanlış olduğuna dair önceden verilmiş hükümler ve bunlara uygun işleyen toplumsal dinamikler, içine doğmuş olduğun dünyanın “gerçekliğini” oluşturur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünyaya gelirsin ve bu kalıpları öncelikle hücresel boyutta bedenlersin. İçinde bulunduğun beden, var olan tüm “gerçeklik” tanımlamalarının sonuçlarının tezahür ettiği yerdir. Acının ve hazzın etkilerini bedeninde deneyimlersin. Haz duygusu seni daha rahat ve genişlemiş hissettirirken, acı seni içe doğru büker, sıkıştırır ve patlar. Bu tesirler bedenine kaydolur ve tekrar eden inanç kalıplarının ve bakış açılarının sonuçları olarak ortaya çıkan hastalıkları tezahür ettirir. İşte bu yolla İnsanlığın yaşamış olduğu maceranın, aileden gelen karmik enerjilerin genetik miraslarını da üzerine alırsın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sana hazır formüller sunulur. Tekrar etmiş olagelen “gerçeklik”, insanların sınırlı, güçsüz, ayrı, çaresiz olduklarına dair inançlarını pekiştirmiş olduğundan, bu sahte “gerçeklik” otomatikman kabul görür bir hale dönüşmüştür. Kendi yaratmış oldukları kafesin içine kendi kendilerini hapsetmişlerdir. İçlerindeki anahtarın farkında değildirler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hazır formüller sana acıdan kaçınmak için geliştirilmiş zihinsel savunma yöntemlerini sunduğu gibi, hazza yönelik reçeteler de mevcuttur. Fakat nihai noktada bunların hiçbirisi sana daimi hazzı, gerçek doyumu sunmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dışarıda aramaktan yorulduğun zaman, sunulmuş olan sahte reçetelerle kendini içine soktuğun deneyimlerden bıktığın zaman, yaşam senin için bir anlam ifade etmemeye başlar. Bu hal, acı yolu ile kendi özünün gerçeğini hatırlama yolculuğuna çıkmış olan varlığın pes etmeye başladığı bir haldir. Yaşanılan sahte gerçeklik içerisinde, olmadığı tüm halleri, tüm yanılsamaları bizzat onlarmış gibi olarak deneyimlemiştir. İşte bu “gerçeklik”, mış gibi yaşamaktan ibarettir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçindeki asıl gerçeğe açılan yol, direncin bittiği noktada ortaya çıkmaya başlar. Varlık kendisini zihinle, bedenle, duygularla sınırlı olarak tanımlanmış bir gerçeklik içinde deneyimlemiştir.&lt;br /&gt;Dualiteden Birlik bilincine adım atmaya meyleden varlık için, bütünlüğünün diğer parçalarını burada bedenleme olasılığı artık mevcuttur. Gerçek özünün tamlığı ve sınırsızlığı ona akarken, yaşanmakta olan şeyin bir rüya, bir yanılsama olduğunu görür. Gerçekliği sınırlayan zihinsel kalıplar ve duygu bedeninde depolanmış düğümler çözülmeye başlar. Hastalıklar, var oluşlarının asıl nedeni olan korku ve yargıların salınması ile gerçek anlamda şifalanma sürecine girer. Ve varlık ilk kez “gerçeği” üzerindeki kendi belirleyiciliğini fark etmeye başlar. Bu fark edişe eşlik eden özgürlük duygusu onu kendisine daha da yakınlaştırır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu süreç meydan okuyucu olabilir. Zira, yaşamda ona “heyecan” vermiş olan aktivitelerden kopmaya başlar. Sahte benliğini besleyen ilişki bağları anlamını yitirir. İnsanların, kendi yarattıkları kısır döngü içerisinde nasıl dönüp durduklarını daha net görmeye başlar. Bu bağlardan kopuşu ona bir nevi ölümü yaşatır. Onu limana bağlı tutan halatlar kopmaya ve gemisi rüzgarın ve akıntının etkisiyle bilinmeyen sulara doğru yol alır. Yeniden doğmakta olduğunun bilişi onunladır. Gemisi, hareket ettikçe yenilenmektedir. Ancak tüm bunlar çabasızca, kendiliğinden olmaya başlar. İçindeki güven ve biliş onu şimdi’nin sonsuz potansiyelleri arasında bir yolculuğa çıkarır. Anlar ki ; Gerçek denen şey çok boyutludur. Okyanus sınırsızdır. İçindeki öz genişlemeyi ister. Bilgi ile değil, oluşu ile yol alır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-4122383223224336281?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/4122383223224336281/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/07/gereklik-nedir.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/4122383223224336281'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/4122383223224336281'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/07/gereklik-nedir.html' title='Gerçeklik Nedir ?'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh6.ggpht.com/halilgul11/SIUV-tCui2I/AAAAAAAAAsI/jR5w1DF91kM/s72-c/27750002867001_thumb%5B2%5D.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-3289679331954708158</id><published>2008-06-16T22:21:00.001+03:00</published><updated>2012-02-15T03:44:37.343+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tobias'/><title type='text'>Uyanmakta Olan İnsanlara Bir Mektup !</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="margin-left: auto; margin-right: auto; text-align: center;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;img alt="Mektup" border="0" height="333" src="http://lh3.ggpht.com/halilgul11/SFa9KHfE3II/AAAAAAAAAqQ/068Cg87VKjs/Mektup%5B37%5D.jpg?imgmax=800" style="border-width: 0px; margin-left: auto; margin-right: auto;" width="504" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Uyanmakta Olan İnsanlara Bir Mektup&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;TOBIAS: “Ve öyledir, sevgili dostlar, biz çağrınızı duyduk. Dualarınızı duyduk, acılarınızı hissettik, ve şaşkınlığınızı biliyoruz. Bu nedenle size bu mesajı veriyoruz. Bu mesaj, rüzgarla yolunu size buldu. İşlemleriniz vasıtasıyla – buna İnternet diyebilirsiniz – size bunu veren bir arkadaşınız vasıtasıyla, ya da belki tesadüf gibi görünen bir vasıtayla size yolunu buldu, ama biz sizin çağrınızı ve dualarınızı duyduk. Biz, yanıt vermeye geldik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, Kırmızı Meclisten Tobias’ım. Kırmızı Meclis, gerek Dünya’da gerekse diğer alemlerde bilinç öğretmenleri olan varlıklarla çalışan meleksel bir düzendir. Ben bugün, sizi desteklemek ve sevmek için sevgi ve şefkat alanından gelen meleksel varlıklarla birleşiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Biz ayrıca bu mesajı bir grup insan melekle birlikte veriyoruz. Onlar şu anda insan biçimi içinde Dünya’da bulunuyorlar, ama onlar gerçekten de melektirler. Binlerce yıldır bilinci ve Ruh’u ve Tanrı’yı araştırdılar. Ve şu anda fiziksel olarak Dünya’da bedenlenmiş haldeler. Onlar, yanıbaşınızdaki komşunuz olabilirler, aile üyeleriniz ya da arkadaşlarınız olabilirler, hatta belki de hiç bilmediğiniz insanlar olabilirler. Ama şu anda Dünyadalar ve yeni bir öğretmen ve rehber türü olarak hizmet veriyorlar. Onlar yeni bilincin ve Yeni Enerjinin ve tüm şu Ruh, Tanrı anlamına gelen ve şu an Dünyadaki benlikle birleştirilmiş olan “Ben Ben’im” anlayışını/kavramını araştırdılar.&lt;br /&gt;Biz meleklerin, Ruh’un ve Dünyada bulunan ve adına Şambra denen bu grubun enerjilerini birleştirerek, çağrınıza yanıt olarak bu mesajı veriyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz şu anda bir uyanış sürecinden geçiyorsunuz ve bu nedenle bu mektubu aldınız. Uyanış süreci zorlayıcı olabilir, aldatıcı olabilir, ve aynı zamanda güzel de olabilir.&lt;br /&gt;Daha önceleri hiç sorgulamadığınız şeyleri sorgulamaya başladığınızda, otorite gibi, yapısallık gibi; neden burada, Dünya’dayım diye, hayatın anlamı nedir diye, şu anda yapmam gereken nedir diye sorgulamaya başladığınızda, ruhsal bir uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçmişteki sorun çözme yollarınız artık iş görmüyormuş gibi göründüğünde, bir uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz. Daha fazlası olduğunu bilip de sanki buna parmağınızı basamadığınızda, tüm o uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz. Daha muhteşem bir yol olduğunu bilirsiniz ama, onun ne olduğunu bilmezsiniz. Yepyeni bir yaşama ve anlayış düzeyine geçmeye hazır olduğunuzu bilirsiniz ama, oraya nasıl gideceğinizi bilmezsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi içinize döndüğünüzü hissettiğinizde, fazla dışsal aktivite istememeye başladığınızı hissettiğinizde, geçmişteki uyarımlara ya da dramlara gerek duymadığınızda, bir uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sessiz anlarınızda, belki gecenin geç saatlerinde, olup olmadığını bile bilmediğiniz, en azından eski anlamda, bir Tanrı’ya seslendiğinizde, uyanış sürecine girdiğinizi bilirsiniz. Bir yerlerdeki ulu varlıklara ya da ulu güçlere seslenirsiniz. Ve tümüyle kalbinizden, varlığınızın en gerçek yerinden gelen bir mesaj yollarsınız – “Sevgili Ruh, sevgili Tanrı, ben hazırım.” Varlığınızın gerçeğinden dersiniz ki, “Sevgili Ruh, sevgili Ebedi Olan, her şeyi yapmaya razıyım, ama yapmam gereken nedir, bilmiyorum.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tüm o eski inançlar artık pek de gerçek görünmediğinde, ve size çok yakın olan şeyler, sevdiğiniz şeyler, artık geçmişin bir anısı, geçmişte kalmış yollar, tarzlar gibi göründüğünde, bir uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz. İnsan benliğinin hayalleri ve hedefleri ve arzuları artık önem taşımadığında, ama neyin önemli olduğunu da bilmediğinizde, bir uyanış sürecinden geçtiğinizi bilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer bunu dinliyorsanız ya da okuyorsanız ya da bu mesaj bir şekilde size gelmişse, biz, yalnız olmadığınızı söylemek için burada bulunuyoruz. Bizim taraftan meleksel varlıklar şu anda sizinle birlikteler – gelecekteki bir zamanda değil, çok iyi hatırlamadığınız geçmiş bir zamanda değil – şu anda. Ve basit bir nefes, kendi basit nefesiniz, bizim size yakın olmamızın, sizi sevmemizin, size kendi meleksel aslınızı anımsatmamızın, size muazzam bir şefkat ve sevgi beslediğimizi bildirmemizin kapılarını açar. Yalnız değilsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hemen şu anda alacağınız o basit nefes, şu an Dünya’da bulunan ve çok benzer bir süreçten geçmiş ya da geçmekte olan – Ruhu uyanan – binlerce ve onbinlerce insanın sevgisinin ve şefkatinin (size) akmasına izin verir. Size yakın olan sevdiğiniz o şeyleri kaybetmenin nasıl olduğunu onlar bilir. İnanç sistemlerinin her düzeyde zorlanmasının nasıl olduğunu bilirler. Madde dünyasının bir zamanlar önemli olan şeylerinin yok olmaya başlamasının nasıl bir his olduğunu bilirler. Bir ilişkiyi kaybetmenin ya da en azından kaybettiğiniz yanılsamasının neye benzediğini bilirler, (ama bu) kendi benlikleriyle ilişki kurabilmeleri içindir, ve şimdi de siz kendi benliklerinizle ilişki kurabilin diyedir. O basit nefesle, kendinizi açabilir ve artık yalnız olmamanıza izin verebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zor ve meydan okuyan zamanlardan geçtiğinizi biliyoruz, ve yaşadıklarınızın büyük bir kısmının çok duygusal ve zaman zaman da çok dramatik olduğunu biliyoruz. Bunu zihninizle/aklınızla anlamaya çalıştığınızı biliyoruz. Sistemler ve yapılar ve yöntemler kullandınız, ama yine de yanıtları bulamadınız. Bunu analiz etmeye çalıştınız, ama bu, analiz edilemeyen bir şeydir. Bu yalnızca hissedilebilir ve deneyimlenebilir.&lt;br /&gt;Çoğunuz gidip yardım aldınız, danıştınız – ister profesyonel danışmanlık olsun, ister arkadaşlarınız – ve onların söylediği yöntemlerin ve sözlerin, kendinizi bilmek ve benliğinizdeki Ruhu bilmek için içinizde duyduğunuz o derin özlemi gerçekte doyurmadığını biliyorsunuz, kalbinizde biliyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bazen, öylece yok olmak istediğiniz zamanlar olduğunu biliyoruz. Öylece gözden kaybolmak istiyorsunuz. Hatta bu ölümle de ilgili değil, sadece varolmaktan vazgeçmekle ilgili. İnsan için, zihin/akıl için, at gözlükleri takmış ve gerçekte kim olduğunu görmeyen yanınız için, zorluklar, dönüşüm, değişim, bunaltıcı olabilir. Bunaltıcı olduğu kadar öyle bir baskıya da neden olabilir ki, varolmaktan vazgeçmeyi seçersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama şu an sizinle olan melekler ve yanıbaşınızda duran insan melekler, yolculuğunuzu anlıyorlar. Onların bugün size bazı mesajları var, ilk ve en önemli mesaj, yalnız olmadığınızdır. İkincisi, içinden geçtiğiniz işlemin/sürecin aslında çok normal olduğudur. Size kafa karıştırıcı gelebilir ve kendinizi kaybolmuş hissedebilirsiniz, ama gerçekleştirdiğiniz şey çok normaldir. Siz, o eski insan fasetasının/yüzünün ve olduğunuzu sandığınız kişi yanılsamasının, gözden kaybolup yok olmasına izin veriyorsunuz. Ve o yok olurken, en derin ve en sevecen düzeyinizde, sizin de Tanrı olduğunuzu, sizin de Ruh olduğunuzu, tanrısal olduğunuzu, o eski insan kimliğinin sizi artık kısıtlamadığını bilmeye başlıyorsunuz; ebedi olduğunuzu, muhteşem olduğunuzu ve kendi gerçekliğinizi, hatta şu anda Dünya’da nasıl yaşayacağınızı seçebileceğinizi anlamaya başlıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çevrenizde toplanan bizler, sizinle, tüm yanıtların içinizde olduğunu paylaşıyoruz. Yanıtlar bazı gurularda bulunmaz. Bazı meleksel varlıklarda bulunmaz, yanıtlar içinizdedir. Şimdiye kadar yaptığınız gibi bu dualite halinde yaşamak, aydınlık ve karanlık, iyi ve kötü, eril ve dişil kavramlarıyla yaşamak, yanıtların başka bir yerde olduğunu söyleyen inanç sistemini kabul etmenize neden oldu. Oysa onlar gerçekten içinizdedir. Yanıtlar, içinizdeki en gerçek ve en değerli yerden gelirler, ve o sessiz anlarda, nefes aldığınız anlarda, kendinize kabul verdiğiniz anlarda keşfedilebilirler.&lt;br /&gt;Sizinle şunu paylaşıyoruz; bir hedef yok, bir amaç yok, uzak bir yerlerdeki bir cennette olup da sizi bir labirentten geçiren ya da bir engelli koşuya sokan bir Tanrı yok. Ama gerçek şu ki, yaşamınızdaki herşey sizin yaratınızla ilgilidir, sizin güzelliği keşfetmenizle, gerçekliğin derinliklerini keşfetmenizle ilgilidir. Şu an hayatınızda deneyimlediğiniz herşey, sizin seçiminizdir. Bunu size yaptıran dışsal güçler ya da varlıklar yoktur. Hiç kimse yaşamınızın yazgısını belirlemiyor ya da zorla kabul ettirmiyor. Herşeyin sizin seçiminiz olduğunu keşfedeceksiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belki çok derin ya da sizden uzak bir yanınız, şimdiye kadar bildiğiniz şekliyle bu yaşamı deneyimlemek istedi, ama bunu sizin yarattığınızı anlayın. Ve bunu anladığınız zaman ve kendinizi sahiplendiğiniz zaman, yolculuğunuzun güzelliğini de anlamaya başlayacaksınız. Aslında hiç kaybolmadığınızı anlayacaksınız. Sadece bir deneyimin derinliklerine dalmış, zaman zaman ıstıraplı da olsa (bu deneyimin sunduğu) zenginliklerle dolmuştunuz, ve bunlar ruhunuza yeni bir derinlik ve anlam kazandırmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylece bugün ve gerçek benliğinize uyandığınız şu an, o eski insan benliğinize güle güle demek zamanıdır. Siz ona tutunmaya ve onu tamir etmeye ve onu yeniden diriltmeye çalıştınız, ve şimdi, sizi sürekli dönüp duran o eski atlı karıncada tutan eski anlayışın, ‘yaşamların ilerlemesi-gelişmesi’ anlayışının o insan kimliğine, sınırlı inançlarına, o eski karma yollarına güle güle demek zamanıdır. Buna güle güle demek zamanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir yanınız buna üzülecektir. Bu, bilincin ölümüdür, fiziksel bedenin değil, bilincin ölümüdür. Ama eski benliğinize güle güle dediğinizde, sıkışıp kalmış ya da yaralı enerjileri, artık size hizmet etmeyen ve çok, birçok yaşamdır da hizmet etmemiş olan enerjileri salıverirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski insan benliğinize güle güle dediğinizde, yeni bir özgürlük keşfedersiniz. Bu sanki artık gerek duyulmayan bir kostümü ya da zırhı çıkarmaya benzer. Eski insan veçhesini salıverdiğinizde, güle güle dediğinizde, daha muhteşem olan benliğinizin, tanrısal benliğinizin, sizi sabırla bekleyen, bu güzel oyunu ya da deneyimi oynamayı bitirmenizi sabırla bekleyen, ve bir seçim yapıp gerçek sizi, tanrısal sizi bu gerçekliğe şimdi davet etmenizi bekleyen meleksel benliğinizin gelmesine izin veren bir alan yaratırsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsan benliğinize güle güle dediğinizde, korku, ölüm ve kontrolü kaybetmek gibi sorunlar ortaya çıkar. Ama sevgili dostlar, bunların tümü yanılsamadır. Olduğunuzu sandığınız kişiyi salıverdiğinizde, gerçekte olduğunuz herşeye yer açarsınız. Şu anda şöyle bir hisse sahipsiniz; bırakacak olursanız, asla geri gelmemek üzere, asla bulunmamak üzere sonsuz ve karanlık bir uçuruma yuvarlanacak, hatta boyutlarda ve evrenlerde kaybolup gideceksiniz. Ama şu anda sizinle olan bu melek grubu, sizinle olan insan grubu, hepsi bu deneyimden geçti, ve olduğunuzu sandığınız kimliği bıraktığınızda, en mahrem, en güzel düzeyden kendinize güvendiğinizde, gerçekte kim olduğunuzu keşfedeceğinizi hepsi biliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu elbette sizin seçiminizdir. Size kalmış bir şeydir. Ama bize çağrıda bulundunuz, dua ettiniz, yanıtlar istediniz, ve biz de bu nedenle bugün çıkageldik.