KendineDoğru

Sayfayı Yazdırın
send email

jump

Merhaba dostlarım. Sizlere iki haberim var. Önce iyi haberden başlayayım.
2007 yılından bu yana yazılarımı sizlerle paylaşıyorum. Neredeyse üç sene olacak ve ben bu zaman zarfında çok şey yaşadım. Hakkında yazmış olduğum şeyler birebir deneyimlediklerim ve iç seslerimdi. Bunları ifade ediyor olmak beni çok genişletti ve gerçekte kim olduğum anlayışını bedenlememe vesile oldu. Onceleri iç ses dediğim şeyler, şimdi bedenlediğim ve doğrudan yaşadığım yaşam gerçekliğim oldular.


Gerçek olanın sesi dualitik düzlemde daha kısıktır. O’nu duymak için algıların açılması, zihnin arınması, kalbin temizlenmesi gereklidir. Duymaya başladığın zaman senin için karşı konulamaz bir çekim alanı oluşturur. Çünkü varlığının derinlerindeki asıl gerçeğini görmezden gelemezsin. Bilirsin O’nun gerçek olduğunu. Ama kelimeler kifayetsiz kalır. Yaşam çok katıdır ve insanlar kördür. Anlatamazsın. Anlaşılmaktan vazgeçtiğin anda O sese yaklaşmaya yönelik seçim yaparsın içinde. Bedeli ne olursa olsun diyerek.

Ve yumak çözülmeye başlar. O sesi kısık kılan tüm dinamikler, ağır ve yoğun katmanlar zihninden, duygularından, bilincinden salınmaya başlarken yıllar geçer ve sen onları uğurlarken son bir kez karanlığınla göz göze gelirsin. Bu son kez, yıllara yayılır. Olduğunu sandığın kişilik illüzyonu dağılırken bin kez öldüğünü hissedersin. Ve ironiktir ki, sahte benlikler can çekişirken içindeki O ses sana yaklaşmaya başlar. Parçalanmış benliklerin ölürken…çoklu hallerin dağılırken, BİR ve TEK olan sen doğmaya başlarsın. Hepsini kapsayan, içine alan…hiçbir şeyi dışarıda bırakmayan genişlikte bir kanal açılır içinde.

Her yaşadığımı burada detayları ile anlatmadım. Yazdıklarım daha çok, hepsinden süzülen bir nektar gibiydi. Zaman zaman örneklerle ama çoğu zaman o nektarı ortaya koyarak oldu bu. Ben izin verdikçe O nektar beni de besler, kendime getirir oldu. kendime doğru yaptığım bir yolculuktu bu. Halen de öyle.

Evet, kendine doğru. Bu ses birkaç sene önce içimde yankılanırken o sese eşlik eden ve birlikte genişleten iki kişi daha vardı. Özlem ve Alev. Üçümüzün ortak yaratımı olarak o gün bu enerji tetiklenmişti. Şimdilik Özlem ve ben başladık ama Alev’de yakında bize eşlik edebilir. Sitemiz;

Bu iyi haberimdi.

Şimdi ikinci haberim.
Doğal olarak, önce iyi haber deyince insan ikincisinin kötü olması gerektiğini düşünebiliyor. Ama ikinci haberim “daha iyi” bir haber. 2009 yazında Datça’da başlamış olduğumuz eğitimleri devam ettirmeyi seçtik. Bu ay sonu Ankara, Nisan ayı başında da İstanbul’da iki tam günlük çalışmalarımız olacak.

Bu çalışmalar katılımcıların ortak bilincine ve ihtiyacına göre o an şekillenen bilinç ve enerji çalışmaları olacak.
Doğru eşi nasıl çekeceğinize,
Nasıl kariyer yapacağınıza,
Nasıl daha çok maddi bolluk yaratacağınıza,
Nasıl nefes alırsanız neye iyi gelire,
Nasıl etkili bir insan olacağınıza ….dair çalışmalar OLMAYACAK.

Yukarıda yazdıklarımın hepsini çöpe atabilirsiniz. Çünkü bizler GERÇEK olmayı ve bilinçte genişlemeyi seçenlere bu rehberliği veriyor olacağız.
Asıl olanın kendinle olan ilişkin olduğunu,
Herşeyin, kendi BEN mevcudiyetinizden başka herşeyin bir illüzyon olduğunu hatırlatırken, illüzyondan özgürleşmeye dair anlayışları sunarak bu rüyayı nasıl uyanık olarak, enerjiyi bilinçle hareket ettirerek varolacağınızın bilişini hatırlatacağız.
Biliniz ki;
İhtiyaç yanılsamasından kurtulduğunuz zaman, ihtiyacınız olan şeyler size kendiliğinden gelir”
Neyse, ben yine ipi koparttım gidiyorum..:-) birisi dur desin….
Yeni sitemize üye olarak oradaki paylaşımlarımızdan, etkinliklerimizden haberdar olabilirsiniz ve buradaki yazılarımdan derleyerek oluşturduğum PIRILTILAR adlı e kitabı da ücretsiz olarak indirebilirsiniz.
Siteyi ziyaret için buraya, (siteden de üye olabilirsiniz)
Doğrudan siteye üye olmak için buraya tıklayınız.

sevgiyle kalın…
Halil

6 yorum:

  1. "Olduğunu sandığın kişilik illüzyonu dağılırken bin kez öldüğünü hissedersin. Ve ironiktir ki, sahte benlikler can çekişirken içindeki O ses sana yaklaşmaya başlar. Parçalanmış benliklerin ölürken…çoklu hallerin dağılırken, BİR ve TEK olan sen doğmaya başlarsın."
    Bu sözleri ancak yaşayan o yola tırmanışa geçmiş olan yazabilir, AŞK olsun dost.

