Sevgine İhtiyacın Var

Sayfayı Yazdırın
send email
kendini sev
Sevgine İhtiyacın Var
Evet, ihtiyacın olan şey kendin dışındaki sevgi değil. Kendi sevgin. İfade içindeki vurguya odaklan ve göreceksin. Tüm insanlık bunu dışarida biryerlerde arıyor. Sevgi denen şey orada dışarıda biryerde ve ona ulaşman gerekir diye düşünmektesin. Onu haketmen, uğrunda bir çaba göstermen gerekliliği kazınmış bilincine.
Sevgi denen kavramın içini herşeyle doldurabilirsin. Birbirinden ayrıymış gibi görünen bilgelik, şefkat, huzur, tamlık vs. O’nun diğer veçheleridir. Birbirinden ayrı olmayan ama çoklu niteliklerle bezenmiş bir sevgi. Sevginin yerine diğer belirttiğim kavramları da koyabilirsin ve hepsi birbirini içeren bir bütünlük halinde varolmaya devam eder.
Sürekli bir arayış içindesin. Öylesine bir arayış ki, seni ne aradığını unutmuş halde heryere sürüklemekte. Aradığın şey sonuçlar olarak belirginleşmiş ve sen de kaderini sonuçlara bağlamış haldesin. Sonuçlara iliştirilmiş duygu paketlerinin peşindesin. Yaşamın boyunca bazı sonuçlara ulaştın ve sana bir süre iyi hissettirdiler. Ama yetmediler, yetemezlerdi.

Her yola çıkışın, aradığın şeyin sende olmadığından kaynaklanan bir inanç yapısı tarafından desteklenmekteydi.

O bir ilişkideydi; Doğru kişiyi bulduğun zaman yaşayacağın tamlık hissi seni böyle bir ilişki arayışına itmekteydi. O ilişki bir sonuçtu ve sen o sonuca ulaşınca herşey iyi olacaktı. Öyle olmadı, ve olmayacak da.

O iş hayatındaki kariyerdeydi belki de; Yeterince iyi olursan ve yükselirsen hem iyi bir imajın ve itibarın olacaktı hem de kabul görmen için işini kolaylaştıracak sihirli bir konumda olacaktın. Dikenli bir yoldu bu. Yaraların halen duruyor mu?

Parada, insanların onayını almada, güce sahip olduğunda, yeterince iyi bir insan olduğunda. Ve her düşüşte yaşadığın hayal kırıklığı ve umutsuzluğun yarattığı içe çöküşle insanların sana acımalarıyla gelen ilgi ve sevgi kırıntılarında aradın belki de. Kurban rolüyle ilgi ve sevgi dilendin belki de.

Sonra maneviyata yöneldin. Aradığın şeyin, üzeri maneviyatla sıvanmış bazı kavramlarda, yollarda olduğu hissi yakın geldi sana. Belki namaz kıldın, meditasyon yaptın, grup terapilerine, enerji çalışmalarına vs. gittin. Belli bir şekilde davranırsan, belli bir yolu izlersen O’na ulaşabileceğine dair zihnine yeni kavramlar yüklendi. Sevgisel ve pozitif olmaya çalıştın. Tüm bunlar sana bir süre iyi hissettirdi ama zamanla, üzerlerindeki maneviyat sıvası dökülmeye başladı ve bu yama da tutmamaya başladı.

Dualite içinde yaşarken spiritüel olmak çikolata yemenin verdiği hazza benzer birşeydi.
O’nu aramadığın delik kalmamıştı ve yorgun düşmüştün. Bakılacak tek yer kalmıştı. Tüm deneyimlerin seni oraya taşıdı. Kendine. Aradığın şeyin kendin olabileceği hiç de gerçekçiymiş gibi gelmemişti sana. İnandırıcı değildi. Herkes dışarıda yaşarken ve ararken senin o şeylerin içinde olduğu bilinciyle yaşaman pek de ele avuca gelmez kavramlar gibi görünüyordu.
Belki halen yukarıdaki paragrafların arasında yol almaktasın. Belki de yaşamın seni bu satıra getirdi. Yaşamının bu satırında isen şimdi dur ve bir nefes al!

Dikkat ettin mi? Yukarıdaki paragraflar geçmiş zaman vurgusu ile yazıldılar. Şimdi nefes al ve kendine yer aç. Sadece bedeninle değil, bilincinle nefes al. Yaşanmışlıkların tüm yükünü, senin kısıtlı ve yetersiz olduğuna ikna olmanı sağlayan tüm inanç kalıplarını göreceğin, kabul edeceğin ve salacağın bir alanı içinde hisset. O hissi dünyevi ve insani kavramlarla tanımlayamazsın. Bilindik kalıplara oturtamazsın. Bu çabayı da bırak ve içindeki boşlukta halen varolmakta olan varlıksal farkındalığının mevcut olduğunu gör. Hiçbir şey olmasa dahi mevcudiyetinin farkındalığının sürekli orada olduğunu farket ve hisset.

Bahsettiğim alan eşiktir. O eşik, aradığın şeyi (kendini) karşıladığın, dünyasal ve insani yaşam gerçekliğine davet edip bütünleştiğin eşiktir.

