Kedi Dedi

Sayfayı Yazdırın
send email

tobiskoKedim bana konuştu. Ve dedi ki;
Merhaba insan dostlarım. Sizlerle bu şekilde iletişimde olmanın, bizleri bir düzeyde daha anlaşılabilir kılmanın aracı olabileceği potansiyelini harekete geçiriyoruz. Bu şekilde diyorum; Çünkü bizler iletişim için sözcükleri ve zihinsel tanımlamaları kullanmayız. Sözcükler yerine ses tonlamaları o anki duygumuzu veya ihtiyacımızı vurgulamak için kullanılır. Zihnimiz ise bir insan zihninin yapabileceklerine kıyasla daha sınırlıdır fakat pratik anlamda yeterlidir.

Zihnimizin işleyişine değinmek isterken, şu anki diyaloğumuzu örnek olarak kullanmak isterim. Su anda bir insan zihni ve insan ortak bilinci bizim oluş halimize sizin anlayabileceğiniz şekliyle kanal olmakta. Bizler diğer herşey gibi insanın henüz tam olarak içine almamış olduğu bazı öz nitelikleri onlara yansıtan kendi parçalarıyız. Çok uzun zamandır insanlarla etkileşim halindeyiz. İnsanla olan bu beraberliğimiz bizleri de kendi bilincimizin sınırlarının ötesine taşımak için bir araç. Sınırlarımızın kısıtlılık olarak algılanmaması gerektiğini vurgulamak istiyorum. Bizler de varoluşun tüm diğer canlı unsurları gibi genişlemekteyiz. Bizler normal halimizde sürekli şimdiki anda, olmuş ve olmakta olan ile bütünlük içerisinde varoluruz. Fiziksel olarak bir köşede oturmuş, gözlerimizi kısmış haldeyken aslında sadece orada değiliz. Sizlerin henüz algılamakta kısıtlı olduğunuz düzeylerde sadece sizlerle değil, yüce uyumla birlikteyiz.


Yüce uyum ile birlik halimiz, bazı insanlar tarafından algılanmış ve içe dönüş uygulamalarında ilham aldıkları bir araç olarak da kullanılmıştır. Zen budistleri bizleri bu açıdan algılarlar ve onurlandırırlar. Eski Mısır’da ise bizlerin algı bandı genişliğimiz bazı rahipler tarafından yüksek zeka formları ile iletişim aracı olarak kullanılmaktaydı.

İnsanlar bizlerle çoğunlukla duygu düzeyinden etkileşime geçerler. Duygusal varlıklarındaki boşlukları, yaraları doldurmak ve onarmak için araç oluruz onlara. Kendi dünyalarında yaşamış oldukları duygusal travmalar, beklentiler ve özlemler bizim varlığımız ile bir düzeyde şifalanırlar. Fakat bu noktada insanlar alışageldikleri üzere her zaman yaptıkları gibi, bizleri sahiplenme yoluna giderler ve gerektiğinden fazla anlam yükleyerek baştacı ederler. Bazılarınız ise içlerinde tuttukları öfkeyi ve nefreti bizlere akıtırlar. Bu ise etkileşimde ortaya çıkan bir başka dengesizliği var eder.


Bu düzeydeki duygular, sevginin deforme olmuş halleridir. Sevgi tüm varoluşun ortak dilidir. Kabulün dilidir sevgi. Bağımlılıkların, sahiplenmenin, beklentinin, aşırı yüceltmenin, öfkenin ve nefretin yaşandığı bilinç halleri, son derece sade, beklentisiz, kendiliğinden ve süptil ama gücünü sadeliğinden alan sevgi bağının, sınırlı ve kapalı bilinç düzeylerindeki yaşanış şekilleridir.

Bu noktada bizler insanın yaralarını üstümüze almaya meyilliyizdir. Ancak insan gibi bu enerjileri üzerimizde taşımaksızın akmasına izin verdiğimiz için bu bize yük olmaz. Etkileşimin bu hali insanları dengeler. Oysa bizler daha üst düzeyde, size kendi içinizde farkında olmadığınız özsel niteliklerinizi ve kalitelerinizi yansıtmaktayız ki, onları görüp, içinize alıp bedenleyesiniz. Varoluş bu şekilde vardır. Her dinamik diğerini destekler ve besler. Negatif veya pozitif, hepsi varoluşun ortak bilincinin birbirine olan yansimalarıdır.

İnsanlar kendi benliklerinin tüm parçalanmış yanlarına sahip çıkıp, üstlendikleri zaman etkileşim bir başka düzeye taşınmış olacak. Böyle bir potansiyeli de bir düzeyde kendinize yaklaştırmış olduğunuz için şimdi bu şekilde ve bu düzeyde iletişim kurmaktayız. Unutmayınız, yüksek zekanız sizlere her yolla konuşur. Bunu algılayabilmeniz için sözsel ve zihinsel iletişim ve etkileşimin dışına çıkmanız için sizleri yüreklendiriyoruz.

