Parçalanmış Benlik ve Yuvaya Dönüş

Sayfayı Yazdırın
send email

Sadeliğe Açılan Kapı Ve Araçlar başlıklı yazımdan sonra bazı okuyuculardan sorular geldi. Aktardığım bakış açısını ve enerjiyi pratik olarak, doğrudan nasıl yaşamlarına uygulayacaklarını bilmek istiyorlardı. Basitçe;
  • İçimdeki yaralı çocukla nasıl bütünleşebilirim?
  • Farkındalıkla nefes almak nedir?
  • Akışta kalmak ve arzular arasındaki denge nedir ve nasıl sağlanır?

Yaralı Benlik

İçimizdeki yaralı çocuk varoluş deneyimi boyunca yaratmış ve deneyimlemiş olduğumuz birçok veçhenin sembolize edilmiş bir halidir. İçimizde "oluş"la birlikte ortaya çıkan ilk kopuş yanılsamasının travmasını yaşayan bir çocuk vardır. Ancak deneyimin çeşitlendiği boyutlarda bu veçhe de içindeki yaratıcı güçten temel alarak daha fazla yaralı çocuk doğurmuştur. Bu konuya değinen Aydınlanma Dediğin başlıklı yazımdan bir bölümü aşağıya alıntılıyorum;

Mükemmel olmak düşüncesi, eksik olduğun inancının bir tepkimesidir.
Bu eksik olma hali, yuvadan, özünden kopuşun varlık bilincindeki ilk travmasıdır. Yolculuğun boyunca kendini “tamamlamak” için diğerlerinden enerji çalarak, onları domine ederek yataydan beslendin. Kayıp ve kazanç döngüsü içerisinde, kendi enerjinin çalındığı ve kurban olma halini deneyimlediğin hallerin oldu. Ayrı ve eksik olduğun inancından yola çıktığın bu unutmuşluk hali, yaşadığın deneyimlerle bazı yargılara varmana neden oldu ve yargılarınla harmanlanmış duygu düğümleri, kendini içlerinde daha da kaybettiğin sahte benlikleri oluşturdu. İyi-kötü, doğru-yanlış kutuplarında saçaklanan bu benlikler kendi yaratımının çocuklarıdır. Asla kaybetmediğin ve her an seninle birlikte olan bir şey vardı ki; O da sana özümden üflediğim yaratma yetisidir. Bu yeti, şimdinin sonsuzluğunda sadece bir an olan bilincindeki kaymayı ( unutmuşluk halini) bire bir deneyimlemeni sağladı. Her şey yaratılmış olduğu kaynağına döner. Olmadığın hali deneyimlerken yarattığın çocuklarını olduğun halin gerçeğinde kucakla. Gerçekte, hiçbir zaman ayrı değilsin. Aradığın şey zaten sahip olduğun kendi gerçeğin. Nefesinle birlikte bunu kabul et ve içine al. Bırak zaten senin olan şey çabasızca sana aksın. Kendini “almaya” aç. Bıraktıkça alırsın aldıkça bırakırsın. Akışta olmak budur.
Aydınlanma dediğin şeyin de bir illüzyon olduğunu fark ettiğin an aydınlanırsın. Ve bilirsin ki gerçek doğan zaten aydındır, aydınlığın kaynağıdır.
parcalanmis benlik
Pozitif ve Negatif kutuplarda Salınan Benlikler

Peki bizler sadece yaralı benlikler mi yarattık?
Hayır. Yaşamın ve varoluşun güzelliğini deneyimlediğimiz hayatlarımız oldu. O veçhelerin rollerine bürünerek yaşadığımız hayatlarımız da var. Ancak bu veçheler bizler için "sorun" yaratmayacak, yuvaya ve bütünlüğe geri dönüşü daha kolay olan veçhelerdir. Bu veçheler, özgürleştiğiniz zaman uyanmış bir varlık olarak kendinizi ifade etmek istediğinizde gerçekliğinize akan bilgelik ve yetilerin kaynağıdırlar.

Yaralı benlikler ise "kötü" çocuklar anlamına gelmemeli. Siz ne zaman bir veçhe yaratırsanız, o veçhenin varoluşunu temel alan inancın karşı kutbu ile bedenlenen başka bir veçhe de ortaya çıkar. Yani, "iyi çocuklar" ve "kötü çocuklar" birbirlerinin sayesinde varlardır.

Hatta; "kötü çocuklar" sizlere daha çok bilgelik sunarlar. Onlar, İçinizdeki Tanrı'nın deneyimin çeşitliliğini ve genişlemeyi arzulaması üzerine, bilinmeyen olasılıkların karanlığında ortaya çıkmış cesur parçalarınızdır. Kendisinin güçsüz ve yetersiz olduğuna inanan parçanız gerçekte bu deneyimi yaşamayı göze alabilecek bir cesarete sahiptir. Kendinizi ayrı ve güçsüz olarak deneyimlemenin nasıl bir hal olduğunu deneyimleyerek sizlere gerçeklik, varlığınızın potansiyelleri ve sınırsızlığınız adına en önemli bilişi sunarlar.

