Bir Davet

Sayfayı Yazdırın
send email
Sesli izleyiniz!

23 yorum:

  1. HALİL THE LİFEDESİGNER......

    YanıtlaSil
  2. İçindeki çağrıyı duyup O'na yol alanlara AŞK olsun...Paylaşımın için teşekkürler sabah mesajımızı aldık.Sevgiyle kal.Dilek.

    YanıtlaSil
  3. Tüm yola çıkıp, aradığının ne olduğunu bilip kendine yeniden yol alanlara AŞK olsun sevgiyle.

    YanıtlaSil
  4. Harika...Eline sağlık...Bir yıldız doğuyor diyelim mi? :))

    YanıtlaSil
  5. So long my friend
    We have been on the path together for a long time.
    Now is the time to cherish our dreams

    YanıtlaSil
  6. Ayse- Bir yildiz doguyor diyelim mi? Diyelim..spielberg rakibim:-)

    YanıtlaSil
  7. İzzet- yes dear friend, "now" is the time. Now has always been the time.

    YanıtlaSil
  8. ..ÖZgürlük,TÜM sonuçlardan bağımsız olabilmektir!..aydınlanma,yükseliş,kurtuluş,-ilahi bir yere varış gibi ruhsal beklentiler dualitenin bizleri en sübtil düzeylerden yakalayıp inceden inceye yönettiği ve farkındalığının izini sürmediğimizde bir ışık-karanlık kısırdöngüsü içerisinde tuttuğu(en çetin) ruhsal tuzaklar olabilirler..artık işimiz, bu en derin düzeydeki (her ne etiket adı altında olursa olsun)zihinsel 'anlam'yüklemelerin ve ruhsal beklentilerin farkındalığında kalabilmektir..çünkü orada olabilmek için gerçekten O-rada olabilmeliyiz..bu da nötrlük demek olan hiçlik/hepliktir..sevgiler..ademius

    YanıtlaSil
  9. Ademisus- Öyle diyorsan öyledir ademius. Kim ne diyor, nasil diyorsa öyledir.
    Bence en büyük yalan, insanın kurtulmasi, yükselmesi, aydınlanmasi gerektiği yalanıdır.

    Oluşumuz hiçbir şeyi özel kılmaz,"ruhsal" olana daha üst bir anlam yüklemez. O sadece vardir. Bir nedeni olmasi gerekmez.

    Ancak "insan" her ikisi ile birlikte yaşar. Zihin, her ne kadar Olsan da varligini sana hissettirecektir. Burada amaç zihinden öteye geçmek, hiçlikte kalabilmek ise; bunu yapan da zihindir.

    Ben bu günlerde kendime şunu söylemekteyim: İçimde, O sessiz merkezde hizalanmışken sessizliğin sesi gibi bir şarkı ruhumun derinliklerinden çıkıyor, benim vasıtamla sese bürünmek istiyor...ve yol veriyorum. Çok da düşünmeden bırak o şarkı seslensin diyorum kendime. Sese büründükçe bir doğum yaşıyorum kendi içimde. Her doğum yeni bir BEN anlayişini da birlikte getirerek sürekli değişiyor. ÖZ genişlemek, kendisini ifade etmek istiyor. Zihin ise bu devinimde yan tarafta eşlik ediyor tabii ki. Onu defetmek, o hiçlik merkezinde kalmak gibi bir yaklaşımın da zihinden kaynaklandığını gördüm. Zihin, sana farkındalık noktasında kalma yonunde telkin veriyorsa, bunu da farketmek gerekir. Olmakta olana olduğu şekliyle izin verdikçe ve olanı gözledikçe akışkan bir devinimsizliği deneyimliyor gibiyim. Bunu da deneyimleyerek farkediyorum. Bu durumda, senin söylediğin şey ne kadar hoş görünse de, o dahi bir gereklilik değil bana göre. O'rası diye bir yer yok, burası ve şimdi var..her ne şekilde ise öyle olan bir şimdi. Ve onun derinliği, genişliği var. Kalple hissedilen, kalpten akan bir şimdi. Hiçliğin de var, hepliğin de. Evrende bir dans var, ama o dediğin nötrlük de var. Her an her yerde ve her şekilde olmaya izin verebiliyormuyuz? Bence Tanri bunu yapiyor. O buna boyle izin vermis durumda. Sadece dağın tepesindeki koltuğundan seyretmiyor.

    Paylaştığın için teşekkürler.

