Tobias'ın Kulübesi

Sayfayı Yazdırın
send email

Tobias'dan Öyküler

Ruhun Özgürlüğü
Bedenleme Dizisi - 08 Ocak 2005

Bugün sizi kulübeme yapacağımız bir yolculuğa davet ediyorum. Kulübemden daha önce söz ettim. O benim bulunduğum alemdedir. O, maddi dünyada değildir, ama benim yarattığım bir yerdir, benim hayal ettiğim ve hatta yapılandırdığım bir yerdir, orası, - nasıl desek – Şambra enerjileriyle dolu bir yerdir.Sizden iskemlelerinizde oturmanızı – ya da şu anda bazılarınızın yaptığı gibi yerde yatmanızı rica edeceğim. Sizin orada, insan realitenizde tümüyle mevcut olmanızı rica edeceğiz. Ama (aynı zamanda) sizden enerjinizi genişletip, benimle birlikte hayal ürünüm kulübeme gelmenizi rica edeceğim. Onu yeniden-biçimlendirmek ve yeniden-dekore etmek için çalıştım. Neden? Çünkü herşey yeni. Herşey değişiyor. Ve, yerimi de güncelleme zamanının geldiğini farkettim.


Onu istediğiniz gibi hayal edin. Ben orayı ormanın içinde güzel bir yer olarak hayal ediyorum....sessiz ve sakin....türlü türlü ağaçlarla çevrelenmiş....bu ağaçların bazısı her dem yeşil....bazısı yapraklı. Burada bunun önemi yok. İstediğiniz her ağacı koyabilirsiniz. Onlar coğrafi bölgelerin belirgin özelliklerine bağlı olmak zorunda değil.


Böylece, çevremdeki alanı güzel ağaçlarla, gerçekten sevdiğim ağaçlarla doldurdum. Dünya’daki yıllarımda ve yaşamlarımda ağaçların enerjisiyle çok bağlantım vardı....dingin duran ağaçlar....ama yine de Yerküre’ye sağlam bir biçimde kök salmış ağaçlar...gökyüzüne uzanan dallar....çoğu meyve veren....ya da en azından gelişmelerini sürdürecek....büyümelerini sürdürecek....kendilerini devri-daim edecek tohumlara sahip ağaçlar.


Çoğunuzun bildiği gibi, ağaçlar aynı zamanda temizlemeye ve arınmaya yardımcı olur. Gidin ve bir ağacın yanına oturun. Enerjinizi içinize getirmenize ve onu temizlemeye yardımcı olacaktır. Oo hayır, hayır, hayır....Cauldre, hepinizin ağaçları kucaklamasını mı istiyoruz diye merak ediyor. Ağaçları sevmek (burada sözünü ettiğimiz)....ağaç aşığı olmak. Evet, böylece, kulübemin çevresinde birçok güzel ağaç var.


Kulübemi....İngiliz Tudor stiliyle İsviçre’nin şalesi arası bir şeye benzer biçimde tasarladım. Arkada bir dere var....arka planda, uzaklarda dağlar var....bir göl...sakin bir göl....Waldon Pond’a benzer bir göl....ama o kadar uzaklarda değil. Kulübemi ve onu çevreleyen alanı öyle bir inşa ettim ki, heryerde uçan kuşlar var. Kuşlara bayılırım. Kuşlara bayılırım, çünkü bildiğiniz gibi onlar ağaçlara konarlar. Ağaçların güzelliğine ve dinginliğine yuva kurarlar.


Ama kuşlar, özgür olanlardır. Kanatları vardır. Onlar Dünya’ya gelip de, uçmak için kanatlara sahip olan o küçük bedenlere enerjisini yerleştiren küçük melekler gibidir. Kulübemin çevresindeki kuşlarım çok renklidir, gerçekten çok renklidir ve öterler de. Sabahtan gecenin bir saatine kadar öterler. Uyuyabilmek için gece onları susturmam gerekiyor.


Onlar sevincin....meleklerin sevincinin....cennetlerin sevincinin şarkılarını söylerler. Ama aynı zamanda Dünya üzerindeki yaşamın kutlanması şarkısını da söylerler. Bu benim enerjimdir, bunu yapsınlar diye onlara kendi enerjimi aktarıyorum. Onlar Dünya’ya duyduğum BENİM sevgimin, insan olmaya duyduğum BENİM sevgimin şarkısını söylerler. Ve gün boyunca söyler dururlar. Çok farklı türlerden geldikleri halde, her nasılsa mükemmel bir uyum içinde, mükemmel bir birlik içinde söylerler.


