Gautama'nın ( Buda ) Öyküsü

Sayfayı Yazdırın
send email

Tobias'dan Öyküler

Siz Yeni Enerji Yaratmaktasınız
Yükseliş Dizisi - 05 Mayıs 2002


Kısa bir öykü anlatacağım. (Tobias kendi kendine güler) Cauldre (Geoffrey Hoppe) gülüyor. Öykümün komik olduğunu düşünüyor. Ama gerçekten, ben Tobias olarak sürdürdüğüm yaşamımda Gautama’yla, kelimenin tam anlamıyla karşılaşmıştım. Tüccar Tobias olarak, kral için alışverişte bulunmak üzere uzak diyarlara yolculuk etmiştim. Yolculuklarımdan bazıları, kralın hoşlanacağının tersine, belki biraz uzun sürmüştü.


Ben, Gautama’nın öğretisini yaydığı bölgeye çekilmiştim. Onun, alışveriş yaptığım yerden çok uzak olmayan bir köyde olduğunu duymuştum, böylece onu dinlemeye gittim. O zamanlar oldukça genç bir adamdım. O ise ileri bir yaştaydı. Oturdum ve onu dinledim.


Ben kendi inançlarına bağlı, ama yine de hep arayış içinde, hep araştırma içinde olan bir Yahudiydim. Kendi inançlarıma sıkı sıkıya bağlı olmama karşın, başkalarının söylediğini duymayı da her zaman sevmiştim. O gün Gautama’yı duymam, ve yüzündeki dinginliği ve tüm çevresinde tanrısallığın varlığını görmem, düşünce tarzımı çok değiştirmişti.


Onu saatlerce dinledim, sonra da onunla bir anlık konuşmak mutluluğuna erdim. Ağzından çıkan fazla sözcük olmadı, ama yüreğinden akan çok enerji vardı. Ona sordum, “Sevgili Aydınlanmış Olan, Prens Buda, bana bulduğun gerçek hakkında konuş. Senin bildiğin ve benim de bilmem gereken nedir.”


Buda kahkahalarla gülmeye başladı. Şöyle dedi, “Benim gerçeği bulduğumu da nereden çıkartıyorsun?” Yanıtladım, “Sevgili Buda, çünkü onlar senin Aydınlanmış Olan olduğunu söylüyorlar. Sana Bilge Olan deniyor.”


Yine güldü ve şöyle dedi, “Gerçek her zaman tekamül etmektedir. Onu hiç bir zaman bulamazsın. Onunla halleşirken sadece belirli enerjileri farkedersin. Gerçeği bulduğunu düşündüğün an, devam etmek, ilerlemek zamanıdır. Bir sonraki gerçek düzeyini aramak zamanıdır.” “Benim, aynı yerde kalmaktan tatmin olmadan, bildiğim herşeyi öğretmeden, bir köyden ötekine giden bu yolları yürümeye neden devam ettiğimi sanıyorsun?” dedi.


“Ama” dedi, “her bireye, tanrısallığın içerde olduğunu, aydınlanmanın içerde olduğunu öğretiyorum. Onlar bunu hiç bir zaman başka bir insanda ya da başka bir yerde bulamayacaktır.” Ve Gautama’nın üstüne bir hüzün çöktü. Şöyle dedi, “Biliyor musun sevgili Tobias, benim mesajım budur, ama o kadar az kişi bunu duymaya gönüllü ki? Onlar mucizeler görmek istiyor.” Şöyle demeye devam etti, “Ben birkaç mucize gösterebilirim. Bunlar bir anlamda hiledir, belki de mucizedir. Ama bunu yapmamayı seçiyorum, çünkü enerjinin buna odaklanmasını istemiyorum. Onlar mucizeler peşinde ve tanrısallığın içlerinde olduğunu da duymak istemiyorlar. Bir kurtarıcı istiyorlar. Ben onlar için bunu olamam, onun için de genişlemiş gerçeğimi aramaya devam ediyorum. Ben sadece, tanrısallığın içerde olduğu mesajının bazı kulaklara ulaşmasını umud edebilirim.”


O yaşamımda karşılaştığım Gautama’nın bana muazzam bir etkisi oldu. Gautama’nın bugün bizimle olmasının, sizinle enerjisel olarak birlikte olmasının, ve aynı zamanda kim olduğunuzla ilgili bazı şeyleri açıklamasının benim için ne büyük bir mutluluk olduğunu hayal edebiliyor musunuz?