    YanıtlaSil
  10. ..demek istediğim de özünde bu hassas nokta idi zaten..bu bir OLanı defetme ya da(sözde)daha ilahi bir hiçlik konumunda kalma çabası değil,aksine bu çabanın/OL'anın farkındalığıdır..yani yolu yapmak değil zaten hazır olan yolun üzerindeki taşı toprağı temizlemektir..çünkü OLanın farkındalığı yoksa gerçekte hiç birşey yok demektir..

    OLanın farkındalığında, yani zihnin binbir kılığa bürünmüş mevcut çabasının farkındalığında kalmak,(buna zihinsel farkındalık çabası da dahil)bizi zaten halihazırda OLmuş OLduğumuz OLuş halimizle kucaklaşmaya götürür..demek istediğim de bu noktada ortaya çıkıyor;(kendin)OLana dek olmuş olduğumuz herşey zihinsel bir çaba,öteleme/berileme ve beklentiden kaynaklanma durumunda oluyor..buna ben ruhsal bonbon şekerleri diorum..ilk anda ağzımızda hoş bir tad bıraksa da farkındalığını sürdürmediğimizde diş çürütme etkisi de ortaya çıkabiliyor ve kendiliğinden akan dediklerimiz de her zaman o saflıkta akmış olmuyor..yani zihin,zihinötesine dek bizi sınamaya devam ediyor,edecek de..ya ordasındır ya değilsindir hesabı..sevgiler..ademius de anasonius:)

    YanıtlaSil
  11. sevgili halil yüregine saglık...ifoli

    YanıtlaSil
  12. Farkındalıkla ilgili evirip çevirip aynı şeylerden bahsediyoruz. Bunu devam ettirmeye gerek yok. Ama ben kendimce insanlara (ve kendime) şunu söylerdim,

    "Yaşamı deneyimlemekten korkmayın, yanlış yapacağım, illüzyona kapılacağım endişesi ile de yaşamayın. Doğru ve yanlış yoktur, olduğunuz hale izin verirken neler olduğunu, devinimin nereden kaynaklandığını, neden kaynaklandığını, motivasyonunuzun kök nedenini görecek farkındalığı her an mevcut tutun ve kendinizi özgürce yaşayıp ifade edin. İllüzyona kapılmak da pekaladır, ancak sizi size yansıtan bir illüzyondur bu.
    Dişlerim sağlam kalsın diye de bonbon şekeri yememezlik etmeyin:-) O dişler bunları deneyimlemek için var. O bonbonu bu farkındalıkla yerseniz dişinize de birşey olmaz. O zaman illüzyonun içine farkındalığınızın ışığı girer ve illüzyon başka bir hale dönüşür. Bunun bilişiyle tam bir güven halini içinizde hissedin ve o histen hareket edin.

    Önce uyanıp sonra hayatı yaşamak beklentisi de ulaşamayacağınız bir mesafeye yerleştirdiğiniz bir başka illüzyondur. Şu an neyseniz o olun. Ama olduğunuz kişinin neden öyle olduğunu görebilmek için de, içinize dalın. Dışarıda kaybolmayın. Varmak istediğiniz bir hedef olduğunu düşünüyorsanız, bu da bir yanılsamadır. Hedefsiz, amaçsız, korkusuz ve keyfinizce yaşayın. İçinizde bu merkezi hissederseniz, illüzyonun içinde boğuşurken dahi hatırlayıp bileceginiz bir gerçek siz olduğunun farkında olacaksınız."

    Bu konuda insanlara ve kendime benim mesajım bu olurdu.

    YanıtlaSil
  13. Ek- birşey ekleme ihtiyacı duydum. OLmuş OLmak veya henüz OLmamış olmak. Veya şu an ya zihinde olmak ya da OLmak.

    Artık bu şekilde bakmıyorum ben. Bu bakış seni an be an ya oradasın ya da değilsin ikileminde sabitliyor. Burada ince bir nokta var, farkına vardığım.
    "Şu an zihindeyim, Olduğum zaman Olmuş olacağım ama bunları düşünüyorsam henüz OLmamışım" vs. Bu bakış bence kişiyi "mükemmel" bir Olma hali illüzyonuna bağlıyor. Bu açıdan bakmaya devam edince de her seferinde OLmamış olduğunu onaylar halde oluyorsun.
    İçime en yakın hissettiğim bakış; olduğun gibi ol, OLmayı bekleme, arzulama..olduğun halinle barışıksan eğer, şimdi deki varlığınla rahat isen, şimdi de rahat, gevşek ve bütün hissediyorsan....merkezine dal ve bunu hisset, hissederek algıla kendi gerçeğini. Hislerinle bil, hislerle deneyimleyerek bil.

