Küçük İnsan Ne İster ?

Sayfayı Yazdırın
send email
Küçük İnsan hepimizin bir parçası. Belki de insanlık olarak buluştuğumuz en belirgin ortak nokta. İçinde yaşadığımız gerçekliğe bakmak, eserimizin yapıtaşlarını görmek için yeterli bir kriter. O gerçekliğin her tuğlası küçük insanın bir veçhesi tarafından konmuş. Tuğlalardan bazılarını çıkaralım, bakalım neler çıkacak ortaya.
Küçük İnsan Güvenlik İster. Çünkü güvende olmadığına inanmıştır. Yaşamda yalnız ve korunmasızdır. Yarınlar belirsiz olduğu için risk barındırır. Bu nedenle, gelecek belirgin olmalıdır ve küçük İnsan yarınını güvenceye almak için didinir durur. Başaramaz ve gücünü kaybeder ise kendisini kurban ilan eder ve içe çöker. Dışa dönük ve hırslı ise, agresifleşir ve herşeyin ( maddi-manevi) daha fazlasına yönelir. Sahip olduğunu kaybetme korkusu ile sağlama almaya çalışır.Bu uğurda başkalarını ezmek gerekliyse ezer geçer. Diktatör rolü bu güvenlik kaygısının kronikleşmiş ve gücüne güç katmaya yönelmiş halidir.

Küçük İnsan'ın güvenliği şartlara bağlıdır. Paranın sağladığı görece güç iyi hissetmesini sağlar ancak kalıcı bir tatmin sağlamaz ve içinde bir şeyler sürekli eksikliğini hissettirir. Adını koyamadığı bu eksiklik duygusunu tamamlamak üzere bir kısır döngüde yaşar. Vardığını sandığı noktada sürekli aynı duygu ile karşılaşır ve döngü devam eder. Bu eksiklik noktasından hareketle şans diye adlandırdığı bir şey yaratmıştır. Eğer şanslı ise o ulaşamadığı eksikliği tamamlayacak bir şey yaşamında aniden belirir. Bu yüzden küçük insan şans oyunları oynar.

Duygusal olarak da eksik hissettiği için, aşk arar. Aşık olduğu bir insan olursa, yakaladığı bu duyguyu kaybetmemek için sıkı sıkı sarılır. Ta ki temeldeki tohum korku tezahür edip sarıldığı şey ondan kopana kadar. Sonunda geleceği anlayış, aradığı eksikliğin kendi bütünlüğü olduğudur.

Küçük İnsan Yalnızdır. Yalnızlığını doldurmak ve bu duygu ile başbaşa kalmamak için bir çok besin kaynağı vardır. Gazete okur, kitap okur, Televizyon seyreder, Sinemaya gider vs. (konuya ilişkin yönelim olarak bunları örnekliyorum. Yanlış şeyler olduğu anlaşılmasın) ve kendisi ile başbaşa kalmamak için sürekli bir şeyler yapar durur. Hiç birşey yoksa, düşünür. Zihni sürekli meşguldür. Yalnız olduğuna inandığı için zamanın esiridir. Ve bu boşluğu doldurma hevesi onu kendisinden daha da uzaklaştırır. Depresyon kaçınılmazdır.

Küçük İnsan Zihninde Hapsolmuştur. Ve özgürlük hayalinin peşinden koşar. Kendi yaratmış olduğu yanılsamaların mahkumu olduğunu göremediği için, kendisi dışındaki bir çok şeyi suçlar. Otoriteyi, yoksulluğu, sistemi, insanları vs. Ya bunları düzeltmenin bir yolu olarak onlara yardım etmeyi seçer ya da savaş açar. Böylelikle varlığına bir anlam kattığına inanır ve bunlardan beslenir.

Yardım kuruluşları maddi-manevi destek amacı ile varolurlar. Bu yardım dualite içerisinde görece "iyilik" kavramını yaratır ve sistemin diğer kutbunda dengeyi tutar. Ancak sorunun gerçek kaynağına çözüm getirmekten uzaktırlar.

Yargı, görece doğruluğu sağlamak amacı ile "kötü" olanı cezalandırır, hüküm verir. Ceza insan tarafından yaratılan suni bir sonuçtur ve nihai noktada bir çözülüm değildir. Kötüye ve karanlığa açılan her savaş enerjinin akışını engeller. Savaş, olanı anlamak yerine, olana karşı gösterilen direnç ve kabulsüzlüktür. Ruhsal boyutlarda ve dünyada karanlıkla savaşan "ışık varlıkları" vardır. Kendi içlerindeki iblislerle, kendileri ile savaştıklarının farkındalığından uzaktırlar.

