Jack'in Öyküsü / 3üncü Bölüm

Sayfayı Yazdırın
send email


Tobias'dan Öyküler


Sınırsız Darbelerle Yarat

Yaratıcı (Yaratan) Dizisi - 10 Şubat 2001


Şimdi bu gece, Jack adındaki prensin ve sonunda onu Dünya’ya getiren yolculuğun öyküsüne devam edeceğiz. Biz Jack’in öyküsünü, sizin başınızdan geçenleri anlatmak için kullanmaktayız, çünkü sizler, İlk Yaratılışın Krallığındaki prensler ve prenseslersiniz. Biz bu öykünün, onu içselleştirebilmeniz ve kim olduğunuzu anlayabilmeniz amacıyla, her seferinde bir bölümünü vermekteyiz. Öykünün, bu gece anlatacağımız bölümünden fazlası bile vardır. Bir süre bundan söz etmeye devam edeceğiz.



Bazı insanların bundan pek de hoşlanmayacağına dikkatinizi çekmek isteriz. (Bu öykünün içeriği) Işık işçisi denen bazılarının kaşlarını kaldırıp, size özgü yumruklarını hazırlamasına neden olabilir. Biz bu bilgileri açıklarken, Cauldre’nin yoldan çekilmesini istemekteyiz. O ne geleceğini bilmektedir, ve bu “solucan dolu kutuyu” açmamızdan hiç de hoşnut değildir!



Jack, sIAM krallığında bir prensti. O harika bir gezgindi, harika bir araştırmacı ve harika bir yaratıcıydı. Kolaylıkla sıkılırdı. Krallığın sonuna kadar yolculuk etti ve oradan da denizlere yelken açtı. Jack, bilinen şekliyle tüm yaratılışın sınırını belirleyen, Ateş Duvarına geldi. Bu onu korkuttu. Krallığa geri dönmeyi denedi ama enerjisizlik, boşluk(vakum) ve Ateş Duvarının emmesi, onu içeriye çekti.



Bu Ateş Duvarının içinde bulunduğu süre ona sonsuzmuş gibi geldi. Varlığı yerle bir olmuş, çok, çok, çok parçalara ayrılmıştı. Bu parçalardan bazıları, uzun bir uykuya yatmak, içsel bir deneyime girmek için, bir çeşit “kozaya” girmişti. Jack her zaman dışa-dönük bir yaratıcı ve varlık olmuştu. Jack’in enerjisinin bir bölümü, bu içe-dönük enerjiye, bu içsel kozaya girmedi. Onun bir bölümü gezinmeye devam etti.



Şimdi, Jack doğrudan Dünya’ya gitmedi. Bir geçiş dönemi oldu. Bunu betimlemek biraz zordur ama biz Cauldre ile yakın işbirliği içinde bunu açıklamaya çalışacağız. Ateş Duvarının ötesinde hiç bir şey yoktu, boşluk, tümüyle bir karanlık vardı. Bu, sonradan sizin fiziksel evreniniz haline gelecek boşluktu. Jack boşluğa geçtiğinde, yıldızlar yoktu. Galaksiler yoktu. Var olan hiç bir enerji yoktu. Sadece hiç-birşey vardı.



Enerjisel olarak Jack, krallıktan tanıdığı ışık bedeni içinde değildi, ama yoğun fiziksel şeklinin içinde de daha bulunmuyordu. Enerjisi, sizin Dünya üzerindeki insanlarda bildiğinizden daha hızlı, ama belirgin bir şekilde de, İlk Çember’de bulunduğundan daha yavaş hareket ediyordu. Biz burada titreşimden ya da sevginin katsayısından söz etmemekteyiz. Jack maddesel değildi. Jack “ışık” değil, değildi. O iki aradaydı, sizin gaz halinde var olmak diyeceğiniz bir haldeydi.



Jack (sizler) Ateş Duvarından fırlayıp çıktığında, karşıtını gördü. Aynasını gördü. Deneyimler edinmeye başladı, önce kendisiyle, sonra da başka varlıklarla. Bu erken deneyimler, bu ondan (sizden) akan enerjiler, daha önce boşluk olan evrende, yapıların (strüktürlerin) ve modellerin kurulmasını yarattı. Jack (sizler), daha sonra yıldızlarınızı ve galaksilerinizi ve güneş sistemlerinizi oluşturacak enerji temellerini, dokumalarını, dokunuş şekillerini yaratan deneyimlerden geçmekteydi. Bu Jack (sizin) için çok ilginç bir dönemdi.



Edindiği deneyimlerden, Jack yeni bir kimlik üstlenmeye başlamıştı. Ateş Duvarından geçmiş, benzer enerjilere sahip başka varlıklarla grup oluşturmaya başladı. Başkalarıyle birleşip, “enerji” grupları oluşturmaya başladı. Bu enerjisel aile grupları evrende gezinmeye ve bir anlamda, evrenin belli yerlerinde “yaşamaya” başladı. Ve ailelerle olan şimdiki deneyimlerinizden bileceğiniz gibi, içsel mücadeleler başladı. Jack ve diğerleri savaşmaya başladı. Savaşlar olmaya başladı. Oluşmuş olan gruplar, parçalanmaya ve ayrılmaya başladı.
Bu çok kargaşa dolu bir zamandı. Jack hala, Ateş Duvarından yaptığı geçişe uyum sağlamaya çalışıyordu. Böyle bir şeyi daha önce hiç hissetmemişti. Kim olduğunu anımsamaya ve keşfetmeye çalışıyordu ama içinde bir bağlantı bile kuramadığı yeni nitelikler ediniyordu. Kendi enerjisiyle ilgili garip hisler ve titreşimler üstleniyordu. Jack daha önce sadece ışıkken, sonradan bedene dönüşecek bir yoğunluk, bir ağırlık üstlenmeye başlıyordu.


