İki Kaderin Kesişme Anı

Sayfayı Yazdırın
send email

Iki Kaderin Kesisme Ani
Bahçemizdeki pergolenin ahşap aksamlarını boyamak için gelen, sonradan yirmisekiz yaşında olduğunu öğrendiğim bir gençti. James Dean'i hatırlatan saç stiline eşlik eden dövmeleri bedeninde şekle bürünmüş hayallerinin uzantıları gibiydi. İnsanın ulaşmayı, kavuşmayı arzuladığı şeyleri sahiplenmek ve kendi gerçeğinin bir parçası kılmak adına bu sembollere tutunuyor olduğunu hissettim. Bu hisse eşlik eden anılar geçmişin dehlizlerinden çıktı geldi ve ilk dövmemi yaptırdığım zamanki duygularımı şimdime getirdi. Uçan at Pegasus, özgürlüğe kanat çırpan dört ayaklı bir yeryüzü canlısı olarak bende özlem duyduğum özgürlük ateşini temsil eden bir anlama sahipti. Bu anlamı gerçeğim kılmak, görünür hale getirmek için bedenime işletmiştim.

O'nun hayalleri, tutkuları nelerdi diye düşünürken bedenindeki semboller hislere dönüştü ve yaşamında canlılık, renk ve hareket arayan bir gencin sıkışmış duygularını ve öfkelerini hissettim.

Hız yapmayı sevenlerin tarzına benzeyen bir motorsikletle birkaç gün boyunca geldi ve işini yaptı. İşini yaparken yaz ortasının sıcağına aldırmaz görünüyordu.

Kısa süren sohbet anına dek kendisi hakkında bu izlenimleri edinmiştim. Büyük şehirlerden birisinde hiç yaşayıp yaşamadığını sordum. Kısa süreliğine İzmir'i görmüş olduğunu anlatırken yüzünde beliren ifade ne yapacağını bilememezlikten ve çaresizlikten doğan bir hüzne büründü. Datça ona dar gelmekteydi fakat elinden birşey gelmiyordu. Sözcüklerinin ardında gizli duyguların izini sürerken onu anlamama yardımcı olan şeyin yüzde otuzu sözleri, geri kalanı ise onların ardında gizli duygularıydı.

Çalıştığı marangozhane yol kenarındaydı. Araba ile oradan geçerken zaman zaman motorsikletini görürdüm. Birkaç kez de selamlaşmıştık.

Aradan bir ay geçmişti ki, aynı marangozhaneden tanıdığım birisi onun motorsiklet kazasında ölmüş olduğunu söyledi. Bunu duyduğum an zaman durdu. Gençlik ve ölüm yanyana geldiği zaman denklemde bir terslik oluşuyormuş duygusu belirdi içimde. Halen yaşıyorken ölümlere tanıklık etmek, yaşam rüyanda bir süre beliren bir kişinin rüyaya başka bir boyutta devam etmek üzere buradan ayrıldığını görmek tuhaftı. İnsan için ölüm, başkalarının başına gelen bir şeymiş duygusunu verir. Sarsılsa dahi kendisini ölüm sahnesinde hayal etmekten kaçınır insan. Kendi ölümünü geleceğe iteler. Gelecek yanılsamasından uyanmak belki de ölümünü şimdiye getirmek ve onunla yüzleşmektir.

Bir de sadece nefes almak ama yaşamamak vardır. Bedenin, zihnin ve egonun doymak bilmeyen dürtüleriyle bir o yana bir bu yana sürüklenen hayatlar yaşamdan nasibini ne derece alır? Bu bilinçte nefes alamazken yaşamda boğulmaktır.

Kazanın nasıl gerçekleştiğini sordum. Virajdan sonra yolun ikiye ayrıldığı sapakta karşıdan gelen bir başka motorla çarpışmış ve ikisi de ölmüş. Ölen diğer kişi de motor tutkusunu paylaştığı bir arkadaşıymış. Başka zamanlarda yanyana sürdükleri motorları virajda karşı karşıya geldiği an, belki de sessizce yapılmış bir geçiş anlaşmasının tezahürüydü. İki kaderin çakışma anı her ikisine de haz veren tutkuları vasıtasıyla oluşmuştu. Kötü bir olay gibi görünen bu çakışma anında sanki bir şiirsellik vardı.

