Aaron'un Öyküsü

Sayfayı Yazdırın
send email


Tobias'tan Öyküler


Tanrısal Anda Yaşamak

Yaratıcı (Yaratan) Dizisi - 14 Ekim 2000


Şimdi, krallık için yeni yerler ve topraklar keşfetmesi için, hükümeti tarafından görevlendirilmiş, Aaron adında bir denizci vardı. Ona bir gemi ve mürettebat verildi. Yolculuğu için malzemeler verildi. Bu yeni yerleri keşfettikten bir yıl sonra da dönmesi söylendi.

Böylece Aaron denize açıldı. Mürettebatı ile konuştu ve onlara emirlerini ve beklentileri hakkındaki ayrıntıları verdi. Onlara direklerin nasıl donatılmasını ve yelkenlerin hangi durumda bulunmasını istediğini söyledi. Onlara, gemideki işlerin nasıl yürütülmesini istediğini açıkladı. Denize ilk açıldıklarında, tanıdık topraklardan geçtiler. Denizde açılmaya devam ettikçe, yeni, haritası olmayan topraklara doğru yelken açtılar.


Şimdi Aaron ve mürettebatı, doğa güçleriyle birlikte çalıştılar, bazen de onlara karşı çalıştılar. Onlar, rüzgarlar ve akıntılar ve dalgalarla çalıştılar. Arada bir fırtınalar çıktı ve bunlarla savaştılar. Aaron her gece hangi yöne, doğuya mı, batıya mı, güneye mi, kuzeye mi gideceğini belirlemek amacıyla pusulası ile çalıştı. Bu yeni topraklara giderken, içinden geçtikleri çok sınavlar ve büyük sıkıntılar yaşadılar. Aaron, ilerlemeleri kaydetmekteydi. Bir sonraki günün planını yapmaktaydı. Yol göstermesi amacıyla, devamlı teleskopundan ufuğa bakmaktaydı. Yeni adalarda durup, çevreyi ve enerjileri gözlemlemekteydiler. Yeni malzeme ve yeni kumanya alıp, yeni insan türleriyle karşılaşmaktaydılar.



