Oryan'ın Öyküsü

Sayfayı Yazdırın
send email


Tobias'dan Öyküler


Herşeyi Olduğu Gibi Kabul Et

Yaratıcı (Yaratan) Dizisi - 19 Ağustos 2000


Bir insan vardı (Oryan adında); her gün sandalına binerdi. Sandalı kıyıdan iter ve kürek çekmeye başlardı. Nehirin akış yönünün tersine, akıntıya karşı kürek çekerdi. Oryan kürek çekerken, yaptığı iş yüzünden, güçlenirdi. Yol üstünde, nehirin üstünde birçok yeni şey görürdü. Devamlı kürek çekerdi. Geceleri Oryan kıyıya çekerdi. Yiyecek bir şeyler bulduktan sonra, o gün çok şey öğrendiğini ve deneyimlediğini bilerek, nehirin güzelliğini deneyimlediğini bilerek, akıntıya karşı kürek çekmenin getirdiği meydan okumayı deneyimlediğini bilerek, nehirin kıyısında tükenmiş bir halde uykuya dalardı. Günlük çalışmasından tükenmiş bir halde uykuya dalardı. Ertesi sabah kalkar, sandalını tekrar nehire iter ve tekrar kürek çekmeye başlardı, bir günden ötekine, bir haftadan ötekine, bir yıldan ötekine, kürek çeker ve deneyimlerdi. Oh, ve bu kesinlikle iyi bir yolculuktu. Kesinlikle sevgi dolu bir yolculuktu.



Oryan hep daha fazla kürek çekerken, günler geçtiğinde, altta yatan bir korku çıkmaya başladı, nehire karşı neden kürek çektiğini unuttuğu, kendinin bile unuttuğu bir şeyle ilgili bir korku. Bir gün, kürek çekmekten yoruldu. Nehirle savaşmaktan yoruldu. Oryan yolculuğu deneyimlemek konusunda iyiydi ama yoruldu, çünkü artık neden devam etmesi gerektiğini bilmiyordu. O nehirdeki her dönemeci, her kıyıyı, her ağacı, her taşı, her kayayı görmüştü ve hepsi birbirinin aynı görünmeye başlamıştı. Daha ileriye doğru neden kürek çekmesi gerektiğini bilmiyordu.



Bir gün, Oryan, habire kürek çekmesine neden olan korkuyu farketti. Eğer kürek çekmeyi bırakırsa, nehirin onu geriye doğru, kendi inanç sistemine geri çekeceğinden korkmuştu. Nehir onu geri çekecekti ve o da kesinlikle, aşağıya ve aşağıya ve aşağıya doğru sürüklenecek ve o dik şelaleden düşecek ve altta yatan kayalarda parçalanacaktı. Ama nehirin akıntısına karşı kürek çekmekten yorulmuştu. Artık umurunda değildi. Bir sabah Oryan sandalını çıkardı. Sandalını nehrin ortasına çekti ama kürekleri kıyıda bıraktı. Nehir akıntısının onu aşağıya doğru götürmesine teslim oldu. Daha önce geçtiği tüm topraklardan geçerek, aşağı ve aşağı ve aşağı aktı. Ne geleceğini biliyordu. Yakında, korktuğunun başına geleceğini biliyordu. Orada büyük bir şelalenin olduğunu biliyordu. Ve bu şelale onu yok edecekti. Onu parçalayacaktı. Ama artık akıntıya karşı kürek çekecek enerjisi ya da arzusu ya da tutkusu kalmamıştı.



Ve bir gün, beklenen an geldi. Oryan nehrin daha hızlı akmaya başladığını görebiliyordu. İvmenin güçlendiğini hissedebiliyordu.


Şelalenin hemen önünde olduğunu biliyordu. Sandalında, ters oturmuş bir şekilde şelaleye doğru hızlanırken, omuzunun üstünden arkaya baktı. Birkaç dakikaya kadar, sandalın şelalenin kenarından düşeceğini biliyordu. Her birinizin endişelendiği uçuruma doğru düşecek ve düşecek ve düşecekti. Eğer bırakırsanız, uçuruma düşeceğinizden korkmaktasınız. Ama Oryan yine de bıraktı. Ve şelalenin kenarından kayarken bir an, sırf korku ve paniğin hakim olduğu bir an geldi. İnsan olarak yaşanan hayatın sona erdiğini biliyordu. Ve bu gerçekten de sona ermişti! Çünkü bu bırakmanın son anında, en büyük korku ve en büyük terör anında, Oryan dönüşümden geçmişti. Deneyimlediği herşeyin sadece bir ilüzyon – sadece bir ilüzyon olduğunu farketmişti! İllüzyon çok büyük ve değerliydi, ve kendi yaşamının ötesinde, herhangi birinin yaşamının ötesinde bir şeyleri içermekteydi. Tüm Olan’ın kaynağına geri giden şeyleri içermekteydi. Oryan (yaşamının) bir ilüzyon olduğunu farketti. O terör ve panik anında, bu ilüzyonun Yaratıcısının kendi olduğunu farketti. Şimdi istediği her hangi bir şeyi yaratabileceğini farketti. Sandalı için kanatlar yaratabilirdi! Ya da nehirin tümüyle yok olmasını yaratabilirdi!



Çeviri : Fevziye Peker

Derleme : Halil Gül

0 yorum:

Yorum Gönder

 
^ Başa dön