Motora hareket ve hız veren yakıt asıl gücünü bu gençlerin bastırılmış duyguları, hayal kırıklıkları ve özlemlerinden alırken, adı konmamış beklentilerini kavramak isteyen elleri sürekli gaza basıyordu.

Her arzunun temelinde sevgiye ulaşma ve bütünleşme isteği vardır. İçe yolculuk yapan bir insan için bu bütünleşme yolculuğu birçok ölüm eşiği barındırır. Bu ölümler daha çok manevi anlamda içte yaşanan güçlü bırakışlardır. Her ölüm varlığı daha geniş bir bilinç düzeyine taşıma potansiyelini barındırır. En kuvvetli ölüm deneyimi ise, kendine doğmak üzere kendine ölmektir. Ben denen yanılsamanın buharlaşmasıdır.

Şimdi burada olmayan bir gençle deneyimlediğim kendi kesişme anlarımı sizlerle paylaşarak onu da sizlerin (bu yazıyı okuyanların) yaşam rüyanızda bir ana taşımak istedim.

Umarım yolu açık olur.

Halil Gül
aryanon.blogspot.com

5 yorum:

  1. sevgili Halil,bir genç vardı 2 yıl kadar önce tanışıp yazıştığım... Mezun olduğum okulda öğrenci idi. Toplumun ''uç tip'' dediği gençlerden... bence saflığın yeryüzünde tezahür etmiş hali idi o ... neyse, yapamadı, tutunamadı ve ölümü seçti... gitti... şiirsel değildi onunki veda etmedi birşey söylemedi öylece gitti... bir zamandır bende ölümü düşünüyorum ... özellikle genç bir insan ve ölümü yan yana koyarken zorlanıyorum ... yakışmıyor sanki ... en kuvvetli ölüm deneyimi kendine doğmak üzere olandır demişsin ya işte orda kaldım ben ... bir zamanlar öyle düşünürdüm... artık bundan emin değilim...
    hissettiğim üzüntü ... hepsi bu...
    yolları açık olsun ...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Üzüntü son derece normal bir duygu. Benim hissettiğim üzüntü yazıda da var zaten. Fakat bilgi ile bakınca, birkaç nefes alıp olanı bütünlüğü içinde hissedince herşeyin uygunluğunu biliyorsun. Ruhun bir yaşı yok. Fakat biz o kişiyi bedeni ile özdeşletirdiğimiz zaman, kendimizi de yaşamın doğum ve ölüm döngüsündeki doğrusal boyutuna kilitliyoruz. İşte bu noktada hisler ve düşünceler karmaşıklaşabilir.

      Kendine doğmak üzere ölmek ise, Benliğinin hep varolmuş olan O Tanrısal özüne dokunmak ve O'nu yaşamının, varlığının hamisi ve temel referans noktası kılmak, burada bütünlemektir.

      sevgiler...

      Sil
  2. Halil belki ilgini çeker bu linkde Salim'in bir şiiri var :
    http://ayseninyolu.blogspot.com/2012/01/gitti-giden.html

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şiiri okudum. Tekrar geleceğim demiş:-)
      Madem gidenlerden konuşuyoruz. Bir süre önce buradan ayrılan bir dostumun hayattayken bana verdiği bir şiirini, o gittikten çok sonraları bulup bu blogda paylaşmıştım. Linkini veriyorum:

      http://aryanon.blogspot.com/2008/11/data-gelen-bir-dost.html

      Sil
  3. gidenlerin ardından bize hisler kalıyor ... Diler dostunuda anmış olduk böylece, ne güzel :-)
    yüreğimden bir dilsiz selam olsun hepsine ...

    hepimiz elbet bir gün buluşacağız ve kaynatacağız tüm bunları :-)
    gittikleri yer uzak değil hemen şu perdenin arkası...

    sevgilerimle...

    YanıtlaSil

 
^ Başa dön