Tüm bu yolculuk boyunca, Aaron, gerçekte yeni topraklar keşfetmediğine dair huzursuz bir his içindeydi. Geminin gerçekte, çok uzak ve egzotik topraklara doğru yol katetmediği hissine kapıldı. Keşfettikleri yerlerin, aslında sadece geldiği yerin gölgeleri olduğuna dair bir hisse kapıldı. Ama yolculuğuna devam etti. Gemisini hareket ettirmek için rüzgarı kullanmaya devam etti. Mürettebatını, daha fazla çalışması için, zorlamaya devam etti. Geceler ve gündüzler, mücadelelerle dolu, uzun ve zorluydu. Mürettebatın çoğu hastalandı. Bazıları yolculuk sırasında öldü. Adalarda bulunan ve pek de dost yanlısı olmayan kabilelerle savaşlar oldu. Yolculuk zordu ve bedeli ödenmekteydi.
Bir yılın sonunda yuvaya geri dönerken, Aaron beraberinde getirmekte olduğu hazinelere baktı. Yeni çeşit yiyecek ve yeni çeşit mallara baktı ve kendi kendine, “ben hedefe vardım ama bu hiç de tamamlanmış gibi değil, hiç de tamamlanmış gibi değil, çünkü ödenen bedel büyük oldu” diye düşündü. Adamlarından çoğu, onunla birlikte dönmemekteydi. Çoğu hala hastaydı. Çoğu kırgın ve korku doluydu. Ve Aaron’un yolculuğu böyle bitti. Ve hatta, Dünya üzerindeki yaşamı da böyle bitti.
Şimdi Aaron, bir sonraki yaşamına, yine bir denizci olarak döndü. Geri geldi ve çocukluğunda, yeni çeşit bir enerjide, yeni çeşit bir denizci olmasını sağlayacak şeylerden törpülenerek geçti. Aaron büyüdüğünde, yeniden yelken açmaya hazırdı. Ama bu sefer, Aaron’un mürettebatı yoktu. Bu kez yalnız gitmeye karar vermişti. Kendi başına gitmeyi seçmişti. Krallık için çalışmamak, bir hükümet için çalışmamak, yolculuğu kendi başına gerçekleştirmek seçimini yapmıştı. Çıkacağı yolculuğa tam da uygun olan gemiyi kendi başına inşa etti.
Hücresel benliğinde, denizci ve araştırmacı olarak yaşadığı önceki hayatında öğrendiği şeylerin saklı anıları vardı. Aaron yeni gemisiyle denize açıldığında, pusulasını evde bıraktı. Malzemelerini evde bıraktı. Harita ve kağıtlarını evde bıraktı. Ve denize açıldığında, rüzgarlarla mücadele edeceğine, akıntılarla mücadele edeceğine, sadece yelkenleri açtı, ve yeni bir rotaya götürülmeye izin verdi.
Yolculuğunun ilk günlerinde, Aaron sinirliydi ve korkmaktaydı, çünkü yolculuğuna sadece “izin verme”nin, onu felakete sürükleyebileceğini düşünmekteydi. “İzin vermek” belki de gemisini alıp, kayalara çarpacaktı. Ama bıraktı. Güvendi. Rüzgarlar ve akıntılar onu kesinlikle farklı bir rotaya ve farklı bir yöne götürmeye başlamıştı. Aaron her gününü, geçmişteki ilerlemelerini haritaya kaydetmek endişesi olmadan ve geleceğini yönlendirmesi için de pusulasını kullanmak gereği duymadan yaşadı.
Her günü, tüm uygunluğuyla gemisinin gitmesi gereken yere götürülmesine izin vererek yaşadı. Bazen Aaron’un zihninde, rotanın, gidilmesi gereken doğru yol olmadığı düşüncesi beliriyordu, ama Aaron bırakması gerektiğini bilmekteydi.


Aaron anda bulunmayı öğrendi. Zamanı geldiğinde, Aaron kesinlikle yeni ülkelere, çok güzel ülkelere, daha önce hiç düşünemeyeceği şeylerle dolu ülkelere getirilmekteydi. Oh, bunlar, geçmiş yaşamlarında deneyimlediği küçük adalar gibi değildi! Bunlar yeni enerjiye, yeni fırsatlara ve yeni güçlere sahip büyük, yeni ülkelerdi. Gemisinin, sahip olduğu anlayışının ötesinde olan alanlara, ülkelere, keşiflere götürülmesine izin verdi!
Eski enerji araçlarını bir kenara koyduğunda, akıntılar ve rüzgarlarla bu yeni yerlere götürülmekteydi. Bu yeni ülkelerde birçok armağanlar aldı, anlayış ve bilgelik armağanını, Güçlenme armağanını, birlikte-yaratmak armağanını ve dinginlik ve sevinç armağanını aldı. Anayurduna geri döndüğünde, bu armağanları de beraberinde getirdi. İnsanlar onu karşılayıp da, armağanlar hakkında soru yönelterek, onları nereden aldığını sorduğunda, sadece yeni ve çok güzel yerlere gittiği açıklamasını yaptı. Bir tanrısal el tarafından ona yol gösterildiğini ve bunun da kendi tanrısal eli olduğunu bildiğini açıkladı! Bu armağanları, anayurdunda bulunan diğer insanlarla paylaşmak üzere geri getirdi. Ve Aaron’un öyküsü böyle sürer gider. Bu basittir sevgili dostlar. Basittir! Bunu bu kadar zorlaştırmaya çalışmayın. Ders Üç – Aaron’un yolculuğu sırasında öğrendiği şey – “TANRISAL ANDA YAŞA”dır.


Çeviri : Fevziye Peker

Derleme : Halil Gül

0 yorum:

Yorum Gönder

 
^ Başa dön