&lt;br /&gt;Gerçek benliğinize uyanırken, bildiğiniz Dünya’ya da güle güle dersiniz. Birçokları Dünya’ya “Gaia” diyor, toprak, su, gök diyor. Oysa Gaia aslında Dünya’ya hizmet eden, Dünya’yı, onun tüm unsurlarını, tüm hayvanlarını ve tüm ormanlarını, Yerkürenin başlangıcından bu yana besleyen bir ruhtur. Kendi benliğinize uyanırken ve Gaia’yı salıverirken ya da ona güle güle derken, bu gezegenle ilgilenme sorumluluğunu başka bir ruhun alması gerekmediğini anlarsınız. Onun parçası olmak sizin sorumluluğunuzdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçtiğiniz suyun, üzerinde yürüdüğünüz toprakların, gözlerinizle gördüğünüz gökyüzünün, tüm bitki aleminin ve hayvan aleminin sorumluluğunu siz ve tüm diğer insanlar alabilsin diye Gaia’nın ruhu yavaş yavaş gidiyor. Yaptıkları için Gaia’ya teşekkür etmek, ona elveda demek, ve şimdi bu gezegenin sorumluluğunu kendiniz üstlenmek, ne kutsanmış ve güzel bir deneyimdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinden geçtiğiniz uyanış sürecinde, bildiğiniz insan bilincine de güle güle demek zamanıdır. Artık asla aynı kişi olmayacaksınız. Dünya, yakın geçmişte yeni bir döneme ve yeni bir aleme geçti. Biz buna yeni bilinç ya da Yeni Enerji diyoruz. Bu yeni bilinçte herşey değişiyor. Dünya, insan bilinci ve insanlar şu anda tekamül ediyor. Dışarda gördüğünüz değişim kargaşa gibi görünebilir. Herşey çözülüyormuş gibi, çöküyormuş gibi görünebilir. Önemi olan ürünlerde, mallarda kıtlık varmış gibi görünebilir. Sanki herşey sürekli sınırlarda geziniyormuş gibi görünebilir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunu da bırakmak zamanıdır, çünkü insanlık muazzam bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Önemli değişimlerden geçiyor, ve yakıt ve petrol kıtlığı gibi görünen, aslında daha çok, teknolojideki yeni gelişmelerle ve yeni enerji kaynaklarıyla ilgilidir. Eski fosil yakıtı kullanmak yerine, yeni yakıtların keşfiyle ilgilidir. Gıda kıtlığı olarak görünen, aslında biyolojiyle yeni bir biçimde nasıl ilgilenileceği, onun yeni bir biçimde nasıl beslenileceği, ürünlerin yeni, verimli ve doğal yoldan nasıl yetiştirileceğiyle ilgilidir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hükümetlerdeki değişimler, politikalardaki değişimler, hepsi bu sürecin bir parçasıdır. Şimdi korkuya kapılıp dünyaya ne olacak diye kaygılanmak kolaydır, ama bu melek grubu ve bu insan grubu, bunun yalnızca evrimleşmek olduğunu biliyorlar. Değişimin bir keşmekeş gibi görünebileceğini biliyorlar, ama evrimin ve genişlemenin doğal yasası şu anda iş başındadır, ve siz de ona katılmaktasınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bildiğiniz dünyaya güle güle demek zamanıdır, hatta finans, bolluk ve zenginlik anlamında da. Çünkü, ah, Dünya üzerindeki zenginlik, güç, para, fazla uzun bir süredir yalnızca birkaç yere odaklanmış, ve sadece birkaç kişinin elinde ya da birkaç ülkenin tekelinde olmuştu. Ve yeni bilinçte, bu dengesizlik artık iş görmeyecektir. Böylece zenginlik, hatta güç diyeceğiniz şeyin dengesi yeniden düzenlenecektir. Bu, herhangi bir insana daha azı düşecek demek değildir, bu sadece, geride kalmış olanlar şimdi (ilerdekilere) yetişecek demektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dünya parçalanmıyor, dünya tekamül ediyor. Dünya yeni düzenlemelere, yeni-dağıtımlara gidiyor. Dünya daha dengeli ve daha adil bir hale geliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyanış sürecinde şeyler karanlık gibi görünebilir. Hatta kötü, felaket gibi görünebilir. Çok kafa karıştırıcı görünebilir, ama biz, bunun yalnızca evrimleşme olduğunu size söylemek için buradayız. Dünya devam edecek. Yeni Enerji gelecek. Bilimle ve matematikle ilgili yeni anlayışlar, teknolojiyle ve eğitimle ilgili yeni anlayışlar, bunların hepsi şu anda gelmekte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyanış sürecinde yalnızlık hissedilebilir, çünkü bu, başkaları size söylemeden, başkalarının inanç sistemleri sizin yaşamınızı biçimlendirmeden ve yaratmadan kim olduğunuzu yeniden keşfetmenizle ilgilidir. Yaşamınızın çok karanlık ve yalnızlık içeren ve bazen de çok kederli bir bölümünden geçtiğinizi, kendinizi çok kaybolmuş ve kafası karışık, sanki kimse dinlemiyormuş gibi hissettiğinizi biliyoruz. Ama bu meleksel varlıklar ve insanlar size bizim duyduğumuzu bildirmek istiyorlar. Biz kim olduğunuzu biliyoruz. Nelerden geçtiğinizi biliyoruz. Ve asla yalnız olmadığınızı bilmenizi istiyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uyanış süreciniz açılmaya devam edecektir, ve bu sürdükçe, siz de onun içerdiği güzellikleri göreceksiniz. Tanrısal bir varlık olarak sizin bunu aslında kendiniz için planladığınızı göreceksiniz. Korkunun gittiğini göreceksiniz. Dualitenin yanılsamaları gidiyor, ve yerini, birliğin bilinmesi alıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün size meleklerden, insanlardan, ve uyanış sürecinden geçen tüm varlıklardan bu mesajı getiriyoruz; yalnız değilsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve öyledir.”&lt;br /&gt;Tobias : Crimsoncircle&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çeviri    : Fevziye Peker&lt;br /&gt;Derleme : Halil Gül&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-3289679331954708158?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/3289679331954708158/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/06/uyanmakta-olan-insanlara-bir-mektup.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3289679331954708158'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3289679331954708158'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/06/uyanmakta-olan-insanlara-bir-mektup.html' title='Uyanmakta Olan İnsanlara Bir Mektup !'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://lh3.ggpht.com/halilgul11/SFa9KHfE3II/AAAAAAAAAqQ/068Cg87VKjs/s72-c/Mektup%5B37%5D.jpg?imgmax=800' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-7809600887991689854</id><published>2008-06-01T01:30:00.003+03:00</published><updated>2012-01-16T17:38:13.116+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kabul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütünleşmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Aydınlanma'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Buddha'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YükselişYolu'/><title type='text'>Aydınlanma Dediğin !</title><content type='html'>&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/SEHSNKjwykI/AAAAAAAAAqA/-5mF5edL4dM/s1600-h/ayd%C4%B1nlanma.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5206673767831489090" src="http://4.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/SEHSNKjwykI/AAAAAAAAAqA/-5mF5edL4dM/s400/ayd%C4%B1nlanma.jpg" style="cursor: pointer; display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color: #333333; font-family: inherit; font-size: small;"&gt;Yer Beyazıt, Çınaraltı. 80’li yıllar. Yerde sergilenmiş eski kitapları, plakları gözden geçiriyorum. Özellikle aradığım bir şey olmamasına rağmen orada dolaşmak bana huzur veriyor. Muşamba üzerine serilmiş eski kitaplara bakarken, ansiklopedik bir şekilde hazırlanmış Tarihte 100 Büyük İnsan başlıklı bir kitap dikkatimi çekiyor. Sanırım Milliyet Yayınlarından basılmış. Fiyatı da uygun ve alıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evde odama çekilmiş, kitabı gözden geçirirken 100 büyük İnsan arasından sadece bir tanesi beni kendisine çekiyor. “Buddha”. Ve aydınlanma denen fenomen ile ilk kez karşılaştığım anı yaşıyorum. Buddha’nın fark etmiş olduğu gerçeklerden birisi olan, bu dünyanın bir illüzyon olduğu ifadesi kafamı kurcalıyor. İllüzyon kelimesinin bende karşılık bulmuş olduğu şekliyle düşünerek anlamaya çalıştığım bu kavram beni tatmin edici bir sonuca ulaştırmıyor. İllüzyonu yorumlayış şeklim, maddenin, insanların ve diğer katı olan şeylerin nasıl olup da bir yanılsama olduklarını çözmeye yetmiyor. Çünkü, işin içine katmam gereken zihin faktörünü, inanç kalıplarını, yargıları, korkuları ve duygu bedendeki düğümlenmeleri, karmik bağları anlamam ve salmam için, bilgi peşinde koştuğum ve deneyimlerle harmanlandığım, hallaç makinesinden çıkmış bir pamuk kıvamına gelmem için uzunca bir süre geçmesi gerekiyor. Ve aydınlanma kavramı o an için benden henüz uzak olan bir hali tanımlamaktan öteye gidemiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: #333333; font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: verdana; font-size: small;"&gt;Aydınlanmanın farkındalık anları olduğuna dair anlayışımın yerine oturması için en önemli etkenin, bana dışarıdan yansıyormuş gibi görünen deneyimlerin kendi yaratımım olduğunun sorumluluğunu almak olduğunu “fark edene” kadar, bana sıkıntı veren durumları ve kişileri sürekli yargıladım.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: verdana; font-size: small;"&gt;“Dışarıda” yargılanacak o kadar çok malzeme vardı ki; Kapitalist sistemden tutun da, insanların cehaleti ve duyarsızlıklarına, davranış şekillerine ve hayatı yaşayış, anlayış düzeylerine kadar “düzeltilmesi gereken” her şey sanki birden görünür olmuştu. Mükemmelliğe ulaşmam için, kendi zihnimin derinliklerinde çizilmiş, sınırları belli olmayan bir şablon vardı. Dolayısıyla, bu yargılardan en başta kendim nasibimi alıyordum. Önceleri Dünya’yı ve insanları düzeltmeye dair duygularım şimdi de kendimi düzeltmem gerektiğine dair bir inanca dönüşmüştü.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: verdana; font-size: small;"&gt;Sosyalizmin çare olacağına inandığım yıllardan tutun da, enerji çalışmaları, meditasyonlar, okunan tonlarca kitap bilgisi, sonu gelmeyen felsefi tartışmalar, kundalini yoga ve nefes teknikleri, seminerler, vakıf çalışmaları vs derken; Sanki en başa dönercesine hayat, aslında olayın mükemmelleşme ile ilgili olmadığına dair farkındalığı ve bunun anlayışını bana sunmuştu. Bu anlayışla birlikte gelen bir salıverme süreci sadece öğreti, teknikler, enerji çalışmaları vs.yi kapsamakla kalmayacak, hayatımın tüm katmanlarındaki bağları ve bağımlılıkları, özdeşleşmiş olduğum tüm kimlikleri gözümün önüne serecekti.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Kısaca, bu durum benim için şu anlama geliyordu;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-style: italic;"&gt;Mükemmel olmak düşüncesi, eksik olduğun inancının bir tepkimesidir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana; font-style: italic;"&gt;Bu eksik olma hali, yuvadan, özünden kopuşun varlık bilincindeki ilk travmasıdır. Yolculuğun boyunca kendini “tamamlamak” için diğerlerinden enerji çalarak, onları domine ederek yataydan beslendin. Kayıp ve kazanç döngüsü içerisinde, kendi enerjinin çalındığı ve kurban olma halini deneyimlediğin hallerin oldu. Ayrı ve eksik olduğun inancından yola çıktığın bu unutmuşluk hali, yaşadığın deneyimlerle bazı yargılara varmana neden oldu ve yargılarınla harmanlanmış duygu düğümleri, kendini içlerinde daha da kaybettiğin sahte benlikleri oluşturdu. İyi-kötü, doğru-yanlış kutuplarında saçaklanan bu benlikler kendi yaratımının çocuklarıdır. Asla kaybetmediğin ve her an seninle birlikte olan bir şey vardı ki; O da sana özümden üflediğim yaratma yetisidir. Bu yeti, şimdinin sonsuzluğunda sadece bir an olan bilincindeki kaymayı ( unutmuşluk halini) bire bir deneyimlemeni sağladı. Her şey yaratılmış olduğu kaynağına döner. Olmadığın hali deneyimlerken yarattığın çocuklarını olduğun halin gerçeğinde kucakla. Gerçekte, hiçbir zaman ayrı değilsin. Aradığın şey zaten sahip olduğun kendi gerçeğin. Nefesinle birlikte bunu kabul et ve içine al. Bırak zaten senin olan şey çabasızca sana aksın. Kendini “almaya” aç. Bıraktıkça alırsın aldıkça bırakırsın. Akışta olmak budur.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Aydınlanma dediğin şeyin de bir illüzyon olduğunu fark ettiğin an aydınlanırsın. Ve bilirsin ki gerçek doğan zaten aydındır, aydınlığın kaynağıdır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: verdana; font-size: small;"&gt;Bilgi ve farkındalığın açtığı yolda içime akan hisler, sözcüklere döktüğüm zaman bana bunları söylüyordu. Beni kanırtan salıverme süreci, kendimi içinde kaybetmiş olduğum benlik hallerini zamanın ve mekanın ötelerinden “şimdi” me getirmeye başlamıştı. Yargının ötesine geçmek demek, her şeyi olduğu haliyle kabul etmek demekti. Ve ancak şimdinin farkındalığında bu kabul potasında eriyip uyanmak mümkündü. Yargıyı yargılamamak, kabulsüzlüğe dahi kabul vermek farkındalığı, içinde bulunduğum kabın boşalmasına ve özümün bana akmasına yol açıyordu.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-family: verdana; font-size: small;"&gt;Buddha’nın bahsetmiş olduğu illüzyon bana anlamını yaşatmıştı. Aydınlanma denen şey bir süreçti. Her bir farkındalığın ışığında yanılsamaları fark ettiğin, ve kendini yeniden tanımladığın yolda tanımsız olan özüne ulaşmaktı. Çaba ile çıktığın yolda, çabayı bırakma sürecinde sana çabasızca akan şeydi. Ve asla bir son değildi. Sonlara ve ölümlere alışmış benliğin ölümüyle doğan, sürekli bir doğuş haliydi. Tüm bu hallerin parlayıp söndüğü alanın yaratıldığı bilinçti.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: #333333; font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-7809600887991689854?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/7809600887991689854/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/06/aydnlanma-dediin.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/7809600887991689854'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/7809600887991689854'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/06/aydnlanma-dediin.html' title='Aydınlanma Dediğin !'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/SEHSNKjwykI/AAAAAAAAAqA/-5mF5edL4dM/s72-c/ayd%C4%B1nlanma.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-6579227089417528110</id><published>2008-05-01T14:27:00.006+03:00</published><updated>2012-01-16T17:39:22.007+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YeniEnerji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bütünleşmek'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bilinç'/><title type='text'>Bilinç ve İnançlar Tarihi Müzesi</title><content type='html'>&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/SBm07KS6ZsI/AAAAAAAAApU/n-Lt73h1iu0/s1600-h/Bilinc.jpg"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5195382573617538754" src="http://2.