Ve çiçekler var....çok çiçek var....ve kulübemi çevreleyen çok bahçe var....çok renkli...gökyüzüne doğru uzanan....yapraklarını yayan....açan....sıkı sıkı kapalı değil Şambra....ama kendini açan....çevresindeki herşeye korkusuzca kabul veren çiçekler....o kadar incinmeye açıklar ki, o güzel, zarif yapraklarını açıp kendilerini ortaya koyabiliyorlar....kendi özlerini korkusuzca ortaya koyabiliyorlar.

Şambra, ne demek istediğimi anlıyor musunuz? Onlar çok güzeller. Ve bir enerji tutuyorlar. Evet, tutuyorlar....onlar bu biçimde enerjiyi tutanlar. Onlar güzelliğin enerjisini tutuyorlar. Onlar Gaia’nın enerjisini tutuyorlar. Onlar dengenin enerjisini tutuyorlar. Onlar bunu tutuyorlar ki, siz ve ben başka alemlere uçup gidebilelim ve her zaman Dünya’daki güzelliği tutan, her zaman Dünya ile olan bağlantıyı sağlayan bir şey olduğunu bilelim.


Şimdi, birlikte yürüyelim. Ben daha önce böylesine büyük bir grubu hiç kulübeme getirmemiştim. Genellikle sadece St.Germain ve ben oluruz burada, kulübenin önündeki terasta oturur birkaç puro tüttürürüz – özür dilerim Cauldre, ama bunu yaparız – birkaç puro tüttürür ve bir bardak şarap içtiğimizi düşünürüz. Ve birkaç başka konuk da gelir. Ama şimdi tüm Şambra’yı, hepinizi kulübeme götürmek istiyorum.


Şimdi ön kapıdan içeri girelim. Daha kulpunu bile tutmadan kapının nasıl açıldığını farkedin. Hayal gücümüzle neler yapabildiğimiz şaşılası değil mi? Ve siz diyorsunuz ki, “Ama Tobias, ben gerçekten burada mıyım? Bu gerçek mi, yoksa sen bizi sadece bir öyküde mi gezdiriyorsun?”


Bunu anlatmamın bir yanı da, bu noktayı vurgulamak için. Bu, şu anda iskemlelerinizde oturmanız kadar gerçektir. Bu, sahip olduğunuz o fiziksel beden kadar gerçektir. Bu, zihinsel ya da insani aklınızın alabileceği herşey kadar gerçektir. Siz iskemlelerde oturuyorsunuz. Evlerinizde oturuyorsunuz. Siz şu anda Şambra gruplarıyla birlikte oturuyorsunuz. Sesler duyuyorsunuz. İskemlenin üstündeki poponuzu hissedebiliyorsunuz. Midenizi hissedebiliyorsunuz. Ama aynı zamanda da benimle burada olabiliyorsunuz. Hayal gücü, daha önce de sözünü ettiğimiz gibi, herşey kadar gerçektir. Siz burada benimle birlikteSİNİZ. Şu anda kulübemin kapısından içeri girdiniz.

Şimdi size biraz etrafı gezdireyim. Yakınlarda genişledim, böylece kulübem tüm Şambra enerjisini alabilir. İçini genişlettim. Evet, bazılarınız farketti – duvarlardaki resimleri, birlikte olduğumuz yaşamların resimlerini, Şambra’nın gerçekleştirdiği en kahramanca şeylerin bazı resimlerini farkediyorsunuz.


Evet, işte orada Atlantis zamanındaki birlikteliğimizin resimleri var, Tien Tapınakları’nın, ve şimdilerde Küba olan bölgenin resimleri. Tapınaklar artık orada değil. Onlar çoktan yıkıldı. Ve merak edip de arayanlar için, tapınakların olduğu topraklar da değişti, ve su altında kaldı. Ama resimler var – evet, kameralarla çekilmiş resimler değil – ama hayal gücümle oraya koyduğum, birlikte olduğumuz tüm zamanları yansıtan resimler var. Geçmiş yaşamlarda bana armağan olarak verdiğiniz nesneler var....ben onları raflara yerleştirdim.


Biraz daha evin içinde gezinelim. Evet bu, hayal gücüyle ilgili ve kendinize koyduğunuz sınırlamalardan özgürleşmenize yardımcı oluyor. Sizi bu yüzden evin içinde gezdiriyorum. Bakın...burada mutfak yok...mutfağa ihtiyacım yok. Meleklerin bir şey yemesi gerekmiyor....anlıyor musunuz. Banyo da yok.....o eyleme ihtiyacımız yok :-).


