Mark'ın Öyküsü

Sayfayı Yazdırın
send email


Tobias'dan Öyküler


İfade

Tanrısal İnsan Dizisi - 03 Ağustos 2002


Onda kısmen kendinizi, kısmen de çevrenizde bulunan diğer kişileri bulacağınız bir insan var. Biz ona Mark diyeceğiz, gerçi erkek ya da kadın olması farketmeyecektir. Ama biz yine de ona Mark diyeceğiz. O, kesinlikle Shaumbra’ydı. Çoğunuzun yaptığı gibi, kitaplar okumuş ve kurslara gitmişti. Yolunda ilerlerken, yolculuğunun gitgide zorlaştığını gördü. Ruh’a, ve Tobias’a, ve Kırmızı Meclis’ten olan varlıklara seslendi. Ve şöyle dedi, “Neden her geçen gün, yol daha da zorluyormuş gibi geliyor? Neden her geçen gün, bir ayağımı ötekinin önüne atmak beni daha da zorluyor? Öyle zamanlar var ki, yatıp dinlenmek ve uyumak istiyorum. Bu yolculuğun yoğunluğundan geçemiyeceğimi düşündüğüm günler oluyor. Çekildiğimi hissediyorum. Bu yoğun sisi yarıp geçemeyecekmişim gibi hissediyorum.”



Sevgili dostumuz Mark, yolculuğu sırasında yanlış bir şey yapıp yapmadığını sorgulamaya başladı. Bizi doğru duyup duymadığını, ya da dersi izlemesi gerektiği gibi izleyip izlemediğini sorgulamaktaydı. Böylece geri gidip, tüm dersleri yeniden okudu. Oh, ilk seferinde öğrenmediği çok şey öğrendi.



Ama, hala huzursuzdu. Hala içindeki soru yanıtlanmamıştı. Neden bu kadar zordu? Hem en derin ruhsal düzeyinde, hem de fiziksel düzeyinde neden bu kadar yorgun düşüyordu? “Neden” diye soruyordu, “bu yolculuk bu kadar zor?” Mark zaman zaman öfkeleniyordu. Kırmızı Meclis’tekilere sövüyordu. Ruh’a sövüyordu. Bunun daha kolay bir yolculuk olması gerektiğini düşünüyordu. Daha fazla sorusunu yanıtlamak ve onun adına daha fazla şeyler yapmak için, yanında olmamız gerektiğini düşünüyordu.



Açmazlarının ve çelişkilerinin ve bezginliğinin, dikkatini dağıttığını görüyordu. Kendisiyle ilgili biraz düş kırıklığına uğramıştı, ve kendisiyle ilgili yaşadığı bu düş kırıklığı yüzünden, çevresindeki insanlarla, ve hatta Kırmızı Çemberle ilgili düş kırıklığına uğramıştı. Kendini, sevgili dostlar, UFO sınıflarına gizlice savuşur buldu! Kendini, komplolar üzerine kurulmuş seminerlere gider buldu. Kendini, yanıtları bulmak amacıyla, rehberlere geri dönmeyi öğreten sınıflara gider buldu. Ayağının kaydığını biliyordu.



İçsel düzeyde, bunun doğrusu olmadığını hissediyordu, ama dışsal düzeyde, sevgili dostumuz Mark, daha önceden çok alışık olduğu bu eski enerjiye, bu dualite enerjisine girdi. Bunlara yönelmesi, ona enerjisel bir destek sağlıyordu. Aynı zamanda da ilgisi başka bir yöne çekilmiş oluyordu, ve o bunun değerinin farkındaydı.

Kendi tanrısallığını düşünmektense, uzaylıların komploları hakkında düşünmek, çok daha eğlenceliydi. Hükümete, ve İlluminati’ye (çvr. tek bir dünya devleti kurmak ve böylece gücü elinde tutmak peşinde olan gruba verilen ad) ve tüm diğerlerine, onlara mal edilen komplolar için kızmak, uçaklardan boşaltılan kimyasallardan kaygı duymak, çok daha eğlenceliydi. Bunların tümünü düşünmek ve dualiteye yakalanmak, Tanrısal İnsan yolunu gitmekten çok daha kolaydı. Ama Mark alttan alta, bunun uzun vadeli bir yanıt olmadığını biliyordu. Bu, ilgisini başka bir tarafa yöneltmek ve oyalanmaktı.