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/SBm07KS6ZsI/AAAAAAAAApU/n-Lt73h1iu0/s400/Bilinc.jpg" style="cursor: hand; display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #333333; font-family: verdana; font-size: small;"&gt;İnsanlık tarihi, evrim süreci ve insanlığın dönüm noktaları bilincin gelişimi bağlamında hep ilgimi çekmiştir. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla Anadolu Medeniyetleri Müzesine gittim. Bahsetmiş olduğum süreci bir kez daha ve farklı bir şekilde algılama şansım oldu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Paleolitik Çağ da denen Yontma Taş Çağı’ndan başlayarak yakın döneme ve günümüze kadar gelen bir sürecin buluntuları önümdeydi. İnsanın Dünya üzerindeki macerasının ardında bıraktığı izlerin buluntuları sergilenmek üzere kronolojik bir şekilde dizilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yontma Taş çağı bölümü, insanın henüz dünya deneyimine başlarken sahip olduğu bilinci ortaya seriyordu. Yaşam, varlığını devam ettirmek üzere korunma, avlanma ve barınma ekseninde dönmekteydi. Bunu fark ettiğim anda yüzüme hafif bir gülümseme yayıldı. Şimdi değişen neydi ? İnsan, aklını kullanarak sürekli yeni araçlar yaratmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: #333333; font-family: verdana;"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Evet, fark yaratan araçlardı. Araçların insana sunmuş olduğu potansiyellerdi. Yaşamın insanı en çok zorlayan tarafları artık araçlar sayesinde daha kolay hale gelmişti. Avlanma, barınma, yolculuk için derken yeni ihtiyaç alanları doğdu ve insan araçları geliştirmeye devam etti. Bu konfor ve kolaylığın yaratmış olduğu alan sayesinde insan varlığının farklı boyutları yaşama akabilirdi. Ve öyle oldu.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;İlişkiler vasıtasıyla insan diğerleri ile olan etkileşimini farklı boyutlara taşırken, korku ve sevinçten oluşan duygu kutupları da gelişmeye, çeşitlenmeye başladı. İnsan, yaşamın ve ilişkilerin gelişen koşulları, çoğalan ve yoğunlaşan deneyimleri ile korku ve sevinci hem duygusal hem de psikolojik olarak zenginleştirdi. Bu arada, varlığını sorguladı. Ancak dayanak aldığı çıkış noktası onu ayakta tutmak üzere destek aldığı zihin olduğu içindir ki, zihnin algılayabildiği gerçeklik sınırlarının ötesinde bir yere varamadı.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Ruhsal varlığından, kaynağından kopmuş, ayrılık yanılsaması içinde bir gerçeklik inşa etmiş olan insana rehberlik yapmak üzere bedenlenen varlıklar her zaman dünyada mevcuttu. Bilinen tarihin sisli alanında kalmış daha bilge toplumların anlayışları ise arda kalan yıkıntıları ile birlikte eterik boyutlarda ve taşlarda kayıtlı kalmıştı. Diğer bilge kavim ve toplulukların ışığı da, insanın cehaleti karşısında geçici olarak kısılmıştı.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Farklı toplumlarda, kültürlerde ve coğrafyalarda bedenlenen bu varlıklar, özünde aynı olan mesajlarını farklı şekillerde aktardılar. Mesaj, Tanrı’nın içlerinde olduğu ve kendilerinin bu bedenden ibaret olmadığı gerçeğiydi. Ancak, bu bilgiyi henüz özümseyemeyen insan Tanrı’yı da kendisinden dışarıda bir yere koydu ve ona tapındı.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Şimdi aklıma geliyor da; Belki de İnançlar Tarihi ismiyle bir müze açmak lazım. Nereden başlar ve nereye kadar sergilerdik ? İnsan var oluş karşısında kendisini güçsüz ve yetersiz gördüğü için, kendi dışında daha güçlü şeylere tapınmaya belki de Güneş’le başlamıştır. Hayvan figürleri de yerlerini almıştır. Adaklar sunup onları memnun etme çabasında olan insan, daha sonraları kendisine sunulan tek Tanrı inancında da kendi dışına koyduğu O Tanrı’yı memnun kılacak kurallar silsilesi ile tarihte kendi varlığına verdiği ( aslında vermemiş olduğu ) değeri de ortaya koymuştur.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Fakat, özünde aynı mesajı barındıran tek Tanrı’lı dinler, içinde derinlere açılan kapılar vasıtasıyla bazı insanlara Tanrı’ya giden yolun kendi içlerinden geçtiği gerçeğini sunmuşlardır da.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;İnançlar Tarihi Müzesi’nde daha başka neler sergilenebilir ?&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Aklıma gelen bazı örnekler,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;100 Dolarlık bir banknot&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Silah&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Sigorta Poliçesi&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Güzel bir ev maketi&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Sarışın bir oyuncak barbi bebek&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Tüm kanalları çeken bir Flat TV&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Bir eş figürü ( Bay ve Bayan )&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Çeşitli dinsel objeler&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Çeşitli model araba maketleri&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Brad Pitt heykeli&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Guru figürü&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Uyuşturucu ve bir şişe viski&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Diyetisyen ve zayıflama uzmanı figürü&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;İlaç&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Siyasetçi figürü&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Garantili aydınlanma metotları kitabı&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Mutlu bir gelecek hayalini sembolize eden, kuyruğunu kovalayan Köpek figürü&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Açık Çek&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Neyse, yazsam daha çok şey çıkar ama konu anlaşılmıştır herhalde.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;İnsan, gerçek özünden ayrı olduğu inancı ile çıkmış olduğu yolculuğun hemen her boyutunu deneyimlemiş durumda. Bu noktada ulaşmış olduğu eşik onu bir tercih yapmaya, bakış açısını değiştirmeye zorluyor. İnsan, aramış olduğu huzurun, şifanın, netliğin ve sevginin kendi gerçek doğası olduğunun anlayışının eşiğinde. İnsan bilinci alacakaranlığını yaşıyor. Karanlığın en baskın olduğu nokta onu bir adım ötedeki doğan güneşe sürüklüyor.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Evet, bu haller, düşünceler içerisinde müzedeki gezimi bitirirken orada, müzede sergilenen en son parçanın ben olduğum hissi yayılıyor tüm varlığıma. Hücresel belleğimdeki anıların bir bölümünün burada bana yansıdığını hissediyorum. Ve Yeni İnsan’ın, Yeni Bilinç’in enerjisini oraya bırakmış olduğum inancıyla tekrar kendime dönüyorum.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Halil Gül&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;aryanon.blogspot.com&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="fullpost"&gt;&lt;span style="font-family: verdana;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-6579227089417528110?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/6579227089417528110/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/05/bilin-ve-inanlar-tarihi-mzesi.html#comment-form' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6579227089417528110'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/6579227089417528110'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/05/bilin-ve-inanlar-tarihi-mzesi.html' title='Bilinç ve İnançlar Tarihi Müzesi'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/SBm07KS6ZsI/AAAAAAAAApU/n-Lt73h1iu0/s72-c/Bilinc.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-5057494051916223340</id><published>2008-03-31T01:32:00.003+03:00</published><updated>2012-01-16T17:34:50.679+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YeniEnerji'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yemek'/><title type='text'>Mutfaktaki Evren ve Ben</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;div style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;span id="goog_364564532"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="goog_364564533"&gt;&lt;span id="goog_364564537"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5183668787150233810" src="http://1.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/R_AXTDNeoNI/AAAAAAAAAn4/1X-oivul-8Y/s320/tao.jpg" style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center;" /&gt;&lt;span id="goog_364564538"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="goog_364564534"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="goog_364564535"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Mutfak ;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kimi zaman bir simya laboratuarı, kimi zaman ise bir ritüel alanı gibi görünür bana. Farklı özelliklerdeki enerjilerin uygun oranlarla birbirine karıştığı, tat, koku ve görüntü estetiği ile oluşan harmoninin deneyimlendiği bir alan.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bilindiği üzere madde, enerjinin en yoğun hali olup tek bir boyuttan ibaret değildir. Kendisine has özellikleri belirleyen genetik yapısının yanında, insanın bilinen beş duyusu ile algılayabileceğinden de öte katmanlarla bezenmiş olup, öz itibariyle tüm varoluşun yaratıldığı aynı özden yaratılmıştır. Yani, en temel boyutta madde ve insan arasında bir ortak alan mevcuttur. Diğer katmanlar ise sürekli etkileşim ve iletişim halinde olup içine akan bilince göre mayalanır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Örneğin bir domates, bünyesindeki genetik kalitesinin haricinde; Ekilmiş olduğu toprağın, tohumu eken insanın, ortamdaki havanın, suyun, güneşin, kimyasalların, onu toplayan ellerin, pazarda satan insanın enerjilerini üzerinde taşır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Çoğunlukla, mutfağımıza gelene kadar tüm bu yolculuklardan geçen domatesin bahsettiğim enerjisel özelliklerini ne algılarız ne de dikkat ederiz. O her zaman bilmiş olduğumuz bir domatestir sadece. Tek boyutuyla algılarız.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sorun da budur zaten, dış dünyayı kendimizi algıladığımız ölçüde algılarız. Dış dünyaya kendimize davrandığımız şekillerde davranırız. Domatesin seralarda, yapay ortamlarda yapay unsurlarla yetişiyor olması, insanın beton yığınları içerisinde ve suni denebilecek maddi ve manevi besinlerle yaşıyor olmasına ne kadar da benzerdir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Neyse, biz mutfağa dönelim. Alışverişinizi yaptınız ve yemek hazırlamak üzere mutfaktasınız. Bir süreliğine durun ve yukarıda yazmış olduğum bakış açısı ile orada mevcut olanı algılamaya niyet edin. Beş duyunun ötesinde bir algının size açılmasına niyet edin. Göreceksiniz ki orada besin maddelerinin yanında, çiftçinin, komisyoncunun, satıcının, toplu bilincin o besin maddesiyle temas ettikleri zamanki duyguları, düşünceleri, niyetleri de mevcuttur.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Meyve ve sebzeleri temizlemek için su kullanırız. Su belli bir düzeyde temizlik sağlar. Dışsal parazit ve pislikleri temizlediği gibi, eterik düzeyde de bir ölçüde etkili olur. Ancak hemen şunu hatırlayalım, bizler çok boyutlu varlıklarız. Fizik, duygu ve zihin bedenlerimiz olduğu gibi, farkında olmadığımız boyutlarda bir çok veçheye sahibiz. Ve her biri kendi titreşimsel düzeylerine bağlı olarak birbirleri ile içeride ve dışarıda iletişim halindedirler. Büyük ihtimalle olasıdır ki, kendi içimizde var olan öfke, kırgınlık, üzüntü, hırs, güçsüzlük vs gibi bilinçaltı ve üstü enerjiler karşılığı olan seviyedeki dışsal enerjileri de kendilerine çekeceklerdir. Şunu bilmeliyiz ki, kendimizle olan ilişkimizin kalitesi bu noktada devreye girer.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tanrısal özümüzün mevcut olduğu noktada her şey aynı potada erir. Sevgi ile yıkanır, nur ile paklanır. Çıkış noktası olan özle tekrar birleşir. En saf formda tüm güzelliğini ortaya çıkarır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sadece meyve ve sebzeyi değil, kendimizi de yıkamış oluruz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Önce nefes alın ve farkındalığınızı davet edin. Kendinize ve besin maddelerine bilincin farkındalığının akmasına niyet edin ve izin verin. O an kutsal bir andır. Ne yemek hazırladığınızın da bir önemi yoktur. Peynir ve domatesten oluşan mütevazi bir menü de olsa, içine akan zarafet ve bilinçten dolayı daha önce tatmamış olduğunuz bir lezzetin farkına varırsınız.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yaptığınız şey, bilincin düşük seviyede titreşmiş olduğu zaman ve mekan kapısını aralamak ve içinizdeki Tanrı ile sadece başka bir şekilde hemhal olmaktan ibarettir. Bu çeşit bir ilişki ve etkileşimde maddenin titreşimi de değişir. Yemiş olduğunuz şey isterse bir mezbahada onurlandırılmaksızın, cahilce, duyarsızca ve son derece mekanik bir şekilde kesilmiş bir hayvan olsun, isterse organik tarım anlayışı ile yetiştirilmiş bir sebze olsun fark etmez.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu noktada ne yediğinizden çok, nasıl yediğiniz önem kazanır. Beklenen bir sonuçtan yol almak yerine, bilincinizin sonucu olarak ortaya çıkan bir deneyimi yaşarsınız. Mutfağınız ruhsal ve bedensel simyanın yaşandığı bir mabet olur. Yaratan ve yaratılan sizde bir olur, uyum içinde dans eder.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Mutfak ve domates bahane, konu dönüp dolaşıp her zaman aynı noktaya gelir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Meyveler, sebzeler, acılar, tatlılar, yaşamımızdaki ilişkiler, haller gibidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Mutfak da içinde bulunduğumuz evrenden farklı değildir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Mesnevi’den bir alıntı ile lezzet dolu günler diliyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt;Ahmak, ağzıma helva tıksa onun helvasından hastalanır, ateşlenirim!&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt; Yemek dediğim akıldır, ekmek ve kebap değil...&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt; İnsana nurdan başka bir yiyecek yoktur... o candan başka bir şeyle beslenip yetişmez insan.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt; Bu ekmeğin ekmek oluşu, o nurun aksiyledir... bu canın can oluşu, o canın feyziyledir.&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt; Halil Gül&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: inherit;" /&gt;&lt;span style="font-family: inherit;"&gt; aryanon.blogspot.com&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-5057494051916223340?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/5057494051916223340/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/03/mutfaktaki-evren-ve-ben.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/5057494051916223340'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/5057494051916223340'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/03/mutfaktaki-evren-ve-ben.html' title='Mutfaktaki Evren ve Ben'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/R_AXTDNeoNI/AAAAAAAAAn4/1X-oivul-8Y/s72-c/tao.