Hikayeni Farket

Sayfayı Yazdırın
send email
Dünya tüm hikayelerin sahnelendiği, deneyimlendiği bir alandır. Bireysel hikayeler olduğu gibi, kollektif hikayeler de vardır. Ailelerin, belli bir inanç etrafında toplanmış grupların, ülkelerin ve daha büyük resme bakıldığında da, insanlığın ortak bir hikayesi vardır.

Bütünün bilgisinin en ufak zerrede dahi olduğundan ( mikro ve makro bütünlüğü ) yola çıkarak, aslında tüm senaryonun kendi içimizde, bireyde de yaşanmakta olduğunu görürüz. Tek fark yaşadığımız şeyi kendi versiyonumuz şeklinde, kendi özgünlüğümüzde yaşıyor olmamızdır.

Tüm hikayeler bir şekilde bir diğerine bağlıdır. Yaşam dediğimiz örgü, bu iplikçiklerin birbiriyle olan bağıyla dokunmuş ve an be an dokunmakta olan bir kumaş gibidir.

Hikayeniz, tamamen görecelidir. “Kendisini çaresiz hisseden”, “haksızlığa uğrayan”, “kilolarından rahatsız olan”, “kendisini üstün ve güçlü hisseden”, “başarılı”,”başarısız” şeklinde olabilirler. Ve bu hikayelerin baş karakteri olarak içlerinde yaşarsınız. Kendinizi muhteşem hissettiren hikayeler vardır, kimi hikayelerde hep haklı olan sizken, kimilerinde haksızlığa uğrayan olarak yer alırsınız.
Başkalarıyla ilgili hikayeler de vardır. Eşinizin, babanızın vs. anlayışsızlığına dair, insanlığın kötü-iyi olduğuna dair.

Doğru ve yanlışın hakim olduğu bakış açısından çıkarsak ve olanı olduğu haliyle görürsek, aslında hikayelerin sadece hikaye olduklarını kavrayabiliriz. Onlar ne doğrudur, ne de yanlıştır. Yaşamı algılayışınızın referans noktalarını oluşturan filtrelerdir. Herhangi bir anda ve şekilde tetiklenen scriptlerdir. Yazdığınız ve onayladığınız anda bir parçanız haline gelerek işlev görmeye başlarlar. Hikayenin içeriğine bağlı olan enerjiler, kişileri ve durumları yaşamınıza çekerler. Hatta çoğu zaman hikayeyi oluşturan temel inanç yapınızı haklı çıkartmak istercesine, “bak işte gördün mü, Tanrı hiçte adil değil” veya “dediğim doğru çıktı, paran yoksa adam yerine konmuyorsun” dedirten deneyimler yaşanır.

Hikayelerimizi paylaşarak birbirimizi etkileriz. İnanç yapıları bir bilinçten diğerine doğru şekillenerek akar durur. Bir başka deyişle, yaşamı yorumlayış şeklimizdir. Bakış açımızı şekillendirirler ve şekillenen yorumlardan başka hikayeler türer. Yaşanmışlıkların yarattığı enerjisel döngüler vardır. Karma denilen. Tıpkı bir atlıkarınca gibidir. Birisinden inilir, diğerine binilir. Dönüşle oluşan bir enerjinin içinde hapsolur, kaybolursun.

Negatif Ve Pozitif Hikayeler
Negatif hikayelerden bıktığınız bir an gelir ve birileri çıkıp size pozitif olanlarını yaratabileceğinizi söyler. Enerji bilince karşılık verir ve pozitif motivasyon kendinizi bir süre iyi hissetmenizi sağlayan deneyimleri yaşamınıza çeker. “Kötü” tohumları, ayrık otlarını temizlediğiniz bahçenize pozitif tohumlar ekersiniz.

Ancak şu vardır ki, halen hikayeye bağımlısınızdır. Kendinizi hikayenizle ve onun içindeki karakterle özdeşleştirmişsinizdir. Bu sefer ortada bir “pozitif illüzyon” vardır. Sanki bir boşluğu doldurmak istercesine içeriden gelen bir dürtü sürekli yeni bir şeyler yazmak ve yaşamına katmak ister. Pozitif tohumlar da içinizdeki eksiklikten duygusundan payını alır ve otomatik bir şekilde kendi içinde karşıtını yaratır. Bilirsiniz, biri olmadan diğeri olamaz. Her biri diğerinin de içinde mevcuttur.
Pozitif veya negatif, hepsi hikayedir. Varlığınızın gerçeği değildir.

Dağılan Hikayeler Ve Gözlemcinin Tezahürü
Hikayeler kuma yazılmış gibidirler. Yağmur yağar, rüzgar eser yok olurlar. Yaşamın bir anında kendinizi son derece başarılı hissederken, bir vesile ile işinizi kaybedersiniz ve o hikaye dağılır. Yıkılan hikayenizin altında kalırsınız ( aslında, hikayeye bağlı olan sahte benliktir bu darbeyi alan ). Fakat çoğu zaman, hikaye böyle bitmez. Çünkü yaşanan yıkım deneyiminden çıkan başka sonuçlarla yazılan yenileri vardır. “ kimse beni anlamadı, takdir etmedi”, “ dürüstlük işe yaramıyor, zalim olan kazanıyor” vs. tarzı yeni hikayeler yazılır.