Sokakta aç ve yaralanmış, travma yaşayan bir kedi gördüğünüzde, bu hallerinizi de sizlere yansıtmak üzere bedenlemiş olduğumuzu düşünerek bakın. Bir tarafta aç kediler varken, diğer tarafta aşırı ve dengesiz beslenmeden dolayı obezite sorunu yaşayan kediler olduğunu görün ve bunun içinizdeki nedenlerine bakın. Kendinize ve diğer insanlara davranış şekillerinize bakmakta olduğunuzu bilin. Bu dünyada gördükleriniz ve görecekleriniz tümden sizlere birer aynadır. Kendi güzelliklerinizin ve parçalanmış benliğinizin yansımalarıdır. İnsanlara yakın bir konumda olan bizlere de bu açıdan bakın. Sizlere, sizlerin umutlarınızı, acılarınızı ve size hoş gelen, şifalandırıcı taraflarınızı yansıtmaktayız. Bilincinizdeki sapmaların yarattığı enerji dengesizliklerini size göstermekteyiz.

Etkileşimimizin bu aralığında vurguladığımız şeyi genele yayabilirsiniz. Bizim yaptığımız şeyi dünyamız da yapmakta. Sizi dengeleyip yükselten özellikleri olduğu gibi, sizi sarsan, su ile yıkayan, ateş ile saflaştıran devinimlerine de bu gözle bakınız.

Kediler herne kadar insanlara yakın olsalar da, kendilerine ait bir alanları vardır. Sevgi, oyun, yakınlık vs. kendi alanlarında zaman geçirmek istedikleri ana kadar yaşanır. Bu tutum beslenme döngüsünü kesintisiz devam ettirmek ve domine etmek ihtiyacında olan insanlar tarafından nankörlük ve bencillik olarak tanımlanır. Hatta çoğu insan kendileri sorgulamaksızın bu önyargılara ve inanç kalıplarına prim vererek bu yanılsamayı gerçek olarak kabul ederler. Bu, insan bilincine bizlere dair kazınmış bir yanılsamadır. Size bu özelliğimizi örnek almanızı tavsiye ediyoruz. Kendi alanınız ve kendinize ayırdığınız zamanınız olsun. Kendinizi güçlendirmeksizin verdiğiniz zaman, verdiklerinizi de zayıflatırsınız. Verdiğiniz şey, şekli ne olursa olsun altındaki sınırlılık imzasını taşıdığı için bu böyledir. Önce kendinize verin. Önce kendinizi sevin. Bu niteliğimizi örnek alın. Ancak size küçük bir uyarı! İnsanlar sizi bu yüzden nankör ve bencil olarak suçlayabilirler. Siz neyi seçiyorsunuz, bir yanılsmayı mı yoksa gerçeği mi?


Zaman ve mekan düzlemi bizler için varoluşumuzun sadece bir katmanıdır. Zaman içinde, acıktığımız zaman yer, uykumuz gelince uyuruz. Yüce uyumla birlik anlarımız ise sizler tarafından tembellik ediyormuşuz gibi algılanır. Bir adım ötenizde içenize almakta zorlandığınız ne kadar yüce bir oluş halinizin sizlere eşlik etmekte olduğunu bilseydiniz, sanırım sıcak bir köşede birlikte siesta yapıyor olurduk. Sahip olduğunuz hayal etme ve yaratma yetiniz böylelikle en etkin haline geçmiş olurdu. Sonrasında ise bunu kendi zaman ve mekan boyutunuzda yapma ve yaşama olarak deneyimlerdiniz.


Şimdi, bu etkileşimimizin en can alıcı mesajını vermek istiyorum.

Az önce söylemiş olduğum herşey bir değişim sürecine girdi. Bizler hayvan ve doğa ruhları olarak bu çağrıyı sizlerden önce aldık. Çağrı, sizin en yüksek potansiyelinizden gelmekteydi. Sizler O’nu şimdi bedenlemek üzere çağırdınız ve O insan bedeninde genişlemek üzere gelmekte.


Bir ayrışma yaşanıyor. Yukarıdaki cümlelerde yaptığım tanımlamaya uyan insan bilinci ve dünya artık çözülüyor. İnsan kendi gücüne sahip çıkmayı, sorumluluğunu almayı seçtiği için, tüm bu sorumluluk aşama aşama ona verilmekte. Bu durum insanı güçlendirirken, daha önce hiç kullanmadığı ruhsal niteliklerini devreye sokmak insanı zorluyor. İnsanı dışsal olarak destekleyen tüm unsurlar yavaşça çekiliyor ve insan kendi başına ayakta durmaya, yürüyebilmeye çalışıyor.


Gücüne sahip çıkma sürecinde olup, sorumluluğunu alan insanlar için önce kendi dünyaları ve bilinçleri değişmekte. Değişmeyi ve uyanmayı seçenler biliniz ki, bırakmakta olduğunuz şey kendinize ve yaşama dair sahip olmuş olduğunuz sınırlı bir algı ve bunun yüklerinden başka birşey değildir. Bırakmamakta, direnmekte, savaşmakta, eskiyi koruma çabası içinde olanlara ise şunu söyleyebiliriz ki, bizler de artık şu ana kadar verdiğimiz desteği aşamalı olarak geri çekmekteyiz. Sizler bilincinizde yeterli bir kütleyi oluşturup bu dinamiği harekete geçirecek seçimi yapmamış olsaydınız böyle bir süreç sözkonusu olmayacaktı. Kapılar bir taraftan kapanırken, diğer taraftan yeni başlangıçlara doğru açılıyor.