Şimdi, Mark geçenlerde ağlayarak, bıkkın, kızgın, kendini çok yargılar, bulunduğu noktayı hiç kabullenemez bir halde, yere çöktü. Ve bize seslendi, ve şöyle dedi, “Tobias ve Ruh, ve tüm diğer varlıklar, bilmem gereken şey nedir? Şu anda bilmem gereken şey nedir?”



Şimdi, hepinizin bildiği gibi, biz ona yanıt vermedik. Biz ona, içine bakmasını söyledik. Ve Mark geri seslenip, şöyle dedi, “Ben içime nasıl bakacağımı bilmiyorum! Ben, sıra içe-bakmaya gelince, başarısız biriyim! O kadar farklı sesler duyuyorum ki, hangisine inanacağımı ya da güveneceğimi bile bilemiyorum!”



Biz ona şöyle dedik, “Gerçeğinin öne çıkmasını talep et. (O zaman) diğer sesler yok olacaktır. Gerçek sesin öne çıkacak ve diğerleri çekip gidecektir. Kendi tanrısal benliğinin sesini duymak istediğini söyle kendine. Diğer sesler gitmek zorunda kalacaktır. Sahte sesler yok olacaktır. Tanrısal ses öne çıkacaktır.”



Şimdi, iyi ki Mark çok yorgun ve çok açıktı, böylece Gerçeğinin ortaya çıkmasına izin verebildi. Bazen Shaumbra, Gerçeğin, gerçekten ortaya çıkmasına izin verebilmek amacıyla zihninizi bir kenara koyabilmek için çok yorgun ve çok bıkkın olmanız gerekiyor. Mark, yeterince yorgundu.

Bizim duyduğumuz, ve bugün sizinle paylaşmamızı istediği şey, oldukça basitti. Duyduğu ses şuydu, “Dünya seni bırakmak istemiyor. Onun için bu kadar zor bir dönem geçiriyorsun. Çevrendeki dünya, seni bırakmak istemiyor. Sana tutunuyor. Ailen ve arkadaşların….zaman zaman seninle mücadele etseler de, seni seviyorlar. Seni seviyorlar, ve uzaklaştığını hissedebiliyorlar. ‘Geçmiş yaşam veçhelerin’…..oh sevgili varlık, sana konuştuğumuzu biliyorsun değil mi….geçmiş yaşam veçhelerin, senin ilerlemeye devam ettiğini biliyor. Onları özgür bıraktığını biliyorlar. Ve korkmuş haldeler. Senin onları terk edeceğin, gitmelerine ve kendi yaratıları ve kendi kimlikleri olmalarına izin vereceğin düşüncesi, onların ödünü patlatıyor. Onun için de, tutunmaya devam ediyorlar.”


Evet Shaumbra, siz geçmiş yaşamlarınızı salıverdiniz. Ama onlar sizi bırakmamış olabilir. Ne söylediğimizi anlıyor musunuz?



İş yerinizde, uzaklaştığınızı hissedebilen kişiler var. Biliyor musunuz, bu “geride bırakılmış” kitaplar, bir çelişki yaratmaktadır. Onlar şimdi, bizim konuştuğumuz şeylerden farklı şeyler söylemektedir. Siz, kutsal bir uzay gemisinin içine çekilmeyeceksiniz. Uzaktaki bir gezegene götürülmeyeceksiniz. Siz tam burada, Dünya’da kalacaksınız. Olan biten budur. Bir köşede yığılmış giysiler bulmayacaksınız. Ama bu kitapların özündeki mesaj doğrudur. Geride bırakıldığını düşünen kişiler vardır.



Siz, Shaumbra, Tanrısal İnsan olma yolculuğundasınız. Eski’ye ait herşeyi kesip atmaktasınız, böylece Yeni’ye gidebileceksiniz. Çevrenizdeki diğer insanlar, bundan hoşlanmamaktadır. Onlar, sizin kalmanızı istemektedir. Sizi seviyorlar. Sizin keyfinizi çıkartıyorlar.



Birçok durumda, hem iyi anlamda, hem de kötü anlamda, onların güçlenmelerini sağlamaktasınız. Bazıları, bu bir geçmiş yaşam veçhesi de olsa, yaşamlarında güçlendirici bir etken olarak size ihtiyaç duymaktadır. Onları güçlendirerek, kendi sorunlarıyla çekip gitmelerini olası kılmaktasınız. Bazılarına da inanılmaz yardımlar yapmaktasınız. Sevginiz, ışığınız, merhametiniz, yaşamlarının önemli bir parçasıdır. Enerjisel olarak tüm bu – nasıl desek – “yapışanlar”, tüm çevrenizde bulunmaktadır. Size yapışmaktadırlar. Sizi bırakmak istememektedirler.



