Yeshua'nın Öyküsü

Sayfayı Yazdırın
send email

Tobias'dan Öyküler

Yeni Enerjiyi Bedenlemek
Bedenleme Dizisi - 07 Ağustos 2004


Yeshua buraya geldi çünkü tüm bu karanlıkla yüzleşme meselesini anlıyor. Son Shoud’umuzu izleyen haftalarda size yardım etti. Onun karanlıkla kendi deneyimi vardı. Öykünün bir kısmını biliyorsunuz, 40 gün 40 gece çölde kaldı –alın size tekrar 4 rakamı- şeytanla savaşmak için...ah, eski kitap böyle diyor. Şeytanla savaşma hakkında değildi halbuki.


Çöle kalabalıktan uzaklaşmak için gitti, çünkü bu noktada onu birazcık delirtmeye başlamışlardı :-). Mucizeleri seviyorlardı. Keşfettiğiniz ya da kendi yaşamınızda keşfedeceğiniz gibi, insanlar mucizeye bayılır. İyi şovu severler. Oo, ama bu dikkat dağıtıcı olabilir, zira onlara bir mucize verin, iki tane isterler :-). Onlara balık ve somun ekmek verin, onlar da suyun şarap olmasını istesinler. Ve bu böylece sürer gider. O zaman elimizde, bir grup güçsüzleştirilmiş insandan başka bir şey yoktu.

Böylece sevgili dostlar, Yeshua 40 gün 40 gece için çöle gitti. Ve kendi katınızda siz de onunla gittiniz. Siz orada Yeshua ile oldunuz. Orada, karanlığın ne olup ne olmadığına bakmak istediniz, zira o zamana kadar bu pek anlaşılamamıştı.


Evet, iblisler diye tanımlanmışlardı. Ah, onlara birer isim ve kimlik verilmişti. Bunlar, insanların kendilerinde bulunmasından hoşlanmadığı kötü yanlardı. Her şeye kadir olanın enerjisini dış tanrılara, idollere ve çok, pek çok tanrıya yükledikleri kadar, kendileri hakkında sevmedikleri şeyi de iblislere ve Şeytan ve Lucifer denilen varlığa yüklediler.


Yeshua bunlardan herhangi birini kabul etmedi. Tanrılar olduğunu, –nasıl denir- farklı türde tüm bu idolleri kabul etmedi. Hatta uzakta bir cennette olan tanrıyı da kabul etmedi. Etmedi. Eski Ahitte o kadar çok yanlış naklettiler ki onun sözlerini. Tüm bu iblislerin varlığını kabul etmedi. Ve bir takım çılgın kurallara uyulmazsa, onları zaptedecek olan Şeytan enerjisinin varlığını de kabul etmedi. Bu yüzden çöle gitti, kendi keşfetsin diye.


Ah, o Ruh ya da Tanrı dediğinize inanıyordu. Ama kiliselerin, her hangi bir kült ya da her hangi bir grubun tanımladığı gibi olduğuna inanmıyordu. Aklı pek karışmıştı. Bu size bir şey çağrıştırıyor mu, Şambra? Ve siz onunlaydınız.


Bu yüzden tefekküre dalmak, sakinlemiş enerjide olmak için çöle gitti. Kendi yaşamınızda keşfettiğiniz gibi –hepiniz- doğaya açılmak iyi gelir insana. Şehrin ve ailenin enerjisinden uzakta olmak.


Ve böylece Yeshua, kendisi için neyin doğru olduğuna bakmak için çöle gitti. Şeytanla savaşmadı. Zaman içinde şeytanın onun bir parçası olduğu anlayışına ulaştı. Bunun böyle olmasının bir nedeni olmak zorunda olduğu anlayışına ulaştı. Oraya onu test etmek için konmamıştı. Kendini daha az insan ya da daha az melek hissetsin diye konmamıştı oraya. Niye oradaydı peki? Bu karanlık neydi? Ve gerçekten Yeshua –ve o zaman hepiniz- farketti ki karanlık, insan varlık tarafından reddedilen her şeydi.


Karanlık, ruh varlık tarafından reddedilen her şeydi. Yeshua, sizin geçen gün kelimelendirdiğiniz anlayışa geldi. Karanlık tanrısallığınızdır. İkisi birlikte gider; ikisi birlikte gitmek zorundadır. Yeshua anladı ki, insanın içinden çıkarılacak şeytanlar yoktur, kaçıp saklanılacak şeytan yoktur. Daha çok, tüm bunların içeride kucaklanması vardı.


Çeviri : Fevziye Peker
Derleme : Halil Gül

0 yorum:

Yorum Gönder

 
^ Başa dön