Ve özgürlük savaşı küçük insanı özgürlüğünden (tekrar gerçek doğasına, özgürlüğüne dönmek üzere) daha da uzaklaştırır. Aslında küçük insan kendisinden en uzaklaştığı noktada, sınırının sonuna geldiğinde ve pes ettiğinde gerçek özgürlüğünün eşiğine gelmiştir. Manevi bir ölüm yaşar ve yeni bir ışık doğar. Bu bilincsizce ve unutmuşlukla çıkılmış illüzyonların yolculuğudur.

Küçük İnsan Kontrol Etmek İster. Çünkü güvensizdir. Herşey bir belirsizlik barındırır. Bu belirsizliğin yarattığı endişeyi yok etmek için kendisine bir güvenlik alanı yaratır. Duygusal olarak incinmemek için otomatik davranış kalıpları geliştirir ve güvenliğini kontrol altına alır. İnsanların ve statükonun onayını almak için veya onaylanmama kaygısı ile maskeler takar. Daha sonra bu maskelerin sahte gerçeklikleri içerisinde kaybolur. Benliğinin sürekliliği dışsal unsurların onayına bağlı olduğundan, sahte bir mükemmellik, iyilik rolüne bürünür.

Zaman içerisinde bu sahte oyundan yorgun düştüğünde veya ne yaparsa yapsın hiç bir şeyin yeterli olmadığını anlayınca ters bir tepki ile öfke duyabilir. Sahtelik ve korku hamurundan yapılmış maskeler erimeye başlayınca onayını alamadığı şey düşmanı haline dönüşebilir.

Küçük insan çevresindekilerin kendi beklentilerine uygun davranmasını ister ve ince zihinsel manipülasyonlarla diğerlerini yönlendirir. Bu oyunda son derece kurnazlaşabilir ancak sonu gelmeyen bir uğraş olduğunu anlayana kadar kendi içerisinde kendini manipüle eden bir benliğin esiri olur.

Planlarla yaşar. Zamana bağlıdır ve zamanın lineer sürekliliği önüne zincirleme bir önlem ve aktivite paketi sunar. Kendisine hedefler koyar ve analitik düşünce ile artı-eksi hesapları yaparak olası sapmalara karşı önlem alır. Sahip olduğu herşeyin güvenliği önemlidir ve önlemler paketinde sigorta poliçeleri doludur. Maddi ve manevi koruma altındaki alanlarına şifreler ve kilitler koyar.

Ama ne yaparsa yapsın garanti altına alamayacağı içsel bir güvensizlik noktası vardır ki, bu şekilde asla ona erişemez. Panik ataklar yaşamındaki bir başka sorun olarak ortaya çıkar.

Küçük İnsan Tüketmek İster. Çünkü içinde doymak bilmez bir dipsiz kuyu vardır. Sahte benliklerin "sahte" oluşlarından doğan bir vakumdur bu. Ancak araçlar yaratmıştır. Bu yamayı kapatmak ve varlığının sürekliliğini sağlamak için diğer sahte benlikler tarafından yaratılmış sahtenin sahtesi imajlar sunulur ona. Belirli bir tarzda giyindiğinde yaratacağı imajın tatmin duygusu süslü bir şekilde sunulur. Bu tarza uyum gösteren bir parfüm diğer bir açığı kapatır görünür. Seçenekler sonsuzdur.

Bedensel hazların esiri olması muhtemeldir. Şehvet duygusu cinselliğin sapkın yollarına davet eder. Ve içinden çıkılması çok zor bir düğümle kendi kendini sarmalar. Cinselliğini alt bedenler ve duygular düzeyinde yaşadığı için bitmek bilmeyen tatmin olma arzusu onu dünyaya bağlayan kök çakrasını tıkar ve ters burar.

Yemek yemek kendini doyurmak ve lezzet almaktan çıkar, duygusal bir tatmin aracına dönüşür. Önceleri eksiklik kendisini hissettirdiğinde yemeğe yönelirken, sonrasında verdiği hazdan dolayı yemek bir amaca dönüşür. Küçük insan için sahte lezzetler de yaratılmıştır. Tad alma duyusunu direkt olarak güçlü bir şekilde uyaran kimyasallardan oluşmuş çeşnili yiyecekler onu daha çok çeker. Küçük insan kendisinden daha da uzaklaştıkça yemeklerin özlerinde barındırdığı saf yaşam enerjisini almaktan da uzaklaşır. Bu bilincin yarattığı sahte yiyecekler de aynı ayrılık, tatminsizlik, rüya katmanları ile sarmalanır.