Gautama hanedana bir prens olarak doğmuştu. Bu size birşeyler söylemelidir….bir kral ve kraliçenin çocuğu olarak hanedana doğan bir prens olduğu gerçeği. Ve bir gün tahtı miras alacaktı. Bu öyküde tesadüf yoktur!


Ana-babası ve ailesi, onda farklı bir şeylerin olduğunu biliyordu. Bu size tanıdık geliyor mu sevgili dostlar? Onlar onu aydınlanma yolundan, zorlu yolculuğu izlemesinden alakoymaya çalıştılar. Onu çeşitli biçimlerde şımarttılar. İnsan olmak yolculuğunun zorluklarını ve meydan okumalarını görmesine izin vermeden, ona birçok biçimde kalkanlar oluşturdular. Ama, kim olduğunu anlamak amacıyla dışarıyı keşfetmek isteyen birşey, onu sürekli içinde huzursuz ediyordu. Bu size tanıdık geliyor mu Shaumbra?


Böylece Gautama, çevresindekileri tatmin etmeye çalıştı. Çok erken bir yaşta, daha sadece onaltı yaşındayken evlendi. Evlendi, çünkü ondan beklenen buydu. Bu, başkalarının ona yüklediği bir enerjiydi. Birkaç yıl içinde, o ve eşi dünyaya bir çocuk getirdiler.

Ve o ne yaptı? O ne yaptı? Gitti. Yaşam onu düş kırıklığına uğratmıştı. İçinde yaşadığı hanedanlık dünyasını reddetti. Oh, bugün yaşamış olsaydı, manşetleri düşünebiliyor musunuz? “Baba Aileyi Terk Ediyor!” ya da “Bencil Bir Yolculuk İçin Prens Ailesini Terk Ediyor.”

Ama Gautama kendi gerçeğini ve kendi tanrısallığını aramak zorundaydı. Hanedan ailesini terketti ve fakirlik yemini etti. Bu size tanıdık geliyor mu sevgili dostlar? Cinsel ilişkide bulunmama yemini etti. Kılık kıyafetini değiştirdi ve kimliğini değiştirdi sevgili Shaumbra.


Gautama bedeninin ve insanlığının uygun olmadığını sanıyordu. Onlar onu geri tutmakta ve gerçekte kim olduğunu bilmekten alakoymaktaydı. Böylece, onu beslememekle ya da ona bakmamakla, bedenini ihmal etti. Yüreğinin şarkısını izlemektense, kendini reddetmeye çalıştı. Ve bunu, gerçeği aramak uğruna yaptı. Bu size tanıdık geliyor mu sevgili Shaumbra?


Tüm bildiği kişilerle olan ilişkilerini terketti. Yol üstünde birçok fiziksel ve duygusal zorluklara katlandı. Ve bir öğretmenle, büyük ve bilge bir öğretmenle çalışmaya gitti. Tüm varlığını boşaltırsa, kim olduğunu bileceğini düşünerek, “hiç-birşey” sanatını öğrendi, sevgili varlıklar. Bu salıverme üstatı ile zorlu ve uzun bir eğitimden geçti.


Gautama şimdi, yaptığı şeyin aslında reddetmenin bir başka düzeyi olduğunu söylemek için burada bulunmaktadır. Zihninin çalışma yeteneğini ve ona girip çıkan titreşimlere ve enerjilere sahip olmayı reddediyordu. Eğitimi sırasında, zihnin nasıl engelleneceği ve enerji akışının nasıl durdurulacağı öğretilmişti ona. Bunu bedenine de uyguladı. Bedenine sevgiyi yasakladı.


Gerçekten, bunu yapmakla çok şey öğrendi. Acının çok da eğlenceli olmadığını öğrendi! Zihin ve beden, reddetmenin o derin düzeylerindeyken, farklı yolculukların yapılabileceğini öğrendi. (çvr. uyuşturu kullanırken yapılan “yolculuk” türleri gibi) Ama, bu farklı yolculukların yaşamayı ya da gerçeği temel almadığını öğrendi. Onlar da ilüzyondu. Sevginin özünü, Ruh’un özünü ve gerçeğin özünü ona sağlamadılar.

Gautama bu derin reddetme düzeyiyle oynarken….beslenmediği için saçları dökülürken….ve ayak tırnakları gerçekten düşerken….”eğlendi”. Bedenini sevmiyordu. Onu reddediyordu. Ve kemikleri kırılganlaştığında, bu reddetmeyle ilgili, bu “hiç-birşey”le ilgili daha fazla şeyler öğrendi.