Öyleyse, Mark bu yolun bu kadar zor olduğunu neden düşünüyor? Çünkü başkaları ona tutunuyordu, onu geri tutuyordu, onu aşağıya bastırıyordu. Bu, onun önünde durup da, ilerlemesini engelleyen bir güç değildi. Bunun, Yeni Enerjinin yoğun bir sisi olduğunu düşünüyordu….ağır, şerbet gibi, içinden geçmesi zor. Onu geri tutan şeyin bu olduğunu sanıyordu. Oysa değildi. Onu bırakmak istemeyen, geçmişin enerjisiydi, Eski’nin enerjisiydi, hatta Şimdi’nin enerjisiydi. Kendi çocuklarınız sizi bırakmak istememektedir. Sizi bırakırlarsa, hala orada olacağınızı, hatta şimdiye kadar olduğunuzdan çok daha fazla onlar için var olacağınızı, anlayamamaktadırlar. Onlar sizin gittiğinizi, başka bir yere gittiğinizi sanıp, korkmaktadırlar. Bilincinizin değişip, kapıdan çıkıp gittiğini sanıp, korkmaktadırlar. Ama bunlar, korku düzeyinden (üretilen şeylerdir). Bunlar, anlamamaktan dolayı (üretilen şeylerdir).



Siz değişmektesiniz. Siz, bu realiteyi terk etmektesiniz. Ama ne kadar terk ederseniz, o kadar var olacaksınız. Eski yöntemleri ne kadar terk ederseniz, hizmet ve sevgi sunmak amacıyla da, o kadar (insanların) yanında olacaksınız. Bunu, çok yakında anlamaya başlayacaklardır. Hatta bazıları anlamaya başladı bile. Kocalarınız ve karılarınız, çocuklarınız ve onların çocukları, çevrenizde bulunan herkes, sizi bırakmak istememektedir. Zorluk bundan kaynaklanmaktadır. Onun için, sevgili dostumuz Mark bıkkın bir biçimde yere yığılmıştı. Onun için, yükselmek, yükseliş yolu zordur. Peki, bununla ilgili ne yapmalı? Eh, ne yapılacağını biz Mark’a sorduk, çünkü bu deneyimden geçen oydu. Bunun nasıl bir şey olduğunu biliyordu.



Söylediği şey basit ve derindi. “Onlarla konuşun. İnsan biçiminde konuşun onlarla. Tanrısal biçimde konuşun onlarla. Tanrısal bir İnsanın, ortaya çıkmakta olan Tanrısal bir İnsana konuştuğu gibi konuşun. Bir insanın, başka bir insana….kahve içerken….lokantada yemek yerken….konuştuğu gibi basit bir biçimde konuşun. Şu anda içinden geçtiğiniz süreci onlara açıklamayın. Bunun akılcı olma ihtimali vardır, ve anlamayacaklardır. Sadece gülümseyin onlara. Kim olduğunuzun güvencesini verin onlara. Her zaman sevgiyle yanlarında olacağınız güvencesini verin onlara. Kendi yumuşak ve sevecen halinizle, şimdiye dek olmadığı kadar, burada olacağınız güvencesini verin onlara.”



Olmakta olan budur, Shaumbra. Dünya sizi bırakmak istememektedir. Dünya, giderseniz, şimdiye dek olduğundan çok daha güçlü, daha meleksi, ve daha sevecen bir şekilde geri geleceğinizi farkedememektedir.



Şimdi, oh (Tobias derin bir iç çeker), sevgili dostlar, burada olmak cesaret ister. Burada, bu Çemberde olmak, ya da internetten bunu dinlemek, ya da bu sözleri okumak, büyük cesaret ister. Burada olduğunuz için sizi alkışlamaktayız. Kendine bakmak cesaret ister. Ve şimdi, yapmak üzere olduğumuz şey budur. Herhangi bir şeyin beklentisi içinde olmayın, ama herşeye açık olun. Kulaklarınızla duyacağınız sesin ötesini dinleyin, ve tüm Shaumbra’nın sesini dinleyin.



Çeviri : Fevziye Peker

Derleme : Halil Gül

0 yorum:

Yorum Gönder

 
^ Başa dön