Burada büyük odalar var....farklı renklerde....farklı enerjilerde odalar.....müzik sanki duvarlarından gelen odalar....hoparlörlere gerek yok....elektrikli aletlere gerek yok. Burada başka boyutların enerjisiyle dolu olan odalar var. Birine girin. Kendinize orada olmaya izin verin. Gerçekten kendinizi açmak ve nasıl bir şey olduğunu hissetmek için kendinize izin verin. O odaları size hazırladım.


Burada, gidip de geçmiş yaşamlarınızın veçhelerini ziyaret edebileceğiniz odalar var. Benim kendi bir dolu geçmiş yaşantım için bir dolu odam var. O veçheler o odalarda tutsak değil. Ben onları oraya hapsetmiyorum. Ama arada bir anımsamayı seçiyorum.


Bakın...ben yaşatılarımın tümünü bedenledim. Onları bedenledim. Onları, onlarla ilgili herşeyi içime aldım – iyiyi...kötüyü...karanlık olarak kabul ettiğim şeyi....mücadeleler ve acılar olara kabul ettiğim şeyleri.....sevinci de. Onların her birini bedenledim.


Bazen soruyorsunuz, geçmiş yaşamlarınızı neden anımsamıyorsunuz diye. Geçmişte kim olduğunuzu anımsamayı – nasıl desek – spiritüel gelişiminizin bir işareti olarak kabul ediyorsunuz. Onları anımsamamanızın nedeni, herşeyden önce, bu yaşamda şimdiye kadar kafanızı karıştırmak istemediğiniz içindir. O anıların ve görüntülerin sizi bunaltmasını istemediniz. Ama öte yandan, tüm enerjileri önce bedenleyip sonra bırakmış da değildiniz.


Siz bunu gerçekleştiriyorsunuz.....onu gerçekleştirdiniz, tıpkı benim yaptığım gibi. Olmuş olduğunuz herşeyi tümüyle kabul ettiniz. Ve sonra da onu özgür bıraktınız; saldınız. Bu yüzden, onlara yakalanacağım endişesini barındırmadan geri gidip onları ziyaret etmeye başlayabilirsiniz, ve enerjileri bir kez daha hissedebilirsiniz. Bu tıpkı bir fotoğraf albümüne bakıp geçmiş enerjileri hissetmek, gülümsemek, belki de birkaç gözyaşı dökmek gibidir.


Bu “özgürlük yılı”nda geçmiş yaşamlarınızı anımsamaya başlayacaksınız. Siz artık geçmişin enerjilerine takılıp kalmakla ilgili kaygıları taşımak zorunda olmadığınız bir noktadasınız. Siz, şu anda kim olduğunuzu bildiğiniz bir ruhsal olgunluk noktasındasınız. Geçmiş bir yaşamdaki eski bir kimliğe dönüşeceksiniz diye kaygılanmanız gerekmiyor. Eğer büyük bir kral, büyük bir hükümdar, büyük bir bilim adamı, ya da büyük bir filozof olduysanız, kendinizi övüp de geçmiş yaşantınıza bağlı kalacaksınız diye kaygılanmanız gerekmiyor. Onlar sadece vardı. Makyajınızın bir parçasıydı.


Böylece, evimde ziyarete gidebildiğim odalar var – Tobias’ın odası....en sevdiklerimden biri....gidip de o zamanki kendimi ziyaret edebildiğim oda....Atlantis’in bir dolu odası var, geri gidip o zamanki kimliğimi ve sizleri ziyaret edebildiğim. Tüm boyutlarla bağlantı kurmama izin veren odalar var, sadece bu evrenle değil, gidebildiğim ve araştırabildiğim ve deneyimleyebildiğim tüm boyutlarla bağlantı kurmama olanak tanıyan odalar var. Evimde odalar var.....birçoğunuz içlerine daldınız....buradaki turumuzdan ayrıldınız. Benim önüme geçtiniz.


Spiritüel resimlerimi yapmak için girdiğim odalar var. Resim yapmaya bayılırım. Bu bir tutkudur bende. Ben sizin yaptığınız gibi renklerle ve yağlıboyalarla resim yapmam. Ben – nasıl desek – tebeşirle ve fiziksel araçlarınızla resim yapmam. Ben enerjiyle resim yaparım. Benim tuvalim iki – ya da üç – boyutlu değildir. O çok-boyutludur. Ve ben buraya girer, insan aleminin ötesindeki titreşimlerle, seslerle, renklerle, enerjilerle oynarım. Neler yaratabileceğimi görmek için bu odaya girerim.

