Daha İyi Yanılsaması

Sayfayı Yazdırın
send email


Tanrı ve Sen

Herşeyin daha iyi olduğu bir dünya hayali ne kadar hoş değil mi? Hatta, bırakın dünyayı bir kenara. Kendinizin daha iyi bir versiyonunu düşlemek, herşeyin daha iyisi ile çevrelenmiş bir yaşama sahip olmak.

Küçük bir çalışma yapalım sizinle. Kendinizle ilgili değişmesini, daha iyi olmasını arzuladığınız şeylerin bir listesini yapın. Listeyle uğraşamam diyorsanız, şimdi kendinize bu açıdan bakın ve düşünün.
Nasıl bir insan olmayı isterdiniz?

  • daha yumuşak?
  • sevgi dolu, anlayışlı?
  • verici?
  • bilge?
  • aydınlanmış?
  • neşeli?

Nasıl bir hayatınız olmasını arzulardınız?
  • acıdan arınmış?
  • bolluk dolu?
  • maddi refah?
  • tutkunuzu yaşadığınız?
  • iyi bir ilişki?
Dünyanın nasıl olmasını isterdiniz?
  • savaşların olmadığı?
  • adaletin hakim olduğu?
  • herşeyin bolluk içinde paylaşıldığı?
  • doğanın dengelerinin bozulmamış olduğu?

Yukarıda sıralanmış olan maddelere dikkat etmenizi istiyorum. hepsinde ortak olan birşey var. Temenniler çok güzel ve yerinde görünüyor. Evet, tüm bunların hepsini kim istemez? Hatta "the secret" kitabında tüm bu arzularınızı nasıl tezahür ettirebileceğinize dair bir sürü bilgi de verilmişti. Çekim yasası anlatılmıştı size.

Ancak sizden bu dileklerin ardına bakmanızı istiyorum. Onların ardındaki yoksunluk duygusunu, inancını görüyormusunuz? Ortak noktaları şu;

Olmasını arzuladığım şey şu an mevcut değil.

Arzuların doğasında ortak bir yan vardır. Çıkış noktalarındaki temel güdü eksiklik duygusudur. Fakat insan psişesi üzerinde müthiş bir çekim gücüne sahiptirler. Çünkü gerçekleşmeleri olasılığı insanın içinde karşı konulamaz sahte bir tamamlanma, doyuma ulaşma etkisi yaratır.

İnsan arzularının bir başka ortak yanı ise, arzu edilen şey ne olursa olsun istenilen şeyin bir tamamlanma, doyuma ulaşma, iyi hissetme, bütünleşme gibi benzerlikleri olmasıdır. İnsan bu duyguları varlığının derinliklerinde bilir. Çünkü onlar varlığın en temel, öz niteliği olan tanrısallığının renkleridirler. İnsan neyden koptuğunu, ayrı kaldığını bilincinin derinliklerinde bilir. Bu biliş zihinsel bir bilişten çok, varlıksal bir biliştir.

Ve insanın her eylemini yönlendiren güdü ( bilinçsiz olsa dahi ) bir zamanlar sahip olduğu o tamlık haline yöneliktir. Fakat insan kendi gerçek haline uyanma yolunda kendisini dışarıda arar. O hali belli şartlara bağlar ve oluşturmak için çaba gösterir.

"Daha iyi" bir yanılsamadır. Olduğun hali yadsımaktır. Aradığın tamlığa giden yol kendini olduğun halinle kabul etmeye başladığın an belirir. Bu kabul, yargının ötesine geçmekle gelen bir tavırdır.
İçindeki karanlığın "daha iyi" ile yamanmak istemiyor. Karanlığının arzuladığı şey, senin arzuladığın şey ile aynı; yuvaya dönmek!

Yuvaya açılan kapı ise sensin. Sen yuvanın kendisisin. Bu idrake varmak için karanlığın ile yüzleşmek, içindeki karanlık tünelden geçmek zorundasın. O tünelde dışladığın parçalarını bulacaksın, kimi zaman da onlar seni bulacak.

