Almak ve Vermek Aynı Şeydir

Sayfayı Yazdırın
send email
Almak ve Vermek aynı şeydir. Evet bir süredir içimde fısıldayan bir şeydi bu. Bir arkadaşımın bana hediye vermek istediğini söylemesi ile ortaya çıkan bir alma direnci tetiklemişti beni. Sonrasında içime baktım. Tıkanıklığın nedenini görmeye çalışırken ortaya çıkan içgörü kalbimde bir his ve biliş olarak belirdi. Aynı şeylerdi ve bu his tek bir cümle ile zihnimde şekillendi. Almak ve Vermek aynı şeydir.

Bu sayfayı oluşturduktan sonra diğer blogları gezerken tanıdığım ve yazılarıma yorumlarıyla renk katan sevgili Ayhan Görür'ün sitesinde, aşağıda eklediğim Halil Cibran'ın alıntısına rastladım. Anlayışıma tercüman olan bir yazıydı. Okuduktan sonra burada paylaşmaya karar verdim. Daha güzel nasıl ifade edilebilirdi ki ? Halil Cibran'a, onun geniş yüreğine, bilgeliğine şükran duygumla paylaşıyorum.

Vermek ÜzerineSonra zengin bir adam dedi ki, bize Vermek’ten Söz Et.
Ve o ( El Mustafa ) yanıtladı:
  • Malınızdan mülkünüzden verirken pek fazla bir şey vermiş sayılmazsınız.
    Gerçekten vermek kendinden vermektir.
    Çünkü mal mülk, bir gün gerekir endişesiyle alıkoyup sakladığınız şeylerden başka nedir ki?
    Ve yarın, yarın ne getirir, kutsal kente gidin hacıların peşine düşmüşken, iz tutmaz kumlara kemikler gömen aşırı tedbirli köpeğe?
    Yokluk korkusu yoksunluğun bizzat kendisi değil midir?
    Kuyunuz suyla doluyken susuz kalmaktan korkmak, asıl giderilemez susuzluk değil midir?
  • Çok şeye sahip olup çok azını verenler vardır- bunu şan olsun diye yaparlar ve gizli arzu hediyelerini yoz eder.
    Bir de aza sahip olup hepsini verenler vardır.
    Bunlar yaşama ve yaşamın cömertçe verilmiş bir ödül olduğuna inananlardır ve onların sandığı hiç boş kalmaz.
    Sevinçle verenler vardır ve o sevinç onların ödülüdür.
    Ve acıyla verenler vardır ve acı onları arındırır.
    Ve veren ve verirken acıyı bilmeyen, sevinç aramayan, faziletli olmayı düşünmeden verenler vardır;
    Şu vadideki mersin ağacının kokusunu havaya saçması gibi verenler.
  • Tanrı böylelerinin elleri aracılığıyla konuşur ve onların gözlerinden dünyaya gülümser.
    İstenince vermek iyidir, fakat istenmeden, ihtiyacı anlayıp da vermek daha iyidir;
    Ve eli açık olanlar için, alacak olanı aramak vermekten daha büyük bir sevinçtir.
    Sanki alıkoyabileceğiniz bir şey var mı?
    Tüm sahip olduklarınız bir gün verilecek;
    Öyleyse şimdiden verin de, size ait olsun verme mevsimi, mirasçılarınıza kalmasın.
  • “Veririm ama sadece hak edenlere” dersiniz sık sık.
    Ne meyva bahçenizdeki ağaçlar böyle der ne de çayırlarınızdaki sürüler.
    Onlar yaşayabilmek için verir, çünkü vermekten kaçınmak yok olmaktır.
    Günler ve geceler bahşedilmeye değer bulunmuş olan, sizin vereceklerinizi almaya da lâyıktır kuşkusuz.

    Ve hayat ummanından içmeyi hak etmiş olan, sizin küçük derenizden tasını doldurmayı da hak eder.
    Ve bir şeyleri alma cesaretinden ve güveninden, hattâ hayır severliğinden büyük fazilet var mıdır?
    Önünüzde göğüslerini bağırlarını yırtıp itibarlarından soyunmaya, böylece size çırılçıplak değerlerini ve gizlisi saklısı kalmamış gururlarını sergilemeye kim adına zorlayabilirsiniz insanları?
    Siz önce bakın, veren olmaya ve vermenin aracı olmaya lâyık mısınız bakalım.
    Çünkü aslında hayata bir şeyler vermek hayata mahsustur – kendini bağışın kaynağı olarak sizler sadece tanıksınız.
    Ve siz alanlar – ve hepiniz alıcısınız – minnetin ağırlığını yüklenmeyin, yoksa kendinize ve verene boyunduruk takmış olursunuz.
    Tam tersine verenle birlikte hediyelerinin üzerinde yükselin kanatlanırcasına;

    Çünkü borcunuz konusunda aşırı titizlik, anası eli açık toprak ve babası Tanrı olanın cömertliğinden kuşku duymak demektir.
    Halil Cibran

    The Prophet
    Ermiş
    Çeviren: Ayşe Berktay
    Alkım Yayınevi

0 yorum:

Yorum Gönder

 
^ Başa dön