Sen Kimsin ?

Sayfayı Yazdırın
send email
Sen Kimsin ?
Kim olduğunu sanıyorsun ? Kim olduğuna dair tüm tanımlamalar birer sanıdan ibarettir. Kim olduğunu bilmen için çıktığın bu yolda, olmadığın halleri deneyimledin. Bu soruya, “kim olmadığından” yola çıkarak yaklaşmak, olduğun hale nefes almak gibidir.

Budizm’de soğan soyma meditasyonu vardır. Soğanın her bir katmanı, gerçek olan özünün üzerine sarmalanmış sahte benliklerini sembolize eder. Ben kimim ? sorusuna zihninden gelen her bir cevabı, bu değil diyerek soyarsın. Nihai noktada ulaştığın yer, soğanın merkezindeki boşluktur.

Sen tanımsızsın.

Fakat zihin tanımlamak ister. Kefeye koymak, dokunmak, bilmek ister. Zihin, tanımsız olanın alanında var olamaz. Kendisinden öte bir gerçeği, oluşu kavrayamaz. Bu zihnin eksikliğinden değildir. Basitçe zihin, başka bir amaç için yaratılmıştır. Tanımsız olan Ben’e hizmet için bir araçtır. Ve tanımsız olan Ben’in yokluğunda, o vardır. Dualitede tüm yük zihnin sırtına yüklenmiştir. Zihin dualitenin başmimarıdır. Dualite yoksa, bildiğimiz anlamda zihin de yoktur.

Tanımlanabilir, bilinebilir olanın dualitik gerçekliğinde zihin sana yol gösterir. Seni korur. Kontrol eder.

Kim olduğunu unuttun ! Neden burada olduğunu unuttun ! Tanımsız olan Ben’liğinin sınırsızlığından koptun !

Sen bedenin değilsin. Aile ve toplum tarafından sana biçilen ve kabul etmiş olduğun roller değilsin. Olman gerektiğin kişiye dair zihnine akıtılan sahte imajlar değilsin. Üzerine giydirilen, etine kemiğine yapışmış bu kimliklerden soyun ! Hiç bir şey olmaya cesaret et ki, kendini bulasın.

Gerçek halin saf farkındalıktır, saf bilinçtir.

Sen enerji değilsin. Bilinç enerji değildir, farkındalık enerji değildir.

Enerji, özünün kendisini ifade etmek için yarattığı oyun hamurudur. Bilince hizmeten vardır.

Varoluş, bilincinde onayladığın “gerçeklerinin” tezahür etmiş halidir.

Şu var ki, kendini kapattığın, bakmak istemediğin karanlığın da senin yaratımındır. Gerçek halini bedenlemek için kendini karanlığına aç. Karanlığın içine tutsak olmuş yaralı benliklerini kucakla. Olduğunu sandığın olmadığın haller, kendi yaratımının çocuklarıdır. Onlar da yuvaya dönmek, koşulsuzca kucaklanmak istiyorlar.

Bir Japon haikusu şöyle der :

Testiyi testi yapan içindeki boşluktur.


Sen boşluksun. Testi olmayı deneyimlemeyi seçebilirsin, ancak testi olmadığını, testi olmayı deneyimleyen olduğunu bil.

Sen, olmayı seçtiğin şeyi deneyimleyensin.

Halil Gül
aryanon.blogspot.com

8 yorum:

  1. çalışmalarınız için sizi kalben kutluyorum.
    başdöndürücü tempo içindekiyaşam insana kendini unutturuyor.
    bazen herkes gibi o boşluk duygusunu deneyimliyorum.

    YanıtlaSil
  2. Tesekkurler,

    Bahsetmis oldugunuz temponun da bizim bir uzantimiz oldugunu dusunuyorum. Atli karıncadan inme secimi her zaman mevcut, ancak bizi orada tutan nedenleri görebilmek, bu seçime yaklaşmamızı sağlar.

    Sevgiler....

    YanıtlaSil
  3. ..sen herşeysin..OL'duğun ve OL'madığın herşey!..soğanın kabuklarını soyarken, bunlar BEN değilim değil de aksine, bunlar DA 'BENİM' diyebiliyorsak eğer, herşeyi BEN ve BÜTÜN olarak bilen saf bilinçli farkındalık OL'muşuz demektir..saf farkındalık BÜTÜN'cüldür ve herşey olduğunu bilendir..sevgiler..adem

    YanıtlaSil
  4. Yaratımlarını sahiplenmek bir Kabul ve Farkındalık sürecidir. Kendisinin tüm boyutlarına akma sürecinde olan saf bilinçli farkındalık, artık yanılsamanın ürünü olan deneyimlerinin nektarını özüne almakta.

    İroni şurada ;
    Bilinçli farkındalığın olmadığı yaratımlar
    Ve
    Bu hali deneyimlemeyi seçen saf bilinçli farkındalık

    Yani, bilinçsiz yaratımının farkında olan bir bilinçli farkındalık.

    Tabii ki hepsi bir BÜTÜN. Nektar bu farkındalık.

    Ancak, bu yazıda hedeflenen şey aynı zamanda ne olmadığına dair başka bir farkındalık yaratmak ki, kollektif bilincin karanlık rüyasına bir ışık sızsın. ( işte, ışık ve karanlık böyle bir dansla BÜTÜN ün genişlemesine hizmet ediyor)

    Ne olmadığını anladığın zaman, ne olduğunun gerçeğine kapı açarsın ki, bu da ; O hallerin de BEN olduğunun anlayışıdır.

    Sevgiler

    YanıtlaSil
  5. ..o halde saf bilinçli farkındalık, ne oldukları ve olmadıkları arasında ayrım ve ayrılık bil'meyen BÜTÜNsel bakıştır diyebilirmiyiz..
    çünkü birşey değilim demek de aslında o olduğunu onaylamaktır..

    bütünü genişletmenin ancak bu bütüncül bakışla mümkün olabileceğine inanıyorum..yani bütüncül bakamayan tarafın bütüncül bakabilmesiyle!..çünkü nasıl algılamayı seçiyorsak öyle yaratır ve yaşarız..sevgiler,adem

    YanıtlaSil
  6. Sanırım aynı durumu farklı açılardan konuşuyoruz.
    Soğanın kabuklarına "Bu değil" " şu da değil" derken onları dışlamak adına bir tutum söz konusu ise, orada zaten farkına varılması gereken, içine almadığın başka bir katman vardır. Ama içine almasan dahi o, soğanı oluşturan bir başka katman olarak Bütünsellik içinde varolmaya devam eder.

    Yine ironi şu ki, Olanı bu şekilde görüyorsan eğer, "dışlanmış" dediklerimiz artık dışlanmış olarak kalmaz. Hiç bir şey yapmaksızın en can alıcı şeyi yapmış olursun ve tüm senaryo değişir.

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  7. ..yaşam,olduklarımızı ve olmadığımızı san'dıklarımızı "bütün"leştirebilme ve bu konudaki hatalı algılamayı düzeltebilme süreciyse bütünlük üzerinde anlaştığımıza sevindim..

    o halde;saf bilinç,enerji,enerji olan-olmayan,vazo,boşluk,vazonun dış kısmı,soğan,cücük,yiyen,yenen,bakan,dokunan, algılayan,algılanan vb.hepsi BEN,hepsi doluluk,hepsi boşluk ise..gerisi zihinsel teferruat sanırım..sevgiler..adem

    YanıtlaSil
  8. Evet, sanıların dansı güzel bi ifade.

    Kendin pişir kendin ye hesabı :-))

    sevgiler.....

    YanıtlaSil

 
^ Başa dön