Bilinç ve İnançlar Tarihi Müzesi

Sayfayı Yazdırın
send email


İnsanlık tarihi, evrim süreci ve insanlığın dönüm noktaları bilincin gelişimi bağlamında hep ilgimi çekmiştir. Geçtiğimiz günlerde bir arkadaşımla Anadolu Medeniyetleri Müzesine gittim. Bahsetmiş olduğum süreci bir kez daha ve farklı bir şekilde algılama şansım oldu.

Paleolitik Çağ da denen Yontma Taş Çağı’ndan başlayarak yakın döneme ve günümüze kadar gelen bir sürecin buluntuları önümdeydi. İnsanın Dünya üzerindeki macerasının ardında bıraktığı izlerin buluntuları sergilenmek üzere kronolojik bir şekilde dizilmişti.

Yontma Taş çağı bölümü, insanın henüz dünya deneyimine başlarken sahip olduğu bilinci ortaya seriyordu. Yaşam, varlığını devam ettirmek üzere korunma, avlanma ve barınma ekseninde dönmekteydi. Bunu fark ettiğim anda yüzüme hafif bir gülümseme yayıldı. Şimdi değişen neydi ? İnsan, aklını kullanarak sürekli yeni araçlar yaratmıştı.


Evet, fark yaratan araçlardı. Araçların insana sunmuş olduğu potansiyellerdi. Yaşamın insanı en çok zorlayan tarafları artık araçlar sayesinde daha kolay hale gelmişti. Avlanma, barınma, yolculuk için derken yeni ihtiyaç alanları doğdu ve insan araçları geliştirmeye devam etti. Bu konfor ve kolaylığın yaratmış olduğu alan sayesinde insan varlığının farklı boyutları yaşama akabilirdi. Ve öyle oldu.

İlişkiler vasıtasıyla insan diğerleri ile olan etkileşimini farklı boyutlara taşırken, korku ve sevinçten oluşan duygu kutupları da gelişmeye, çeşitlenmeye başladı. İnsan, yaşamın ve ilişkilerin gelişen koşulları, çoğalan ve yoğunlaşan deneyimleri ile korku ve sevinci hem duygusal hem de psikolojik olarak zenginleştirdi. Bu arada, varlığını sorguladı. Ancak dayanak aldığı çıkış noktası onu ayakta tutmak üzere destek aldığı zihin olduğu içindir ki, zihnin algılayabildiği gerçeklik sınırlarının ötesinde bir yere varamadı.

Ruhsal varlığından, kaynağından kopmuş, ayrılık yanılsaması içinde bir gerçeklik inşa etmiş olan insana rehberlik yapmak üzere bedenlenen varlıklar her zaman dünyada mevcuttu. Bilinen tarihin sisli alanında kalmış daha bilge toplumların anlayışları ise arda kalan yıkıntıları ile birlikte eterik boyutlarda ve taşlarda kayıtlı kalmıştı. Diğer bilge kavim ve toplulukların ışığı da, insanın cehaleti karşısında geçici olarak kısılmıştı.

Farklı toplumlarda, kültürlerde ve coğrafyalarda bedenlenen bu varlıklar, özünde aynı olan mesajlarını farklı şekillerde aktardılar. Mesaj, Tanrı’nın içlerinde olduğu ve kendilerinin bu bedenden ibaret olmadığı gerçeğiydi. Ancak, bu bilgiyi henüz özümseyemeyen insan Tanrı’yı da kendisinden dışarıda bir yere koydu ve ona tapındı.

Şimdi aklıma geliyor da; Belki de İnançlar Tarihi ismiyle bir müze açmak lazım. Nereden başlar ve nereye kadar sergilerdik ? İnsan var oluş karşısında kendisini güçsüz ve yetersiz gördüğü için, kendi dışında daha güçlü şeylere tapınmaya belki de Güneş’le başlamıştır. Hayvan figürleri de yerlerini almıştır. Adaklar sunup onları memnun etme çabasında olan insan, daha sonraları kendisine sunulan tek Tanrı inancında da kendi dışına koyduğu O Tanrı’yı memnun kılacak kurallar silsilesi ile tarihte kendi varlığına verdiği ( aslında vermemiş olduğu ) değeri de ortaya koymuştur.

Fakat, özünde aynı mesajı barındıran tek Tanrı’lı dinler, içinde derinlere açılan kapılar vasıtasıyla bazı insanlara Tanrı’ya giden yolun kendi içlerinden geçtiği gerçeğini sunmuşlardır da.