Alışveriş merkezlerinde para harcadıkça rahatlar. Market reyonlarında bu eksikliğine yönelik bir çok uyaran vardır. Eve döndüğünde yorgundur. Aşırı uyaranlar ve dikkat onu yorgun düşürür ve tatminlik duygusu sönmeye başlar. Hatta tüm bu uyaranların etkisi altında temel ihtiyacı olan şeyleri gözden kaçırmış, ekmek ve su almayı unutmuş olabilir.

Yabancılaşma, çöküş ve hastalık kaçınılmazdır.

Küçük İnsan İnanmak İçin Maddi Kanıtlar İster. Çünkü gerçekliğin sadece beş duyu ile algılanabilir olduğuna inanır. Bu nedenle kendisini bedenden ibaret sanır. Geçmişte onlara "mucizeler" yaratılarak kanıt sunulmuştur ancak yeterli olmamıştır. Çünkü o olayları mucize olarak adlandırmış olan yine kendisidir.

Mucize : Peygamberlerin kendilerine inanmayan insanlara peygamberliklerini ispat etmek amacıyla Allah'ın iznine bağlı olarak gösterdikleri olağanüstü olaylar, hâller, tansık.
İnsanları hayran bırakan, tabiatüstü sayılan olay. TDK Genel Türkçe Sözlükten Alıntı.


Oysa ki ; Gören gözler için her yer mucizelerle doludur. Mucize denen şeyin kaynağı, yaratanı kendi Tanrı özüdür. Tabiat altı ve üstü diye bir şey yoktur ve herşey bir bütündür.

Böylelikle küçük insan umutsuzluğa gömüldüğü noktada mucizelere yönelir. Tuhaftır, ama mucize dediği şeyi de en derindeki ayrılık ve yokluk inancına merhem olması için kollektif bilinçaltı düzeyde kendisi yaratmıştır. Ve arzuladığı mucize, yaşam akışında ona kendisini gösterebilir.

Küçük insan Tanrı'yı kendisinden ayrı ve öte bir yere koyduğu için Tapınaklar yaratmıştır. Tüm varoluşun bir mabed olduğunu ve kendi kalbinin merkez olduğunu, Yaratan'a açılan kapı olduğunu bilmez. Fizik-Metafizik, soyut-somut, normal-paranormal vs. gibi kavramları yaratmıştır. Bu bölünmeyi yaratanın kendi sınırladığı bakış açısı ve inanç kalıpları olduğunu bilmez ve tüm bunları yine kendisi yarattığı bilimsel araçlarla, analitik olarak daha da ayırarak, bölerek tanımlar, tanzim eder ve kendisinin dışında imiş gibi araştırır. Paradoks şudur ki ; Dışsal olanı yani araştırdığı şeyi yaradılışın ilk anındaki bölünme ile yaratmıştır ve şimdi keşfettiği kuantum alanı ile kafası daha da karışmıştır. Lakin, fiziksel olan araç gereçleri o alanda aynı tarzda araştırma yapmasına uygun değildir. Küçük insan kendi algısının merkez olduğu anlayışına doğru bu kapıdan girmek üzere.

Liste uzayabilir. Küçük insanı kendimizin bir parçası olarak çok iyi tanıyoruz. Ancak küçük insanın devri bitiyor. Ayrılık, yalnızlık, güçsüzlük inancı insan bilincinden temizleniyor artık. İnsan artık "büyük" olması gerekmediğini de anlıyor. Güçlü olması gerekmediğini, özgürlüğün peşinde koşması gerekmediğini anlıyor artık. Çünkü İnsan tüm bu zıtlıkları bünyesinde barındırdığı gibi, zıtlıkların ötesindeki bütünlüğü, herşeyi kapsayan ve tanımlanamaz olan varlığını da hissetmeye başlıyor. Gerçek rehberliğin kendi özünden gelen sezgiselliğinde olduğunu hatırlıyor. Zaman ve mekan hapishanesinden sıyrılıp, yanılsamaların rüyasından uyandıkça iki BİR oluyor. Ve insan Kıyam-ediyor.

Halil Gül
aryanon.blogspot.com

0 yorum:

Yorum Gönder

 
^ Başa dön