Kulübem gerçektir, şu anda duyduğunuz ya da okuduğunuz sözcükler kadar gerçek. Enerjileri belli bir biçime ve forma sokmak için epey zaman harcadım, ve doğal olarak o biçimi özgür bırakıp, kendini genişletmesine de hep izin verdim. Ama onu yaratmaya çok zaman harcadım. Günün birinde aynı bu biçimde biraraya gelebilelim diye enerjileri birbirine örmek için çok zaman harcadım.


Hepiniz bu yoldan yaratabilirsiniz. Hepiniz, bu yoldan yaratmak özgürlüğüne sahipsiniz. Bu, hayal gücüyle olur. Onunla ilgili tekrar tekrar konuştuk. Bu, hayal gücüyle gerçekleştirilir.


Evin içindeki başka enerjileri de herhalde farkettiniz, bugünün özel konuğunun enerjilerini. Bazılarınız onun kim olduğunu merak etti. Enerjileri hissetmek için kendinize bir an izin verin. Tahmin yürütmeyin....sadece enerjileri hissedin. Özel konuğumun enerjileri bugün evimi dolduruyor. Bu enerjiler hepimizi kuşatıyor.


Gerçekten de, bu bir kez daha sevgili birinin, Metatron’un enerjileri. Metatron’un çalışmaları, geçen aydan beri devam ediyor. Ama bu kez biraz farklı. Siz Metatron’un enerjisini eril olarak, çok yüksek, neredeyse metalik, elektrikli, titreşen bir enerji olarak algılıyordunuz.


Ama bugün, benim evimde, Metatron başka bir yanını gösteriyor....sizin, Metatron’un dişil veçhesi diyeceğiniz yanını....gerçekten çok güçlü....ama güçlü bir şefkat...güçlü bir sevgi. İki hafta önce gerçekleştirilen Metatron – Ruh’taki Sesiniz – çalışmalarından sonra şimdi, Metatron’un öbür yanının enerjileri....şefkat....yeniden-yapılandırma.... yenileştirme....ve gelişim, tekâmül enerjileri geliyor.


Metatron sadece Eski sistemleri kırmak için gelmiyor. Metatron – Ruh’taki Sesiniz – şefkatle geliyor, hep şefkat ve sevgiyle, zerafet ve kolaylıkla geliyor. Bakın....bu kadar güçlü bir enerji, aynı zamanda narin, hassas, yumuşak, sevecen ve şefkatli bir enerji olabilir.

Böylece, bu enerjiyi solumanızı rica ediyoruz. Sizden rica ediyoruz – bakın, çoğunuz buradan nereye varacağımı şimdiden biliyor. Kendinize vermenizi rica ettiğimiz şu şifa....bugünkü toplantımızın başında istediğiniz çözüm....siz bunları beraberinizde evime getirdiniz. Onları, Metatron’un bu diğer yanı, harekete geçirmenize, kutsamanıza, şifalandırmanıza yardımcı olsun diye getirdiniz. Onları bugün bu hayal ürünü ama çok gerçek yere artık sizi özgür bırakmalarına, artık size hizmet etmeyen bir şeyi (şeyleri) salmanıza yardımcı olsunlar diye getirdiniz.


Hadi Şambra odasına, hepimizin birlikte oturabileceği o büyük odaya gidelim. Birlikte olduğumuz zamanın kalanı için Şambra Odası’na girelim. Bazılarınız kendi kendine gülümsüyor....evet, zaman zaman aklınızdan geçenleri okurum. Bazılarınız, “Bu sadece aptalca bir oyun mu Tobias?” diyor. Eğer öyle olmasını istiyorsanız...aptalca bir oyun olmasını istiyorsanız (öyle olsun).....ya da o kadar gerçek olabilir ki, karşılaştırıldığında insanlık realitesini çok küçük kılabilir.


Bu hayal realitesi gerçektir. Şu anda – evimde, kulübemde, Şambra Odası’nda, toplantı salonunda - içinde oturduğumuz hayal realitesi, gerçektir. Ve o, insan realitenize geri getirilebilecek ve orada kullanılabilecek bir enerji modelinin oluşmasına yardımcı oluyor. O, insan realitenizdeki kendi yaşamınızın modellerini, örgülerini, kalıplarını ve yollarını yaratmaya başlamanıza yardımcı oluyor. Ve siz istediğiniz an (oraya) gidip gelebilirsiniz.


Çeviri : Fevziye Peker
Derleme : Halil Gül

2 yorum:

  1. Sonsuz tesekkurler ellerinize yureginize saglik

    YanıtlaSil
  2. yolculuk yalın temiz hayalle örülmüş gerçeklik hayat enerjim termometrede yükselen civa gibi çıktı tepeye ordan devam etti kulubeye:)ruhun dert görmesin azizim.

    YanıtlaSil

 
^ Başa dön