Bir gün, Gautama’nın iç sesi, aradığının bu olmadığını farketti. Bu, “işin” sadece bir yönüydü. Böylece (bulunduğu yeri) terk ederek yola devam etti. Derin düzeylerde gerçekleştirdiği meditasyonlarına devam etti. Törenlerine devam etti. Tüm o kutsal alıştırmalarına devam etti. Bunlar bir anlamda onu dürtmeye yarıyordu. Bunlar, dip noktaları yaratıyordu. Oh gerçekten, Gautama depresyona giriyordu ve korku ve endişelere sahipti. Ama aslında yaptığı şey, onu sonunda aydınlanmanın yeni bir düzeyine getirecek dip noktasını yaratmaktı.


Yolunun üzerinde, başka bir öğretmenden (söz edildiğini) duydu. Bu yeni ve bilge kişinin öğretileri ona gerçek ve derin gibi geldi. Böylece, ikinci bir üstat tarafından eğitilmeye gitti. İkinci üstat ona algılamamak sanatını öğretti. Herşeyin sadece ilüzyon olduğu sanatını öğretti.

Gautama bu eğitimi, zihnin bu oyununu, hiçbir algıya, anlayışa sahip olmamayı, birşeylerle ilgili hiç bir ilüzyona sahip olmamayı, herşeyi salıvermeyi sevdi. Bu bir anlamda, daha önce eğitimini gördüğü reddetmenin, karşı teziydi. Ama kısa zamanda “algılamama”nın, reddetmenin sadece başka bir biçimi olduğunu öğrendi. Herşeye ilüzyon denmesi ve hiç bir şeyin (şimdiye) geri getirilmemesi, deneyimlediğiniz “şimdi”nin reddedilmesi……bu, reddetmenin sadece başka bir biçimidir. Bu tanıdık geliyor mu, Shaumbra?


Gautama gerçekten aradığı yanıtı ve gerçeği bulamadan, derin kederler içinde ikinci okulu terketti. Bir noktada, yaşadığı bu reddetmelerin, engellerin ve “şimdi”de yaşamamanın…gerçek olmadığını farketti. Bedenini, ihtiyaç duyduğu enerjiyle beslemek amacıyla yeniden yemeye başladı. Biraz bolluk olan bir yaşantıya geri döndü. Bolluğa sahip olmamanın sadece acıya neden olduğunu farketti.


Bu yeni bilgelikle, anlayış….enerji….bolluk…bedeni besleme…..zihinde akışa izin verme dengesine sahip oldu. Aile olanlarla ve dostları olmuş olanlarla yeniden ilişki kurarak, “şimdi” dünyasına geri geldi.


Gautama’nın size bugün söylemekte olduğu şeyleri anlıyor musunuz sevgili dostlar? Reddetme yüzünden acı ve acı çekmelere katlandıktan sonra, o yaşamının en büyük aydınlanmasına ulaştı. Ağacın altında otururken, Gautama gerçekten, kendini insan olarak ifade eden Ruh olduğunu….ama gerçekten Ruh olduğunu farketti.

Bunu kendi düzeylerinin derinliklerinde anladığında, diğer insanlar da bunu onun yüzünde ve görünüşünde gördüler. Onu izlemeye başladılar. Onun sahip olduğu şeye sahip olmak istediler. İzleyenlere tekrar tekrar şunu söyledi, “O içinizdedir. Gerçekten, ben size deneyimimin bilgeliğini sunabilirim, ama yolculuğunuz size aittir.” İzlenmekten pek hoşlanmadı, ama insanlar onu izledi, onlar izledi.

Şimdi, Aydınlanmış Olan hakkında çok kitaplar yazıldı. Onun onuruna çok tapınaklar inşa edildi. Dünyanın her yerinde, insanlar onun yolculuğunu ve öğrendiği şeyleri konuşmaktadır. O bugün, size tek bir şey söylemek için burada bulunmaktadır : bu aydınlanma denen şeyi, bu tanrısal anlayış denen şeyi….yaşamında bütünüyle kavramış değildi. Ama bu, (şimdiki) yaşantınız sırasında sizin ulaşabileceğiniz bir şeydir Shaumbra.


Çeviri : Fevziye Peker
Derleme : Halil Gül

0 yorum:

Yorum Gönder

 
^ Başa dön