Yarım Nefes Ötedeki Gerçeğine Hazırmısın?

Sayfayı Yazdırın
send email


Nefes
Yaşam senden yarım nefes uzaklıkta tüm ihtişamıyla varolmaya devam ediyor. Onu başka yerlerde arıyorsun. Söylenecek bir söz, yapılacak birşey, ortaya çıkacak tanımlayamadığın bir mucize bekleyerek kendinden yarım nefes uzaklıkta kayıpsın.

Varoluşun tüm macerası bu yarım nefes mesafesinde yaşanıyor. Kendini kaybettiğin yer burasıdır. Ayrı olduğun inancıyla yaşadığın deneyimlerin yeri bu zihin frekansıdır. Yaşadığın yer zihin tarafından organize ve manipüle edilen bir yanılsamadır. Sisli bir bölgedir. Önünü görebilmen için algıladığın herşeyi tanımlamak zorundasındır. Düşmemek için tutunmak zorundasındır.

Yarım nefes ötede yaşam her an yeniden ve taze doğmakta. Bitkiler, dağlar, denizler ve hayvanlar kim ve ne olduklarını sorgulamaksızın uyum içinde varolmaktalar. Psikolojik zaman algısı onların gerçekliğinde mevcut değil. Mutlak gerçekle içgüdüsel olarak hizalanmış durumdalar.


Herşey sana seni yansıtıyor.
Dağlar, mevcudiyetinin ihtişamını ve zamansızlığını,
Denizler, engin derinliklerini ve orada barınan sırları,
Ufkun enginliği ve gökyüzü, sınırsızlığını,
Bir çınar ağacı, mevcudiyetinde köklenmişliği, aşağı ve yukarının şaşmaz dengesini ve uyumunu sana yansıtmakta.

Tüm varoluş senin bir aynan. Tüm zenginlikler senin içinde. Ancak;
Sokaktaki dilenci de içindeki yoksun ve dışa bağımlı bir parçan.
Bir insanın sevdiğin veya sevmediğin tüm tarafları da seni sana yansıtmakta.

Varlığında mevcut olup da dışarıda tezahür etmemiş hiçbir şey yok. Öyleyse buraya ne getirdiğine bak. Senin vasıtanla bu gerçekliğe akan nedir? Ne kadarını görebiliyorsun? Kendisini kurban gören bir kişi mi var? Eğer öyleyse çok sınırlı bakıyorsun.
Gözle görebildiğinin ötesindekini görmek için sadece bakmaktan fazlası gerekir. Daha aşağıya, kalbe doğru inmek gereklidir.


Ayrı olduğuna inandığın an kayboldun. Gerçek halinle aranda bir perde oluştu. Köklerinden koptun ve rüzgarda savrulmaya başladın. Tutunacak güvenli bir yer, birşey aramaktasın. Güveni, sevgiyi ve anlayışı arıyorsun. Aslında neyi kaybettiğinin içsel olarak farkındasın.

Yaşam, bulunduğun zihin frekansında çok karmaşık ve yoğundur. Oraya giriş nedenin ayrı olduğuna dair inançsa, oradan çıkış vesilen de gerçekte her zaman bir ve bütün olduğun fikrine, anlayışına kendini açmanla olacaktır. Bu şekilde sadeliğe ve gerçek sevgiye doğru kendine yol açmış olacaksın. Zaten sahip olduğun kendi gerçeğine uyanmak için izleyeceğin bir prosedür, memnun kılman gereken bir Tanrı yoktur. O hep senindir, hep seninleydi ancak sen yarım nefes uzaklıkta ve O'nun farkında olmadan yaşadın.

Bu fikre kendini açtığın zaman sana yol gösterecek araçları kendine çekersin. Bir kitap, bir insan buna vesile olabilir. Kendine doğru yol alırken geride bırakman, salıvermen gereken şeyler olacaktır. Onları bırakmak istemeyeceğin anlar olacaktır. Bu şeylerin hepsinin, senin sahte benlik illüzyonunu besleyen bağlar olduklarını anlamaya başlayınca bu konudaki farkındalığın sana yol gösterecektir. Korku ve güçsüzlük üzerine inşa edilmiş bu yapının yıkılmasından korkma. Böylelikle kendine yer açacaksın. Eski kalıpları saldıkça, gerçek benliğin sana doğru bedenlenecek. Hissetme yetinin farklı düzeylerini deneyimleyeceksin. Acı ve haz arasında gidip gelen keskin duygular dengeye geldikçe sadeleşecek ve bu sadeliğn sana sunduğu daha süptil sevgi titreşimlerini hissetmeye başlayacaksın.

Küçük pratiklerle başla. Gün içerisinde kendine yer açtığın zaman aralıkları yarat. Bu işlem belli periyotlarda evinde yaptığın temizliğe veya duş almaya benzer. Temizlik sonrası yaşadığın hafiflik, rahatlık hissini biliyorsun. Şimdi bunu zihinsel ve duygusal düzeyde yapmaya başla. Buna niyetlendiğin zaman nelerin temizlenmesi ve dengeye gelmesi gerektiği gözüne daha net görünür olacak. Yaşamı ve kendini bir adım geriden gözlediğin aralıklar yarat. Nefesin ile kendine yer aç ve kendini gözle. Seni bu frekansa nelerin bağladığını daha net görür olacaksın. Onlar hep oradaydı, tıpkı Tanrısal benliğin gibi. Ancak her iki tarafı da görecek olan SEN mevcut değildin.

Daha sonraki bir yazıda "güvenli alan yaratmak" konusunda paylaşımlarım olacak. Güvenli alan kendini korumaya veya savunmaya aldığın bir alan değildir. Oluşunun tüm hallerini kucaklayabileceğin bir alandır. Buna dair daha sonra yazacağım.

Sorun olduğuna inandığın birşey varsa, cevaplar da oradadır. Tanımladığın herşey karşıtıyla birlikte varolur. Ancak cevapların ortaya çıkması için bakış açının biraz genişlemesi gereklidir. Bu da, sahip olduğun yargılarının mutlak doğrular olmadığını anlamanla olur. Yargının keskin duvarları çatladığı zaman cevap oradan sızmaya başlar. Sorgulayarak aldığın yol seni tüm soruların bittiği bir oluş halinin eşiğine taşır ki, o hal sana kendiliğinden bilişi getirir. Kendini bilişi getirir.

Yarım nefesle seni kendine taşıyan yol sırat köprüsüyle birbirine bağlanır. O köprüden geçmek için birçok şeyi geride bırakman gerekir. Bu çözülüş ölüm gibi hissettirir. Ve eğer seçersen bedenini geride bırakmaksızın kendi içinde sahte olanın ölüşünü, gerçek olanın doğumunu deneyimlersin. İçine dön ve gerçekte neyi arzuladığın hisset. Hazırsan ve niyetin kendinle bütünleşmekse, tek yapman gereken bunu seçmektir.

İçindeki Tanrı'nın nefesi olmaya hazır mısın?

Halil Gül
aryanon.blogspot.com

2 yorum:

  1. İçimdeki tanrının nefesi olmaya ve artık ondan bahsetmeyi bırakıp onu yaşamaya başlamaya hazırım... :)
    sevgiyle
    Ayşe

    YanıtlaSil
  2. O'nu bilmek veya O'nun hakkında bilmek..hmmm bu formül herseye oturuyor Ayse :-)

    YanıtlaSil

 
^ Başa dön