Jack bundan pek hoşlanmadı. Enerjisinin yavaşlamasını, düşmesini hissetmekten hoşlanmıyordu. Bundan az da olsa hoşlanmıyordu. Bundan çıkmanın yolunu arıyordu ama nasıl yapılacağını bilmiyordu. Gittikçe daha çok yoğunlaşmaya başlamıştı. O bunu yaptıkça, evreniniz de gittikçe daha yoğun olmaya başlamıştı. Gezegenler biçimlenmeye ve kütlesel hale gelmeye başlamıştı.



Oh, sevgili dostlar, Jack –sizler- bunların hiç birinden hoşlanmadı(nız). Siz sanki düşüyor, düşüyor, düşüyormuş gibi hissettiniz. Enerji ve titreşimleriniz yavaşlamaktaydı. Bununla savaştınız. Belli bir noktadan sonra, artık kim olduğunuzu, ya da nereden geldiğinizi hiç anımsayamayacağınızı hissetmekteydiniz. Siz çaresizlik içinde, krallığın titreşimlerine tutunmaya çalışmaktaydınız. Ateş Duvarından geçtiğinize sövdünüz!



Kargaşa içindeydiniz. Evrende çok kötü savaşlar olmaktaydı. Öldürme ve ölüm kavramlarının ilk kez ortaya çıkması bu zamanlarda meydana gelmiştir. Hem başkalarına karşı ve hem de kendinize karşı öfke vardı. Katılaşmakta olan evrende, serserilik ederek başkalarının elinden gücü almaya çalışan gruplar vardı. Onlar, başka bir varlıktan güç ve enerji alırsa, bu onun titreşimini yükseltecek ve krallığa, yuvasına geri gönderecektir diye düşünmekteydi.



Siz, bazıları küçük, bazıları büyük gruplar halinde yolculuk yapmaya başladınız. Siz bunu yaparken, yani bir anlamda elele tutuşup enerjinizi birleştirirken, çevrenizde bir enerji “gemisi” oluşmaya başladı. Siz bunun içinde yaşadınız ve her yere yolculuk ettiniz ve çok, birçok deneyimler edindiniz. Bu ilginçti, çünkü siz, evreninizde gelişmeye başlayan enerji koridorlarında oldukça güzel yolculuk edebiliyordunuz. Bir uçtan bir uca, şimdiki ölçüm sistemlerinizi kullanacak olursak, milyonlarca ya da hatta trilyonlarca ışık yılı uzaklığındaki yerlere nasıl gidileceğini bilmekteydiniz. Bu sizin sadece bir dakikanızı alacaktı. Bunu yapmakta ustaydınız.



Ama tüm bu süreç içinde, her biriniz bu yavaşlamaya karşı koymaktaydınız, içinizde ve tüm evreninizde meydana gelmekte olan bu katılaşmaya karşı koymaktaydınız. Garip deneyimler edinmeye başlamıştınız. Bir şeylere çarpmaya başlamıştınız! Artık nesnelerin içinden geçemez olmuştunuz. Enerji, enerjiden geçmez olmuştu. Şeyler o kadar katı olmaya, o kadar yavaşlamaya başlamıştı ki, kendinizi yıldızlara ve gezegenlere ve meteorlara ve asteroitlere çarpar bulmuştunuz. Bu sizi şaşırtmıştı ve moralinizi bozmuştu. Savaşlar devam etmekteydi. Mücadeleler yoğunlaşmıştı. Bu iyi bir zaman değildi. Gizlenerek, yuvaya geri dönüş yolunu bulmaya çalışan, uygun titreşimi bulmaya çalışan, sevgi ve ışığın enerjileriyle ilgili şeyler keşfeden varlıklar vardı. Ama çoğunlukla, şeyler düşüş göstermekteydi.
Daha önce açıkladığımız gibi, kördüğümün oluştuğu bir noktaya gelinmişti. Şeyler daha ileriye gidememekteydi. Sizin ışık ve karanlık diyeceğiniz şeyler arasındaki savaşlar, anlaşmazlıklar kımıldayamaz hale gelmişti. Sizin bildiğiniz evren bile genişlemesini durdurmuştu. Bu noktada, bu Dünya denen yere gitmek için ve ilk ve son kez son bir perdeden geçmek için oy birliğiyle bir karar alınmış, karara varılmıştı. Gerçek, yoğun bir insan şekline girmek, varlığınızı bedeniniz olarak bildiğiniz bu şeklin içine sokmak üzere, son bir engelden geçmeye karar vermiştiniz. Kim olduğunuzla ilgili tamamen yitirilmiş bir bellekle, yaşam ve ölüm döngülerinden ve karma dediğiniz şeyden geçmeyi, bütün daireyi tamamlayarak, ateş duvarını geçmeden önceki kimliğinizi anımsamayı kabul etmiştiniz.Onun için burada bulunmaktasınız! Onun için yüzlerce ve yüzlerce ve yüzlerce yıldır burada bulunmaktasınız. Siz, Dünya yaşamları döngüsünü, daireyi tamamlamakla ilgili anlaşma gereğince gerçekleştirdiniz. Bu, tüm geçmişi şifalandırmak için, Ateş Duvarından geçtiğiniz zamanı şifalandırmak için, boşluğun yapılandığı zamanı şifalandırmak için, bildiğiniz evrenin yaratılışını şifalandırmak için yapılan bir anlaşmaydı. Siz tüm bu yaşamlardan, şifalandırmak ve yeniden keşfetmek amacıyla geçtiniz.


Çeviri : Fevziye Peker

Derleme : Halil Gül

0 yorum:

Yorum Gönder

 
^ Başa dön