İnançlar Tarihi Müzesi’nde daha başka neler sergilenebilir ?
Aklıma gelen bazı örnekler,

100 Dolarlık bir banknot
Silah
Sigorta Poliçesi
Güzel bir ev maketi
Sarışın bir oyuncak barbi bebek
Tüm kanalları çeken bir Flat TV
Bir eş figürü ( Bay ve Bayan )
Çeşitli dinsel objeler
Çeşitli model araba maketleri
Brad Pitt heykeli
Guru figürü
Uyuşturucu ve bir şişe viski
Diyetisyen ve zayıflama uzmanı figürü
İlaç
Siyasetçi figürü
Garantili aydınlanma metotları kitabı
Mutlu bir gelecek hayalini sembolize eden, kuyruğunu kovalayan Köpek figürü
Açık Çek

Neyse, yazsam daha çok şey çıkar ama konu anlaşılmıştır herhalde.

İnsan, gerçek özünden ayrı olduğu inancı ile çıkmış olduğu yolculuğun hemen her boyutunu deneyimlemiş durumda. Bu noktada ulaşmış olduğu eşik onu bir tercih yapmaya, bakış açısını değiştirmeye zorluyor. İnsan, aramış olduğu huzurun, şifanın, netliğin ve sevginin kendi gerçek doğası olduğunun anlayışının eşiğinde. İnsan bilinci alacakaranlığını yaşıyor. Karanlığın en baskın olduğu nokta onu bir adım ötedeki doğan güneşe sürüklüyor.

Evet, bu haller, düşünceler içerisinde müzedeki gezimi bitirirken orada, müzede sergilenen en son parçanın ben olduğum hissi yayılıyor tüm varlığıma. Hücresel belleğimdeki anıların bir bölümünün burada bana yansıdığını hissediyorum. Ve Yeni İnsan’ın, Yeni Bilinç’in enerjisini oraya bırakmış olduğum inancıyla tekrar kendime dönüyorum.

Halil Gül
aryanon.blogspot.com

4 yorum:

  1. çok güzel betimleme , sen anlatırken bir an ben de kendimi hissettim orada ,

    sevgilerimle-selma

    YanıtlaSil
  2. eşiğine geldiğimiz yeni bilinç yada yeni enerji diye adlandırdığımız gerçeklik belkide hep vardı da şimdi kilitler açılıyor dersek eyer bana ne dersin eski dostum?
    yada hatırlıyoruz dimi tanrıya giden yolun kendi içimizden geçtiği bilgisi zaten bunu içeriyor....
    Temiz düzgün ve estetik duygu ve düşüncelerin için seni karaciğerinden ve omuriliğinden tebrik ederim:)

    YanıtlaSil
  3. Dalağıma küfredenler olmuştu ama bu derece duygulandırmamıştı :-)) Ic organlarım sana muteşekkirler dostum :-)

    Evet, dediğin şeye katılıyorum. Aydınlanma, hatırlama denen potansiyel her varlık için mevcuttu. Ancak kollektif bilincin aydınlanma dönemi için Kıyamet- Satya Yuga- Yeni Çağ- Kova Burcu Çağı- Altın Çağ vs.vs gibi tanımlar var. Eski dönemlerde aydınlanmalar daha çok bireysel bir deneyim olarak var ( Atlantis ve daha gerisine gitmeyelim )bireysel bir çaba ve disiplin gerektiren uygulamalar dönemin enerjisi uygun olmadığı için çok gerekliydi. Ve yaşanan uyanış deneyimi o varlığı yanılsamanın ötesine geçirip enkarnasyon ve karma döngüsünden çıkarıyordu.

    Şimdi daha başka bir şey var dostum. Şimdiye kadar yaşanmamış bir şey. Varlığının zamansız bir "once"den çıktığı yolculuğunda yaratmış olduğu tüm veçheleriyle birleşmesi, bütünleşmesi (aydınlanma yasayan vechesi dahil ) ve yaratıcılık vasıflarını Tanrısal bilincini demirleyerek burada icra etmesi durumu. Yeni olan bu.

    Yorum kısmında daha fazla ayrıntıya girmeden bu konuyla ilgili bir ara yazsam iyi olacak.

    Sıcak yorumun için Ben ve tüm organlarım teşekkür ederiz :-)

    YanıtlaSil
  4. Bilgelik yolunda yürüyen biriyle karşılaşmak heyecan verici. Her ne kadar Kova Burcu'na girmiş olsak da hala çok az bunlara kafa yoranlar.
    Tüm sevgilerimle.
    Özlem Kahvecioğlu

    YanıtlaSil

 
^ Başa dön