    YanıtlaSil
  2. durr:)) ahh..harika dostum..insanın (tüm formları içeren)kendisinden başka birşeye ihtiyacı olmadığını hissetmesi ne güzel bir his değilmi? sonuçta her varlık bir bütünlüktür ve bütünlük de eksiklikle bağdaşmaz!

    bir de (bu işlerle uğraşanlar olarak) "yeni enerji" kavramına gereğinden fazla anlam yüklemeyi bırakabilsek..çünkü her anlam yükleyiş,bütünlükten bir ayırmadır!..çünkü o da bütünlükte hep var olmuş olanın ve nihayetinde o "kadim bilgeliğin" bu dönemin gereklerine göre ortaya konuluşundan başka da birşey olmadığına göre geriye ne kalıyor..eskisi de yenisi de aynı şeyi söylüyor..kendi(bütünlüğünün)önünden çekilmek, ona izin vermek..form'dan özgürleşmek!..hayırlı olsun dileklerimle..sevgiler..ademius

    YanıtlaSil
  3. SUFI...eyvallah. Sana da AŞK olsun..sevgiler..

    YanıtlaSil
  4. Ademius..
    tesekkurler yorum için. "Yeni enerji" gercekten de mevcut. Simdi burada. Ama senin dedigin gibi, o anlamlarin bittigi yerde mevcut.
    Kadim zamanlarda aydınlananlar burada fazla kalamamış ve gitmişler. veya, yaşadıkları sürece insan içine pek girmemiş uzakta kalmışlar. Ya da Kaynağa, kendi özgünlüklerini kendilerince olacakları boyutlarına çekilmişler.

    Şu dönem onların oraya, geri döndükleri yere ait dinamikler çok daha farklı bir şekilde "buraya" gelmekte. Rahmet olup yağmakta. Dünyanın, insanların kalıplaşmış, köhneleşmiş katı bilinci çatırdayarak dağılmakta.

    Bunu mümkün kılan, bu yolu yürümüş.."geri dönmemiş" yeni donanımlarla "tekrar buraya" gelmiş olanların sayesinde bu olmakta.

    Kendi önümüzden çekilelim dostum:-))..tesekkürler.

    YanıtlaSil
  5. ..anlam yüklemeyi bırakıp, bir şey hakkında gerçekten nötr kalabildiğimizde,yani onunla ilgili "hikayelere" takılmadığımızda (gerçek manada)önümüzden çekilmiş olabiliriz ancak..ama bu hikayeler inanılmaz biçimlerde, her türlü gösterişli(ruhsal) kılık ve kıyafetle gelebiliyorlar önümüze ve bizde bir egosal"daha iyi" etkisi uyandırabiliyorlar..insanız sonuçta..

    bu noktanın farkındalığında kararlılıkla kalınmadıkça, önümüzden çekiliyoruz sanırken önümüze yeni yeni engeller de yaratıyor olabiliriz ki, genelde ruhsal ortamlarda yaşanan budur!..asıl kastetmek istediğim buydu..sevgiler,saygılar..ademius

    YanıtlaSil
  6. Enerjiye bakıyorum...sözcüklerden çok enerjiye. Arkadaki bilince, güdüye.

    Bazen, varlığımız varoluşunun zeminini karşı durduğu şeylerden alır. Bunlar bir düzeyde "farkındasızlığa"karşı uyarmak, geri durmak, sakınmak, hatırlatıcı olmak vs. gibi ortaya çıkarken, kişinin içine alamadığı bir şeyi görüyorum. Hatta, karşı durduğu, sakındığı şeyin onu bizzat besleyen ana damar oldugunu görüyorum.
    Bu dinamik hep iki kutuplu çalışır ve biri diğerini besler.

    Oysa evrende yolunda gitmeyen birşey yok. Buna farkındasızlıklar da dahil. Kişileri uyarmak yerine kendime bakmayı ve insanları kendi gerçeklikleriyle kabul etmeyi seçiyorum. Sanıyorum bunu yakın zaman öncesinde hatırladım.

    Merkez efendiyi bilir misiniz? Ona bu lakabın veriliş hikayesi hep hoşuma gitmiştir.
    Şeyhi ona; şu an elinde imkan ve güç olsa evrende neyi değiştirirdin demiş.

    Diğerlerinin "hırsızlığı, yoksulluğu, adaletsizliği vs." ( sanırım buna farkındasızlığı da ekleyebiliriz) dediği şeylere o şu şekilde cevap vermiş;

    Hiçbir şeyi değiştimezdim. Herşeyi olduğu gibi bırakırdım, tam merkezinde. Ondan sonra da olmuş Merkez Efendi:-)

    Ve don kişotu hatırladım. Yeldeğirmenlerini, dağları, nehirleri düşmanları sanan don kişot'u. Kendi gölgeleriyle savaşmaktaydı, kendi hayal dünyasında. Gölgelerden uyanmak oyunun sonu, varlığını daim kılan nedenlerin sonu anlamına gelirdi.

    Ama bunların yaşanması da uygundur. Tekrar merkeze gelebilmek ve merkezi kalbimizde bedenleyebilmek adına.

    Bazen devam ettirmeyi seçeriz, var kalabilmek adına. Bazen uyarmayı seçeriz, kendi benliğimizi uyarmak ve canlı tutabilmek adına. Farkında olmaksızın. Ve bu da uygundur.

    YanıtlaSil

 
^ Başa dön