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-687779764117208529</id><published>2008-03-12T17:06:00.019+02:00</published><updated>2008-03-19T16:16:12.653+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kabul'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İlişkiler'/><title type='text'>Yaşamdan, Kişiden, Ben'den Bir Kesit</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-family:trebuchet ms;"&gt;Aşağıdaki yazıya ek açıklama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İçinizde bir yara vardır. İhmal etmişsinizdir, arada aklınıza gelmiştir ama onunla gerçekten yüzleşmemiş, görmezlikten gelmiş, zamanın aşındırıcı etkisine maruz kalıp kendi kendisine yok olacağını ummuş ve unutmak istemişsinizdir. Ve kabuk tutmuştur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şu veya bu nedenle kendisini belli ettiği zamanlarda, ilgi bekleyen bir çocuk gibi, size ait bir veçhe olduğunu hatırlatırcasına ağlamış, kucaklanmak istemiş, kabul edilmek istemiştir. Sizin tarafınızdan yargılanmış, etiketlenmiş ve bastırılmış olmak, dikkatinizi çekmek için içinde irin oluşturmuştur. Kokmaya, kaşındırmaya başlamıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimize dair görmek, anlamak ve koşulsuzca kucaklamaktan kaçındığımız, belli bir olaya, kişiye veya duruma dair iz barındıran veçhelerimiz, içimizdeki yaralı, ilgiye ve sevgiye muhtaç benlikler vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öyle bir zaman gelir ki, yüzleşmekten kaçınamayacağınız bir şekilde içinizden çıkarlar. Ya bir başka deneyim olup, dışarıdan yansırlar ya da içinizdeki irin kendiliğinden akmaya başlar. “Kötü” ilan edilip, yargılandığı ve bastırıldığı ölçüde karşı bir güçle görüş alanınıza girmek üzere bastırırlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Niyetiniz, nihai noktada kendinizle bütünleşmek ve Tanrısal benliğinizi bedenlemek ise ; Zaman gelir ve uygun an da hepsi yuvaya dönmeye başlar. Kendinize, olan halinize, tüm veçhelerinize kabul verme, şefkatle yaklaşma ve yaşanmış olan deneyimlerin izini taşıyan benliklerinize kalbinizi açma zamanıdır. Kendinizi kucaklama zamanıdır. Felsefeye, tanımlamaya, aşmaya, kendini korumaya, farkındalık çabasına vs. yer yoktur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zira her biri size kendi hikayesi ile dönmektedir. SİZ yuvasınız, SİZ aradığınız şeyin kendisisiniz. Ve döneceğiniz yer yola çıkmış, yaratılmış olduğunuz yerdir. Tüm parçalarınızla SİZ den çıkmış, SİZ e dönmektesinizdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ve her birinin anlatacak hikayesi vardır. Sevinçleri, hüzünleri, keşkeleri, derin acıları, zaferleri, heyecanları, bastırılmışlıkları, bastırmışlıkları, saldırganlıkları vs. vardır. Oyun alanında deneyimlenecek ne varsa deneyimlemişsinizdir. Tüm duygu ve düşünce skalasından yaşayarak deneyimleyerek geçmişsinizdir. Şimdi yuvaya, kendinize dönme zamanıdır. Bu an a kadar yoktunuz. Yaşadığınız, deneyimlediğiniz şeyler oldunuz. Ayrı olma, yuvadan, gerçek benliğinizden kopma deneyimini ( illüzyonunu) bizzat o hallerin kendisi olarak yaşadınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi yuvaya dönme, bütünleşme ve gerçek halinizi hatırlama zamanıdır. Hep aramış olduğunuz sevgi, kabullenme, sefkat ve huzur halinin kendi gerçek haliniz olduğuna uyanma ve kendini her halinle kucaklama zamanıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşağıdaki yazı içimdeki irinin aktığı, yaranın kabuğunun koptuğu bir an da yazılmıştır. O an kendiliğinden gelişen bir tutumla olana izin verdiğim bir an dır. Yazıda tepki, suçlama, kendine öfke, huzura, rezonasyona duyulan bir özlem, içgörü vs. gibi duygular vardır. Bunların her biri farkında olmadığım değil, yaşanmasına, akmasına, deneyime, kendimin o anki haline izin verdiğim şeylerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendimle ilgili farkına vardığım önemli bir şey var. Bir tutum diyelim buna.&lt;br /&gt;Bana uzunca bir süre hizmet etmiş olan bir tutum. Farkında olma, farkında kalma ve temkinli olma tutumu. Dualitenin tuzağına düşmemek için, her an kendimin farkında olmak için geliştirmiş olduğum bir tutum. Eski enerji dediğimiz, her şeyin karşıtı ile var olduğu, etkinin tepki yarattığı, sebep ve sonuç düzleminde lineer bir bağla bağlı olduğumuz katı gerçeklikte bu tutum, dışsal cazibe ve tehlikelerin farkında olmak ve kendini korumak adına bir ölçüde mutlaka hizmet etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak bizi biz yapan, kendimizi tanıma, deneyimleme ve genişlememize araç olan en önemli unsur olan İnsan olma hali duygusal varlığımızdan ayrı düşünülemez. Duygular olmaksızın ne olurduk ? Nasıl olurduk ? Genişlediğimiz alan önce bilinçte, farkındalık alanında sonra da duygu bedeninde yaşanır. Tüm veçhelerimiz birer duygu ve inanç kalıbı topudur. Duygu bedenimizle uyumlu ve dengeli ilişkiyi bilmiyoruz. Duygularımıza izin vermeyi, onları anlamayı, yaşanan deneyimi “yaşatan” şeyin duygular olduğunu bilmiyoruz. Olumlu duygulara izin verebiliyorken, olumsuz olanları bastırmaya, onlardan kaçmaya şartlamışız kendimizi. Tu kaka dediğimiz duyguları ( veçheleri) dışlamak için sütten çıkmış ak kaşıkmışız gibi kendimizi kandırdığımız rollere bürünmüşüz. Pozitif düşünce denen kutba kayarak, “pozitif düşün hayatın pozitif olsun” hikayesiyle sahte motivasyonlara yönelmişiz. Tanrısal insan, karanlığını her düzeyde ( beden, zihin, ruh, öz vs) kucaklamış, izin vermiş olandır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygularıma koşulsuzca izin verdikçe kendimi daha farklı bir düzeyde tanımaya başlıyorum. Zihinsel farkındalık olmadığımı, hislerim, sezgilerim, bedenim ve bilincimle bir bütün, hepsinin BEN olduğunu anlamaya, deneyimlemeye ve izin vermeye başlıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bu yaranın içindeki irin, akmasına izin verince, onu kalbime alınca bana bu hediyeyi sunuyor. Burada okuyanlarla paylaşmak istediğim şey yaşamış olduğum deneyimin bizzat kendisi idi. Dışlamış, yargılamış, reddetmiş olduğum şeyin kabulüne giden süreçte yaşadığım halden bir kesitti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;img src="http://2.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/R-EgDW1dfQI/AAAAAAAAAnY/AIMIfwN5IA8/s320/cakiltaslaribar.gif" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5179456288494288130" /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir İnsan tanıdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aklın, bilinebilir ve öngörülebilir olanın yarattiği psikolojik güvenlik alanı içerisinde yaşardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok okur, bilgilenirdi. Hatta kendisini geliştirme fikrine çok bağlıydı. Gereğini de yapardı kendince.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamı, sürekli bir öğrenme ve öğretme döngüsünde devinirdi. İki branşta Üniversite diplomasına sahipti fakat öğrenme ve kendisini geliştirme arzusu onu yeni bir branşa yönelterek üçüncü kez Üniversite’ye girmesini sağlamıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne zaman onu görsem, elinde bir kitap vardı. Kendisine dinlenmek için ayırdığı zaman dilimlerinde ise daha hafif ve rahatlatıcı dediği tarzda romanlar okurdu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dibi delik bir kovayı sürekli doldurmakla meşgul görünürdü bana.&lt;br /&gt;Hatta, hızlı okuma kurslarına gitmişti. Normal insanın bir kitabı okuyuş ve okuduğunu anlayış istatistiklerini bana göstererek, hızlı okuma tekniği ile nasıl zamandan kazanıldığını ve bu teknikle bilinçaltını devreye sokarak ezberleme çabasının ötesine geçerek daha akışkan bir şekilde bilgiyi depolayabileceğini anlatırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yoga tutkusuydu. Bedenine önem verirdi. Sağlıklı, güçlü ve esnek olması kendisine iyi hissettirirdi. Yoga’nın düsturu olan Beden, Zihin ve Ruh dengesinin Beden hariç diğer iki ayağı sakattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yaşamın pratik, işler, fiziki boyutunu iyi algılardı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zekanın, yaşamın pratik ve entelektüel boyutuna katkı sağlayacak bir yaratıcılık ölçüsünde çalışıyor olması onun için önemliydi.&lt;br /&gt;Duygu bedeni ile sorunları vardı. Bu katı bakış açısının kriterlerine uyacak kimse olmadığı için ilişkilerini belli ölçülerde yaşardı ve bir süre sonra anlam veremediği bir doyumsuzluk kaçmasına neden olurdu.&lt;br /&gt;Sıkıştığı anlarda kaçardı. Duygusuyla yüzleşmek çok zor bir işti. Hayvanlarla olan duygu alışverişi ve bağ hoşuna giderdi. Onlardan bir zarar gelmezdi neticede. Doğa ile baş başa kalmayı severdi. Böyle anlarda dengelenirdi. Ancak bunun dahi kendinden kaçış olduğunu görmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Duygular başa bela bir şeydi. İyi hissettirdiği zamanlar her şey güzeldi tabiî ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Analitik ve plancı zihni, kendisiyle olan ilişkisinde belirleyici faktördü. Bedeni ve sağlığı için öngördüğü egzersiz ve sağlıklı beslenme bu plan dahilindeydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ruhsal gelişim, Metafizik bilgiler vs. onun için gerçek üstü, irrasyonel şeylerdi ve yaşamın bilinen gerçekliğinde yeri olmayan şeylerdi. Daha basit bir bakışla, insanın iyi olması gerektiğine, hayvanlarla ve doğayla uyum içerisinde yaşamamız gerektiğine inanırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kısaca ; Dışarıda olan şeyler yoluna konulduğunda ve plana uygun davranıldığında sorun kalmayacaktı. İnsan mutlu olacaktı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Beni nasıl algılardı ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedenimle ilgili yorumlar yaptığını hatırlıyorum. Kaslarımı incelerdi ve bazı bölümlerini çalıştırmam, işler kılmam gerektiğini söylerdi. Dişlerime, genel hatlarıma, iskelet yapıma bakardı ve iyi genlere sahip olduğumu söylerdi. Tabii bunu yaparken beni kendisiyle kıyasladığını ve inceden bir kıskançlık duygusu yaşadığını hissederdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Otuz yaşının üzerindeydi ve dişlerinin estetiği ve yapısı onu rahatsız ettiği için tel taktırmıştı. Birkaç sene o tellerle dolaşması gerekiyordu. Tellerin getirdiği rahatsızlığı siz düşünün artık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayret ederdim. Çünkü kendime hiç bu şekilde bakmamıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bedenimle ilgili bir sorunum yoktu. Ne estetik ne de fiziksel açıdan bu şekilde algılamamıştım kendimi. Ben daha çok, duygu, zihin ve ruhsal bedenlerim arasındaki ilişkiyi, onun bu şekilde algılamış olduğu yaşamı anlamaya çalışmış, sorgulamıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bana göre hayatın bu derece katı olmasının nedeni insanın gerçek özüne dair farkındalığından kopmuş olmasıydı. İnsan çok boyutlu ve Tanrısal bir varlık olup, bu bedene hapsolmuş tek boyutlu bir veçheden ibaret değildi. İnsanı kısıtlayan şey sahip olduğu inanç kalıpları ve yaşanmış duygusal travmaların taşınılan yüküydü. Bedende yaşanan sorunlar ve dualitik gerçeklik tüm bunların yansimasıydı.&lt;br /&gt;Ona farkındalıktan, algıyı kısıtlayan inanç kalıplarından, bilinçte kökleşmiş korku tohumlarından bahsederdim. Aradığımız şeyin dışarıda bir yerde olmadığından, dışarısının içe göre şekillendiğinden ve ikisinin bir bütün olduğundan bahsederdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ehh tüm bunlardan sonra beni nasıl algıladığını az çok tahmin edersiniz. İş bu konulara gelince uçuk kaçık birisiydim ona göre. Hayatımda çok büyük bir risk alıp bilinenin dışına çıkmış oluyordum. Benimki çılgınlıktı. Oysaki benimle ilk tanıştığı zamanlarda ne de güzel entelektüel ve felsefi sohbetlerimiz olmuştu. Bütün bunların benim için hoş bir sohbetten öte olduğunu henüz anlamamıştı. Buda’ya ve Budizm’e sempatisi vardı. Bazen anlattıklarıma ek olarak Buda’dan referans vererek “ bak senin Buda’n da böyle söylemiş” demem sadece susmasına neden oluyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bende çok hoşuna giden bir tarafım olan zekamı bu işlere kullanmam onu hayal kırıklığına uğratıyordu. Dikkatini, aktarmaya çalıştığım şeyden çok onları aktarış şeklime, hisleri sözcüklerle nasıl ilişkilendirerek bütünlüğünü korumaya çalıştığıma bakıyordu.&lt;br /&gt;Bilinebilir ve güvenli olanın içerisinde bu zekayı kullansam neler yapabilirdim oysa. Bana yapabileceğim şeylerin listesini dahi çıkarırdı bazen. Bu zeka ile “bir şey” veya “bir kişi” olabilirdim.&lt;br /&gt;Hepsi bana bir yığın laf ve gereksiz tanımlamadan başka bir şey olarak görünmezdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben ise onun farkındalığını içine, kendisine, hayatı nasıl algıladığına, bakış açısını gözlemlemeye çevirdiği zaman, kendisini ne gibi olasılıkların beklediğinden bahsederdim. Zihninin ve hakim gerçekliğin onu nasıl bir cendereye kıstırmış olduğunu örneklerle ona sunardım ve karşılıklı bir gerilim oluşurdu aramızda.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu ilişki kendime dair bir çok şeyi fark etmemi sağladığı gibi, karmik bir duygu düğümünün çözülmesi adına da yaşanmıştı.&lt;br /&gt;Herkes birbirine çeşitli şekillerde vesile oluyordu. O’nu tanımak kendime ve yaşama karşı yeni bir farkındalık geliştirmemi sağladığı gibi, kendi kişiliğimin tonunu netleştirmemi sağlamıştı. Anladığım çok önemli bir şey daha vardı ki, o da hakikati altın tepside sunsanız dahi insanların ona ancak kendi istedikleri zaman kendi yollarından ulaşabilecekleriydi. Bu yönden yapılan her iradi çaba bir konuya dair kabulsüzlüğün, “dışarıda” bir şeyi değiştirmeye yönelik çabanın egosal tepkimesiydi. Bunu anlamak ve duygusal düğümünü çözmüş olmak beni özgürleştirmişti. Yaşadığım deneyimin kendisi altın tepsi olup bana bu anlayışı sunmuştu.&lt;br /&gt;Nerede bir sınırlılık görsem, içimde oluşan direnç ve savaş tutumu yerini deneyime izin verme anlayışına bırakmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendime ve gerçekliğe dair içten, derinlerden gelen niyetim, bakış açım, uyanış arzum veya ne derseniz deyin, içinde bulunduğum an da bana sürekli aynı şeyi hatırlatıyordu. Şimdi’ ni hallet, şimdi hep oradasın. Gidilecek bir yer yok, yapılacak bir şey yok, zaten O sun. Bu idrake giden yolda çabalayarak çabasızlığın eşiğine yaklaşmıştım. Ağzımdan sözcük olarak çıkan bilgiler, yaşanan deneyimler vasıtasıyla onları bedenlememe vasıta olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O şimdi ne mi yapıyor ?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öğretmek, öğrenmek, bedenini arzuladığı forma sokmak, virüs ve&lt;br /&gt;hastalıklara karşı daha  dirençli olmak ve sağlıklı beslenmekle meşgul.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fakat bu tanımım onun tümünü değil, bana deneyimden yansıyan tarafını bir&lt;br /&gt;kısmıyla yansıtıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu tarafının yaşama karşı kürek çekmekten yorulmuş olduğunu hissediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O bunu kendiliğinden, deneyimleri ile hissetmeye başlamanın eşiğine&lt;br /&gt;yaklaşırken ondan özgürleştiğimi, kendime geldiğimi hissediyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-687779764117208529?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/687779764117208529/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/03/yaamdan-kiiden-benden-bir-kesit.