    Hakkında konuşma, hakkında konuşmak onu anlatmaz. İçine dal ve yaşa..şimdi...hep şimdi. Ve kendine yol ver..korkusuzca...kirlerin varsa da bu akışta onlar da aksın..kirliyim, henüz OLmadım diye bakma..ne varsa akıt...

    bu bakış tam kalbime oturuyor benim...sevgiler

    YanıtlaSil
  14. eywallah:)ben de şöyle derdim heralde;..dünyevi doğamız gereği her eylemimizin bir ışığa bir de karanlığa açılan kapısı vardır..ama evrensel doğamız gereği herşey eninde sonunda tümden ışımaya odaklı olduğu için, her nerede ne yapıyor,kendinizi neyle ifade ediyor olursanız olun, bu eyleminizin karanlığa açılan yanının farkında kalın..işte o zaman bu kapıyı ışık kapısı haline dönüştürebilirsiniz..çünkü VAR-OLan herşey buna odaklı olduğu için bunu yapmaktan geri duramassınız..sizi nerede olsa bulacak ve eninde sonunda gereğini yaptıracaktır!

    bunun dışında evren ne yaptığınızla ve hangi yüceliklerle uğraştığınıza,hangi cümleleri ve projeleri kurduğunuza bakmayacaktır..o eylemlerinizin gerçek 'tohum neden'lerini,tohum enerjiyi kaale alacak ve size aynen onu geri yansıtacaktır..o şeker yerken 'şekerleme'yapıp yapmadığınıza bakacak,ona göre uyandırıcı belirleyecektir!..

    yapman gereken tek şey,ne yaptığına değil birşeyi neden, ama gerçekte "neden" yaptığının asıl sebepleriyle barışık olmandır..bunun için de onları öncelikle 'farketmen'gerekir..bakış açın bu olduktan sonra herşeyi yapabilirsin demiyorum...zaten yapıyor olduklarını onları her türlü sonuçtan bağımsız ve özgür olarak yapıyor olmanın tamlığı ve bütünlüğüyle yapıyor olacaksın ve onun 'sahici'tadını alacaksın..çünkü karanlık farkındalığın yokluğudur..off bee uçuyoruz wallaa baba:)) sevgiler..ademius de anasonius

    YanıtlaSil
  15. "Evrensel doğamız ve dünyevi doğamız", bu açıdan bakıldığında söylediklerinle hemfikirim.

    Derim ki; bırak bu ayrım "şimdi" bitsin. Evren ve dünya, Tanrı ve insan birleşsin! Işık ve karanlık, eril ve dişil BİR olsun....şimdi buna niyet edelim, buna açalım kapıları, öyle olsun.

    Evren sen ol. Evrenle BİR ol. Bilinçsizliğini de yansıtmış olan evren, izin ver bu BİRlik hissini bedenlesin. Taşa toprağa tezahür etsin bu. Karanlıklar dostumuz olsun. Kalbimize aksın BİR olsun.
    Şekerlememizden uyandıran yine O olsun, ama dileyelim de Hepsi gönlümüzde BİR olsun. Bırak eylemler burdan şekillensin...uçtuk valla baba....eyvallah..:-)

    YanıtlaSil
  16. ..tabiki baba..dünyevi tekamül sürecimizin saf farkındalık olan evrensel doğamızı, netlik ayarımızın bozuk olduğu dünyevi doğamıza indirmekten ibaret olduğu yerde neden olmasın:)) eyw...:)

    YanıtlaSil
  17. hah hah uçmuzsunuz vallaha...sonra birde bakarsınki başladığın yerdesin...

    YanıtlaSil
  18. Evet baba..gerçek Olanın niyetini hissetmek, o hisse kulak vermek, O'nla hizalanmak tekamül dediğimiz süreci de zamana yayılmaktan alıp "şimdi"ye taşıyor. Kalpten yaşamamız dileğimle...

    YanıtlaSil
  19. Ayşe- Uçuşlar zevklidir tabii. ama inişe geçtiğin zaman bu hazzı birlikte getirmek de güzel.

    YanıtlaSil
  20. Ve bu hazzınızı hissedebilen olmakta güzel, yüksekliğinizi paylaşmak ve şarkınızı duymak…

    YanıtlaSil
  21. hehe..evet biz eski pilotlardanız..ashtar airlines'dan emekliyiz hatta:)) sevgiler..ademius

    YanıtlaSil

 
^ Başa dön