"İyi çocuklar" ise pozitif kutupta kafalarını yaşarlar!
Pozitif-iyi, negatif-kötü değildir. Oyunun titreşimsel boyutta karşıtlarıyla salınmasını mümkün kılan dinamiklerden başka birşey değillerdir. Pozitif kutuptaki parçalarınız da aynı amaçla mevcutturlar. Aydınlanmayı deneyimlemiş bir parçanız dahi olabilir.

Aydınlanmak Bütünleşmeye Hizmet Eder
Ancak "şimdi" bu yazıyı okuyorsanız, sizin bir parçanız aydınlanma halini "bir zamanda" deneyimlemiş demektir. Aydınlanmak ulaşılması gereken bir konum değildir. Aydınlanma halini yaşadığınız zaman yanılsamanın farkına varırsınız ve oluş halinizin başka bir düzeyine geçersiniz. Aydınlanmak Bütünleşmek değildir!

Aydınlanmak, Bütünleşme yolunda size hizmet eden farkındalıktır
Bütünleşme ise varoluş deneyiminizde rol almış tüm parçalarınızın, oldukları hal ile yuvaya dönüşüdür. Veçhelerinizi farketmek, sonrasında onları içinize almayı gerektirir. Kabul vermeyi ve onlara oldukları hal için şefkat göstermeyi gerektirir. Bunu yapabilecek olan ise İçinizdeki Tanrı'dır.

Tobias, Klaus'un Öyküsü meselinde bu konuyu farklı bir şekilde ele almıştır.

Farkındalıkla Nefes Almak Nedir?
Nefes bizi an be an yaşama bağlayan şeydir. Ama gün içerisindeki genel halimize bakarsak, kendimizin farkında olmadığımız gibi, nefesimizin de farkında değilizdir.

Nefes=Yaşam
Sen  = Yaşamın kaynağı

Bu basit denklem bu farkındalığın mevcut olmadığı durumda kendi kaynağınla bağlantının olmadığını ortaya koyar.

Nefesinin farkına vardığın zaman, kendinle olan bağlantının kapısını aralamış olursun. O farkındalık sana o an, içinde neler olmakta olduğunu, zihnindeki devinimi, yargılayan, etiketleyen tarafını, hisseden tarafını görme yetisini sunar. O anda yaşamı ve kendini hangi algı filtrelerinde süzerek yorumladığını görme şansını sunar.

Gün içerisinde bunu hatırlamak ve kendinizi olmakta olan şeyden bir adım geriye çekerek gözlemek çok faydalıdır. Nefese odaklanmak size bu netliği oluşturmada yardımcı olacaktır.

Zamanın Durduğu An Akan başlıklı yazı bu konuda rehberlik sunabilecek bir bakış açısını ve enerjiyi içinde barındırıyor.

Akışta kalmak ve arzular

Arzuların içimizde hangi kaynaktan ortaya çıktıklarına bakarsak; onların çoğunlukla eksiklik ve tamamlanma duygusundan temel aldıklarını görürüz. Ego, gerçekleştikleri zaman onların sayesinde kendimizi iyi hissedeceğimiz hayali ile kişiyi "şimdi"de GERÇEKTE akmakta olan yaşamdan uzak tutar.

Egonun arzuları ve ruh'un arzusu birbirinden farklıdır. Ruh buradaki insan vechesi ile bütünleşmek, hayatı bu bütünlük içinde korkusuzca deneyimlemek ister. İşte o zaman arzuların tonu değişir. Seçimleriniz çıkış noktasını eksiklik duygusundan, tamamlanma ihtiyacından almaz. Çünkü kendinle, yaşamın gerçek akışıyla bir bütünlük ve uyum içindesindir. O zaman soru işaretleri yoktur, acaba yoktur ve bundan dolayı daha önce içinizde olan birçok "arzu" otomatik olarak yaşamınızdan çıkar. Hayatı daha sade ve teslimiyet içinde, güvenle yaşarsınız.

İhtiyaç yanılsamasından kurtulduğun zaman, ihtiyacın olduğunu düşündüğün şeyler yaşamına kendiliğinden girer

Yani, onlardan özgürleştiğin zaman ayrılık ve eksiklik yanılsaması sona erer ve o zaman yaşam sana kendisini SUNAR. Akışta olmak bunu getirir. Beklentisizce.....

İşte, nefesle gelen farkındalık tüm bunları görmenize vesile olur.

Halil Gül
aryanon.blogspot.com

1 yorum:

 
^ Başa dön