Dileğimiz bundan sonra, dışarıya bakan gözlerinizin aslında içinize bakmakta olduğunu bilmesi yönündedir.


Yüce Uyuma ( Tobi’nin deyimi ) kanal olan Tobişko ve Halil’den sevgiyle sunulmuştur.

aryanon.blogspot.com

16 yorum:

  1. sevgili halil okurken yazını cok mutlu oldum insanın kendı içinde kendini buldugunda gerçekten çokkk çoook büyük bir adım çünkü bu degişimi yaşadıktan sonra hayatımda cok degısıklıkler oldu zor bır dönemdi ama iyiki yaşamışım ve kımseye bagımlı olmadan mutlu olmyı ve çiçege karıncaya hayvanlarla konusur oldum bazıları deli diyorlar ama önemsemiyorum icimdeki benlik büyümüş gibi geliyor bana senınle tanışmayı yüz yüze konuşmayı çok isterim umarım karşılaşırız kendıne iyi bak lütfen yazmaya devamet sevgiler

    nalan

    YanıtlaSil
  2. Teşekkürler Nalan. Delilik bir iltifat da olabilir. Nereden baktığına bağlı olarak :-))...sence??

    YanıtlaSil
  3. aslında diger insanların kalıbına uymadıgında iki seçenek vardır ya delisin yada akkılı bir yerde olman gerekırmıs gıbı ayırıyorar ben gülüyorum delilik buysa deliyim ozaman böyle mutluyum :)))))

    Nalan

    YanıtlaSil
  4. Delilik ve velilik arasında çok ince bi çizgi olduğu söylenir. Ben bazen hangisi hangisi karıştırır oldum:-))

    YanıtlaSil
  5. yüce uyuma kanal olan tobişko ve halil'e teşekkürler ...
    tobişkonun siestasını çokkk canım çekti :)) meğersem kedicikler meşgulmuş o sırada bende hep tembel tembel yatıyorlar ne güzel derdim...

    hımmmm...demek ki her şey göründüğü gibi değilmiş.:))) anladım...
    sevgiler .

    YanıtlaSil
  6. :)) benden bir ek ...

    ''kendi aklıyla niceler kafir oldu gitti.
    delilikten kafir olan gördün mü?''
    demiş mevlana.
    pek de güzel söylemiş :) ;)

    YanıtlaSil
  7. Merhaba Ayşe, neredeyse bu sitede insanı delilige özendiriyorlar diicekler :-))

    YanıtlaSil
  8. hay allah , bunu çaktırmayacaktık değil mi ? :)))

    tamam...ben sustum :)

    YanıtlaSil
  9. yeterince açık verdik zaten:-)) sen benim "normal" görünmek için ne kadar çabaladığımı biliyormusun yaw?..hehe

    YanıtlaSil
  10. :)))))) iyidir delilik yahuu..insanın çiçekle böcekle ağaçla kuşla karşılaştığın her canlıyla iletişim kurmasını sağlar...sınırlar bir kere kalktımı delidir ne yapsa yeridir'e yaslanıp mış miş gibiden tam da yerine geçiş yapar insan..sonrada böyle muazzam kanallıklar çıkar ortaya...yazına bayıldım sevgili halil..tamda hissettiğim ifadeleri bir de senin yorumunla dinlemek ayrı bir keyifti..
    :)) bir ekleme de benden olsun..köyün delisi ile velisinin sırıtşı aynı imiş..her ikiside aslında kaybedilecek hiç bir şey olmadığını keşfetmişler...
    yolunuz açık olsun dostlar..sevgilerimle..

    YanıtlaSil
  11. Teşekkürler Nur. Sen de ne güzel ifade etmişsin. Delinin halinden deli anlar hesabı:-)

    YanıtlaSil
  12. Butun Deliler toplanmisken , ben de bir goz atayim dedim. Halil, su kedi delisini de pek begendim. Aman ya pardon onlar enerjiyi tutanlardi demi? hahah cok tesekkurler.

    YanıtlaSil
  13. bi kedi nelere kadirmiş yaw:-)

    YanıtlaSil
  14. bu yazı bir hihaye dahi olmuş olsa idi yine de katılırdım....bunları bizzat yaşıyor ve hissediyorum..kimse anlatmasa bile , bunu biliyorum..muhteşem birşey bu..
    Teşekkürler; Halil..

    Nurmaris..

    YanıtlaSil
  15. (Kedidir,kediii .. (!)(?)(..)

    YanıtlaSil
  16. Kedi kedi...başka bişey diil:-))

    Nurmaris: Ehh o kanalı biliyorsun öyleyse..ne güzel:-)

    YanıtlaSil

 
^ Başa dön