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/687779764117208529'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/687779764117208529'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/03/yaamdan-kiiden-benden-bir-kesit.html' title='Yaşamdan, Kişiden, Ben&apos;den Bir Kesit'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/R-EgDW1dfQI/AAAAAAAAAnY/AIMIfwN5IA8/s72-c/cakiltaslaribar.gif' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-3612515636490767158</id><published>2008-02-14T07:01:00.013+02:00</published><updated>2012-01-16T17:31:53.368+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İlişkiler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YükselişYolu'/><title type='text'>Uyanış Aracı Olarak İlişkiler</title><content type='html'>&lt;div align="center"&gt;&lt;div align="center"&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span id="goog_364564525"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="goog_364564528"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;table align="center" cellpadding="0" cellspacing="0" class="tr-caption-container" style="float: left; margin-right: 1em; text-align: left;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td style="text-align: center;"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5166699277978189346" src="http://4.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/R7PNnnUoPiI/AAAAAAAAAkM/tbaIs2SDH5k/s320/spiral.jpg" style="margin-left: auto; margin-right: auto;" /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="tr-caption" style="text-align: center;"&gt;Uyanış Aracı Olarak İlişkiler&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;span id="goog_364564529"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span id="goog_364564526"&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/R7PNnnUoPiI/AAAAAAAAAkM/tbaIs2SDH5k/s1600-h/spiral.jpg" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: georgia;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: #ff6600;"&gt;İlişkilerimizi Uyanış Aracı Olarak Kullanmak&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="left"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;İnsanlık olarak henüz huzurlu, mutlu ve uyum içinde bir birliktelik yaşamayı ve aynı zamanda tam anlamıyla kendi bütünlüğümüzde kalmayı becerebiliyor olmaktan uzağız&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Bunun nedeni yukarıdaki cümlede “kendi bütünlüğünde olmak” deyişinde saklı.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Benliğin parçalanmışlığından kaynaklanan bu sorun, ilişki gibi kuvvetli bir hatırlayış aracı ile bizlere sürekli ve her an yansımakta. İlişkide olmanın, iki farklı insanın birbirinden farklı ihtiyaçları, bakış açıları ve arzuları olmasından kaynaklanan meydan okuyucu tarafları vardır. Tarafların beklentileri, bakış açıları birbirleri ile çeliştiği anlarda ortaya çıkan hayalkırıklıkları ve fikir ayrılıkları çoğu zaman ilişkiyi kilitlenme ve kopma noktasına getirirken, aynı zamanda kendi içerisinde bir gelişim ve uyanış potansiyeli barındırır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;İlişkilerimizin benzer kısır döngü içerisinde oluşunun temel nedeni bireylerin kişisel farkındalıktan, sorumluluk almaktan ve öncelikle ne hissettiğine dair kendine karşı dürüst olma tutumundan uzak oluşlarından kaynaklanmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Bilinçli bir niyet ve bu yönde bir çaba ile, bu tıkanıklık anlarını kendimizi şifalandırmak ve dönüştürmek amaçlı kullanabiliriz. Bu niyet ve beraberinde gelen farkındalığın uygulamaya geçirilmesi modeli insanlık için Yeni Enerji ilişkilerinde yeni bir paradigma olarak ortaya çıkmaktadır. Bu yaklaşımı kısaca üç temel başlık altına toplamayı uygun görüyorum ;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;ol start="1" type="1"&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Tepkilerimizin      ve davranışımızın sorumluluğunu almak&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Duygularımızı      olduğu haliyle deneyimlemek&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;li class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;İlişkide      olduğumuz kişinin hislerine empati ile yaklaşarak kendimizi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;dürüstçe ve açıkça ifade etmek.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/li&gt;&lt;/ol&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Bu basamaklar içerisinde yol almayı öğrendikçe, ilişkimiz bizler için yeni bir dönüşüm, yenilenme, kendini tanıma ve doyum aracı haline gelir.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Birinci basamak tepkilerimizin ve davranışımızın sorumluluğunu almayı gerektirir. Eski model ilişkilerde olmayan bu tutum, karşıdakini suçlamanın yerini alır. Sorumluluk almak, ortadaki deneyime bir adım geriden bakmayı ve yaratılmasında kendi payımızı görmeyi gerektiren bir tutum olduğu için ilk başta çok korkutucu ve imkansız gibi görünebilir. Ancak bu yönde atılan en ufak bir adım savunma kalkanlarımızı ve saldırı araçlarımızı devreden çıkardığı için hissedilir bir rahatlama anı yaratacaktır. O an bilinçli nefes alarak alan yaratmak farkındalığımızın devreye girmesine olanak sağlayacaktır. Bir çok insan için bu aşamaya gelmek çok büyük bir tehlike barındırır. Tehlike, özdeşleşilmiş olan sahte benliğin otoritesinin elinden alınması ve gücünü kaybetmesi şeklinde ortaya çıkar. Bu alanda yol kat ettikçe otomatikleşmiş tepkilerimizi farketmek ve kabul etmek adına en önemli adımı atmış oluruz.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Sevgi, gerçek mahiyetini ortaya çıkarabilmek için içimizde şifaya ve aydınlanmaya ihtiyaç duyan taraflarımızı su yüzüne çıkarır&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;İkinci basamak duygularımızı olduğu haliyle deneyimlemeyi gerektirir. Bu aşamada bilinçli olarak alınan bir nefes dikkatimizi yaşanan deneyimin dışta tezahür eden alanından, içimizdeki kabaran duyguların farkındalığına yöneltir. Eski model ilişkilerde bu tutum olmadığı için, bu alanda ilerleme kaydetmek zaman ve pratik gerektirir. Zorlandığınız anlarda niyetinizi hatırlamak ne için çabaladığınızın ışığını yakar. Farkındalığınızı yaşamakta olduğunuz duygunun bedende tezahür eden etkilerine yönelttiğiniz zaman göğüste sıkışma, boğazda düğümlenme, karında ağrı, başta sıcaklık ve baskı, tüm bedende karıncalanma vs. gibi tepkiler gözlemleyebilirsiniz. Bunun yanında acı, üzüntü, öfke gibi duygular da devrededir. Bu arada zihninize saldıran düşünce fırtınasını da deneyimleyebilirsiniz. Deneyiminizle benzerlik taşıyan geçmişten sahneler göz önüne gelebilir. Bu aşamada, kendisini tehdit altında hisseden sahte benlik tüm kuvvetiyle zihninize ulaşmak isteyecek ve olası senaryolar ile ihtiyacı olan dikkati kendisine yöneltmeniz ve onu eskiden olduğu gibi tekrar beslemeniz için kontrolü eline almak isteyecektir. Nefes alın ve bu savaşa izin verin. Bastırmaksızın izin verin. Bastırma çabanızın dahi farkında olan bir mevcudiyet alanı şimdi size daha yakındır. Farkındalığınız ışığınızdır ve içinizdeki yaralı benlik otomatik pilotta çalışıyorken olduğu kadar rahat değildir artık.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;İkinci aşama son derece meydan okuyucu olabilir. Sevgi, gerçek mahiyetini ortaya çıkarabilmek için içimizde şifaya ve aydınlanmaya ihtiyaç duyan taraflarımızı su yüzüne çıkarır. Bu aşama eski model ilişkilerimizde geliştirmiş olduğumuz otomatik savunma ve tepki davranış kalıplarımızı gözlemlemek ve tanımak için hayati öneme sahiptir. İlişkimizin ve sevginin gerçek mahiyetinin açığa çıkmasına niyet edilmiş bu güvenli alanında, tüm&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;duyguların salınması ve kendimizi yeni gözlerle tanımamız olasıdır. Gözardı edilmiş, bastırılmış, eleştirildiği, dışlandığı, küçük görüldüğü için korunma zırhı giymiş tüm veçhelerimiz bu haliyle kucaklanmadığı taktirde, şu veya bu şekillerde bir sonraki ilişkimizde mutlaka tekrar ortaya çıkacaklardır. Evren bir aynadır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Üçüncü basamak ilişkide olduğumuz kişinin hislerine empati ile yaklaşarak kendimizi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;  &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;dürüstçe ve açıkça ifade etmeyi gerektirir. Bu, duygumuzu dürüstçe ve açıklıkla paylaştığımız aşamadır. Evet, kesinlikle meydan okuyucudur. Gerçek duygumuzu ifade etmek, beraberinde gelebilecek olası kayıpları düşünce paketleri halinde zihnimize yollar. Korku ile kendinizi bloke etmemeyi başarırsanız önemli bir adım atılmış olur. Duygumuzu ifade ederken partnerimizi suçlama, haklı-haksız tartışmasına girme ve güç savaşına tutuşma olasılığı da mevcuttur. Farkındalığınızın mevcudiyetini davet edin.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Ancak hatırlayın, kendini tanıma yolu çetin bir yoldur fakat kazanımı gerçek halinize uyanmak, ne olduğunuzu hatırlamak ve gerçek varlığınızla tekrar bütünleşmektir. Sizi bu güne kadar tutsak etmiş prangalardan özgürleşmektir. Prangaları kendiniz kendinize bağladınız. Kaynağınızdan, özünüzden kopmuş olmayı, unutmayı deneyimlediniz. Şimdi ise karanlığınızı, unutmuşluğunuzu kucaklayarak hatırlama sürecindesiniz. Doğrusal bir çizgide yaşamış olduğunuz hayatınız sınırlılık, çaresizlik ve güçsüzlük yanılsaması içinde zaman ve mekan kıskacında devindi durdu. Niyetinizi hatırlayın ve kalbinizin derinliklerine kulak verin. Bu süreçte insana sunulmuş iman, teslimiyet ve farkındalık araçları vardır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Bu aşamada kendinizi gerçek anlamda partnerinizin yerine koyun ve ne hissettiğini anlamaya çalışın. Kendisini ifade etmesi için alan yaratın ve dinleyin. Bu noktaya gelmek siz ve partneriniz arasında tamamen yeni ve özgün bir ilişkinin doğmuş olması demektir. Bu tarz bir alışveriş ilişkinin yeni bir düzeyde güçlenmiş olduğunu ve sevginin farklı bir tonunun deneyimlenmekte olduğunu hissettirecektir. Ve bu biliş hayatınızın her alanında çiçek açmaya başlayacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;o:p&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/o:p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Üç basamaktan oluşan bu tutum hayatınızda yeni bir davranış tarzı oluşturacaktır. Herşeyden önce, hepimizin aynı gemide olduğunu farkedecek ve önce kendinize ve diğerlerinden size yansıyarak başkalarına saygı ile yaklaşacaksınız. İlişkide olmamak diye bir şey söz konusu değil. Yalnız kaldığınız anlarda dahi kendinizle ilişki halindesiniz. Dış dünya kendinizle olan ilişkinizin yansıdığı bir aynadır. Aynadaki görüntü bulanıksa görüntüye kusur bulmak beyhudedir. Daha yakından bakınız. Aynadaki izlere bakınız. Geçmişinizin şimdiye yansıyan zihinsel, duygusal ve bedensel izlerini göreceksiniz. Gerçek olanın önündeki filtreyi farkedeceksiniz. Bu farkedişe eşlik eden bir ışık içinizi yıkayacak ve kendinize doğru bir adım atmış olacaksınız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Yaşamın ve ilişkilerin zor olması gerekmiyor. Kendini tanıma yolunda bıraktığımız yüklerin getirdiği hafiflik herhangi bir vesile ile size yaşamdan yansıyacaktır. Yeni Enerji ilişkilerinde bu tutumla yol aldıkça ilişkilerinizde daha önce olmayan bir derinliği ve genişliği deneyimlerken yaşamı, bakış açınıza göre şekillenen bir şey olarak görmeye başlayacaksınız.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;Halil Gül&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal"&gt;&lt;span style="font-family: trebuchet ms;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;span style="color: #666666;"&gt;aryanon.blogspot.com&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-3612515636490767158?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/3612515636490767158/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/02/uyan-arac-olarak-ilikiler.html#comment-form' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3612515636490767158'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3612515636490767158'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/02/uyan-arac-olarak-ilikiler.html' title='Uyanış Aracı Olarak İlişkiler'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_8g6klurSf4M/R7PNnnUoPiI/AAAAAAAAAkM/tbaIs2SDH5k/s72-c/spiral.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-3304836126703000439</id><published>2008-01-18T16:12:00.003+02:00</published><updated>2012-01-16T02:26:15.176+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Şüphe'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öykü'/><title type='text'>İki Kaşifin Öyküsü</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Tobias'tan Öyküler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Muzaffer Keşif&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kuantum Sıçraması Dizisi - 05 Ocak 2008&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İki araştırmacı, kâşif vardı, ve onlar yola koyulup yeni dünyayı keşfetmek istediler. Tutku ve arzu ve macera ruhuyla doluydular. İkisi de aynı limandan aynı gün ayrıldılar, yani numerolojinin ne olduğu önemli değildi çünkü aynıydı. Gezegenlerin nasıl uyumlandığı önemli değildi çünkü aynıydılar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Birinci araştırmacının adı Chris’ti ve ikinci araştırmacınınki de Mark. Chris ve Mark, tıpatıp aynı iki gemiyle, aynı sayıda tayfayla, aynı donanımlarla yola çıktılar. Hiçbiri tam olarak nereye gittiğini bilmiyordu, çünkü bu yeni düyaydı, ve kimse daha önce oraya gitmemişti. Ama o yeni toprakları bulmak için, yeni maceralara atılmak için ve kendileriyle ilgili muzaffer keşifler için yola koyulduklarını biliyorlardı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tam aynı anda yola çıktılar. Tek fark, Chris’in gemisinde olup da Mark’ın gemisinde olmayan bir kargoydu. Chris’in gemisinin yük bölümünde bir kutu vardı. O bir kutuydu, oldukça basit görünümlü bir kutu, ama içeriği çok, çok güçlüydü. Ve bu içerik, Chris’in yolculuğu boyunca ortaya çıkacak ve kullanılacaktı. O kutunun içeriği, kuşkuydu. Kuşku.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Böylece onlar aynı gün, aynı zamanda limandan çıkarak yola koyuldular, ve tabi… siz şimdi herhalde öyküyü tahmin edebiliyorsunuz ama biz yine de anlatacağız. Mark, tayfalarıyla birlikte kendi macerasına doğru çıkıp gitti. Limanı terk ettikten kısa bir süre sonra fırtınaya yakalandılar. Ama, bu fırtınanın şimdi nereden çıktığına şaşmak yerine, Ruhun onlara ne söylemeye çalıştığını merak etmek yerine, panikleyerek bu yolculuğa neden çıktığını merak etmek yerine, Mark şöyle dedi, “Fırtına var. Onu hissediyorum. Gemi de hissediyor. Tayfalar da hissediyor. Hepsini deniz tutuyor. Bir fırtına var ve fırtına yalnızca bir enerji. Ben fırtınayı sahiplenmiyorum. Ben, fırtına değilim, ama onu hissediyorum, onu yaşıyorum, dalgalarla gidiyorum. Ve bu fırtına beni seçtiğim yere götürecek. Ben bir tarafa doğru gittiğimi düşünüyor olsam da, fırtınanın enerjsinin benim için çalışacağını ve beni olasılıkların en muhteşemine taşıyacağını biliyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ve Mark, tayfalarıyla birlikte yolculuğuna devam etti ve onlar her türlü şeyle karşılaştılar – fırtınalar, rüzgarsız zamanlar – ama hiç kuşku duymadılar, anlıyor musunuz. Yol boyunca hep deneyimlediler ve yeni toprakları buldular. Daha önce hiç görmedikleri baharatlar ve egzotik bitkiler ve hatta insanlar ve hayvanlar buldular, ve bu muazzam bir deneyimdi ve onlar yolun her bir adımını hissettiler. İki yıllık yolculuktan ve deneyimden sonra, daha zengin, daha mutlu, daha tamamlanmış bir halde ve gerçekten yaşamış olarak yuvaya geri döndüler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Chris gemisiyle yola çıktı – kuşku kargosunu taşıyan gemisiyle – ve fırtınaya yakalandığı an, neden yola çıktığını sorguladı. Bu onu deneyimden uzaklaştırdı, çünkü o zaman dalgalar, ondan bir şey almaya çalışan ve onu öldürmeye çalışan şeytanlara dönüştü, oysa aslında dalgalar ve fırtınalar yalnızca deneyimin bir parçasıydılar. Chris rotasını değiştirdi, çünkü hemen yanlış bir şey yaptığını sandı. Yoksa kendini ve tayfalarını fırtınanın ortasına nasıl atmış olabilirdi ki? Böylece rotasını değiştirdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ve yol boyunca bu onu kaygılandırdı, ve hissettiği bu kaygıyı tayfaları görüyordu ve hissediyordu, ve onlar hastalanmaya başladı, ama sadece anlık bir rahatsızlık değil. Çok hastalandılar ve ölmeye başladılar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Chris’in gemisi, çok, çok zor bir rotadaydı ve o, muhteşem yeni topraklar keşfetmedi. Baharat ya da altın bulmadı. Vardığı her yerde, yerlilerin, o adalarda ya da o topraklarda yaşayan insanların düşmanca ve kızgın tavırlarıyla karşılaştı, ve insanlar onunle mücadele ettiler. Onu kaçırdılar. Giderek daha çok tayfası açlıktan ölüyor ve hastalanıyordu, ve yalnızca bir yıl kadar sonra, Chris başarısız bir insan olarak üzgün, her türlü ışıktan ya da ifade tarzından yoksun, yurduna geri döndü. Bazı kişiler onunla alay ettiler, ve birçokları da çok, çok öfkeliydiler, çünkü sevdiklerini onun gemisinde kaybetmişlerdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ve işte bu, sevgili dostlar, kuşkuyla muzaffer keşif arasındaki farktır. Kuşku.