Zihnindeki yanılsamalardan özgürleştikçe kendinle bütünleşirsin. Önce, zaten özgür olduğun, arzuladığın şeylerin sana sunacağı tatminin asıl kaynağının kendin olduğunun farkına varmalısın. Kendini iyi hissetmen için yapılacak hiçbir şey yok.

İyinin ve kötünün neden varolduğunu, onları besleyen, varolmalarını ve devamlılıklarını sağlayan dinamikleri gör. İyi neden iyidir, kötü neden kötüdür?  Asıl arzun özgürleşmek olsun! Ve bil ki, seni özgürleştirecek olan farkındalıktır. İyinin ve kötünün ötesinde bir bilinç hali vardır. Oradan bakınca Tanrı'nın gözüyle görürsün. İki Tek olur. Zihin ve kalp birleşir ve yeni bir algı oluştururlar.

Özgürleşmeksizin yaptığın seçimler seni aynı döngüde tutar. Ulaştığını sandığın şey içindeki eksiklik inancından dolayı hep eksik kalacaktır, yetmeyecektir.

Niyetin özgürleşmekse, evren seni bu amacına taşıyacak şekilde değişecek ve sana bu fırsatları sunacaktır. Özgürleştiğin zaman algıladığın dünyada savaşlar, açlık, acı, adaletsizlik vs. aynı düzlemlerinde varolmaya devam edeceklerdir. Ancak senin için açılmış olan farklı bir bilinç boyutu mevcut olacaktır ve oradan baktığın zaman neyin neden yaşanmakta olduğunu anlayacaksın. İnsanlara ve dünyaya olduğu gibi olma kabulünü verecek ve herkesin seçimlerine şefkatle izin vereceksin.

Ve anlayacaksın; su kendi yolunu bulur. Okyanusa kavuşacak yolu bir şekilde bulur. Onu kontrol edemezsin, onun doğal akışı zaten bu yöndedir. Sen de su gibi, kaynağına akmaktasın. Herkes ve herşey O yöne akar. Kendi zamanlamasıyla, kendi uygunluğunda akar.

İnsan bedenindeyken bir tarafınla bu ayrılığın, dualitenin yaşandığı boyutun her zaman farkında olacaksın. Kendini tamlığına açman çok boyutlu olan gerçek varlığının farkına varmanı sağlayacak ve hayatı bir bütün olarak yaşayacaksın. İçindeki Tanrı devreye girdiği zaman aradığın bolluğun ve tatminin ulaşılması değil, sahip çıkılması ve izin verilmesi gereken bir şey olduğunu anlayacaksın. Çabasız ve güven içinde, geçmiş ve gelecek yanılsamasından özgürleşmiş bir bilinç halinde olacaksın. Ve bu şekilde hem kendine hem de evrene yaşayan bir örnek olarak hizmet etmiş olacaksın.

Yanılsama  içindeyken arzuladığın bolluk, huzur, sevgi ve uyum onlara olan ihtiyacından özgürleşince, yaşantına kendiliğinden akacaklar. Yaşam kendini algıladığın haliyle önünde şekillenecek.

İçinizde, savaşın olmadığı bilinç haline uyanınca;
Savaş biter.
İçinizde bolluğun kaynağına dokununca;
Yoksunluk duygusu çözülür.
İçinizdeki karanlığı kucaklayınca;
İki BİR olur.

Ve tüm bu potansiyelleri "arzulamayı" bırakmış, onları bedenlemiş olursunuz. İşte, öncelikle kendi dünyanız böyle dönüşür. Ve bunu bir kişi dahi bedenleyince, dünya artık aynı kalmaz, kalamaz. Çorbaya yeni bir çeşni katmışsınızdır ve o çeşni de yemeğe gerçek tadını veren sihirli formüldür.

Halil Gül

1 yorum:

  1. Hi!
    Wish you can have a translator in here. I cannot understand what do you write in here.
    See you around.

    YanıtlaSil

 
^ Başa dön