Nancy'nin Öyküsü

Sayfayı Yazdırın
send email


Tobias'dan Öyküler


Beş Tanrısal Ah Duyusu

Yükseliş Dizisi - 05 Ocak 2002


Bugün KISA bir öykü anlatacağız, çünkü daha bu derse giremeden uzun uzun konuşmuş bulunuyoruz! Biz bir Shaumbra’nın, aile enerjisine sahip birinin kısa öyküsünü anlatacağız. O, her birinizin bir parçasıdır. Ona Nancy adını vereceğiz.

Nancy, geçen ay burada bulunamadı, ama bilgiye İnternetten ulaştı ve dinledi. (çvr. İnternete, mesajların yazılı metinleri konmadan önce, kanallık sırasında kaydedilen kasetler konmaktadır) Nancy, Beşinci Dersi, Ah Duyularını dinledi. Ve, şimdi bile çoğunuzun yaptığı gibi, uyuya kaldı. Ve bu uygundur. Bu ders sırasında uyuya kaldı ama gerçekten, yedi çiftçinin bu HARİKA öyküsünü de duydu. O, bu öykünün uzamasını isteyen biriydi! Öyküyü bitirdiğimizde çok düş kırıklığına uğradı! :-)



Ders Beşi dinledikten sonra, Nancy kendini biraz yorgun hissetti, ve bu doğaldır sevgili dostlar, çünkü bu zaman içinde çok enerji çalışması gerçekleşmektedir. Burada olmayanlar bile kendilerini yorgun hissedeceklerdir bir şekilde, ama iyi bir şekilde. Kendi varlıklarının içinde birçok değişimin olduğunu göreceklerdir.

Nancy birdenbire çok acıktığını, gerçekten çok acıktığını farketti! Beşinci Derste yapılan tüm bu başaklar ve yiyecekler ve çiftlikler, tüm bu leziz ve harika gıdalarla ilgili konuşmalardan sonra. Gerçekten çok acıkmıştı. Açlığın, varlığından ona seslendiğinin farkındaydı.


Nancy bir an durdu, çiftçilerin öyküsündeki karnabaharlar ve harika çilekler gözünün önüne geldi ve ne yiyeceğini düşündü. Peynirle dolu bir omlet hayal etti. Omletin içine koyacağı sebzelerin tatlı tadını hayal etti.


Bu omleti yemenin nasıl bir şey olacağını hayal etti.
Neler olduğuna bakmak için dolaplarına ve buzdolabına yöneldi. Bunu yaptığı zaman, bedenine karşı bir merhamet, sevecenlik enerjisi içindeydi. Belirli yiyeceklere baktığında, onların titreşimlerini hissetti. Fiziksel bedenine sevecenlik duyuyordu, baktığı yiyeceklerin titreşiminin bedeniyle titreşip titreşmediğine bakıyordu, o anda bedeninin istediği şeylerin, bunlar olup olmadığına bakıyordu.

Nancy kilerine ve buzdolabına bakarken, aynı zamanda ailesini de düşünüyordu. Onların sevdiği yiyecekleri, ve hem şimdi kendisine, hem de sonradan onlara yetecek kadar yiyecek olup olmadığını düşünüyordu. Nancy, bedeninin istediği şeylerin uygun bir dengesinin olup olmadığını, sonradan diğer kişilerin isteyeceği şeyleri ve şu anda elinde olan şeyleri düşündü. Bunların hepsinin enerjisini hissetti.

Sonra, yemek yapmaya karar verdi. Raflardan ve buzdolabından baharatları ve çiğ gıdaları aldı ve onları uygun parçalara kesti. Yemeği hazırlamaya odaklandı, malzemeleri birbirine katmaya odaklandı. Belirli şeylerin pişme süresine odaklandı. Bundan kaç bardak, şundan kaç kaşık ve şundan kaç çimdik diyerek, malzemenin miktarına odaklandı.


Bunların hepsini birbirine katmaya başladı. Tencere kızmıştı. Fırın hazırdı. Kaseler doldurulmaya hazırdı. Malzemeleri biraraya getirerek yaptığı yemekle, kendini bütünüyle ifade etmeye başladı. Ve bunların hepsi de, okuduğu çiftçi öyküsü ve açlığı yüzünden oluyordu.

Oturdu, ve kendisinin hazırladığını bilerek – bu önemli bir noktadır – yediğinin tadını çıkarttı. Onu kendi hazırlamıştı. Ve bu yemek bedeniyle titreşmiş, rezonansa girmişti. Yemek kitapları belki şu baharattan daha azını ve bu sostan daha fazlasını koymasını söylüyor olabilirdi ama Nancy yemeğe, uygun dengede olan malzemeleri koymuştu. Bunu, kendi anlayışını ve duyarlılığını temel alarak yapmıştı.


Yemeği yediğinde bu yemek hem güzel bir tada sahipti, hem de açlığını bastırmıştı ve aynı zamanda da fiziksel ve zihinsel ve spiritüel varlığını uygun olarak dengeleyen enerjileri sağlamıştı. Bu, enerjileri, aç olduğunu farkettiği noktadan alıp, varlığının içine almak noktasına getirmişti.

Nancy o gece harika uyudu. O kadar güzel uyuyordu ki, onu 4:44 de bile uyandırmadık! :-) İyi uyudu çünkü tanrısallığının DNA ile bütünleşmesi o kadar yumuşak bir biçimde gerçekleşiyordu ki, gece boyunca bir karışıklık ya da huzursuzluk hissetmedi. Sanırım burada söylemek istediğimizi sizin için, birçoğunuz için, epey açıklığa kavuşturduk.

Uygun dengede olan gıdaları ve enerjileri varlığına almıştı. Yemeğini hazırlarken, kalori saymak gibi şeylere yüz vermemişti. Oh sevgili dostlar, bunu yapmak o kadar kısıtlayıcıdır ki! Kalorileri neden sayarsınız ki? Varlığınıza giden enerji birimlerini sayın, kalorileri değil, kaç gram yağ olduğunu değil, proteini değil. Bunlar eskiye ait şeylerdir.

“Enerji birimi nedir?” diye soruyorsunuz. Kendinize sorun! Duyularınıza sorun! Beşinci Derste sözünü ettiğimiz duyularınıza sorun! Bedeninize sorun! O size enerji dengesini verecektir. (kendi kendine güler) Nancy için belki de kocaman bir çukulatalı kek yapıp, onu mideye indirmek uygun olacaktı! Bedeninin dengesi bunu istiyorduysa, o da bu şekilde yanıt vermeliydi. Şimdi, Nancy’nin durumu farklıydı. Ve o, o gece çok güzel uyudu, ve varlığının içinde gerçekleşen bütünleşme, çiçek açma, çok yumuşak bir biçimde aktı.

Çeviri : Fevziye Peker

Derleme : Halil Gül

0 yorum:

Yorum Gönder

 
^ Başa dön