Kendinizi hikayeniz ve oradaki kimlikle özdeşleştirdiğiniz sürece, sürekli tehdit altındasınızdır. Hikayelerinizin daha önce çeşitli şekillerde dağıldığına şahit olduğunuz için, korku ile yaşarsınız.

Şimdi; Yaşamınıza başka bir faktörü katabilirsiniz. İçinizde bu ana kadar gizli kalmış, rehberliğine başvurulmamış olan “gözlemci”yi çağırabilirsiniz. Gözlemci bir başka kimlik değildir. Gözlemci yargı gözlükleriyle, zihinsel filtrelerle bakmaz. Gözlemci için doğru ve yanlış yoktur. Sadece olmakta olan vardır. Olanı etiketlemeksizin bakabildiği içindir ki, yaşanmakta olanı diğer boyutları ile de görebilir.

Gözlemci size, gerçek varlığınıza giriş kapısını sunar. Doğru-yanlış, iyi-kötü tohumlarından saçaklanmış tüm hikayelerinizi, içinizdeki gözlemci sayesinde “oldukları gibi”, onlarla özdeşleşmeden görebilirsiniz. Bu görüş size bir aralık yaratır. Bu alan, hikayelerin yoğun katmanları dolayısıyla bulunduğunuz gerçeğinize akamamış olan Gerçek Sizi yaşamınıza çeker. Daha önce yaşamadığınız bir hali hissetmeye ve deneyimlemeye başlarsınız. Karmik döngünün ve yoğun enerjilerin hakim olduğu varoluş boyutundan çıkmaya başlarsınız. Hikayeler yavaş yavaş, bazen de sert bir şekilde sizden kopmaya başlarlar. Olduğunuzu sandığınız kişilikler yaşamınızın sahte gerçeğinden salındıkça, Gerçek Size daha çok yer açarsınız. Ve bu alan genişler.

Salınan Hikayelere Eşlik Eden Zorluklar
Genişleyen alanda önceleri kendinizi yalnız hissedebilirsiniz. Bir ayağınız yaşamın bilindik hikayelerinin yaşandığı gerçeklikte ve devam eden bağlarla bağlı olduğunuz ilişkilerle devinmekteyken, diğer ayağınız Tanrısal alana basmaya başlamıştır.

Yaşam anlamsız gelmeye başlayabilir. İlişkilerinizi sorgulamaya başlayabilirsiniz. Önceleri zevk aldığınız aktivitelerden kopmaya ve daha çok kendinizle vakit geçirmeye meyledebilirsiniz. Bu süreçte çevrenizden çok farklı tepkiler gelebilir. İçinden geçmekte olduğunuz başkalaşım sürecinizi anlamayan insanlar sizin delirmekte olduğunuzu, depresyon yaşadığınızı veya giderek anti sosyal birisi haline geldiğinizi söyleyebilirler.

Salınmakta olan hikayelere bağlı olan ilişkileriniz de kopmaktayken, sizden ve sizin vasıtanızla kendi hikayelerinden beslemekte olan kişiler sert tepki verebilirler. Sizi suçlayabilirler. Sizi bırakmak istememektedirler. Çünkü sizin gidiyor olmanız, onların hikayelerinin örülü olduğu yapının temelinin sarsılması demektir. Her insan değişimi arzulamaz. Hatta, insanların çoğu değişmek istemiyorlar. Yaşamlarına belli ölçülerde gelecek olan konfor dışında, köklü ve gerçek değişime yer açmaya hazır değiller.

Farkındalığın Farkındalığı
Ancak dikkat edilecek, farkındalığa ihtiyaç duyan başka alanlar da vardır. Hikayelerinizin toplamından oluşmuş ve zihne bağlı olarak varolan egonuz her adımınızda halen sizinle birliktedir. İçinizdeki gözlemcinin size sunmuş olduğu rahatlık, genişleme, özgürleşme hisleri, olasıdır ki bu süreçte kendinizi diğerlerinden daha üstün hissetmeye, farklılığınızın üstünlüğünüz olduğunu vs. fısıldamaya başlayabilir. Bu duygulara gerçeğinizde yer açtığınız zaman olacak olan şey, gözlemcinin de bir kimliğe dönüşmesidir. Kimliğe dönüştüğü anda zaten artık bir gözlemci olmaktan çıkar ve başka bir hikaye devreye girer. Sahte gözlemci, kendisini spiritüel ego şeklinde ortaya koyabilir. İşte böyle anlarda “sahte gözlemciyi” fark edecek daha üst bir farkındalığa ihtiyaç doğar.

Daha sonraki yazılarımda, değişim sürecinden geçerken yaşadığınız zorluklara ve bu süreçte işinize yarayabilecek bazı araçlara değineceğim.

Sizin hikayeleriniz neler? İçinizdeki gözlemciye yaşamınızda yer açmayı seçiyormusunuz?

Yeni yılın, Gerçek Size yer açtığınız bir yıl olmasını diliyorum.
Halil Gül
aryanon.blogspot.com

0 yorum:

Yorum Gönder

 
^ Başa dön