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Çeviri : Fevziye Peker&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Derleme : Halil Gül&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-3304836126703000439?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/3304836126703000439/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/01/iki-kaifin-yks.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3304836126703000439'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3304836126703000439'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/01/iki-kaifin-yks.html' title='İki Kaşifin Öyküsü'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-4711697410402291984</id><published>2008-01-10T19:49:00.011+02:00</published><updated>2012-01-31T21:31:22.245+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='YükselişYolu'/><title type='text'>1999 ve Bir Bırakışın Hikayesi</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu yazıda 1999 senesinde aldığım zor bir kararın hayatıma nasıl yön verdiğinden bahsetmek istiyorum. Ruhsal bilgi kaynaklarında 1999 yılı bir dönüm noktasını işaret eder. Hatta 1987 yılındaki Uyumlu Birleşme'ye  kadar bu tarih bitiş ve yıkım zamanı olarak öngörülürdü. Ancak insanlığın ortak bilinci kendisini aşma arzusu ile bu öngörüye yeni bir ivme kazandırdı ve 1999 yılından sonra Dünyamız ve insanlık, hiçbir varlığın daha öncesinde öngörmemiş olduğu bir potansiyeli bedenlemek üzere yeni bir sürece girdi. Bu konu ile ilgili açılımları bir başka yazıya saklamak üzere 1999 yılına ve o zamanki durumuma dönüyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yaklaşık dört senedir yurtdışında çalışmaktaydım. Yaptığım işin sorumlulukları ve temposu yüksek olmasına rağmen, kazancı çok iyiydi ve mesleğimde kariyerimin önü açık, başarılı bir yönetici konumundaydım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Fakat beni bu konuma sürükleyen içimdeki o sessiz ses, geçmişte ona kulak verip de buralara gelmeme sebep olan o sezgi şimdi başka bir şey fısıldamaya başlamıştı. Bir sene boyunca o sesi susturmaya çalışmıştım. Ancak ben duymamaya çalıştıkça o kendisini daha hissettirir olmuştu. İçim sıkılıyordu, artık bu işi yapmak istemiyordum. Sanki içime çekmiş olduğum o set sezgimin basıncı ile çatırdamaya başlamıştı. “Mantığımı” devreye sokarak kendimle uzlaşmaya çalışıyordum. “ Ne güzel işin var, yükselme ve kariyer yapma potansiyelin var. İnsanlar seni seviyor, çok iyi para kazanıyorsun. Senin yerinde ve bu durumda olmayı isteyen o kadar çok insan var ki” diyordu içimdeki “diğer” ses.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Benliğimin derinliklerinde beni başka sulara sürükleyecek olan o adını koyamadığım kendini bilme ve keşfetme arzusu kendisine yol açmak istiyordu. Hayatımda bana çeşitli şekillerde hizmet etmiş olan bir dönemin eşiğine geldiğini hissediyordum. Bırakmak ve o an benim için bilinmeyen olana adım atmak gerekiyordu. Bırakmak zordur bilirsiniz. Zihinsel ve duygusal yapışıklığı vardır size. Görece bir konfor ve güvenlik alanı vardır. Şikayet etseniz dahi bırakmaktan korktuğunuz için kendinizi kandıracak bahaneler yaratırsınız. Ama artık yamanın tutmadığı bir an gelir ve dikişler patlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Neye niyet ettiğinize dikkat edin. Çünkü gerçekleşir ! Hiç de beklemediğiniz şartlarda ve şekillerde önünüze gelir. Ve korkarsınız. Hele ki bu değişim sizin adınıza büyük içsel potansiyelleri barındırıyorsa, önünüzdeki alan “zihnin bakış açısından” daha da belirsiz ve korkutucu olacaktır. İşte böyle anlarda insan içindeki sese yönelmek için teslimiyet, farkındalık, iman ve güven gibi temel araçlara daha çok ihtiyaç duyar. Araçlar vardır ve oradadır. Sadece kullanılmayı beklerler. Onları kullanacak kıvama geldikçe yol kendisini bambaşka boyutlara açar. Evet, işimde yükselmeyi beklerken ruhsal yükselişe doğru düşüşe geçmek üzereydim. Trajikomik bir durum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yaz aylarında Türkiye’ye tatile geldim. Tatil süresi sona yaklaştıkça içim sıkışmaya başladı. Kalbimdeki pusulayı yurtdışına çevirince daralıyordum. Türkiye’ye çevrildiğinde ise içim açılıyordu. Ve bıraktım. Bir yazı faksladım ve dönmemeye karar verdim. Artık Türkiye’deydim ve ne olacağını bilmiyordum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;17 Ağustos sabahı. Uykusuzum ve Galaktik İnsan isimli kitabı okuyorum. Okuduğum bölüm değişim sürecinde olası depremler ve diğer doğa olaylarından bahsediyor. Saat 03:00. Zihnim okuduğum şeylerle ilgili düşüncelerle doluyken yatmaya karar veriyorum. İçime bir sıkıntı çöküyor, nefes alamıyorum ve karabasan çökmüş gibi kımıldayamıyorum. Saat 03:02 ve her şey sallanmaya başlıyor. Kısa süreceğini sandığım deprem uzadıkça şiddetleniyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Evet. Dönüş kararımın sonrasında depremin İstanbul’da en çok etkilediği semt olan Avcılar’da, geçmişimin bir dönemine başka düzeyde son veriyorum. Depremle birlikte bir ölüm yaşadım. Sonraki dört gece boyunca Kryon’un tabiri ile &lt;a href="http://www.geocities.com/unlimited2012/print/TheGroup071503.pdf"&gt;hayalet ölüm&lt;/a&gt; dediği şeyden geçtim. Uyku uyanıklık arası üzerime abanan kişiliğe bürünmüş korku dolu veçhelerimle yüzleştim. Depremin bendeki şiddeti Kandilli Rasathanesi tarafından asla ölçülemezdi. Sallanan zeminle birlikte, o zemine o güne kadar basmış olan bir benlik de kayıp gitmişti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sonraki aylarda, takip ettiğim içimdeki sesin beni ne yöne sürükleyeceği daha da belli olacaktı. Kendime giden yola kapı açmıştım. Önümde beni bekleyen bir salıverme ve hatırlama süreci vardı. Yumak çözülmeye başlamıştı.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İnsanın, salıverme sürecinde yaşadığı deneyimler esnasında kendisine bakabilmesi ve yaşadığı şeyin yaratımının sorumluluğunu alması her zaman kolay olmayabiliyor. Alışılageldiği üzere, halının altına süpürmek veya “dışarıdaki bir şeyi” suçlamak artık benim için geçerli değildi bu süreçte. Bunu yapıyordum ama sadece kendimi kandırıyordum ve kabullenmekten kaçındığım şey daha hızlı ve sert bir şekilde tekrar önüme geliyordu. Artık yaşam denen gerçekliğe ve onu nasıl yarattığıma dair farklı gözlerle bakmanın zamanı gelmişti. Şimdi bulunduğum yerden geçmişime baktığımda, yaşanmış olan her deneyimin ve seçimin neden varolduğunu daha net görebiliyorum. Hayat, üzerimize giydiğimiz unutmuşluk elbiselerinden çıplak kalana kadar soyunma ve gerçek halini ortaya çıkarma sürecinden başka bir şey değil. Öyle ki ; O elbiseler bir sürü anıyı, hikayeyi, duygusal ve zihinsel bağları üzerlerinde taşıyorlar. “Deneyimleyen” olduğumuzu unutup, deneyimle özdeşleşen, içinde kaybolan kimliklerimizi sembolize ediyorlar. Ve etimize kemiğimize yapışmış durumdalar. Çıkarırken onlara halen tutundukça acı veriyorlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yaşam, birçoğumuzun farkına varmakta olduğu bir dönüşüm sürecine girdi. İnsanlık artık bahanelere tutunma lüksüne sahip değil, çünkü zaman hızlandı. İnsanın kendi bilincine örmüş olduğu duvar çatlıyor. Korkuya ve rekabete dayalı sistem yerini Tanrısallığına uyanmış insanların bütünlüğü, uyumu ve koşulsuz kabulle gelen sevgi işbirliğine bırakıyor. İleriki zamanlarda bu dönüşümü tüm insanlık çok daha fazla fark eder olacak.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Belki bir başka yazımda depremden sonraki sürecime dair bir şeyler yazarım. Bu dönemden bir kesiti &lt;a href="http://aryanon.blogspot.com/2007/10/eskiden-yeniye-uyan-sreci.html"&gt;Eskiden Yeniye Uyanış Süreci&lt;/a&gt; başlıklı yazımda anlattım.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Zaman kısaldıkça, insan böyle değişimleri ve salıvermeleri daha kısa zaman dilimlerinde gerçekleştirmeye başlayacak. Hatta hiç bir kimliğe tutunmayan insan an içerisinde halden hale geçen bir esnekliğe ve boyutsallığa uyanır olacak. Hiçliğe uyandığı zaman, herşey olacak. Boşaldıkça dolacak. Öldükçe dirilecek.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Halil Gül&lt;br /&gt;aryanon.blogspot.com&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-4711697410402291984?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/4711697410402291984/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/01/1999-ve-bir-brakn-hikayesi_10.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/4711697410402291984'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/4711697410402291984'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2008/01/1999-ve-bir-brakn-hikayesi_10.html' title='1999 ve Bir Bırakışın Hikayesi'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-8739232388958767614</id><published>2007-12-30T01:54:00.002+02:00</published><updated>2012-01-31T19:21:26.364+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Farkındalık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öykü'/><title type='text'>Yedi Çiftçinin Öyküsü</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Tobias'dan Öyküler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ah Duyuları&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yükseliş Dizisi - 08 Aralık 2001   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Her birinin kendine ait toprağı olan yedi çiftçi vardı. Her biri, kendi yetiştirdiği ve başkalarına sunduğu ürünlere sahipti. Birbirlerine yakın oturuyorlardı, onun için birleşip bir kooperatif kurdular. Her biri bağımsızdı, ama yine de, enerjilerini bir araya getirdiklerinde daha güçlü ve daha verimli olduklarını farkettiler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu topraklarda mükemmel mısırlar…..büyük ve sulu mısır başakları yetiştiren bir çiftçi vardı. Ve hasat zamanı geldiğinde, çiftçi tarlalara gider ve bütün başakları bir seferde toplardı. Sonra bunları kamyonlara yükler, ya da başka ulaşım araçlarına, ve mısırını, bu yedi çiftçiden biri olan kişinin yönettiği bir merkeze gönderirdi. Bu merkezde, mısır başakları işlemden geçerdi. Daha sonra pazarlanmak üzere bazıları konserve haline getirilir, bazıları ambalajlanır, bazıları dondurulur, ve bazıları da kurutulurdu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İkinci çiftçiye gelince, o da harika, harika çilekler yetiştirirdi. Görüntüleri, görülecek şeydi. İri ve kırmızıydılar ve harika bir tada sahiptiler. Aynı mısır çiftçisi gibi, bu çiftçi de her yılın aynı mevsiminde tohumları eker ve sonra onlarla ilgilenirdi. Ayrık otlarını temizler…böcekleri yok ederdi. Ve zamanı geldiğinde, çiftçi çileklerini toplar, ve kooperatifin merkezini işleten çiftçiye gönderirdi. Bu merkezde, taze, olgun çilekler işlemden geçerdi. Bazılarından meyve suyu yapılırdı. Bazıları dondurulurdu. Bazıları da, uygun zamanda gönderilip, dağıtılmak ve depolanmak üzere farklı işlemlerden geçerdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Üçüncü çiftçi, harika karpuzlar ve ağıza alındığında, ağızı yakacak kadar tatlı ve lezzetli küçük kavunlardan yetiştirirdi. O da, diğer çiftçiler gibi, ürününe sevgisini katardı. Her gün gayretle çıkar, tarlalarıyla ilgilenir, ürünlerin uygun neme ve uygun gıdaya sahip olduğundan emin olmak isterdi. Ve hasat zamanı geldiğinde, kavun-karpuzlarını toplardı. Bunları kooperatifte, yedi çiftçinin biri tarafından yönetilen işlem merkezine gönderirdi. Burada, kavun-karpuzlar, bazıları depolanmak üzere, bazıları taze olarak hemen pazarlanmak üzere, bazıları da uygun zamana dek bekletilmek üzere, farklı işlemlerden geçerdi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Dördüncü çiftçi sebze yetiştirirdi. Salata ve brokoli, karnabahar ve turp yetiştirirdi. Yetiştirdiği bu ürünler o kadar taze ve Gaia’nın, Ruhun ve çiftçinin sevgisiyle o kadar doluydular ki, kokularını daha kesilmeden duyabilirdiniz. Ürünler daha tarlalarda yetişirken bile, onlardan çıkan tazelik ve doğa kokusunu alabilirdiniz. Çıtır çıtır salatanın kokusunu alabilirdiniz. Turpların keskin kokusunu alabilirdiniz. Tazeliği gerçekten duyumsayabilirdiniz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ve zamanı geldiğinde, çiftçi ürünlerini toplardı. Diğer çiftçiler gibi, yedi çiftçinin biri tarafından işletilen merkezi işlem yerine bu ürünleri gönderirdi. Bu ürünler orada çok, çok farklı biçimlerde paketlenirdi. Ürünlerden bazıları depolanır, diğerleri anında pazarlara gönderilirdi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Beşinci çiftçi toprakta havuç yetiştirirdi. Çiftçi gidip, toprağı ellemekten ve toprağın kendisini hissetmekten ve havuçları hissetmekten büyük zevk alırdı. Kontrol etmek için onları topraktan çıkardığında, yapılarına ve verdikleri hisse bayılırdı. Bu havuçların sertliğini severdi. Sapların yapısını ve sebzenin kendisinin uyandırdığı hissi severdi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ve bu çiftçi yaptığı işi de severdi ve ona yüreğini ve ruhunu katardı. Ve zamanı geldiğinde, o da çıkar, toprağa ellerini koyar ve ürününü toplardı. Havuçlar, çiftçilerden biri tarafından yönetilen işlem merkezine gönderilirdi. Havuçlar birçok farklı işlemden geçerdi, bazıları meyve-suyu haline gelir, bazıları taze ürün olarak kalır, bazıları da daha sonra kullanılmak üzere dondurulurdu. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bir çiftçi daha vardı. Altıncı çiftçi soğan yetiştirirdi. Ve bu soğanların, tad katmak için kullanılacağını ve başka yiyeceklere karıştırıldığında bir tutku ortaya çıkartacağını biliyordu. Soğanlar, güzel yemekler için kullanılacaktı. Bunlar, kendi içinde besleyici olan ama biraz tatsız olan yiyeceklere can katmak için kullanılacaktı. Soğanları o kadar büyük ve o kadar suluydu ki, sadece çiftçinin gözleri değil, onun soğanlarından yiyen herkesin gözleri akardı. Ve diğerleri gibi, hasat zamanı geldiğinde ürünlerini toplar ve işlem merkezine gönderirdi. Bu ürünler farklı işlemler görürdü, bazıları sonradan kullanılmak üzere depolanır, diğerleri anında pazarlara gönderilirdi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ve bir de yedinci çiftçi vardı, kooperatif adına merkezi işlem yerini yöneten çiftçi. Şimdi, bu çiftçi de tavuk besliyordu. Tavuklara büyük bir saygı ve büyük bir ilgiyle bakılıyordu. Bu tavuklar harika yumurtalar veriyordu, protein ve besleyici diğer maddeleri sağlayan yumurtalar, sabahları insanların uyanmasını sağlayan ve onlara gün boyu uygun enerjiyi sağlayan yumurtalar. Tavuklar neşe içinde bu çiftçi için tekrar tekrar yumurta ürettiler. Çiftçi her gün yumurtaları toplar ve yönettiği işlem merkezine gönderirdi. Yumurtaların bazıları anında pazarlara gönderilirdi. Ancak çoğunun doğası, depolanmak ve uygun zamanda dağıtılmak üzere değiştirilirdi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bütün çiftçiler ürünlerini, garip bir şekilde topraklarının en uzak noktasına kurulmuş olan işlem merkezine gönderirdi. Tüm ürünler oraya gönderilirdi, çünkü bu en verimli çözümdü. Çiftçiler toplu halde daha verimli ve daha yararlı olabilirdi. Onun için, herşey tek bir merkeze gönderilir, sonra da pazara gönderilir ya da depolanırdı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şimdi, belirli bir noktada, çiftçiler yeni bir işlem makinasının olduğunu öğrendiler. Bu makina, her bir çiftçinin, kendi ürünlerini, kendi yerinde bireysel olarak işlemesini sağlamaktaydı. Bu sanki teknolojide gerçek bir hamleydi. Artık havuç çiftçisi, işlem görmesi için ürünlerini tavukçu çiftçiye göndermek zorunda değildi. Artık çilekleri yetiştiren, bunları işlem merkezine göndermek zorunda değildi. Her çiftçi kendi ürününü bireysel olarak işleyebilir ve anında pazara gönderebilir hale gelmişti. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Böylece her çiftçi bir yeni-işlem-makinesine yatırım yaptı. Bu yeni makineler, büyük işlem merkezindeki büyük makinelerden daha küçük ve daha hafif ve daha ucuzdu. Yeni makineler kullanışlıydı. Hızlıydı. Hasatın değişen gereksinimlerini karşılayabiliyordu. Çiftçinin artık herşeyi birden ekmek ve hasat etmek zorunluluğu kalmamıştı. Bunlar dönem dönem yapılabiliyordu. Çiftçi, toprağının küçük bir bölümünü ekebiliyor, sonra da bir başka bölümüne tohum atabiliyordu. Yeni ve küçük işlem makineleri, büyük makineden çok daha iyi ve verimli bir iş görüyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Böylece kooperatifteki çiftçilerin yedisi de, yüksek-hızlı, yüksek-teknolojiye sahip bu işlem makinelerinden birer tane edinmeye karar verdi. Birlikte çalışmaya devam edeceklerdi, çünkü birbirlerine bağlı olmaktan ötürü bir gücün ortaya çıktığını hissediyorlardı. Onun için de, çiftlikler arasında, sizin "intranet sistemi” (çvr. kendi içinde bütün bir sistem) dediğiniz bir sistemi kurmak üzere bir uzman tuttular. Bu intranet sistemi, her çiftçinin, otomatik olarak diğerleriyle iletişim kurmasını sağlıyordu. Havuç çiftçisi, kavun-karpuz çiftçisinin ne kadar hasat aldığını görebiliyordu. Birbirlerinin bilgilerine girebiliyorlardı. Bu sistem çok hızlı ve verimliydi. Çiftçiler intranet sisteminden gelen bilgiyi temel alarak, ekim ve hasatlarını ölçebiliyor ve kontrol edebiliyor ve ayarlayabiliyordu, böylece tüm üretim birbirini tamamlayabiliyordu. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şimdi, kooperatifteki bu yedi çiftçi, ürünlerin depolanıp dağıtıldığı bir merkezi işlem merkezinden ayrıldığında, büyük bir değişiklik yapmış oldular sevgili dostlar. Her biri kendi işlemine sahip çıkmak, ama yine de intranet kanalıyla birbirine bağlı kalmakla, büyük bir değişiklik yaptı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ve çoğunuz biliyorsunuz, çiftçilerin bu intranet sistemi ile sorunları oldu. Başlangıçta sinir bozucuydu. Bazıları sövdü durdu. Bazıları, eski yöntemlere geri dönmek istedi. Bazıları bu teknolojiden korktu. Yeni teknolojinin, eski yöntemlerin topraklanma enerjisine sahip olmadığını düşündüler. Bazıları, yeni işlem makinelerini kullanmayı öğrenmek için çok hevesli değildi. Bu kişiler, ürünlerini kamyonlara yükleyip, bir merkeze yollamaya alışıktı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ve şimdi, kendi hasatlarının ve kendi üretimlerinin sorumluluğunu almak zorundaydılar. İntranet sayesinde, kooperatifte bulunan tüm diğer kişilerin desteğine sahiptiler, ama bu onları bir yere kadar korkutuyordu. Ama her biri, diğerleriyle birlikte çalıştı. Bilgileri paylaştılar. Düzenli bir şekilde biraraya gelip, (bu yeni teknolojinin) getirisini ve götürüsünü, zor ve meydan okuyucu zamanları nasıl aşacaklarını tartıştılar. Bu sistemin program kapasitelerini öğrendiler. İşlem sistemlerini çok pürüzsüz, düzgün bir biçimde çalıştırmayı öğrendiler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kısa zamanda üretimleri, şimdiye kadar hiç olmadığı bir biçimde ve onların düşünemeyeceği bir şekilde arttı. Çok daha verimli oldular. Pazarlara yapılan dağıtım, şimdi “ihtiyaca göre ayarlanan” bir temele oturtulmuştu – sizin deyiminizle “tam zamanında” sistemine. Artık büyük miktarları depolamak, dondurmak ve paketlemek gereksinimi kalmamıştı. Ürünler tarlalardan geliyor, işlemden geçiyor ve doğrudan pazarlara gönderiliyordu. Çiftçiler, intranet sisteminin sağladığı bilgiyle, ihtiyaca göre, ya da tam zamanında’yı temel alarak nasıl ekim, hasat ve işlem yapacaklarını anladılar. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu yeni sistemi devreye soktuktan bir yıl kadar sonra çiftçiler biraraya geldi. Toplanıp, bir yandan da çileksuyu içtiler. Ve kendi kendilerine güldüler. Bu teknolojiye geçmekle ne kadar cesur olduklarını (konuşup) aralarında gülüştüler. Geçirdikleri zor ve meydan okuyucu günlere….para kaybettikleri günlere, yeni teknolojiyle devam etmektense, çiftçilikten emekli olmayı düşündükleri günlere güldüler. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ama şimdi gülüyorlardı, çünkü çok daha verimli olmuşlardı. Çok daha mutluydular ve şimdi yeni faaliyetlerin peşine düşebileceklerdi. Güldüler ve şöyle dediler, “Şimdi bulunduğumuz yer, daha bir yıl önce, hiç aklınıza gelir miydi?” Hepsi kafalarını sallayıp, “hayır” dediler. Yeni yöntemlerini kullanarak nereye varacaklarını düşleyememişlerdi bile, çünkü bunu eski günlere ait bir şeyle kıyaslamak mümkün değildi. Yeni yöntemlerini ve yeni teknolojilerini oturup da planladıklarında, bunun onlara sağlayacağı yararlar ve onları nasıl daha iyi ve verimli çiftçiler haline getirebileceği hakkında sadece bir umut ve çok az bir görüntüye sahiptiler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ama şimdi gülüyorlardı – bir yıl sonra –, gerçekte meydana gelen şeyin anlayışı ile bunun onları nasıl dönüştürdüğüne gülüyorlardı. Bu onları çok daha fazla sorumlu ve verimli bir hale getirmişti. Bu çiftçilerden her biri şimdi, başlangıçtan bitişe kadar kendi ürününe ve işlemcisine sahipti. Ama yine de, bu kooperatifte hala birlikteydiler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şimdi, siz diyorsunuz ki, “Tobias, neden bize bugün çiftçilik hakkında bir öykü anlatıyorsun? Bunun ne ilgisi var? Biz, bu salonda bulunan çiftçiler değiliz. Birçok şey yapmaktayız ama bu grup çiftçi olarak tanınmamaktadır.” &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Biz size bu öyküyü, Ah Dilini, son toplantımızda sözünü ettiğimiz Ah Dilini anlamanıza yardımcı olmak için anlattık. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ve hatırlatmak isteriz, “ah” bir enerji değildir. Koltuklarınızda oturup da, “Ah” sesi çıkartarak bir mantra kullanmakla ilgili değildir bu. Bununla ilgili değildir. Böyle yaparsınız, hiç bir şey olmayacaktır! Ah Dili sessiz ama güçlüdür. O görünmez ama her yerde var olan bir enerjidir. O, içinize giren ve uyanmakta olan tanrısallığınızdır. O, (mantra gibi) belli bir ses tonuyla söylenemez. O, talep edilemez. O, iş görür bir hale getirilemez. O sadece kabul edilir ve onunla sadece oynanır ve sonra da yaşamınıza bütünleştirilir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sevgili dostlar, geçtiğimiz ayda bu Ah Dilini içinde arayan hepiniz…..onun nereden geldiğini söylüyoruz şimdi size. O, sizin yedi duyunuzdan gelmektedir. O önce sizin yedi duyunuzdan ortaya çıkar. Bu, çiftçilerin öyküsüne çok benzer. Ah Dili zaten kullanmakta olduğunuz ve zaten farkında olduğunuz duyularınızdan gelir.  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Çeviri : Fevziye Peker &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Derleme : Halil Gül &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-8739232388958767614?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/8739232388958767614/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2007/12/yedi-iftinin-yks.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/8739232388958767614'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/8739232388958767614'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2007/12/yedi-iftinin-yks.html' title='Yedi Çiftçinin Öyküsü'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-3664248769665096530</id><published>2007-12-30T01:49:00.002+02:00</published><updated>2012-01-16T02:19:11.620+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öykü'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tobias'/><title type='text'>Tobias'ın Öyküsü / St. Germain'den</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Tobias'dan Öyküler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ruh'un Özgürlüğü; 4.Bölüm - St.Germain&amp;amp;Tobias&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bedenleme Dizisi - 02 Nisan 2005   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Benim Tobias hakkında kısa bir öykü anlatmam gerekiyor, çünkü o hep bizimle ilgili öyküler anlatıp duruyor. Bildiğiniz gibi, Tobias’ın Dünya’da çok, çok yaşamı oldu. Özellikle Tobit, ya da Tobit kitabına göre Toviat, ya da Tobias olarak da tanındığı yaşamı....bu, onu iyi tanıdığımız bir yaşamdı. Ben onu izlerdim, deyim yerindeyse, o zamanın fiziksel gözleriyle değil. Ama onu bizim boyutlardan gözlerdim. Onu izlerdim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bazılarınız belki de – nasıl desek – Cauldre’nın bazı şeyleri sıkı tuttuğunu anlayabiliyordur. Şimdi, Tobias da şeyleri çok sıkı tutardı :-). Sanırım Dünya üzerinde şimdi bununla ilgili bir deyim var, alıkoymak ya da akılda iyi tutmak gibi bir şey. Tobias, yaşamı sırasında çok iyi aklında tutardı. Çok takılıp kalmıştı ve çok inatçıydı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ve ben öyküyü anlatırken o da eğleniyor, çünkü nereye varacağımızı biliyor. Kendini çok adamıştı, kitabın kurallarını harfi harfine izleyen, kendini adamış bir Yahudi. Sabah kalktığı andan, akşam yatana kadar Tanrı’ya hizmet ederdi, ve rüyalarında da Tanrı’ya hizmet ederdi. Kendini adamıştı. O zamanlar İsrail kavmi Babilliler tarafından köleleştirilmişti, buna rağmen o Tanrı’yı bütün kalbiyle seviyordu. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ama kendi yollarına, yapma/olma biçimlerine çok sıkışıp kalmıştı. Cennete giden yolun, başkaları tarafından konmuş kurallarla gerçekleştirileceğini sanıyordu. Cennete giden yol, (ona göre) kiliseden geçiyordu. Herhangi başka bir şeye bakmayı reddediyordu.....ah, kendini harika bir biçimde adamış bir insan, çoğu kilisenin kıskanarak sahip olmak isteyeceği türden bir kilise üyesi. O, zamanını ve parasını (buna) harcadı.  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Kendi kendine her an şöyle düşündü, “Bu, Tanrı’nın benden yapmamı istediği bir şey mi? Bu, Tanrı’nın benden talep ettiği bir şey mi? Tanrı’ya daha iyi nasıl hizmet edebilirim?” Aslında bu konuda biraz da kafayı yedi. Sokaklarda kendi kendine konuşurken, havada el kol hareketleri yaparken görülürdü, kendi kendine sanki – eh, tıpkı kanallık edermiş gibi (bazı gülüşmeler) – konuşurdu, hep Tanrı’yla konuşurdu, hep kendini yargılar, Tanrı’ya hizmet etmek için yapabileceği şeyin en iyisinin bu olup olmadığını merak ederdi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Böylece bu, onun kendi enerjisine sıkışıp kalmasına neden oldu. Tabii, Tanrı’ya hizmette Tobias’ın yapmayı sevdiği şeylerden biri de ölü Yahudileri gömmekti, Babilliler tarafından öldürülmüş olanları, diğer Yahudilere, çizginin dışına çıkmamaları gerektiğinin göstergesi olarak sokakta bırakılanları gömmekti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Böylece Tobias onların bedenlerini bulur, ve onun için ölüm anlamına gelebileceğini bile bile, Tanrı’nın o bedeni toprağa gömmesini istediğini sanıyordu. Sürekli bunu yapmak zorunda kalmaktan çok yoruldu ve çok öfkelendi. Ama, Tanrı’nın istediğinin bu olduğunu sandı. Tanrı’nın, bu işi yapmak için onu atadığını sandı.  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bir gün, sokakta yatan bir bedenle karşılaştı. Onu kollarına aldı, ve ölü adamın bedenini köyün uzağındaki tepeye taşıdı. Orada görülmezdi. Ve olan biten onu çok öfkelendiriyordu. Hatta bunların olmasına izin verdiği için Tanrı’ya da kızıyordu. Ama ona kızgın olduğunu asla Tanrı’ya söylemeyecekti.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Eline bir kürek aldı, bedeni yere bıraktı, küreği eline aldı ve kazmaya ve kazmaya başladı. Derken güneş batmaya başladı ve o hâlâ kazıyordu. Ve çok öfkeliydi ve çok enerjiyle dolmuştu. Toprağı omuzlarından aşırtıp yukarıya atıyordu. Ve, gecenin bir saatine kadar kazdı da kazdı, yukarıda yatan bedeni tümüyle unutmuştu, çukuru ne kadar derin kazdığını tümüyle unutmuştu....o kadar öfkeliydi....toprak kafasının üstünden aşıp yukarıdaki zemine uçup duruyordu....10 metre....20 metre....30 metre :-).  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bir noktada öylesine yoruldu, öylesine tükendi ve susadı ki, bir an için durdu ve kendini toprağa gömdüğünü farketti, ve yukarı çıkmanın hiç bir yolu yoktu, hiç yoktu. Ve tabii ki, bu ona hiç de komik gelmese de, biz öbür tarafta gülüp duruyorduk :-). Ama biz bu güzel mecaza gülüp durduk, Tobias’ın, kendini adamış olan bu insanın, ölüyü gömme görevini tümüyle unutarak, neden orada olduğunu tümüyle unutarak kendini kendi çukuruna gömmüş olmasına güldük. Ama o kendini gitgide daha derine gömdü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şimdi, en sonunda olan biteni farkettiğinde, çok korktu. Yanlardan tırmanamayacağını biliyordu, çünkü çamur ıslaktı. Kayıp geri düşecekti. Kimsenin onu duyamayacağını biliyordu, çünkü şimdi zeminin 30 - 40 metre altındaydı ve sesi kaybolacaktı. Ve köyden de çok uzaktaydı. Elindeki tek aracın küreği olduğunu biliyordu, ama başını derde sokan araç da küreğiydi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Peki şimdi ne yapabilirdi? Oturup düşünmeye başladı....ve düşündü....ve düşündü.... ve hiç bir yere varamadı. Ve yaşamda gerçekten keyfine vardığı şeyleri düşündü.... akşamları fazladan bir bardak şarabı....sabahları evlerden gelen şarkıları....çölde yaptığı uzun yürüyüşleri....Tigrus Irmağı boyunca yürümesini....ayaklarını suya sokmasını....ve Gaia ile olan bağın keyfine varmasını. Bunlar sevdiği şeylerdi. Ve, Dünya’da insan olmanın tüm o muhteşem yanlarını düşündü. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ama sonra, “bu delikten nasıl çıkarım?” diye düşündü. Üç gündür oradaydı, Tanrı’yı çağırıp duruyordu, ve Tanrı’yı çağırıp da hiç bir yanıt alamadığı her sefer öfkeleniyordu. Atalarını çağırıyordu, çünkü atalarının bir yanıta sahip olduğunu düşünüyordu. Ama ataları da onu duyamıyordu. Gitgide daha çok öfkeleniyordu, gitgide daha çok sinirleniyordu. Kendini içine gömdüğü o çukurdan nasıl çıkartabileceğini bilemiyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Uzun bir öyküyü kısa kesmek gerekirse, kendini bir çukura gömdüğünü bilen, ama yine de, üzerinde düşünsün diye onu birkaç gün çukurda yalnız bırakan küçük oğlu, Tobias Jr’ın köpeği çıkageldi. Çukurun tepesinden baktı ve yaşlı Tobias’ı çukurun dibinde, neredeyse açlıktan ölmek üzere, sinirli ve öfkeli bir halde gördü. Köpek kendi kendine güldü :-). Tobias’ın kendini gömdüğü tepenin yanına doğru gitti. Onun çıkmasını sağlayacak deliği açmak için tepenin yanından düz eşeledi. Sadece yarım metrelik bu açıklığı kazmak, köpeğin bir saatlik bir zamanını aldı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şambra, bu bir dereceye kadar gerçek bir öyküdür, tümüyle değil :-). Biz abartıyoruz. Burada bir noktayı vurgulamak için abartıyoruz. Kendiniz için kazdığınız kendi çukurunuzdan nasıl çıkacağınızı bazen göremiyorsunuz. Başka bir yolu olduğunu bazen unutuyorsunuz. Bazen, tıpkı Tobias gibi, kendi inanç sistemlerinizin tuzağına öyle bir düşüyorsunuz ki, sadece aşağısı ve yukarısı olduğunu sanıyorsunuz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bazen, elinizde sadece tek bir araç vardır....ya da siz öyle sanıyorsunuz. Ve sizi sürekli, gitgide daha derine gömen bu araçtır. Ve işte Tobias da, aşağıya doğru kazacağına, yana doğru gidebilirdi, ve neredeyse kendi mezarından birkaç dakika içinde çıkabilirdi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şambra, sizin şu anda içinden geçtiğiniz budur. Siz kendi realite sisteminizin içindesiniz. Ve çıkmak için o realite sisteminin araçlarını kullanıyorsunuz, çünkü tüm bildiğiniz budur. Tobias’ın da tüm bildiği buydu – küreği ve aklı, zihni. Şu anda tek bildiğinizin – bu yaşamdaki küreğiniz ve aklınız olduğunu söyleyebilirsiniz. Bu realiteden çıkmak için, bu realitenin araçlarını kullanmaya çalışıyorsunuz. Ve, tıpkı Tobias gibi, kendinizi daha da derine gömeceksiniz.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Peki, şimdi bir dakika kadar inanç sistemlerinizle ilgili konuşalım. İnanç sistemlerinizin bir envanterini çıkartalım. Biz şimdi bu alanı yaratırken, siz de kendi inançlarınızı, kim olduğunuzla ilgili inançlarınızı bir düşünün. Bir an durun ve kim olduğunuza ve neye inandığınıza bir bakın.  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Çeviri : Fevziye Peker &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Derleme : Halil Gül &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-3664248769665096530?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/3664248769665096530/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2007/12/tobiasn-yks-st-germainden.html#comment-form' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3664248769665096530'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/3664248769665096530'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2007/12/tobiasn-yks-st-germainden.html' title='Tobias&apos;ın Öyküsü / St. Germain&apos;den'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-2130658366764608283</id><published>2007-12-29T01:56:00.002+02:00</published><updated>2012-01-16T02:18:21.119+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yeshua'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öykü'/><title type='text'>Yeshua'nın Öyküsü</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Tobias'dan Öyküler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yeni Enerjiyi Bedenlemek&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bedenleme Dizisi - 07 Ağustos 2004   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yeshua buraya geldi çünkü tüm bu karanlıkla yüzleşme meselesini anlıyor. Son Shoud’umuzu izleyen haftalarda size yardım etti. Onun karanlıkla kendi deneyimi vardı. Öykünün bir kısmını biliyorsunuz, 40 gün 40 gece çölde kaldı –alın size tekrar 4 rakamı- şeytanla savaşmak için...ah, eski kitap böyle diyor. Şeytanla savaşma hakkında değildi halbuki.   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Çöle kalabalıktan uzaklaşmak için gitti, çünkü bu noktada onu birazcık delirtmeye başlamışlardı :-). Mucizeleri seviyorlardı. Keşfettiğiniz ya da kendi yaşamınızda keşfedeceğiniz gibi, insanlar mucizeye bayılır. İyi şovu severler. Oo, ama bu dikkat dağıtıcı olabilir, zira onlara bir mucize verin, iki tane isterler :-). Onlara balık ve somun ekmek verin, onlar da suyun şarap olmasını istesinler. Ve bu böylece sürer gider. O zaman elimizde, bir grup güçsüzleştirilmiş insandan başka bir şey yoktu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Böylece sevgili dostlar, Yeshua 40 gün 40 gece için çöle gitti. Ve kendi katınızda siz de onunla gittiniz. Siz orada Yeshua ile oldunuz. Orada, karanlığın ne olup ne olmadığına bakmak istediniz, zira o zamana kadar bu pek anlaşılamamıştı.   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Evet, iblisler diye tanımlanmışlardı. Ah, onlara birer isim ve kimlik verilmişti. Bunlar, insanların kendilerinde bulunmasından hoşlanmadığı kötü yanlardı. Her şeye kadir olanın enerjisini dış tanrılara, idollere ve çok, pek çok tanrıya yükledikleri kadar, kendileri hakkında sevmedikleri şeyi de iblislere ve Şeytan ve Lucifer denilen varlığa yüklediler.   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yeshua bunlardan herhangi birini kabul etmedi. Tanrılar olduğunu, –nasıl denir- farklı türde tüm bu idolleri kabul etmedi. Hatta uzakta bir cennette olan tanrıyı da kabul etmedi. Etmedi. Eski Ahitte o kadar çok yanlış naklettiler ki onun sözlerini. Tüm bu iblislerin varlığını kabul etmedi. Ve bir takım çılgın kurallara uyulmazsa, onları zaptedecek olan Şeytan enerjisinin varlığını de kabul etmedi. Bu yüzden çöle gitti, kendi keşfetsin diye.   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ah, o Ruh ya da Tanrı dediğinize inanıyordu. Ama kiliselerin, her hangi bir kült ya da her hangi bir grubun tanımladığı gibi olduğuna inanmıyordu. Aklı pek karışmıştı. Bu size bir şey çağrıştırıyor mu, Şambra? Ve siz onunlaydınız.   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Bu yüzden tefekküre dalmak, sakinlemiş enerjide olmak için çöle gitti. Kendi yaşamınızda keşfettiğiniz gibi –hepiniz- doğaya açılmak iyi gelir insana. Şehrin ve ailenin enerjisinden uzakta olmak.   &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ve böylece Yeshua, kendisi için neyin doğru olduğuna bakmak için çöle gitti. Şeytanla savaşmadı. Zaman içinde şeytanın onun bir parçası olduğu anlayışına ulaştı. Bunun böyle olmasının bir nedeni olmak zorunda olduğu anlayışına ulaştı. Oraya onu test etmek için konmamıştı. Kendini daha az insan ya da daha az melek hissetsin diye konmamıştı oraya.   Niye oradaydı peki? Bu karanlık neydi? Ve gerçekten Yeshua –ve o zaman hepiniz- farketti ki karanlık, insan varlık tarafından reddedilen her şeydi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Karanlık, ruh varlık tarafından reddedilen her şeydi.   Yeshua, sizin geçen gün kelimelendirdiğiniz anlayışa geldi. Karanlık tanrısallığınızdır. İkisi birlikte gider; ikisi birlikte gitmek zorundadır. Yeshua anladı ki, insanın içinden çıkarılacak şeytanlar yoktur, kaçıp saklanılacak şeytan yoktur. Daha çok, tüm bunların içeride kucaklanması vardı.  &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Çeviri : Fevziye Peker &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Derleme : Halil Gül &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-2130658366764608283?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/2130658366764608283/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2007/12/yeshuann-yks.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/2130658366764608283'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/2532675113826276173/posts/default/2130658366764608283'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://aryanon.blogspot.com/2007/12/yeshuann-yks.html' title='Yeshua&apos;nın Öyküsü'/><author><name>Halil</name><uri>http://www.blogger.com/profile/10344013377851240619</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='21' src='http://lh6.google.com/halilgul11/RvUyGpCaBDI/AAAAAAAAAQY/HQIfQhXtWWA/IMG077.JPG?imgmax=800'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-2532675113826276173.post-3760456871839981209</id><published>2007-12-29T00:02:00.003+02:00</published><updated>2012-01-16T02:17:07.986+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yaratıcılık'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Öykü'/><title type='text'>Anna'nın Öyküsü</title><content type='html'>&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Tobias'dan Öyküler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sınırsız Darbelerle Yarat&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yaratıcı (Yaratan) Dizisi - 10 Şubat 2001&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Anna adında bir ışık işçisi vardı, burada bulunan ve bunu okuyan kişilere çok benzeyen, harika bir ışık işçisi. Geçen 30 yıl içinde birçok spiritüel kurslara gitmişti. Zihnini kontrol etmeyi öğrenmişti ki, bu da kendi içinde eğlenceli bir şeydir. Meditasyon yapmasını, meditasyon sırasında bir usulü izlemeyi ve zihnini nasıl boşaltacağını öğrenmişti. Ama biz biliyoruz, ve siz de biliyorsunuz ki, zihin hiç bir zaman boşalmamaktaydı. Anna günde iki kez, rahatsız bir pozisyonda oturarak 20 dakikasını geçiriyordu, çünkü bunu yapması gerektiğine inanıyordu. Ama bir anlamda bu ruhuna ve varlığına çok iyi gelmekteydi, çünkü ona yolunda yardımcı oluyordu. Yapılanmayı (strüktürü) sağlıyordu.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sevgili ışık işçimiz Anna, farklı konularda, farklı teknikleri içeren birçok kurslar aldı – nasıl dingin olunur, nasıl sakin olunur, nasıl iyi olunur, Tanrı gibi nasıl olunur, Tanrı’ya nasıl itaat edilir, Tanrı’dan nasıl saklanılır. Bu kurslar, yol üzerindeki sıçrama tahtaları gibiydi ve onun bu noktaya gelmesini sağladı. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ama alttan alta Anna merak ediyordu, “Bu kadar çok şey öğrenmeme rağmen ve bu kadar büyümeme rağmen, nasıl oluyor da varlığımı, alanımı etkiliyemiyorum? Nasıl oluyor da ben musluktan gelen suyun akışını değiştirmeye odaklanamıyorum?" O bunu denemişti. Ve işe yaramamıştı. “Nasıl oluyor da bir mumun alevini zihnimle etkileyemiyorum? Çünkü alevin hareketini etkileyen şeyin sadece esinti olduğunu ben de, Ruh da kesinlikle biliyoruz.” &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Anna sinirleniyordu, çünkü yaşamında, kontrolü elinde tutamadığını gösteren meydan okumalar ve deneyimler olmaya devam ediyordu. Sadece hayatta kalmak ve içinde spiritüel olarak büyümek konularında iyi gidiyordu. Bakın, onun farketmediği şey, yaptığı tüm çalışma ve harcadığı tüm güçle, içerde bir şeyin yapılandırılmasıydı. Bu eylemler, içerde bir şeyi uyandırıyordu. Ama yine de bunların dışsal realitesini değiştirmemesine sinirleniyordu. Dışardaki şeyler değişmiyordu. Bunun birçok nedeni vardı. Nedenlerden biri, zamanın uygun olmadığıydı. (Şeylerin değişmesi) uygun olmayacaktı. (Değişseydi) – nasıl desek – bir parçalanma ve yanma olacaktı. Zaman pek uygun değildi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hepiniz açısından beklenilen çok şey vardı, ve biz bunu anlamaktayız. Anna’nın kendi enerji dengesi – berrak, beyaz ve siyah bilyelerle ilgili konuştuklarımız- onunla hala harika bir oyun oynuyordu. Bu oyunun daha bitmek zamanı değildi. Bir gerçek daha vardı, o da Anna’nın hala gücünü başkalarına vermeye devam etmesiydi. Bir kursa gider ya da bir kitap okur ve bunların takipçisi olurdu. Ve Yaratan takipçi değildir! Bunlar çelişen kavramlardır. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ama şimdi sevgili dostlar, şimdi zaman uygundur. Söylediğimiz gibi, bugün ikinci çemberde toplananlar, ölçen ve izleyen varlıklar vardır. Zaman şimdi uygun olduğu için, bu onların çok ilgisini çekmektedir. İlk insanların şimdi yaratıcılığını kullanmaya başlayacağını bilmektedirler. Ve bu ilk insanlar da sizlersiniz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Anna, dışardaki çevresini, dışsal varlığını kontrol edemediği için çok sinirleniyordu. Bir noktada, çoğunuzun yaptığı gibi, bütün kitaplarını, bütün araçlarını attı ve şöyle dedi, “Artık kurs falan yok. Onlar bana bir dolu paraya mal olmaktan başka bir işe yaramadı!” Sevgili dostlar, bu doğru bir anlayış değildir, çünkü söylediğimiz gibi, bu şeylerin hepsi, bütün bu kurslar ve edinilen disiplinler ve teknikler ona gerçekten bir sıçrama tahtası oluşturmuş ve onu aileyle yeniden biraraya getirmiştir. Bu kurslar kanalıyla diğerleriyle karşılaşmıştır. Toplantıların enerjisi, aileyi yeniden biraraya getirmek açısından değerliydi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şimdi, Anna, Yeni Ev denilen yeri öğrendi. Bunu pek anlamadı ama bunun güzel bir his verdiğini içi biliyordu. Bu ona uygun geliyordu ve başka hiç bir şey olmasa da, en azından birkaç dakikalığına sessizlik hissediyordu! Böylece Anna, her birinizden şimdi yapmanızı rica ettiğimiz gibi, Yeni Evinde zaman geçirmeye başladı. Kendinizi Yeni Evin enerjisinin içine koyun. Yeni Evinizin şarkısını hissedin. Eğer çok iyi duyamıyorsanız, sadece hissedin. Eğer çok iyi hissedemiyorsanız, orada bir titreşimin olduğunu, yeni evinizde çekirdek bir titreşimin olduğunu sadece bilin. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Anna, dışa dönük yaratmak, yönünü belirleyerek ve güçle yaratmak yeteneğinin yoksunluğundan biraz sinirlenmiş bir halde, eski yöntemlerin çoğunu salıverdiği bir noktaya geldi. Yaratmaya başlamak için gerçekten hazır olduğu bir noktaya geldi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yeni Evinde Anna, oturma odasında yerde duran, parıldayan bir boya, parıldayan, harika bir boyayla dolu bir kova ve kovanın içinde de kocaman bir fırça gördü. Bu kovanın orada bulunmasının bir nedeni olduğunu biliyordu, çünkü onu oraya Anna koymamıştı. Yeni Evine en son gittiğinde, böyle bir kova yoktu orada. Ama bu ona bir şekilde doğru geldi. Fırça büyüktü, çok büyüktü, şimdiye kadar gördüğü boya fırçalarının en büyüğüydü. Çevresine bakındı. Yeni evinin içinde çevresine bakındı ve bu fırça ve bu boyayla ne yapması gerektiğini düşündü. Ama korkup geri çekileceğine, yeni evinin o olağanüstü enerjisinde bulunduğu için, sadece kendine sordu, “Bu parıldayan, güzel boyayla dolu kova ve bu kocaman fırçayla ilgili bilmem gereken nedir? “ İçinden bir ses geldi – bir rehberden ya da Tobias’dan değil – ve, sadece bu fırçayı almasını, boyaya batırmasını, ve yeni evinin seçeceği her hangi bir duvarını sınırsız bir fırça darbesiyle (sıvamasını) söyledi. Anna eline parıldayan boyalı fırçayı alıp da, Yeni Evinin duvarına sınırsız bir “çizgi” çektiğinde, Yedinci Dersi öğrendi. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sınırsız Darbelerle Yarat. Sınırsız darbelerle yarat. Bu basit ama önemli bir derstir. Gelecek 30 gün içinde, yaratmanın ilk gerçek anlayışına adım atacaksınız. Artık bir kurban olmayacaksınız ve artık yaşamınızda meydana gelen şeylere sadece tepki veren biri olmayacaksınız. Siz gerçekten yaratacaksınız. Sizden evinizde oturmanızı, evinizin titreşimini hissetmenizi ve hazır olduğunuz zaman, bu kocaman fırçayı alıp boyaya batırmanızı ve sınırsız bir darbeyle yaratmanızı istemekteyiz. Sadece bir darbe, daha fazla değil. Sonra fırçayı yere bırakın, yere oturun ve yarattığınız o sınırsız darbeyle neler oluyor izleyin. Gözlemleyin. O değişecektir. Şekil değiştirecektir. Kendi dengesini bulacaktır. Siz Yeni Evinizdesiniz, ve bu enerjinin içinde tanrısal bir denge mevcuttur. Yarattığınız ilk şey – ilk sınırsız darbeniz- kendi tanrısal dengesini bulacaktır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Çeviri : Fevziye Peker&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="color: black; font-family: inherit;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Derleme : Halil Gül&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/2532675113826276173-3760456871839981209?l=aryanon.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://aryanon.blogspot.com/feeds/3760456871839981209/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/ht