Yaşadığın deneyimlerle, sözcüklerle ve yöntemlerle ancak bu eşiğe kadar gidebilirsin. O eşik ölümün ve doğumun eşiğidir. Bireysel olarak deneyimlenerek ne olduğu ve ne olmadığı bilinebilecek birşeydir.

Bilgi ve anlayış aynı şey değildir. Okuyarak ve zihinsel melekelerini kullanarak bilgi sahibi olabilirsin ancak; Deneyimlenmemiş bilgi anlayış haline dönüşmemiş olarak kalacaktır.
Anlayış, deneyimlerin seni taşıdığı noktada ortaya çıkan idraktir. Anlayış aynı zamanda farkındalıkla bilinebilir.

Farkındalık ise, yaşanan olaylar zincirinden çıkarak oynadığın rollere ve oyuna yargısız gözle bakabilme halidir.

Eşikten geçerken ihtiyacın olan şey, farkındalık ve varlığının, yaşamının tam sorumluluğunu alma tutumudur. Geçmişine ve şimdine tam kabul vererek yükünü hafifletirsin.

O eşik dünyevi taraftan bakınca çoğu insan tarafından görünmez. Görebilecek bir mesafeye kadar gelmiş olan ancak etrafında dolanıp zaman geçiren varlıklar da vardır. Görüp de korkan, içinde bulunduğu sahte konfor alanlarından beslenen, adım atmaya cesaret edemeyen varlıklar ara bölgede dolanıp durular.

Dolayısıyla, yaşamındaki herşey senin içindeki dinamiklerin uzantılarıdır. Aslında iç ve dış da yoktur. Herşey bir bütün halinde devinmekte. İç ve dış kavramları senin kendi bütünsel varlığını oluşturan parçaların katmanlarını zihnen algılayabilmen için bu gerçeklik düzeyinde yol gösteren işaret levhalarıdır. Sen sadece farklı bir açıdan farklı bir yere bakıyordun. Kendini ve varoluşu tek düzeyli ve doğrusal bir şey olarak algılamaktaydın.

Şimdi’nin sonsuzluğa açılan eşiği içinde ve tam buradayken merkezindesindir. Merkezindeyken ise heryerde ve herşey olduğunu kavrama şansın vardır. Bu merkezde kalmak varlığının diğer uzantıları olan gölge benliklerin için veya basitçe, insan parçan için son derece risklidir. İnsan görebileceği, belirgin, algılanabilir, bilinebilir doneler olmaksızın bir sonraki adımını atmaya korkar. İnsan parçan korkuyor. O parçanla ne yapacaksın?

Şunu bir kenara yaz ve arasıra bak, hatırla. İnsanı aşağılamak, küçük görmek için burada değilsin. Asıl işin içindeki İnsan ve Tanrı’yı birleştirmek. Korkan parçanı ancak içindeki Tanrı’ya sahip çıkarak kucaklayabilirsin.

“Ama” sız bir şekilde kendine sahip çıkmaya, ihtiyacın olan şeyin SEN olduğunu anlamaya hazır mısın?

Halil Gül
aryanon.blogspot.com

9 yorum:

  1. heyy halil, bu kadar aradan sonra tekrar seni okumak ne güzel :)))

    YanıtlaSil
  2. Merhaba Ayşe, uzun bir araydı. Bakalım şimdi ne hızda yazıcam:-)

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Halil Gül,
    hoşgeldin yeniden :)
    yazını kızımla birlikte okuduk ( 1,5 ay sonra anne olucam) artık bir izleyicin daha var :)

    ve bu yazıya eklenecek bişey bulamadım ,yüreğine sağlık
    Gülsen

    YanıtlaSil
  4. Ahh ne güzel. Okuyucu kitlesi boyut atlıyor desene:-)) Yolu açık olsun güzel kızının. Yorum için teşekkürler Gülşen.

    YanıtlaSil
  5. Sevgili Halil siteni detayları ile didikledikten sonra böylesine ufuk açan bir yazıyla tekrar belleğime yerleştin. Bence en kısa zamanda tekrar yaz. Sevgilerimle ...

    YanıtlaSil
  6. Teşekkürler. İçimden geldikçe yazıyorum. Bu aralar yeni birşeyler akacak gibi:-)
    Keşke ismini de yazsaydın.

    YanıtlaSil
  7. deneyimleyerek elde ettiğim bilgi, kendi gerçeğim öyle kıymetli ki.. bundan sonra da yaşamın içinden deneyimleyerek bilgilenmeyi seçiyorum..

    ve öncesinde de ben vardım sonrasında da ben olacağım yolculuğumun..

    kendimi öncesinde nasıl yarı yolda bırakmadıysam sonrasında da bırakmayacağımdan eminim..

    ''kendimden kendime yürümek, kendimle elele yürümek'' bunun farkındalığı kendime tam anlamıyla teslimiyetin yolunu açtı..

    kendime olan inancımı ve güvenimi yerine oturttu..

    ''korkulacak hiç bir şey yok, hep olduğu gibi, belirsizliğin içinde yine sen varsın'' deyip sevgilerimi sunuyorum..

    YanıtlaSil
  8. Öyle sevgili Hülya. BEN'den de sana sevgiler..

    YanıtlaSil

 
^ Başa dön